|
Tweet |
Hicret'in beşinci veya altıncı yılında Cemaziyelahir ayının beşinde Medine’de dünyaya gelmiştir. İsmini, Hz. Muhammed (s.a.a) koymuş ve kucağına alıp öptükten sonra şöyle buyurmuştur: “Bütün ümmetime tavsiye ediyorum ki bu kızı koruyup saygı göstersinler, hakikaten bu kız Hatice Kübra (s.a) gibidir.”
Hz. Zeynep (s.a) küçüklüğünden itibaren Hz. İmam Hüseyin’e şiddetli ilgi duymaktaydı. Bu şaşırtıcı aşırı sevgiyi gören Hz. Zehra (s.a) bir gün konuyu babası Hz. Resulullah’a (s.a.a) açar ve Peygamber efendimiz şöyle buyurur: “Ey gözlerimin nuru! Bu kız, Hüseyin ile birlikte Kerbela’ya gidecek ve abisinin dert ve musibetlerine ortak olacaktır.“
Hz. Zeynep (s.a) sabır ve istikamet abidesidir. Kendisi İmam Hüseyin (a.s) ile birlikte Kerbela’da yer almıştır. Kerbela savaşı sonrasında Muharrem’in onunda (Aşura günü) bir grup Ehlibeyt ile birlikte esir düşerek Kufe’ye oradan da Şam’a götürülmüştür. Esareti boyunca öteki esirleri koruyup kollamasının yanı sıra insanları irşat edici aydınlatıcı hutbeler de okumuştur.
Hz. Zeynep (s.a), babası Hz. Ali (a.s) ve annesi Hz. Fatıma’dan (s.a) hadisler nakletmiştir. Buna ek olarak, babası Hz. Ali’nin (a.s) hilafeti döneminde Kufe kadınlarına çeşitli konularda özellikle Kur’an tefsiri dersleri vermiş olması, O’nun bilgisini ortaya koymaktadır..
Hz. Zeyneb-i Kübra (s.a) geceleri ibadetle geçirirdi. Yaşamı boyunca hiçbir zaman teheccüd (gece namazını) terk etmemiştir.
Örnek gösterilen bir kişiliğe sahip olan Hz. Zeyneb-i Kübra (s.a) şecaat, fesahat ve belagati ile Kerbela kıyamının kalıcı olmasına neden olmuştur. Tarihi kayıtlara göre hicretin altmış üçünde Şam’da hayatını kaybetmiş ve orada defnedilmiştir.
Hz. Zeyneb’in (s.a) babası İmam Ali, annesi Hz. Fatıma’dır (s.a).[1] En meşhur ismi Zeynep’tir. Sözlükte güzel kokulu ve güzel manzaralı ağaç[2] ve “zeyn-eb”, yani “babasının süs" ve ziyneti” anlamına gelmektedir. Çeşitli rivayetlere göre, Hz. Zeyneb’in (s.a) ismini bizzat Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) koymuştur. Elbette Efendimiz de Allah tarafından Hz. Ali (a.s) ve Hz. Fatıma’nın (s.a) çocukları için belirlediği ismi koymuştur.[3]
Hz. Resul-ü Kibriya Efendimiz (s.a.a) kundaktaki çocuğu kucağına alıp öptükten sonra şöyle buyurmuştur: “Hazırda ve gaipte olan ümmetime tavsiye ediyorum ki bu kızı koruyup saygı göstersinler. Hakikaten bu kız Hatice Kübra (s.a) gibidir.” [4]
Hz. Zeyneb’in (s.a) çok sayıda lakabı vardır. Örneğin: Ben-i Haşim’in Akilesi, Öğretmeni olmayan alime, arife, muvassaka, Fazile, Kamile, Al-i Ali’nin Abidesi, Masume Suğra, Eminetullah, Naibetu’z-Zehra, Naibetu’l Hüseyin, Akiletu’n-Nisa, Şeriketu’ş-Şüheda, Baliğe, Fasihe ve Şeriketu’l Hüseyin.[5]
Künyeleri olarak da Ümmü Gülsüm ve Ümmü’l Mesaib’i zikretmişlerdir.[6]
İmam Hüseyin’e (a.s) Olan İlgisi
Hz. Zeynep (s.a) küçüklüğünden itibaren Hz. İmam Hüseyin’e (a.s) şiddetli ilgi duymaktaydı.Her ne zaman Şehitlerin Efendisi’ni görmezse, tahammülsüzlük gösterir ve abisinin güzel cemalini görünce mutlu olurdu.[7] Beşikte ağladığında İmam Hüseyin’i (a.s) görmesi veya sesini duyması ile sakinleşirdi.[8]
Bu şaşırtıcı aşırı sevgiyi gören Hz. Zehra (s.a) bir gün konuyu babası Hz. Resulullah’a (s.a.a) açar. Peygamber efendimiz şöyle buyurur: “Ey gözlerimin nuru! Bu kız, Hüseyin ile birlikte Kerbela’ya gidecek ve ağabeyinin dert ve musibetlerine ortak olacaktır.”[9]
Aşura günü Muhammed ve Avn adlı oğullarını alarak ağabeyi İmam Hüseyin’in yanına giderek şöyle arz eder: “Ceddim Hz. İbrahim Halil (a.s) Allah katında kurbanlığı kabul etmiştir, sen de bu iki kurbanı benden taraf kabul et! Eğer kadınlara cihat caiz olsaydı, kesinlikle canımı canana feda ederdim.”[10]
Faziletleri, Menkıbeleri ve Özellikleri
İlim
Hz. Zeyneb’in (s.a) Kufe’de Ubeydullah b. Ziyad ile ve aynı şekilde Yezid’in sarayında Kur’an ayetleriyle delil getirerek konuşması ve hutbelerinin her biri O’nun bilgi ve ilmini ortaya koymak açısından güzel kanıtlardır. Hz. Zeynep (s.a), babası Hz. Ali (a.s) ve annesi Hz. Fatıma’dan (s.a) hadisler nakletmiştir.[11] Buna ek olarak, babası Hz. Ali’nin (a.s) hilafeti döneminde Kufe kadınlarına ders ve Kur’an tefsiri dersleri vermesi, yine onun bilgisini ortaya koymaktadır.[12]
Hz. Zeynep (s.a) rivayet ve hadisleri beyan makamında idi, Muhammed b. Amr, Ata b. Saib, Fatıma bintu’l Hüseyin ve başkaları Hz. Zeynep’ten hadisler nakletmişlerdir.[13] Hz. Zeynep (s.a), Masumlardan (a.s) Şiaların konumu, Al-i Muhammed sevgisi, Fedek olayı, komşular, Bi'set ve başka farklı konularda hadisler nakletmiştir.
Ben-i Haşim’in Akilesi olan Hz. Zeynep (s.a), gelecekte yaşanacak olayların bilgisini bile değerli babasından öğrenmiştir.[14]
İbadet
Hz. Zeyneb-i Kübra (s.a) geceleri ibadetle geçirirdi. Yaşamı boyunca hiçbir zaman teheccüd (gece namazını) terk etmemiştir. İbadetlerle o kadar meşgul olurdu ki kendisine “Al-i Ali’nin abidesi” (ibadet edeni) diye lakap takmışlardı.[15] Gece ibadetlerini hatta Muharrem ayının onunda ve onbirinde bile terk etmemiştir. İmam Hüseyin’in (a.s) kızı Fatıma şöyle diyor:
Aşura gecesi, halam her an mihrapta ibadete duruyor, namaz kılıyor, dua ediyor ve gözlerinden yaşlar akıyordu.[16] Hz. Zeyneb’in (s.a) Allah’la olan irtibatı öyle bir boyutta idi ki Aşura günü İmam Hüseyin (a.s) kız kardeşine veda ederken şöyle buyurmuştur:
“Ey bacım! Beni gece namazlarında unutma.”[17]
Hicap ve İffeti
Hz. Zeyneb’in (s.a) hicap ve iffeti hakkında tarihte şöyle yazılmıştır: Zeynep (s.a) Resulullah’ın kabrinin yanındaki Mescid-i Nebi’ye gitmek istediğinde, Hz. Ali (a.s) gece gitmesini emretmiş ve Hasan (a.s) ve Hüseyin’den (a.s) kız kardeşleriyle birlikte gitmelerini istemiştir. Önde İmam Hasan (a.s), ortada Hz. Zeynep (s.a) ve arkasında da İmam Hüseyin (a.s) hareket etmekteydiler. Onlar, Muttakilerin Mevla’sı Hz. Ali’den aldıkları emir gereği Hz. Zeyneb’i bir namahrem görür diye hatta Hz. Resulü Kibriya’nın (s.a.a) kabri şeriflerinin üzerinde bile ışık yakmamaya memurlardı.[18] Yahya Mazeni şöyle diyor: Ben, Medine’de, uzun bir süre Hz. Ali’nin komşusu idim. Allah’a yemin ederim ki bu süre zarfında Hz. Zeyneb’i görmedim ve sesini duymadım.[19]
Sabır ve İstikamet
Hz. Zeynep (s.a) sabır ve istikamet vadisinin öncülerindendir. Ağabeyi İmam Hüseyin’in (a.s) kanlı bedenini öylece yerde görünce, gökyüzüne doğru yüzünü çevirerek şöyle demiştir: “Allah’ım! Bu naçiz kurbanımızı ve senin yolunda öldürülmüş bu şehidi bizden (Peygamber Ailesinden) kabul buyur”[20] Araştırmacı yazarlardan birisi şöyle diyor: Zeyneb’in (s.a) lakaplarından birisi de “er-Raziye bi’l Kader ve’l Kaza”dır (Kaza ve Kadere razı olan). Bu şerefli hanım, zorluk ve sıkıntılar karşısında ayakta durmuştur. Eğer o musibetlerin bir miktarı yüce dağlara verilseydi, dağlar erir ve yok olurdu, ancak o bir başına, yalnız, garip ve kimsesiz ve mazlum hanım, sağlam bir dağ gibi… her zorluğun karşısında ayakta durmayı başarmıştır.[21] Hz. Zeynep (s.a) defalarca İmam Seccad’ın (a.s) canını kurtarmıştır; örneğin İbn Ziyad’ın meclisinde, İmam Seccad’ın (a.s) delil getirerek konuşmasının ardından, İbn Ziyad, İmam'ın (a.s) öldürülme emrini verdiğinde Hz. Zeynep (s.a) elini kardeşinin oğlu İmam Seccad'ın (as) boynuna atar ve ‘ben hayatta olduğum sürece, onu öldürmenize müsaade etmeyeceğim’ diye buyurur.[22]
Fesahat ve Belagat
Hz. Zeynep (s.a) fesahat ve belagati baba ve annesinden miras olarak almıştır. Konuştuğu sırada, sanki babasının dilinden konuşurdu.[23] Kufe’de, Yezid’in meclisinde ve ayrıca Ubeydullah b. Ziyad’la yaptığı konuşmaları, babası İmam Ali’nin (a.s) hutbeleri ve annesi Hz. Fatıma Zehra’nın (s.a) Fedekiye hutbesiyle birebir benzerlikler taşımaktadır.[24] Hz. Zeynep (s.a) Kufe’de o eşsiz fasih hutbesini okuduktan sonra, insanlar ellerini ağızlarına götürmüş ve şaşkın bir şekilde bir birlerinin yüzüne bakmışlardır. O esnada yaşlı bir adam ağlar bir halde şöyle demiştir: Anam ve babam, yaşlıları en üstün olanların yaşlıları, çocukları en üstün olanların çocukları, kadınları en üstün olanların kadınları, nesil ve soyları en yüce ve üstün olan bu aileye feda olsun.[25]
Hz. Zeynep Kerbela Faciasında
Aşura kıyamı, İmam Hüseyin’in (a.s) şehadeti ile son amacına ulaşmamıştır, bilakis onun hidayet ve rehberliği Hz. Ali’nin (a.s) kızı ve İmam Hüseyin’in (a.s) kız kardeşi Hz. Zeynep (s.a) eliyle gerçekleşmiştir. Hz. Zeynep (s.a) kardeşi tarafından bu görevi üstlenmiştir. İmam Hüseyin (a.s) çeşitli vasiyetleri ile kız kardeşini bu işe hazırlamıştır.
Aşura günü ikindi vakti, İmam Hüseyin’in (a.s) yere düştüğünü ve düşmanların onu öldürmek için etrafını sardığını gören Hz. Zeynep çadırdan dışarı çıkmış ve Saad b. Vakkas’ın oğlu Ömer b. Saad’a hitaben şöyle demiştir:
«یابن سَعد! اَیقتَلُ اَبُو عبداللّه وَ انتَ تَنظُرُ اِلَیهِ؟»
“Ey Sa’d’ın oğlu! Ebu Abdullah (Hüseyin) öldürülecek ve sen öylece seyirci kalacaksın öyle mi?!”[26]
Saad oğlunun sustuğunu ve bir cevap vermediğini gören Hz. Zeynep (s.a) şöyle feryat etmiştir:
« وا اخاه! واسیداه! وا اهل بیتاه! لیت السماء انطبقت علی الارض و لیت الجبال تدكدكت علی السهل»
“Vay kardeşim, va Efendim, vay Ehlibeytim! Keşke gökyüzü yerde parçalansaydı! Keşke dağlar paramparça olup yere serilseydi!”[27]
Hz. Zeynep (s.a), bu cümleleri ile kıyamın ikinci aşamasını başlatıyordu. Hz. Zeynep (s.a) kendisini kardeşine ulaştırdı, göğe bakarak şöyle buyurdu: “Allah’ım! Bu kurbanı bizden kabul buyur.”[28] Hz. Zeynep (s.a) daha sonra şehitleri acıklı ağıtlarla, gözyaşı dökerek anmış ve geride kalan yetimlerin bakımını üstlenerek, gece namazı ve Allah’a yakarışla sabah etmiştir.
Hz. Zeyneb’in İmam Hüseyin (a.s.)'ın bedeninin başına geldiği an
Hz. Zeynep (s.a), İmam Hüseyin’in (a.s) naaşının yanında, Medine’ye doğru dönerek durmuş ve kalpleri parçalayan şu şekilde ağıtlar yakmıştır:
"Ey Muhammed (s.a.a)! Bu Hüseyin'dir (a.s); kanına boyanmış ve doğranmış! Bunlar da senin kızlarındır; esir edilmiş. Bu zalimeri Allah'a, Muhammed Mustafa'ya (s.a.a), Ali Murtaza'ya (a.s), Fatımat'üz-Zehra'ya (a.s) ve şehitler Efendisi Hamza'ya şikâyet ediyorum. Ey Muhammed! Bu senin Hüseyin'indir; Kerbela'da üryan bırakılmış ve seher yeli toprak serpiyor üzerine. Bu senin Hüseyin'indir; zinazâdelerin zulmüyle öldürülmüş. Aman bu hüzünden, aman bu beladan! Bu gün ceddim Resulullah'ın (s.a.a) dünyadan göçtüğü gündür. Ey Muhammed'in (s.a.a) yarenleri, bu esir götürülenler sizin Peygamberinizin (s.a.a) evlatlarıdır!"
Ey Muhammed! Kızların esir edildi ve oğulların öldürüldü. Seher yeli o bedenlerin üzerine toprak savurmaktadır şimdi. Bu senin Hüseyin'indir; başı boynundan arkadan kesilmiş, sarık ve hırkası yağmalanmış. Babam feda olsun ona ki, ordusu katledildi ve yağmalandı.[29]
Babam feda olsun O'na ki, çadırları yakıldı/yıkıldı. Babam feda olsun O'na ki, gittiği yolculuktan dönmeyecek ve yaralarına merhem konmayacak.[30]
Hz. Zeyneb’in (s.a) ah figanları dost ve düşmanları etkisi altına almış ve herkesi gözyaşlarına boğmuştu.[31]
Yezid’in Sarayında
Yezid, sarayında görülmemiş büyüklükte bir toplantı yaptı ve ülkenin en önemli askeri ve siyasi adamlarını davet etti.[32]Esirlerin önünde küfür ve inkar içerikli şiirler okudu ve kendince zaferini kutlayarak, Kur’an ayetlerini tevil ederek kendi lehine yorumladı.[33] Yezid elindeki çubukla, Peygamber evladı İmam Hüseyin’in (a.s) mübarek kesik başına vurarak edepsizlikte bulundu.[34] Peygamber Efendimiz (s.a.a) ve İslam dinine olan kinini aleni ederek inkâr içerikli bir şiir okudu:
"Ah nerede, Bedir'de öldürülen atalarım, olsalardı da görselerdi nasıl da Hazrec kabilesi, kılıçlarımızın darbesiyle inliyor. Görselerdi de bunun sevinciyle çığlık atarak `Ey Yezid, ellerin kırılmasın’ deselerdi. Bizler Beni Haşim büyüklerini öldürerek, bunu Bedir savaşının yerine hesap ettik ve oradaki yenilgiye karşılık bu zaferi kazandık. Beni Haşim hükümetle oynadı, yoksa ne göklerden bir haber vardı ne de ona vahiy nazil oldu![35] Ben eğer Ahmed’in (s.a.a) (Hz. Muhammed Mustafa) çocuklarından intikam almazsam Hunduk’un soyundan değilim.” [36]
Bir anda Hz. Zeyneb-i Kübra (s.a) meclisin köşesinden kalkarak Yezid’in sözünü kesti ve açık bir tonla bir konuşma yaptı. Hz. Zeyneb’in (s.a), Yezid’in yeşil sarayında yaptığı konuşma İmam Hüseyin’in (a.s) hakkaniyetini ve Yezid’in batıllığını apaçık ortaya koydu. Hz. Zeyneb’in (s.a) mantık dolu hutbesi, oradakileri ciddi bir şekilde etkisi altına aldı. Öyle ki Yezid esirlere karşı biraz da olsa yumuşadı, esneklik göstermeye başladı ve her türlü şiddetten sakındı.[37] Yezid, kendi adamlarına esirlere ne yapması gerektiğini danıştı. Bazıları onlara da (İmam Hüseyin ve adamlarına yaptıkları gibi) aynı şekilde davranması gerektiğini söyledi, ancak Numan b. Beşir, ona esirlere yumuşak davranma tavsiyesinde bulundu.[38] Hz. Zeyneb’in (a.s) aydınlatıcı konuşmaları sonucunda Yezid, İmam Hüseyin’in (a.s) şehadetini İbn Ziyad’ın üzerine atmak zorunda kalmış ve ona lanet etmiştir.[39]
Yezid, esirlere birkaç gün Şam’da ölülerine ağıt yakmalarına izin verdi. Ebu Süfyan hanedanına mensup kadınlar, örneğin Yezid’in eşi Hind, (harabede) Ehlibeytin (a.s) yanına giderek Allah Resulü'nün kızının el ve ayaklarına kapanarak öptü. Ağlayarak ağıt yaktı ve üç gün matem meclisi düzenledi.[40]
Hz. Zeynep (s.a) hicretin altmış üçüncü yılında Recep ayının birinde eşi Abdullah b. Cafer ile Şam’a yaptığı bir yolculukta vefat etmiş ve orada da defnedilmiştir. Bazıları Medine veya Mısır’da defnedildiğini söylemiştir.[41]
------------
[1]- İbn-i Asakir, İ’lamu’n-Nisa, s. 189 ve 190.
[2]- Cubran Mes’ud, Er-Raid, tercüme: Rıza İnzaci, ikinci baskı, Meşhed, Astan-ı Kuds-i Razevi, c. 1, s. 924, 1376.
[3]- 3.Bakır Şerif Kureyşi, es-Seyyide Zeynep s. 39; Hasan İlahi, Zeyneb-i Kübra (s.a) Akile-i Ben-i Haşim, Tahran, Aferine, s. 29, 1375; Seyyid Kazım Erfa, Hz. Zeynep (s.a), Siyre-i Ameli Ehlibeyt, s. 7.
[4]- Ebu’l Kasım ed-Dibaci, Zeyneb-i Kübra Betalete’l Hürriyet, ikinci baskı, Beyrut, el-Belağ, s. 15, 1417; Seyyid Nurettin Cezairi, s. 44.
[5]- Nurettin Cezairi, el-Hasaisetu’z-Zeynebiye, s. 52 ve 53.
[6]- Nurettin Cezairi, el-Hasaisetu’z-Zeynebiye, s. 48; Bakır Şerif Kureyşi, es-Seyyide Zeynep (s.a) s. 39.
[7]- Reyahinu’ş-Şeria, c. 3, s. 41.
[8]- Cafer Nakdi, a.g.e, 95.
[9]- Hasan İlahi, a.g.e, 81.
[10]- Muhammedi İştihardi, Hz. Zeynep (s.a) Furuğ-u Taban-ı Kevser, s. 38-39.
[11]- İbn-i Asakir, İ’lamu’n-Nisa, s. 189.
[12]- Delailu’l İmamet Taberi, c. 3; Mehellati, Zebihullah, Reyahinu’ş-Şeria, s. 57.
[13]- Nehcü’l Belağa İbn-i Ebi’l Hadid, c. 16, s. 210; Vesailu’ş-Şia, c. 1, s. 13 ve 14; Biharu’l Envar, c. 6, s. 107.
[14]- Mehellati, Zebihullah, Reyahinu’ş-Şeria, c. 3, s. 56 ve 73.
[15]- Cafer Nakdi, a.g.e, 61.
[16]- Ahmed Sadıki Erdestani, a.g.e, s. 106.
[17]- Mehellati, Zebihullah, Reyahinu’ş-Şeria, c. 3, s. 62; Cafer Nakdi, a.g.e.
[18]- Seyyid Abdul Hüseyin Destğeyb, Zendigani Hz. Zeynep (s.a), Tahran, Kaveh, s. 19.
[19]- Muhammedi İştihardi, Hz. Zeynep (s.a) Furuğ-u Taban-ı Kevser, s. 99.
[20]- Seyyid Ali Naki Feyzü’l İslam, Hatun Dusera, s. 185.
[21]- Seyyid Nurettin Cezairi, el-Hasaisetu’z-Zeynebiye, s. 24.
[22]- Muhammed Bakır Meclisi, Biharu’l Envar, c. 45, s. 117.
[23]- Ahmed Beheşti, s. 51.
[24]- Seyyid Kazım Erfa, Hz. Zeynep (s.a), Siyre-i Ameli Ehlibeyt, s. 88.
[25]- Seyyid İbn-i Tavus, el-Luhuf, s. 179; Muhammed Bakır Meclisi, Biharu’l Envar, c. 45, s. 110.
[26]- Ali Nezeri Münferit, Kıssa Kerbela, s. 371.
[27]- Seyyid İbn-i Tavus, el-Luhuf, s. 159 ve 161; Seyyid Abdurrezzak Musevi, Mektelu Mukrim, tercüme: Azizullahi Kirmani, s. 192.
[28]- Seyyid Ali Naki Feyzü’l İslam, Hatun Dusera, s. 185.
[29]- Ebu Mihnef, s. 259; Muhammed Bakır Meclisi, Biharu’l Envar, c. 45, s. 159.
[30]- Muhammed Bakır Meclisi, Biharu’l Envar, c. 45, s. 59.
[31]- Ebu Mihnef, s. 295; Muhammed Cerir-i Taberi, Tarihu’l Umem ve’l Muluk, Kahire, Matbaatu’l İstikamet, c. 5, s. 348 ve 349, 1358; Muhammed Bakır Meclisi, Biharu’l Envar, c. 45, s. 59.
[32]- Seyyid Abdul Kerim Haşimi Nejad, s. 330.
[33]- Muhammed Muhammedi İştihardi, Hz. Zeynep (s.a) Furuğ-u Taban-ı Kevser, s. 330.
[34]- Hasan İlahi, a.g.e, 208.
[35]- Ebu Mihnef, s. 306 ve 307; Seyyid İbn-i Tavus, el-Luhuf, s. 213.
[36]- Hunduk, Yezid’in baba tarafından ceddidir ve Yezid’le onun arasında onüç vasıta vardır.
[37]- Muhammed Bakır Meclisi, Biharu’l Envar, c. 45, s. 135; Seyyid İbn-i Tavus, el-Luhuf, s. 221.
[38]- Muhammed Bakır Meclisi, Biharu’l Envar, c. 45, s. 135; Seyyid İbn-i Tavus, el-Luhuf, s. 221.
[39]- Şeyh Müfid, el-İrşat, s. 358; Hasan İlahi, a.g.e, 244.
[40]- Ebu Mihnef, s. 311; Şeyh Abbas Kummi, s. 265.
[41]- Kazvini, Muhammed Kazım, Zeyneb-i Kübra (s.a) mine’l Mehdi ile’l Lehd, s. 434.
tesettürlü escort ,fatih escort ,türbanlı escort ,travesti escort ,taksim escort ,beylikdüzü escort ,çapa escort
halkalı escort ,avrupa yakası escort ,şişli escort ,avcılar escort ,esenyurt escort ,beylikdüzü escort ,mecidiyeköy escort ,istanbul escort ,şirinevler escort ,avcılar escort
