Bugun...



Eşler Arasındaki Anlaşmazlıkları Çözmek İçin Pratik Çözümler

Karı koca arasındaki ilişkilerde çatışma ve anlaşmazlık yaşanma ihtimali daha yüksektir; çünkü eşler birbirleriyle daha fazla vakit geçirirler. Eğer eşler karşılıklı hak ve sorumlulukları konusunda bilgi sahibi değillerse, ilişkilerinde sorun yaşarlar.

facebook-paylas
Tarih: 22-04-2026 11:23

Eşler Arasındaki Anlaşmazlıkları Çözmek İçin Pratik Çözümler

Bismillahirrahmanirrahim

 

Giriş

Aile ocağı, üyeleri arasındaki iletişim halkaları setinden oluşur; kadın ve erkek, birbirlerine duydukları ilk eğilim ve evlilik bağıyla bu önemli ve hayati toplumsal kurumun ana sütununu inşa ederler. Bu iletişim halkalarından biri olan karı koca arasındaki ilişkinin korunması ve iyice güçlendirilmesi gerekir; zira eşler arasındaki ilişkilerin sağlıklı ve cazibeli olması, daha tatlı bir yaşam sürülmesini sağlar. Beşerî ilişkilerde çatışma kaçınılmaz bir olgu olduğundan, karı koca arasındaki ilişkilerde çatışma ve anlaşmazlık yaşanma ihtimali daha yüksektir; çünkü eşler birlikte daha fazla vakit geçirirler ve bu özel iletişim sürecinde alışkanlıklar ya da farklılıklar daha belirgin hale gelerek rahatsız edici olabilir. Eğer eşler karşılıklı hak ve sorumlulukları konusunda bilgi sahibi değillerse, ilişkilerinde sorun yaşarlar. Bu sorunların önlenmesi ve aile temelinin sağlamlaştırılması için çatışma ve problem anlarında uygulanabilecek bazı çözüm yolları mevcuttur; bu makalede bunlardan bazılarına değineceğiz.

 

Kavramsal Çerçeve

Sözlükte "arz" kökünden türeyen ve “tefâul” babında Arapça bir masdar olan “taaruz”, “birbirine müdahale etmek, birbirine zıt düşmek, birbirine engel olmak, birbiriyle çelişmek ve ihtilaf etmek” anlamlarına gelir. Evlilikte çatışma ise, eşler arasında uzlaşının olmaması, birbirlerine muhalefet etmeleri, fikir, hedef ve davranışlardaki uyumsuzlukların birbirine karşıt bir hal almasıdır. Aynı zamanda çatışma, birbiriyle örtüşmeyen çıkarlar, farklı hedefler ve algı farklılıkları sonucunda ortaya çıkan çekişmeleri ifade eder.

 

İslam’da Ailenin Önemi ve Konumu

Toplumun en temel taşı, çeşitli kültürlerin odağı, bireylerin ve ümmetlerin saadet veya bedbahtlığının zemini olan aile, başka hiçbir kurumla kıyaslanamayacak özel bir konuma ve kutsiyete sahiptir. İslam’ın yapıcı öğretilerinde aile, Allah-u Teâlâ’nın rızasına mazhar olmuş mübarek bir ocaktır; öyle ki Peygamber Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

"İslam’da, Allah katında evlilikten (aile kurmaktan) daha sevimli bir bina inşa edilmemiştir."

Kur'an-ı Kerim de pek çok yerde aile bağlarının güçlendirilmesi konusuna değinmiş ve bu meseleyi vurgulamıştır; hatta aileyi hükümlerin, hakların ve insani ilişki adaplarının odak noktası olarak tanıtmış, ailenin rolünü ve konumunu birçok ilkeler, öğretiler ve emirlerle sağlamlaştırmıştır.

 

Eşler Arasında Çatışma Çözümü İçin Pratik Çözümler

Eşler arasında sorun çıktığında, bazı stratejileri akılcı bir şekilde uygulamak, aile ortamına huzuru yeniden getirebilir. Bu alanda pek çok yöntem bulunsa da sadece birkaçına değinilecektir:

 

1. Çevredeki Kişilerin Müdahalesine İzin Vermemek ve Aile İlişkilerini Yönetmek

Bazen ebeveynlerin iyi niyetle ve kasıtsız olarak yaptıkları müdahaleler, eşler arasında anlaşmazlıklara zemin hazırlar. Örneğin bazı anne ve babalar, genç çiftin tecrübesizliğini bahane ederek sürekli çocuklarının hayatına müdahale eder; onları kendi yaşam tarzlarını benimsemeye veya hayatlarını ebeveynlerinin yönettiği gibi yönetmeye zorlarlar. Hatta bazen çocuklarının eşini, kendi ailevi değerlerine uymaya alıştırmaya çalışırlar. Bu tür meseleler genellikle eşler arasında ihtilafa neden olur; bu sebeple her bir eş, kendi ebeveynine karşı edep ve saygısını koruyarak, sorunların çözümünde onların tecrübe ve istişarelerinden faydalanırken aynı zamanda yersiz müdahalelere de engel olmalıdır. Bazen danışmanlık niyetiyle yapılan bu müdahaleler, eşlerde kötü zan, kuşku ve karamsarlığa yol açabilir. Evlilikte gizlilik ilkesine riayet etmek, ortak yaşamın sınırlarını belirlemek ve başkalarının özel hayata müdahale etmesine izin vermemek, eşler arasındaki çatışma ve sorunları büyük ölçüde azaltabilir.

Kur'an, eşler arasındaki ruhsal ve duygusal bağlılık ilkesine atıfta bulunarak, bu bağlılığın her iki tarafın kendi ailesiyle olan ilişkisiyle çatışmaması için onlara ebeveyn haklarına riayet etmeyi tavsiye etmiştir. Ayrıca "sıla-i rahim" kapsamında, ailevi iletişim ve sosyalleşmenin bir parçası olan ziyaretler konusunda pek çok tavsiyede bulunmuştur. Bazı durumlarda tarafların aileleriyle yapılan, bazen hafta içinde defalarca tekrarlanan plansız ve gereksiz sık görüşmeler sorunlara yol açabilmektedir. Eşlerden her biri, aile ziyaretlerinin sıklığını ve süresini doğru planlayıp yöneterek; özel bilgilerden ve evlilik sırlarından uzak, dengeli bir iletişim ve sohbet ortamı kurarak anlaşmazlıkların önüne geçmelidir.

 

2. Finansal Yönetim

Finansal yönetim, eşler arasındaki ilişkileri etkileyen faktörlerden biridir. Ailenin kurulması, gelişimi ve sürdürülmesinden sorumlu olan erkek, ailenin temel ihtiyaçlarını karşılamalıdır; nitekim Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

"Bir adamın ailesi için harcadığı bir dirhem, benim nezdimde Allah yolunda infak edilen bin dinardan daha sevimlidir."

Buna karşılık kadın da alışılagelmişin dışındaki lüks ve gösterişten kaçınarak aile hayatının huzurunu sağlamalıdır.

Ailelerin gelir farklılıkları ve yaşam tarzı çeşitliliği eşler arasında memnuniyetsizlik ve anlaşmazlıklara zemin hazırlayabilse de kadın, kanaat ve ölçülü davranarak bu ihtilafları azaltabilir. Allah'ın rızık verici olduğunun farkında olmak, hırslı olmamak, helal rızık peşinde koşmak, israf ve savurganlıktan kaçınmak gibi unsurlar; bireye zorluklar karşısında huzur vererek ciddi anlaşmazlıkların önüne geçebilir. Elbette erkek de kadının refaha alıştığı veya konfor düşkünü olduğu bahanesine sığınarak, eşi ve çocuklarının refahını sağlamak için harcama yapma konusunda cimrilik etmemelidir. Bu durum, genellikle erkeğin ailesine sadece ekonomik açıdan bakıp eşinin duygusal ve ruhsal ihtiyaçlarını karşılamadığı zamanlarda ortaya çıkar. Böyle bir durumda kadının tek tesellisi eşinin geliri haline gelir; zira karşısında ne kendisine sevgi gösteren ne de ortak yaşamın kurallarını gözeterek düşünsel bir uyum yakalamaya çalışan bir eş vardır.

 

3. Bağışlama ve Hoşgörü

Ortak yaşamı tehdit eden en büyük afetlerden biri, çeşitli sebeplerle karı koca arasında oluşan kin ve küskünlüklerdir. Bir hayattaki büyük sorunlar, genellikle eşlerin aynı çatı altında yaşamalarına rağmen kalben birbirinden uzaklaşmalarıyla başlar. Gönüllerin birbirinden uzak olması, birçok anlaşmazlığın çözümünü zorlaştırır ve bazen imkânsız hale getirir.

İslam, eşlerin birbirlerinin hata, kusur ve yanlışları karşısında sergileyecekleri bağışlama ve hoşgörü hakkında pek çok tavsiyede bulunmuştur. Kadın ve erkek arasındaki bu hassas ilişkide; affetmek, görmezden gelmek ve bağışlayıcı olmak, düşmanlık ve kinin ilerlemesine engel olurken aile içindeki huzuru sağlar. Bağışlama ve af, gönülleri birbirine yaklaştırabilir ve mutlu bir yaşam için zemin hazırlayabilir; nitekim Kur'an-ı Kerim şöyle buyurur:

"İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel olanla sav; o zaman göreceksin ki seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost oluvermiştir."

Hz. Resulullah (s.a.a) de şöyle buyurmuştur:

"Affetmeye sarılın; çünkü affetmek kulun ancak izzetini artırır. O halde birbirinizi affedin ki Allah da sizi aziz kılsın."

İyi bir hayata sahip olmak için eşimize, bize nasıl davranılmasını istiyorsak o şekilde davranmalıyız. Örneğin, bir hanım yaşadığı sorunla ilgili danışmana başvurarak eşi hakkında şöyle diyordu: "Üç yıldır evliyim. Nişanlılık dönemimizde, aramızdaki mesafenin uzak olması nedeniyle eşim beni çok az ziyarete gelirdi. İsteme aşamasındaki görüşmemizde eğitimime devam etmem kararlaştırılmıştı; ancak evlendikten sonra ailesi, oğullarının buna gücünün yetmediği bahanesiyle bana engel oldu. Eşim de ailesinin sözünden pek çıkmazdı. Akraba olmamız ona güvenmemi sağlamıştı ve böylece hayatımıza başladık. Fakat şimdi onların yalancı olduğunu hissediyorum ve bir çocuğumuz olmasına rağmen boşanmak istiyorum. Aslında eşim iyi biridir ve aradığım bazı kriterlere de sahiptir. Ancak sürekli 'Neden en başından beri bana yalan söylediler?' diye düşünüyorum. Şu an kocam geçmişte beni kıran şeyleri telafi etmeye çalışıyor; fakat ben ne yaparsam yapayım unutamıyorum ve onunla yaşamak için gerekli hayat enerjisini kendimde bulamıyorum."

Hatalarını telafi etmeye çalışan bir eşe karşı gösterilen hoşgörü ve bağışlama, hiç şüphesiz bu yuvanın temellerini daha da sağlamlaştıracaktır.

 

4. Sabır ve Tahammül

Sabır ve tahammül, anlık duygulara kapılmadan hareket etmek demektir; bu da bilgeliğin bir göstergesi olup yaşamdaki bağlılığın ve memnuniyetin temel unsurlarından biridir. Eşlerden her biri, hayatın zorlu anlarında sergileyecekleri sabır ve metanetle anlaşmazlıkların ortaya çıkmasını engelleyebilirler. İmam Ali (a.s) şöyle buyuruyor:

"Sabır; kişinin eziyetlere ve kendisini öfkelendiren şeyi yutmasıdır (öfkesini kontrol etmesi)."

İletişim süreçlerinde, özellikle heyecanın yükseldiği ve öfkenin alevlendiği anlarda sabırlı ve hoşgörülü olmak, eşlerin aralarındaki etkileşimi en iyi şekilde yönetmelerine yardımcı olur. Bir beyefendi şöyle anlatıyor: "Bir gün eve gittim ve eşimin öfkeli olduğunu, sebepsiz yere bana sert davrandığını gördüm. Bir süre geçtikten sonra yumuşak bir dille şöyle dedi: 'Seni sevdiğimi ve yuvamıza bağlı olduğumu biliyorsun. Bugün soğuk havada çamaşır yıkamıştım, çamaşırlar birkaç kez yere düştü, çocuklar da beni bunalttı; istemeden sinirlendim ve sana sert çıktım. Bilmeni isterim ki öfkem ve sertliğim bu yüzdendi, seni sevmediğimi düşünme.' Ben de ona şöyle dedim: 'Ben de bazen sana sert davranıyorsam, bu sana veya çocuklarıma olan sevgisizliğimden değil; dışarıdaki sorunlar yüzündendir, öfkem istem dışıdır ve ciddi değildir.' Şimdi üzerinden 15 yıldan fazla zaman geçti ve bir daha aramızda hiçbir kavga veya ağız dalaşı yaşanmadı."

Öfke ve huzursuzluğun nedenini karşılıklı olarak dile getirmek, zamanla bireyin müsamaha eşiğini yükseltir; nitekim bu çiftin hayatında da tam olarak bu durum gerçekleşmiş, birbirlerinin mutsuzluk sebebini anlayarak birbirlerine karşı daha fazla sabır ve hoşgörüyle yaklaşmışlardır.

 

5. Cinsel ve Evlilikle İlgili İhtiyaçlara Önem Vermek

Cinsel ihtiyaçların karşılanması, eşlerin evlilikteki en önemli amaçlarından biridir. İslami metinlerde, kadın ve erkeğin bu ihtiyacına ciddi bir dikkat çekilmiş ve eşlerin her birinin omuzlarına sorumluluklar yüklenmiştir. Kadın, erkeğin bu isteğini göz ardı etmeyerek ve ona zamanında değer vererek; günahın, ihanetin ve sonradan oluşabilecek anlaşmazlıkların önüne geçmelidir. Bu meselenin önemi o derecededir ki, Peygamber Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

"Eşlerinizi (cinsel birliktelikten) mahrum bırakmak için namazlarınızı uzatmayınız."

Kocası için süslenmek, güzel kokular sürmek ve mahrem ilişkilerde hayâ ile utangaçlığı bir kenara bırakmak; İslam öğretilerinde vurgulanan ve cinsel ilişkiden alınan memnuniyeti artıran unsurlar arasındadır. Nitekim bir rivayette şöyle anlatılır: "Bir kadın Peygamber Efendimize (s.a.a) gelerek: 'Ey Allah'ın Resulü! Kocanın kadın üzerindeki hakkı nedir?' diye sordu. Efendimiz (s.a.a): 'Bu hak, (birkaç cümleyle anlatılamayacak kadar) çoktur' buyurdu. Kadın: 'Bazılarını bana söyleyin' deyince, Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurdu: 'Kadın, en güzel kokularla kendisini kokulamalı, kocası için en güzel kıyafetlerini giymeli ve en güzel ziynetleriyle süslenmelidir.'"

Erkekler de kadınlar da eşlerini karşısında bakımlı ve şık görmek isterler. Bu sebepledir ki İslam, erkeğin eşi için süslenmesini bir hak olarak saymış; temizliğin yanı sıra kişisel bakıma da hassasiyet göstermiştir. Bakımlı olmak, karı koca arasındaki sevgiyi artıran, gerginlik ve anlaşmazlıkları azaltan unsurlardan biridir ve her iki tarafın da iffetini korumasına yardımcı olur. İmam Musa Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur:

"Erkeğin eşi için süslenip bakımlı olması, kadının iffetini artıran şeylerden biridir."

Hz. Resulullah (s.a.a) de şöyle buyurmuştur:

"Elbiselerinizi yıkayın, saçlarınızı düzeltin, misvak kullanın (dişlerinizi fırçalayın), kendinize çekidüzen verin ve temizliğe riayet edin; nitekim İsrailoğulları böyle yapmadılar ve bu yüzden kadınları zinaya sürüklendi."

Erkeğin eşi için bakımlı olması ve kadının ruhsal hazırlığına dikkat etmesi, başarılı bir evlilik için temel ihtiyaçlardan biri ve erkeğin görevlerinden sayılmıştır. Bunun yanı sıra, cinsel ilişkide tarafların, özellikle de kadının ruhsal ve psikolojik hazırlığı ile duygusal istek ve ihtiyaçları mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Dolayısıyla bu hususlara riayet edilerek, meydana gelen anlaşmazlıklar ve soğukluklar giderilebilir; evlilik hayatından alınan doyum ve memnuniyet artırılabilir.

 

6. Eşler Arasındaki İlişkilerde Sevgi ve Saygı

Karşılıklı saygı, eşler arası iletişimin temel ilkelerinden biridir. Başarılı kadın ve erkekler, eşlerine saygı duymayı kendilerine bir görev bilenlerdir. Sevgi ve saygı üzerine kurulu bir hayat, doğru bir rotada ilerler; böyle bir yuvada sorunlar ve zorluklar çok daha kolay çözülür. Eşler arasındaki ilgi, sevgi ve saygı ne kadar derin ve kapsayıcı olursa, aile hayatı da o derece sağlıklı ve tatmin edici olacaktır.

Aile kurumunun canlılığı, kadının o yuvadaki huzurlu ve neşeli varlığına bağlıdır; kadının neşesi ise kadın ve erkeğin birbirine duyduğu karşılıklı sevgi ve saygıdan beslenir. Şehit Mutahhari bu konuda şöyle yazar: "Erkek dağ gibidir, kadın ise pınar; çocuklar da o pınardan beslenen çiçekler ve bitkilerdir. Pınar, dağın yağmurunu alıp emmelidir ki onu saf ve berrak bir su olarak dışarı akıtabilsin, çiçekleri ve yeşillikleri canlı ve taze tutabilsin. Dolayısıyla, ovanın hayat kaynağı nasıl dağların yağmuru ise, aile hayatının temel direği de erkeğin kadına karşı olan duygu ve sevgisidir. Bu sevginin gölgesinde hem kadın hem hayat hem de çocuklar saflık, parlaklık ve mutluluk kazanır."

Sevgiden acılar tatlılaşır,

Sevgiden bakırlar altın olur.

Sevgiden tortular berraklaşır,

Sevgiden dertler şifa bulur.

Sevgiden dikenler gül olur,

Sevgiden sirkeler şaraba (tatlı içeceğe) dönüşür.

İmam Humeyni’nin (r.a) kızı Sıddıka Mustafavi şöyle anlatıyor: "Eğer annem sofraya oturmazsa, herkes sofrada hazır olsa bile İmam yemeğe başlamaz, beklerdi. Ancak validemiz geldiğinde Babam yemeğe başlardı. İmam'ın hanımına olan saygısı o dereceydi ki; 60 yıllık evlilik hayatları boyunca, İmam'ın elinin sofraya hanımından önce uzanmadığını söylesem yalan söylemiş olmam."

 

Sonuç

Birçok benzerliklerine rağmen, erkekler ve kadınlar fiziksel, psikolojik ve duygusal yapıları bakımından da farklılıklar gösterirler ve dolayısıyla ihtiyaçları, istekleri, hedefleri ve kendilerine verilen görevler de farklıdır. Bu farklılıkları tanımak ve yukarıda özetlenen stratejilerin yanı sıra karşılıklı anlayış, ev işlerinde iş birliği, dürüstlük ve kusur bulmaktan kaçınma gibi diğer stratejileri kullanmak, yaşamdaki farklılıkları en aza indirebilir.

 

Kaynakça

[1]- Ebu'l-Kasım Payende, Nehcü'l-Fesaha, 4. Baskı, Tahran, Dünyayı Daniş, 1382 hş.

[2]- Abdülvahid b. Muhammed Temimi Âmidi, Tasrif-i Gureru'l-Hikem ve Dureru'l-Kelam, Musahhih: Mustafa Dirayeti; 1. Baskı, Kum, Defter-i Tebligat, 1366 hş.

[3]- Gureru'l-Hikem ve Dureru'l-Kelam, Musahhih: Seyyid Mehdi Recai; 2. Baskı, Kum, Darü'l-Kitabi'l-İslami, 1410 h.

[4]- Muhammed b. Hasan Hurr Amuli, Vesailü'ş-Şia, 1. Baskı, Kum, Müessesetü Âli'l-Beyt, 1409 h.

[5]- Seyyid Mehdi Hatib, Meharat-ı Zindegi (Yaşam Becerileri), 2. Baskı, Kum, Darü'l-Hadis, 1397 hş.

[6]- Gulamali Recai, Berdaşthayi ez Sire-yi İmam Humeyni (İmam Humeyni'nin Siretinden Kesitler), Tahran, Uruc Yayınları, [tarihsiz].

[7]- Muhammed b. Ali Saduk, Kitabü Men La Yehzuruhu'l-Fakih, Kum, Camia-i Müderrisin, 1413 h.

[8]- Muhsin Abbasi Veledi, Ta Sahil-i Aramiş - Badban-ı Mudara (Huzur Sahiline Doğru - Hoşgörü Yelkeni), 6. Baskı, Kum, Niday-ı Fıtrat, 1397 hş.

[9]- Hasan Amid, Ferheng-i Amid (Amid Sözlüğü), Tahran, Emir Kebir, 1375 hş.

[10]- Muhammed b. Yakub Kuleyni, El-Kâfi, Musahhih: Ali Ekber Gaffari ve Muhammed Ahundi; 4. Baskı, Tahran, Darü'l-Kütübi'l-İslamiye, 1407 h.

[11]- Muhammed Bakır Meclisi, Biharü'l-Envar, 4. Baskı, Tahran, Darü'l-Kütübi'l-İslamiye, 1389 h.

[12]- Muhammed Muhammedî Reyşehrî, Tahkim-i Hanivade ez Nigah-ı Kur'an ve Hadis (Kur'an ve Hadis Işığında Ailenin Güçlendirilmesi), 3. Baskı, Kum, Darü'l-Hadis, 1390 hş.

[13]- Seyyid Cevad Mustafavî, Behişt-i Hanivade (Aile Cenneti), Kum, Darü'l-Fikr, 1380 hş.

[14]- Murtaza Mutahhari, Mecmua-yı Asar (Eserler Külliyatı), Tahran, Sadra, 1378 hş.

[15]- Muhammed Muin, Ferheng-i Farsi (Muin Sözlüğü), Tahran, Emir Kebir, 1342 hş.

[16]- Celaleddin Muhammed Mevlevi, İrfan-ı Mesnevi, Tahkik: Mehdi Ensari Kummî, Tahran, Emir Kebir, 1379 hş.

[17]- Seyyide Zehra Hüseynî, "Eşler Arasındaki Çatışmalar ve Kur'an ve Sünnet Yaklaşımıyla Çözüm Yolları"; Yüksek Lisans Tezi, Tefsir ve Kur'an İlimleri Bölümü; Mekteb-i Nergis Bilimsel ve Araştırma Enstitüsü, 1395 hş.

[18]- Gulamrıza Recebî ve ark. "Eşlerin Evlilik Kalitesinin Bileşenlerinin Belirlenmesi: Bir Araştırma"




Bu haber 153 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAŞAM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI