Bugun...


Mehdi Aksu

facebook-paylas
Üslup Tavır Strateji!
Tarih: 09-12-2025 11:58:00 Güncelleme: 09-12-2025 11:58:00


Her şeyi sosyal medyada ağyarı sevindirecek ve İmamı Asrı üzecek tarzda konu etmeyelim. Zira bu tutum mektebimize zarardan başka bir şey değildir. Bütün her şeyimizi sosyal medyada konu ettiğimizde sonuç ve çözüm ne olacak hiç düşünüyor muyuz? Bizim sorunlarımızı sosyal medyada Marc'mı gelip çözümleyecek!

Hepinizin bildiği gibi camilerimizi, mescitlerimizi, ibadethanelerimizi, kurum ve kuruluşlarımızı kendi imkânlarımızla, bin bir türlü zorluklara katlanarak, adeta tırnaklarımızla dikiyoruz, ancak içini dolduramıyoruz. İnanç değerlerimizi, iman ve ahlak kavramlarını çocuklarımıza öğretecek okullarımız yok. Bir ve aynı mektebin insanları olma maneviyatı ve güzelliği sanki tahribe uğratılmak istenmekte ve adeta virane hale sokulmak istenmektedir.

Dört koldan demir pençeli ahtapotlar, sırtlanlar, yılanlar, çıyanlar, çakallar inanç ve mektebi değerlerimize karşıt olduklarından dolayı etrafımızı kuşatmış, yutmaya hazırlanıyorlar bütün varlığımızı. Bizleri kızgın yağlara atmak, çivili tahtalara yatırmak, bize ateşten bir gömlek giydirmek isteyen ve nefes almamıza bile tahammül etmeyen zavallılar var. Bunlar varken aynı mektebin mensuplarının birde kalkıp birbirlerine karşı tutum içerisinde olmaları bu mektebin varlığına tahammül etmeyenleri sevindirmez mi!

Alimlerimiz arasında uçurum ihtilaflar varmış gibi sosyal medyada yazılar yazmak yanlış, hata ve basiretsizliktir. Bu mektebin kahır çoğunluğu âlimleri arasında uçurum bir tefrika yoktur. Ufak tefek konularda tebliğ sistemi ve yönteminde farklı görüşler olabilir, buna da ihtilaf demek doğru değildir.

Bazı şeyleri bahane ederek bazı alimlere cephe açıp fütursuzca eleştiri adına hakaret etmek veya hakaret edilmesine zemine oluşturmak ister istemez hakaret edilen alimin sevenleri tarafından karşı atağı doğuracaktır. Bu kısır döngüler zamanla büyüyecek ve neticede camiamız, mektebimiz, ahiretimiz zarar edecektir.

Kişi yanlış veya hata yapabilir. İslam yanlışı ve hatayı söylemenin ve eleştirmenin sınırlarını belirlemiştir. Hata veya yanlışlar söylenirken yahut eleştirilirken bu sınırların dışına çıkılması samimiyetsizliğin bir nişanesi ve tarafı taca atmanın bir göstergesi olur.

Arızalı bir durumda insan sebep, sebepten doğan arızanın türü ve büyüklüğü ve çözüm konularına odaklanmalıdır.

"Arızanın türü üzerine yoğunlaşıp sebebi görmemek ve çözüme yoğunlaşmamak yanlıştır.

Asıl konu bir tarafa atılırsa, eli kalem tutanların büyük bir bölümü birbirlerini yok sayma seline kapılırlarsa burada hakkı hakikati değil de nefsi görmek doğru olacaktır. Konu üzerinde tartışılacağı, fikir üretileceği yerde biri "bizimki doğru söyledi" bir diğeri "hayır sizin ki yanlıştır bizimki en doğru olanı söyledi" söylemleri ile atışmalar yapılırsa burada şeytan devrededir demektir.

Bu tarz kısır döngülü tartışmalarda genelde bir kısım insanlar konuya "tarafgirlik" kaygısıyla yaklaşır, bir kısım da "karşıtlık" refleksiyle tepki gösterir. Böyle olunca da, meseleye akl-ı selim bir şekilde yaklaşma ya da sağduyu ile hareket etme fırsatı toplumca kaçırılmış olur.

Evet hassas olacağımız konular olacaktır ama bu konular bizleri hakkın dışında harekete itmemelidir ve yanlış tavır almamıza sebep olmamalı ve bazılarını kendi dünyasında linç etme girişimine sokmamalıdır.

Merhum İmam Humeyni, Ayetullah Sistani, Veliyyi Emr'i Müslim'in Ayetullah Seyyid Ali Hamanei, Ayetullah Horasani ve Ayetullah Mekarim vb müçtehitlerimizin bu mektebe çizdiği yol istikametinde yürümek, 12 Masum İmam'ın istikametinde yürümekle eşdeğerdir. Bundan dolayı farklı akımlara tabii olmamamız için BASİRETLİ OLMAMIZ ve bu istikameti çizenlerin karşısında olmamamız gerekir.

Ne olursa olsun bu mektep nur olduğundan ve ilahi nuru yok etmek, söndürmek mümkün olamayacağından dolayı, her şeye rağmen bu mektep yaşayacaktır ama aynı mektebin insanı olup da mücadele alanı olarak birbirlerini hedef edinenler son nefeslerini mektebi değerler üzere verebilirler mi acaba!

Dava erleri tarihte olduğu gibi, bugün ve her gün gerektiğinde ateşten olan o gömleği giyerler giymesine, çiviler üzerine yatarlar yatmasına. Ancak aynı davadan olup da aynı inanç değerlerini paylaşanların enerjilerini, zamanlarını birbirlerine karşı tüketmelerinden kim ne fayda sağlayacak acaba! Kimin eline ne geçecek acaba! İmam-ı Asr bu tür tutumlara öfke ile mi, yoksa gülümseyerek mi bakar acaba! İmam-ı Asr, imam-ı zamanın öfke ile baktığına Allah rahmet nazarı ile bakar mı acaba!

Allah bizleri nefsi ile başbaşa kalarak nefsi ile hareket edenlerden etmesin. Rabbim cümlemizi kendi rızası dahilinde düşünen, yazan ve konuşanlardan karar kılsın. AMİN

Selam ve dua ile...

 



Bu yazı 225 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI