Bugun...


Yakup Kumak

facebook-paylas
Kur’an-ı Kerim’de ve İslam Dininde Mümaselet (Misliyle Mukabele Yasası)’nın Hükmü - 2
Tarih: 08-11-2025 10:36:00 Güncelleme: 08-11-2025 10:36:00


8- Unutulmuşluğa karşı unutulmuşluk

Allah’ın vereceği ceza onların amelleri ile orantılıdır. Birinci adım insanın düşüşüdür. “Allah'ı unutup da Allah'ın da kendilerini onlara unutturduğu kimseler.” [1]

Allah’ı unutanların en açık örneği münafıklardır ki tevbe suresinin 67. ayetinde şöyle buyurulmuştur. “Allah’ı unuttular, Allah da onları unuttu.” [2]

Aslında Allah unutmuyor belki lütfundan uzaklaştırıyor. “Ve Rabbin asla unutkan değildir.” [3]

Gaflet insan için en tehlikeli afettir. Kur’an- Kerim “İşte bunlar, hayvanlar gibidirler; hatta daha da sapıktırlar. İşte asıl gafiller, onlardır” [4] diye buyurmuştur. Bu yüzden Allah’tan gafil olmak, onu unutmak, kıyametten gaflet etmek, kıyameti unutmak ve Allah’ın ayetlerini de unutmak insanın hayvandan daha aşağı düşeceğine sebeptir.

Allah’ı unutan yoldan sapar, rehbersiz, hedefsiz, kanunsuz ve şehevi istekler içerisinde boğulup kalır. Bütün hedefleri kendi davranışı doğrultusunda nefsani ve heva ve hevesine uyacak şekilde tasarlanır. İşte bu konu insan için en tehlikeli unsurdur.

İlahi lütufu unutan kimse her şeyden ümidini keserek çıkmaza girer.

Affedilmeyi unutan kendini ıslah edilmeye layık görmez ve her şeye bulaşır.

İlahi önderleri unutan her tağut ve zalimin peşine takılır ve yok olur.

Kanun ve yasayı unutan her ahenk ve sesin peşine takılır ve kaybolur gider.

Yolu unutan yüzlerce meşrep ve yol arasında kaybolur.

İlahi evliyalardan kopan ipsiz sapsız insanlara ulaşır.

Allah’ın nimetlerini unutan başkalarına yağcılık yapar.

Allah’ı unutan yaratılışın hekimane hedeflerini de unutur, yaradılışın hedefini unutan kimse de ömrünü sermayesini ve bütün yeteneklerini kaybeder.

 

9- Allah’ın ve müminlerin karşılıklı razılığı

Kur’an-ı Kerim şöyle buyuruyor: “Allah onlardan hoşnut olmuştur ve onlar da Allah’tan hoşnut olmuşlardır.” [5]

Bu ayette cennet bağları ve nimetlerinden bahsettikten sonra Allah’ın kullarından ve kullarının da Allah’tan olan hoşnutluklarından bahsetmiş ve bu hoşnutluğun “İşte büyük başarı budur.” Büyük başarı olduğunu vurgular. Bu vurgu iki tarafında rızayetinin ne kadar önemli olduğuna işaret eder. Kulun Allah’tan Allah’ında kuldan razı olması bazen kulun sayısız yüce nimetler içerisinde olmasına sebep olabilir, ancak kul rabbinin ondan razı olmadığını hissederse ona bahşettiği nimetler tatlılıktan çıkar acı olmasına sebep olur.

İnsan bazen her türlü nimete sahip olabilir ancak verilen nimetlere şükretmezse o nimetler içerisinde huzurlu olmayacaktır. Allah’ın verdiği en büyük nimetlerden birisi olan Ruhsal huzur bilinmeyen bir huzursuzluk ile onu devamlı rahatsız edecektir.

Bunların yanı sıra Allah razı olduğu kişiye istediği her şeyi verir ve kul Allah’tan istediği her şeyi aldığı için hoşnut olur. Sonuç olarak en üstün nimet Allah’ın kuldan kulunda Allah’tan razı olmasıdır. [6]

 

10- Kadın ve erkeğin birbirlerine karşı hakları

Allah (c.c) Kuran-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “Kadınların yükümlülükleri kadar (erkekler üzerinde) hakları da vardır.” [7]

Mecmeu’l- Beyan tefsirinin yazarı Merhum Tabersi kadının erkek üzerindeki haklarını şöyle sıralamaktadır: Kadınlara iyi davranmak, onlara zarar vermemek, evde kalma konusunda eşit davranmak, nafaka ve elbisedir. Yine erkeklerinde kadınlar üzerinde olan ve uymaları gereken kurallar vardır. Eve yabancı birilerini almamaları ve kocasının çocuklarını iyi yetiştirmeleri ve eğitmelidirler. [8]

 

11- Zikir’e karşılık zikir

“Artık beni anın ki, (ben de) sizi anayım.” [9]

İmam Cafer Sadık (a.s)’dan rivayet edildiğine göre, Allah Teala, bir hadis-i kutsîde Hz. İsa’ya (a.s) şöyle buyurdu: "Ey İsa! Beni kendi nefsinde an ki, ben de seni kendi nefsimde anayım. Beni toplantılarda an ki, ben de seni insanların toplantılarından daha hayırlı olan toplantılarda (meleklerin içinde) anayım." Şükrün nasıl gerçekleşeceği hakkında ise Hz. Ali (a.s)’dan şöyle nakledilmiştir: "Her nimetin şükrü, Allah’ın haramlarından çekinmektir.” [10] (bk. Es Safî Tefsiri.)

Bu ayet yüce Allah’ın kullarına olan lütfunun zirvesine işaret etmektedir. Cahil, fakir ve hakir özelliklere sahip olan insana yüce, ilim sahibi, gani, baki ve aziz olan Allah hitap ederek şöyle buyuruyor: “beni an bende seni anayım.” Bizim Allah’ı anmamızın değeri ne kadardır. Bu yüce Allah’ın biz insanlara olan lütfundan başka bir şey değildir. Allah’ı sadece dil ile değil, kalp ile can ile anmamız gerekir. Gerçek anlamda günah esnasında Allah’ı anmak o günahtan vaz geçmektir. Belki de Allah’ı anmanın en hakiki anı namaz vaktidir ki şöyle buyuruyor: “Beni anmak için namazı hakkıyla kıl.” [11]

 

12- Yardıma karşılık yardım

“Ey iman edenler! Eğer siz Allah'a yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınıza sebat verir (düşmana karşı sarsılmanızı önler). [12]

İnsan sınırlı bir varlık olduğu için onun Allah tarafından yapılan yardımda sınırlıdır, ancak sahip olduğu kudretten kaynaklı sınırsız olan yani her şeye kâmil ve sınırsız bir şekilde Allah sahiptir.

Hz. Ali (a.s) bir hutbesinde bu ayet hakkında şöyle buyuruyor: “Allah sizden, zilletten dolayı yardım, azlıktan dolayı borç istemez. Göklerde ve yerde O'nun orduları olduğu, güç­lü ve hikmet sahibi bulunduğu hâlde sizden yardım istemektedir. Göklerin ve yerin hazineleri O'nun olduğu ve Gani ve Hamid bulunduğu hâlde siz­den borç istemiştir. Böylece Allah, "Hanginiz daha güzel amel işleyecek diye sizi imtihan etmeyi istemiştir.” [13]

 

13- Açılıma karşı açılım

“Ey iman edenler! Size, "Meclislerde yer açın." denilince, yer açın ki, Allah da (cennette) size yer açsın.” [14]

“Tefessehu” “Fesh” kökünden olup geniş alan ve mekâna denir. Buna göre de “tefessüh” alan açma anlamına gelir. Meclis ve toplantı adabından birisi yeni gelen birine yer açmaktır. Meclis ortamına yeni biri geldiğinde orada olanlar toparlanır ve gelen kişinin yorulmadan rencide olmadan uygun bir yere oturmasına sebep olurlar. Bu davranış dostluk bağlarının güçlenmesine sebep olmaktadır. “Allah da (cennette) size yer açsın” cümlesi kayıtsız ve şartsız bir cümle olup geniş bir anlama sahiptir. İster dünyada istersede ahirette olsun her türlü ilahi genişliğe işaret etmektedir. İlahi rahatlama ve genişlik ruhsal ve fikirsel, ömürde ve yaşamda, mal ve rızık içinde geçerlidir. Allah küçük bir iş sayesinde böyle büyük mükafatları bağışlaması ve vermesi zor ve şaşırılacak bir şey değildir. Sonuç olarak Allah’ın bizlere bağışladığı onun keremi ve lütfu kadardır bizim amelimizin miktarı kadar değil.

 

14- İyiliğe karşı iyilik

Kur’an-ı Kerim şöyle buyuruyor: “İyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey midir?” [15]

İmam Sadık (a.s) bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Kur’an-ı Kerim’de bir ayet vardır ki genel ve mutlaktır ki her şeyi kapsamaktadır. Ravi hangi ayet olduğunu İmam Sadık’a sordum? Şöyle buyurdular: “İyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey midir? Bu ayet her mümin, kafir ve kötü amel işleyen hakkında da geçerlidir (iyiliğe karşılık iyilik ile cevap vermek). Yani iyilik edene iyilik ile cevap verilmelidir, ancak karşı iyilik yapılırken aynı oranda değil belki daha fazlasıyla yapılmalıdır. Çünkü aynı oranda iyilik yapıldığı taktirde ilk önce iyilik yapan hayırı başlattığı için ameli üstündür. [16]

 

15- Ahde vefaya karşılık ahde vefa etmek

İlahi ahitleri yerine getirmek farz olup ilahi lütuflardan faydalanmak Allah yolunda yürümeye başlıdır. Eğer Allah’a itaat edersek dualarımız kabul olur ve yüce yaratıcı da ahdine vefa eder. Kur’an-ı Kerim bu konuda şöyle buyuruyor: “Ahdimi (bana verdiğiniz sözü) yerine getirin ki, ahdinizi (size verdiğim sözü) yerine getireyim.” [17]

Diğer bir ayette de ahdi bozanlar hakkında şöyle buyuruyor: “Bir kavmin (antlaşmalarını bozarak) hıyanet etmesinden korkarsan, (sen de sözleşmenin iptal edildiğini belirtmek için) misliyle mukabelede bulunmak üzere (sözleşmelerini) üzerlerine at. Kuşkusuz, Allah hıyanet edenleri sevmez.” [18]

 

16- Selam vermeğe karşılık selam vermek

Eğer Allah (c.c) bizlere “Ey iman edenler! Ona salât gönderin ve en güzel şekilde onu selamlayın.” [19] Bu emri veriyorsa peygamberine de şöyle emrediyor: “Onlara dua et.” [20]

 

 

---------

[1]- Haşr 19.

[2]- Tövbe 67.

[3]- Meryem 64.

[4]- Araf 179

[5]- Maide 119.

[6]- Numune Tefsiri, c. 5, s. 138.

[7]- Bakara 228

[8]- Mecmeu’l-Beyan fi Tefsiri’l-Kur’an, c. 3, s. 8.

[9]- Bakara 152.

[10]- Murtaza Turabi Kur’an Kerim Tercümesi.

[11]- Tâhâ 14.

[12]- Muhammed 7.

[13]- Nehcu’l-Belağa 183. Hutbe.

[14]- Mücâdele 11.

[15]- Rahman 60.

[16]- Vesailu’ş-Şia, c. 16, s. 306.

[17]- Bakara 40.

[18]- Enfal 58.

[19]- Ahzab 56.

[20]-Tövbe 103.



Bu yazı 282 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI