|
Tweet |
Kaza ve Kader inancı İslam'ın kati ve inkâr edilemez inançlarındandır. İlahi kelamın sözcüklere yansıması olan Kuran-ı Kerim ayetleri ve Fahri Kâinat Hz. Muhammed (s.a.a) ve her biri Peygamber efendimizin ilim hazinelerinin kilidi olan masum imamlardan elimize ulaşan hadisler ışığında sunulan akli deliller de Kaza ve Kader inancını onaylamaktadır. Kuran-ı Kerim'de Kaza ve Kader hakkında birçok ayet bulunmaktadır. Biz burada bu ayetlerden birkaçına işaret edeceğiz.
Kuran-ı Kerim Kader hakkında şöyle buyuruyor:
"Hiç şüphesiz, biz her şeyi bir miktar (ölçü) ile yarattık." (Kamer/49)
Yine Hicr Suresinin 21. ayetinde şöyle buyuruyor:
"Hazineleri bizim katımızda olmayan hiçbir şey yoktur; ancak biz onu belirlenmiş bir miktar olarak indiririz."
Kaza hakkında ise şöyle buyuruyor:
"Gökleri ve yeri bir örnek olmadan yoktan var eden O'dur. Bir şeyi (yaratmayı veya bir işi yapmayı) kesinleştirince ona sadece, “Ol!” der, o da olur." (Bakara/117)
Kaza ve Kader hakkında zikrettiğimiz ayetleri ve konuyla ilgili rivayetleri göz önünde bulundurulduğunda hiçbir Müslüman kaza ve kaderi inkâr edemez.
Kaza ve Kader inancı İslam dininin en zor ve karışık konularından biri olması hasebi ile konu hakkında doğru ve detaylı bir bilgiye sahip olmayan insanların bu konuyu fazla irdelemesi doğru değildir. çünkü Kaza ve Kader inancı ehil olmayan insanların yanlış düşüncelere, şüpheye ve hatta dalalete düşmesine sebebiyet verebilir. Hz Ali (a.s) Kaza ve Kader hakkında şöyle buyuruyor:
"Karanlık bir yoldur gitmeyin, derin bir denizdir girmeyin, Allah'ın sırrıdır onu açmaya çalışmayın." (Onu bulma yükümlülüğü altına girmeyin.)
Elbette imamın bu uyarısı böyle bir ilmi öğrenmeye ve anlamaya kabiliyeti (gücü) olmayan kimseler içindir. Bu konu üzerinde söz söylemek ve tartışmaya girmek bilgisi az olan insanın hak yoldan sapmasına sebep olabilir.
İmam Ali (a.s) Kaza ve Kader konusunu geniş bir şekilde açıklamıştır. Biz kendi bilgimiz ve kapasitemiz dâhilinde Kuran, rivayet ve akıldan faydalanarak konuyu açıklamaya çalışacağız.
Kader, kelime olarak "ölçü", Kaza ise "kesinlik" anlamındadır.
İmam Rıza (a.s) Kaza ve Kader hakkında şöyle buyuruyor:
"Kader varlık ve yokluk bakımından bir şeyin ölçüsü, Kaza ise bir şeyi kesinleştirmektir." (Kâfi - c.1 s.158)
Kader kelimesinin lügat anlamının "ölçü" ve Kaza kelimesinin "kesinlik" anlamına geldiğini öğrendikten sonra şimdide Kaza ve Kader'in İslam literatüründeki anlamına bakalım:
Kader
Mümkünu'l Vücut (varlığı kendinden olmayan) olan her varlığın yaratılış itibariyle kendisine özgü bir sınırı ve ölçüsü vardır. Cansız ve hareketsiz varlıklar kendilerine has bir şekilde ölçülendirilmiştir. Hayvanlar ve bitkiler ise daha farklı bir şekilde ölçülendirilmiş ve sınırlandırılmıştır. Belli bir kanun üzere ölçülendirilen varlıklar Allah'ın kendileri için tayin ettiği şekilde vücuda gelir. Bu ölçülendirme ve sınırlandırma fiili sadece Allah'a mahsustur. Ve Faili Mutlak olan Allah'ın bu eylemini varlık âleminde pratik olarak tezahür ettirmesi "Takdiri Fiili" diye adlandırılır. Bu eylemin pratiğe dökülmeden önceki boyutu yani yaratılmadan önceki had ve ölçüsüne ise "Takdiri İlmi" denir.
Aslında Kader'e inanmak, Allah'ın her varlığı fıtratına uygun özellikte ve bu fıtratına uygun donanımla yaratığına inanmaktır. Zira "Takdiri Fiili" Allah'ın ezeli ilmine dayanır. Sonuç olarak "Takdiri Fiili"ye inanmak hakikatte Allah'ın ezeli olan ilmine inanmaktır.
Kaza
Kaza, bir şeyin vücudunun kesinlik kazanması anlamındadır. O şeyin var olması sebep ve sonuç kanunu bağlı olup "İllet-i Tamme" dediğimiz vücuda gelmek için gerekli olan sebeplerin tam ve eksiksiz olarak yerine gelmesiyle hâsıl olur.
Bir şeyin sebep ve sonuç kanunu Allah'a dayanırsa, gerçekte o şeyin varlığının kesinleşmesi Allah'ın kudretine ve tedbirine dayanır. Bu eylem, Allah'ın Fiil ve Yaratılış makamına bağlıdır. Bu anlamda vücuda gelme, Allah'ın tekvini kaza ve kaderine yani hem zatına hem de fiiline bağlıdır.
Bazen de kaza ve kader teşrii âlemine bağlıdır. Bu anlamda, şeri görevler Allah'ın birer kazasıdır. Görev ve tekliflerin nicelik (miktar) ve nitelikleri (özellik) haram ve vacip olarak adlandırılması Allah'ın teşrii takdiridir.
Hz Ali (a.s) Kaza ve Kaderin hakikatini soran şahsın cevabında kısa ve öz bir şekilde şöyle buyurdu:
"Kaza ve kaderden maksat iyiliğe emretmek ve kötülükten sakındırmaktır. İnsana iyi işleri yapmak için güç bahşeder ve kötü işlerden de sakındırır. Allah'a yakınlaşmada başarı verirken, günahkâra ceza vadesinde bulunur. Bunlar bizim işlerimizde Allah'ın kaza ve kaderidir." (Tevhidi Sadık - S. 380)
İmamın burada sadece teşrii kaza ve kaderi açıklamakla yetinmesi, soruyu soran ve meclisteki insanların akli kapasitelerini dikkate almasındandır. Zira o dönem bazı insanlar, tekvini kaza ve kaderin insanların eylemlerine bağlı olan teşrii kaza ve kaderi çerçevesinde gördüğünden cebir yani iradelerinin devre dışı bırakıldığı inancını benimsemişti.
Bu konuya işaretle İmam hadisin devamında buyuruyor:
"Bundan başka düşüncede olma! Zira bunun aksini düşünmek insanın amellerini heba eder."
İmamın maksadı, insanın amellerinin değeri özgür iradesine dayanır ve amellerde cebir anlayışı bu değeri yok eder.
Yukarıda değindiğimiz gibi Kaza ve Kader bazen tekvini bazen de teşriidir makamdadır. Ve her ikisi Zati ve Fiili diye iki kısma ayrılır.
Allah'ın insan hakkındaki takdiri, o insanın "Failli Muhtar" (irade sahibi) olması alanındadır. Yani insan her fiili kendi özgür iradesi ile yerine getirir. Her ameli yapmak ve terk etmek onun yine insanın elindedir.
Diğer bir tabirle: İnsanın yaratılışı özgür iradeyle yoğrulmuştur. Allah'ın insan için takdir ettiği Kaza, bundan başka bir şey değildir. İnsanın teşrii makamda kendi iradeyleyse yaptığı şeyde Allah'ın Takdiri Fiili'si değil Takdiri İlmi'si müdahil olur. Yani insanın kendi iradesiyle yaptığı işte Allah'ın Kazası (kesinleştirmesi) vuku bulur.
Bazıları yaptıkları günahın Allah'ın idaresiyle gerçekleştiği iddiasındalar ve yaptıkları işte bundan başka bir iradelerinin olmadığını diyorlar. Aslında bu boş ve temelsiz düşünceyi akıl ve vahiy hiçlik mahzenine mahkûm ediyor. Zira akıl, insan kendi hayatına kendi yön verdiğine hükmeder. Kuran'ın buyurduğu gibi insan ya şükredip iyi işlerde bulunur ya da nankör olup kötü işlerde yapar.
"Biz ona doğru yolu gösterdik; (artık o,) ya şükredici olur ya da nankör." (İnsan/3)
Peygamber efendimizin döneminde putperestler kendi sapıklıklarının Allah'ın iradesi olduğunu savunarak:
"Allah istemeseydi bizler putlara tapmazdık" diyorlardı.
"Şirk koşanlar, Allah dileseydi babalarımız ve biz şirk koşmazdık ve hiç bir şeyi haram kılmazdık diyecekler…" (Enam/148)
Allah, ayetin devamında bu düşüncede olanlara cevap olarak şöyle buyuruyor:
"Onlardan öncekiler de bizim şiddetli azabımızı tadana kadar böyle yalanlamışlardı…"(Enam/148)
İlahi Kaza ve Kader varlık âleminde Allah'ın genel sünneti gereği bazen insanın saadetiyle bazen de bedbahtlığıyla son bulur.
Bu iki son, Kaza ve Kader'in tezahürüdür. Ve insan bu iki yoldan istediğini seçmekte özgür ve hürdür.
tesettürlü escort ,fatih escort ,türbanlı escort ,travesti escort ,taksim escort ,beylikdüzü escort ,çapa escort
halkalı escort ,avrupa yakası escort ,şişli escort ,avcılar escort ,esenyurt escort ,beylikdüzü escort ,mecidiyeköy escort ,istanbul escort ,şirinevler escort ,avcılar escort
