|
Tweet |
Bismillahirrahmanirrahim
Dinî kimlik, mümin insanın kişiliğinin en önemli unsurlarından biridir; ancak dinî eğitim okulda değil, evde başlar.
Kur’ân-ı Kerîm, insanı Allah’a yönelen bir fıtrata sahip bir varlık olarak tanıtıyor:
“Öyleyse yüzünü, dosdoğru olarak dine, Allah’ın insanları üzerine yarattığı fıtrata çevir. Allah’ın yaratmasında değişme yoktur. İşte dosdoğru din budur; fakat insanların çoğu bilmez.” [1]
Bu yüce ayet, tevhid ve maneviyata yönelişin insanın fıtratına yerleştirildiğini ifade eder. Aile, bu fıtrî tohumun filizlenip büyüyebileceği ya da Allah korusun, üzerine gaflet tozunun çökeceği ilk ortamdır.
Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
“Her doğan çocuk fıtrat (İslam) üzere doğar; sonra onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yapan anne ve babasıdır.” [2]
Bu hadis, anne ve babanın çocuğu fıtrat yolunda yönlendirme ya da ondan saptırma konusundaki ağır sorumluluğunu göstermektedir.
Peki aile bu önemli görevi nasıl yerine getirmelidir?
Rol Model Alma: Değerlerin Aktarımında En Etkili Yöntem
Çocuklar ve gençler, anne ve babalarının sözlerinden çok davranışlarını örnek alırlar. Eğer ebeveynler dinî öğretilere amelde bağlı kalır, namazlarını vaktinde kılar, Kur’an okumaya özen gösterir, toplumsal ilişkilerinde doğruluk ve emanete sahip çıkmayı esas alır ve güzel ahlâk sergilerlerse, çocuklar da farkında olmadan bu değerleri içselleştirirler.
Emirü’l-Müminin Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Kendisini insanlara önder kılan kimse, başkalarını eğitmeden önce kendisini eğitmeli ve başkalarını diliyle eğitmeden önce davranışıyla terbiye etmelidir.” [3]
Bu ilke aile ortamında daha belirgin bir şekilde ortaya çıkar. Anne ve babalar, çocuklarının ilk imamları ve ilk örnekleridir.
Kur’ân-ı Kerîm de anne ve babanın eğitici rolünü vurgulayarak, din merkezli ailelerden canlı ve ilham verici örnekler sunar. Bunlar arasında, Hz. Lokman’ın oğluyla yaptığı, sevgi, hikmet ve pratik öğütler çerçevesinde dinî eğitimin açık bir örneğini oluşturan anlamlı konuşmaları da yer alır:
“Ey Evladım! Allah’a ortak koşma; çünkü şirk gerçekten büyük bir zulümdür.” [4]
Bu ayet, dinî eğitimde ilk ve en temel adımın, çocuğun ruhunda “tevhid” inancını geliştirmek olduğunu göstermektedir. Hz. Lokman’ın oğluyla yaptığı konuşmanın devamında ise, namaz, ahlâk, tevazu, sabır ve insanlarla ilişkiler hakkında önemli noktalar yer alır ki, bunların tümü dinî kimliğin temel unsurlarıdır. Dikkat çekici olan, bu öğretilerin dış baskı veya toplumsal zorlamayla değil, ailenin samimi ortamında şekillenmesidir.
Öte yandan Kur’an-ı Kerim, Tahrîm Suresi’nde iki cennetlik kadını (Firavun’un eşi ve Meryem) ve iki cehennemlik kadını (Nuh’un eşi ve Lut’un eşi) örnek göstererek, ailenin hem manevi gelişim için bir zemin ve hem de düşüşe sürükleyen bir ortam olabileceğini ortaya koyar. Ancak nihayetinde, dinî yönelimlerin şekillenmesinde ailenin doğrudan etkisi inkâr edilemez.
Çocukların Dinî Kimliğinin Güçlendirilmesinde Babanın Rolüne Vurgu
Kur’ân-ı Kerîm, aile bireylerinin dinî eğitimi sorumluluğunu ailenin reisine, özellikle de babaya yüklemiştir:
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” [5]
Buradaki “korumak”, yalnızca maddi ihtiyaçları karşılamak anlamına gelmez; aynı zamanda sapkınlık ve ahiret azabının ateşinden korunmaları için doğru dinî ve ahlâkî eğitim vermeyi de kapsar.
İmam Zeynelabidin (a.s), Risaletü’l-Hukuk’ta çocuğun baba üzerindeki hakkını şöyle ifade eder:
“Çocuğunun senin üzerindeki hakkı, onun senden olduğunu ve bu geçici dünyada iyiliği ve kötülüğünün sana nispet edileceğini bilmen; onun güzel edeple yetiştirilmesi, Rabbine yönlendirilmesi ve hem kendisi hem de senin adına Allah’a itaate yardımcı olunması konusunda sorumluluğun bulunduğunu bilmendir. Bu yüzden bu konuda mükâfatlandırılır, ihmal etmen hâlinde ise cezalandırılırsın.”
Dinî Eğitimin Çocukluk Döneminden Başlaması
Rivayet kaynaklarında da dinî eğitimin hayatın ilk yıllarından itibaren önem taşıdığı vurgulanmıştır. Peygamber Efendimiz (s.a) şöyle buyuruyor:
“Her kimin bir çocuğu dünyaya gelirse, sağ kulağına ezan, sol kulağına ise kamet okusun; çünkü bu, şeytana karşı bir korumadır.” [6]
Bu hadis, dinî kimlik inşasının doğum anından itibaren başladığını göstermektedir.
Terbiye, Yalnızca Öğretim Değildir
Günümüz ailelerinde dinî eğitim alanındaki sorunlardan biri, resmî öğretime aşırı odaklanılması ve uygulamalı, yaşanarak verilen terbiyenin ihmal edilmesidir. Dinî kimlik yalnızca ders ve kitap yoluyla aktarılan bir şey değildir; aksine, daha çok ebeveynlerin davranış ve tutumlarında somutlaşır. İmam Cafer-i Sâdık (a.s) şöyle buyuruyor:
“İnsanları dilinizle değil, davranışlarınızla davet edin.” [7]
Çocuk, babasının namaz kıldığını, annesinin dürüstlüğünü, ev içindeki konuşmalarda sergilenen nezaketi ve karşılıklı saygıyı görerek dini sadece öğrenmez, onu yaşar. Bu durum, “tebliğe dayalı eğitim” karşısında “etkiyle gerçekleşen eğitim” olarak adlandırılan şeydir.
Ailenin İletişim Becerileri ve Sevginin Rolü
Dinî eğitim zorlamayla değil, sevgi ve etkili iletişimle ilerler. Peygamber Efendimizden (s.a.a) şöyle bir rivayet nakledilmiştir:
“Çocukları sevin ve onlara merhamet gösterin. Onlara bir şey vaat ettiğinizde sözünüzü yerine getirin; çünkü onlar sizi kendilerine rızık veren kimseler olarak bilirler.” [8]
Bu şefkatli yaklaşım, çocuğun dinî söz ve öğütleri kabul etmesine zemin hazırlar. Bazı geleneksel düşüncelerin aksine, eğitsel otorite sevgiyle çelişmez. Aksine, sağlıklı bir sevgi ortamı manevi gelişim için uygun bir zemin oluşturur.
Çağdaş Zorluklar Karşısında Dini Kimlik
Günümüzde medya, okul, arkadaş çevresi ve sanal alem gençlerin ve ergenlerin kimlik oluşumunda önemli bir rol oynadığından, ailenin önemi daha da belirgin hâle gelmiştir. Eğer aile dinî kimlik oluşumunda aktif bir rol üstlenemezse, oluşan bu boşluk hızla başka etkenler tarafından doldurulur; kimi zaman da İslamî öğretilerle çelişen içeriklerle.
Böyle bir ortamda aile, hem yeni eğitim araç ve yöntemleriyle donanmış olmalı hem de çocuklarının psikolojik ve manevi ihtiyaçlarına dikkat etmelidir. Dinî eğitim, bilgi aktarmaktan çok, gencin kendini güvende, değerli ve anlamlı hissettiği bir ortam gerektirir. Başarılı bir dinî aile, çocuğun davranışlarını yalnızca kontrol eden değil, hayatın büyük sorularına cevap arayışında ona yardımcı olan ailedir.
----------
[1]- Rûm, 30.
[2]- Uddetü’d-Dâî ve Necâhu’s-Sâî, c. 1, s. 332.
[3]- Nehcü’l-Belâğa, Hikmetli Sözler: 73.
[4]- Lokman, 13.
[5]- Tahrîm, 6.
[6]- El-Eş‘asiyyât, c. 1, s. 32.
[7]- Kâfî, c. 2, s. 78.
[8]- Usûl-u Kâfî, c. 6, s. 49, h. 3.
tesettürlü escort ,fatih escort ,türbanlı escort ,travesti escort ,taksim escort ,beylikdüzü escort ,çapa escort
halkalı escort ,avrupa yakası escort ,şişli escort ,avcılar escort ,esenyurt escort ,beylikdüzü escort ,mecidiyeköy escort ,istanbul escort ,şirinevler escort ,avcılar escort
