Bugun...



Ebeveyne Saygının Kültürel Etki Yasası

İlahi öğretiler ve Ehl-i Beyt’in (a.s) tavsiyeleri arasında, özellikle anne babaya iyilik bağlamında, “çalışma yasamız”a yahut yerel bir ahlaki etkiye benzetilebilecek temel bir asıl ve ilke bulunmaktadır. Bu asıl ve ilke, sadece uhrevî bir karşılıktan daha da ileridir. Çünkü ebeveynlere yönelik her davranışın, er ya da geç, bu dünyada bizzat kişinin kendisine veya nesline geri döneceğini garanti eder.

facebook-paylas
Tarih: 01-12-2025 14:54

Ebeveyne Saygının Kültürel Etki Yasası

Bismillahirrahmanirrahîm

 

Biz çoğu zaman çocuklarımızın geleceğinden kaygı duyarız. Oysa şaşırtıcı gerçek şudur ki çocuklarımızın kaderi, bugün bizim anne ve babamıza karşı sergilediğimiz tutumla doğrudan bağlantılıdır. Daha açık bir ifadeyle, bugün ebeveynlerimize yönelik atılan her iyilik adımı, gelecek kuşakların da karşılıklı saygı görmesinin zeminini oluşturur. Gelin bu meseleyi biraz daha ayrıntılandıralım.

 

İslamî öğretilerde, “çalışma yasamız”a benzer biçimde işleyen bir asıl ve ilke vardır. Bu asıl diyor ki ‘özellikle iyilik ve saygı alanında yaptığımız her eylem, hem kendi hayatımız ve hem de gelecek nesillerimiz üzerinde doğrudan bir etki bırakır. Bugün ebeveynlerimize gösterdiğimiz her saygı adımı, gelecekte bizim de saygı görmemizi kolaylaştıran bir süreci başlatır.

 

Burada Kur’an ve rivayetlerden üç örnek inceleyeceğiz. Bu örnekler, anne babaya karşı iyilik ya da kötü muamelenin, çocuklarımızın hayatını nasıl doğrudan etkilediğini açıkça ortaya koymaktadır.

1. Nisa Sûresi’nden Bir Uyarı

Allah-u Teâlâ, Nisa Sûresi’nde, ilk bakışta yetimlerle ilgili gibi görünen; ancak aslında evrensel bir ilkeyi ortaya koyan bir ayet zikretmektedir. Bu ayet, bizi güçlü bir soruyla karşı karşıya bırakıyor:

Dünyadan ayrıldığınızda, başkalarının sizin savunmasız çocuklarınıza nasıl davranmasını istersiniz?

Bu soruya verilecek cevap, bugün bizim başkalarının çocuklarına karşı sergilememiz gereken tutumu belirlemelidir.

 

“Geride bıraktıkları küçük çocukların geleceğinden kaygı duyan kimseler, başkalarının yetimlerine zulmetmekten korkmalı; Allah’ın huzurunda davranışlarına dikkat etmeli ve yetimlere ölçülü ve adaletli bir biçimde muamele etmelidirler.” [1]

 

Bu ayet gerçekte “toplumsal ve ahlaki bir etki yasası”nı tanıtmaktadır. “Toplumsaldır”; çünkü sizin iyi davranışınız, toplumda sonunda kendi çocuklarınızı koruyacak bir normun oluşmasına katkı sağlar. “Ahlakidir”; çünkü Allah, bu sorumluluğu doğrudan bizim omuzlarımıza yüklemektedir. Ayetin mesajı şudur: Bugün başkalarının savunmasız çocuklarına nasıl davranıyorsan, aslında kendi çocuklarının yarınki güvenliğine doğrudan yatırım yapıyorsun.

 

2. Bugünün İyiliği, Gelecek Neslin Mirası

Anne babanın davranışlarının gelecek nesil üzerindeki etkisine dair en açık örneklerden biri, Kehf Sûresi’nde Hz. Musa (a.s) ile Hz. Hızır’ın (a.s) kıssasında yer almaktadır.

 

Bu kıssada, onlar yıkılmak üzere olan bir duvarı iki yetim çocuk için yeniden onarırlar. Hz. Musa (a.s) üstelik hiçbir ücret almaksızın yapılan bu işin sebebini sorunca, Hızır (a.s) şöyle açıklar: “Duvarın altında o iki çocuğa ait bir hazine vardı ve Allah, bu hazinenin onlar için korunmasını dilemişti. Peki, bu ilahî lütfun temel nedeni neydi? Kur’an bunu açıkça ifade ediyor: “Babaları salih bir kimseydi.”

 

Bu, iyiliğin kültürü yasasıdır. Eğer bir insanın babası salih biri olursa, yaptığı iyiliklerin sonucu evlatları için biriktirilir ve çocuklar gelecekte babalarının ektiği rahmetten nasiplenirler.

 

“Duvar ise şehirdeki iki yetim gence aitti; altında onlara ait bir hazine vardı ve babaları salih bir kimseydi. Rabbin onların erginlik çağına ulaşmalarını ve hazinelerini çıkarmalarını diledi. Bu, Rabbin tarafından bir rahmetti...” [2]

 

3. İyilik Et ki Sana da İyilik Edilsin

Kur’an ayetleri göstermiştir ki Allah-u Teâlâ, daha iyi bir toplum inşa etmek ve mirasımızı doğrudan korumak suretiyle iyiliklerimizin karşılığını neslimize ulaştırır. Ancak Ehl-i Beyt’ten (a.s) aktarılan rivayetler, bu “kültürel etkiyi” en açık biçimde ifade ediyor.

 

Bu doğrudan vaadin yanı sıra, rızkın artması, ömrün uzun olması ve günahların bağışlanması gibi dünyevî bereketlere de işaret edilmiştir. Ama İmam Cafer-i Sâdık’ın (a.s) hadisi, bu vaadi en güçlü şekilde güvence altına almaktadır:

“Babalarınıza iyilik edin ki çocuklarınız da size iyilik etsin.” [3]

 

Bu hadise göre anne babaya yapılan iyilik, kişinin kendi çocukları eliyle doğrudan karşılık bulur. Bu, amel ve eylemin en dakik geri dönüş biçimidir.

 

Sonuç olarak, ebeveyne iyilik ve ihsanda bulunmak, yalnızca dünyevî ve uhrevî saadeti temin eden ahlaki ve dinî bir görev olmakla kalmaz; aynı zamanda gelecek neslin kaderini de belirler. Bugünkü tutumumuz, çocuklarımızın yarınki yaşamının üzerine inşa edileceği örneği oluşturur. Bu, hafife alınamayacak denli büyük bir sorumluluktur. Bu nedenle, ilişkilerin çoğu zaman gerilimle sınandığı bu çağda, çocuklarımıza nasıl bir merhamet ve saygı mirası bıraktığımızı ve ebeveynlerimize nasıl davrandığımızı yeniden düşünmek gerekir.

 

Bu öğretiler, daha insani bir toplum için bizi aile kurumunu ilgi ve saygının odağı hâline getirmeye çağırmaktadır. Öyle ki “saygı kültürü” bir slogan olarak değil, ameli ve fiili olarak hayatları yücelten ve huzura yönelten bir ilkeye dönüşsün.

 

----------

[1]- Nisâ, 9.

[2]- Kehf, 82.

[3]- Hisâl, c.1, s.55.




Bu haber 400 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER NURANİ SÖZLER Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI