Bugun...



Sahîfe-i Seccâdiyye’nin Bakışıyla “İmamet ve Mehdîlik”

Dua, Yüce Allah’a yakınlaşmanın merdiveni ve insanın günahlarını sürekli olarak arındıran, daima akan bir nehirdir.

facebook-paylas
Tarih: 19-01-2026 14:16

Sahîfe-i Seccâdiyye’nin Bakışıyla “İmamet ve Mehdîlik”

Bismillahirrahmanirrahim

 

Dua, kulun Rabbiyle kurduğu bilinçli, samimi ve huşû dolu bir irtibattır. Dua, hayattan önce kulluğun bir aracıdır; bedensel arzuları karşılamaktan ziyade gönlün ihtiyaçlarını giderir ve rızık sofrasını genişletmekten daha çok, insanın ruh cevherini besleyip olgunlaştırır.

 

Niyaz ve yakarış bahçesinde, İmam Zeynelabidin’in (a.s) Sahîfe-i Seccâdiyye’si kendine özgü bir çekiciliğe sahiptir. Bu eser, seçkin âlimlerimiz tarafından “Kur’an-ı Kerim’in kardeşi”, [1] “Ehl-i Beyt’in İncili” ve “Âl-i Muhammed’in Zebûru” [2] olarak nitelendirilmiştir.

Dikkat çekicidir ki, Tantâvî Tefsiri’nin müellifi, bu eserin bir nüshası Kahire’de kendisine ulaştıktan sonra şu ifadeleri kullanmıştır: “Bu, bizim talihsizliğimizdir ki şimdiye kadar, nübüvvet miraslarından olan bu değerli ve ebedî esere ulaşamamıştık. Ona her baktığımda, onu yaratılanın sözünden daha üstün, fakat yaratanın kelâmından daha aşağı bir mertebede buluyorum.” [3]

 

İmam Zeynelabidin’in (a.s) yaşadığı dönem, dinî değerlerin tahrife uğradığı ve değişime maruz kaldığı bir zaman dilimiydi. Bu şartlar altında halkın dinî terbiyesi gerilemiş, cahiliye değerleri yeniden ihya edilmişti. İşte böyle bir ortamda İmam, dua vasıtasıyla insanları Allah ile yeniden irtibatlandırmayı hedeflemiştir. Onun bakış açısına göre dua tek boyutlu değildir; yalnızca maddî yoksulluğu yahut sadece manevî ihtiyacı ele almaz. Aksine dua, özel bir bütüncüllüğe sahiptir: Hem dünyaya hem ahirete yöneliktir, hem manevî ihtiyaçları dile getirir hem de maddî talepleri kapsar.

 

Sahîfe-i Seccâdiyye’de “İmamet”

İmam Zeynelabidin’in (a.s) tebliğ ve mücadele yöntemlerinden biri, İslâmî öğretileri dua formu içerisinde açıklamaktır. Sahîfe’nin önemli siyasî-dinî temalarından biri de imamet meselesinin ele alınışıdır. Burada imamet, yalnızca hilafet ve liderlikte hak sahibi olma anlamıyla sınırlı bir kavram olarak değil; bunun ötesinde, ilahî boyutu, masumiyet özelliği ve peygamberlerin, özellikle de Hz. Peygamber’in (s.a.a) ilimlerinden istifade etme yönüyle yüce bir konumda sunulan Şiî bir kavram olarak karşımıza çıkar.

 

Sahîfe-i Seccâdiyye’de imamet kavramının yeniden incelenmesi iki açıdan büyük önem taşımaktadır:

Birincisi, gerçek anlamda imamı tanımanın ancak imamın kendisi aracılığıyla mümkün olmasıdır.

İkincisi ise, bugün imamı, İmam Mehdi (a.f) olan bizlerin, imametin konumunu ve anlamını her zamankinden daha fazla idrak etme ihtiyacıdır.

 

1. Hilafetin Gasp Edilmesinin Sonuçları

Gerçekten de Sahîfe-i Seccâdiyye de İmamın sağlam ve sarsılmaz ifadelerinde, hakikati gören bir bakışla kulak verildiğinde, ilahî hilafete kimin layık olduğu açıkça anlaşılmaktadır. İmam şöyle buyuruyor:

“Ey Allah’ım! Bu yüce makam ki senin halifelerine ve seçilmiş kullarına aittir ve bu yüksek mertebe ki senin emanetçilerinin konumudur ve onlara mahsus kıldığın yüce dereceler arasındadır, gasp ve saldırıya uğramıştır…

Nihayet senin seçilmişlerin ve halifelerin yenilgiye uğratıldı, kahredildi ve gazaba uğradı; onlar görmektedirler ki senin emrin değiştirilmiş, kitabın tahrife uğratılmış, hükümlerinin şeriatının yollarından saptırılmış ve Peygamberinin sünnetleri terk edilmiştir.” [4]

 

İmam (a.s), bu bölümde Ehl-i Beyt düşmanları tarafından hilafet makamının gasp edilmesine işaret etmekte; ilahî hükümlerin değiştirilmesini, Kur’an’ın ihmal edilmesini ve ona yönelik müdahaleleri, ayrıca Hz. Peygamber’in (s.a.a) sünnetlerinin terk edilmesini, imamet makamının gasp edilmesinin doğrudan sonuçları arasında saymaktadır.

 

2. “İmametin” Hz. Peygamber’in (s.a.a) Evlatlarına Tahsis Edilmesi

İmam Zeynelabidin (a.s), dualarında, Hz. Peygamber’in (s.a.a) soyundan gelen önderlerin velâyetine özel bir vurgu yapar; zira onlar hidayetin en sağlam sütunları ve imanın en güvenilir tutamaklarıdır. İmam (a.s) şöyle niyaz eder:

“Ey Rabbimiz! Peygamber’in Ehl-i Beyti’nden olan o tertemiz kimselere salât eyle; Sen onları dinî işin için seçtin, ilminin hazineleri kıldın, dininin muhafızları ve yeryüzündeki halifelerin olarak tayin ettin.” [5]

 

3. İmamlar, Kur’ânî Maârifin Hazinedarlarıdır

“Allah’ım! Kalplerimizi Kur’an’ın ilimlerini taşıyacak birer taşıyıcı kıldığın ve rahmetinle Kur’an’ın şeref ve faziletini bize tanıttığın gibi; dili daima Kur’an’ı tebliğ eden Muhammed’e (s.a.a.) salât eyle ve onun âline de salât eyle; zira onlar Kur’an’ın ve Kur’ân ilimlerinin hazinedarlarıdır.” [6]

 

4. Hz. Peygamber’in (s.a.a) Ailesi, Günahtan Arındırılmış Kimselerdir

“Ve onları, kendi iradenle, her türlü pislik ve kirden tam anlamıyla arındırdın.” [7]

 

5. İmametin Bütün Zamanlarda Sürekliliği

“Allah’ım! Sen, her dönemde, kulların için bir rehber ve şehirlerinde hidayetin nişanesi kıldığın bir önder vasıtasıyla dinini destekledin ve güçlendirdin; onun ahdini kendi ahdinle birleştirdin, onu rızanın vesilesi yaptın, ona itaati farz kıldın ve emrine muhalefetten kullarını sakındırdın. İnsanlara, onun buyruğunu yerine getirmelerini ve yasaklarından kaçınmalarını emrettin; hiç kimsenin onun önüne geçmemesini ve hiç kimsenin de ondan geri kalmamasını buyurdun.” [8]

İmam Zeynelabidin (a.s) bu dua bölümünden, imamet ve dinî liderliğin sürekliliğinin felsefesi anlaşılmaktadır. Zira O büyük imamın ifadesine göre, her zaman ve her çağ, ilahî bir rehbere ve imama muhtaçtır. Bu önderlerin Allah’a nispet edilen ve O’nun tarafından teyit edilen kimseler olmaları gerekir ki, kendi hidayet nurlarıyla insanları dinî değerlere yönlendirebilsinler.

 

6. İntizar (Bekleyiş) Ülküsü

“Allah’ım! Her zaman var olan ve hiçbir çağın onsuz kalmadığı kendi velîn (imamın) vasıtasıyla kitabını, hükümlerini, şeriatlarını ve Resulünün (s.a.a) sünnetlerini ayakta tut. Yine onun eliyle, zalimlerin yok etmeye çalıştığı dininin alametlerini yeniden ihya et. Onun vasıtasıyla, zulmedenlerin senin yoluna yönelik saldırılarını ortadan kaldır ve onun aracılığıyla hak yolunun zorluk ve meşakkatlerini gider.” [9]

 

7. İntizar Ehline İlâhî Salât ve Selâm

“Ey Rabbimiz! İmamların dostlarına salât eyle; onların yüce konumlarını kabul eden, yollarını izleyen, izlerini takip eden, onlara itaat hususunda çaba sarf eden, onların hâkimiyet günlerini bekleyen ve umut dolu bakışlarını onlara yönelten kimselere; sabah ve akşam süreklilik arz eden, mübarek, arınmış ve artan salâtlar nasip et.”

 

İmam Zeynelabidin (a.s), masum İmamların (a.s) mukaddes hâkimiyetini nesillere dua diliyle öğretmiş ve bu yolla sevgi, amel ve ideal arasında derin bir bağ tesis etmiştir.

Her ne kadar o, yaşadığı dönemin meşru olmayan yönetimlerine karşı fiilî ve askerî bir mücadeleye girişmemiş olsa da öğretileriyle zulme karşı durma düşüncesinin, dinî hâkimiyet inancının ve ilahî bir önderliğin gerekliliğinin fikrî temelini sağlam bir biçimde inşa etmiştir.

Emîr Muhsin İrfân

 

------------

[1]- Şeyh Ağa Bozork Tahrânî, ez-Zerîʿa ilâ Taṣânîfi’ş-Şîa, c. 15, s. 18.

[2]- Seyyid Ali Han Medenî, Riyâżu’s-Sâlikîn fî Şerḥi Ṣaḥîfeti Seyyidi’s-Sâcidîn, Abdürrezzâk el-Mûsevî’nin mukaddimesiyle.

[3]- Sahîfe-i Seccâdiyye, çev. Sadrüddin Belâğî, Mukaddime, s. 37.

[4]- Sahîfe-i Seccâdiyye, Dua 48, fıkra 9:
“Allah’ım! Bu makam, Senin halifelerine ve seçkin kullarına ait olup, onlara tahsis ettiğin yüce derecelerde emanetçilerinin mevkiidir; ancak bu makam gasbedilmiştir… Onlar, Senin hükmünün değiştirildiğini, kitabının terk edildiğini, farzlarının şeriatının yollarından saptırıldığını ve Peygamberinin sünnetlerinin terk edildiğini görmektedirler.”

[5]- Sahîfe-i Seccâdiyye, Dua 47, fıkra 56.

[6]- Sahîfe-i Seccâdiyye, Dua 42, fıkra 6.

[7]- Sahîfe-i Seccâdiyye, Dua 47, fıkra 56.

[8]- Sahîfe-i Seccâdiyye, Dua 47, fıkra 60:
“Allah’ım! Sen, her zaman diliminde, kulların için bir alamet ve beldelerinde bir hidayet minaresi kıldığın bir imam vasıtasıyla dinini destekledin; onun bağını kendi huzuruna bağladın, onu rızana ulaşmanın vesilesi yaptın, ona itaati farz kıldın, isyanına karşı uyardın, emirlerine uymayı ve yasaklarında durmayı emrettin; hiç kimsenin onun önüne geçmemesini ve hiç kimsenin de ondan geri kalmamasını buyurdun.”

[9]- Sahîfe-i Seccâdiyye, Dua 47, fıkra 62:
“Onunla kitabını, hükümlerini, şeriatlarını ve Resulünün sünnetlerini ayakta tut; Allah’ım, ona ve âline salât eyle zalimlerin dininin alametlerinden öldürdüklerini onunla dirilt; onunla zulmün pasını yolundan sil; yolundaki sıkıntıları onunla gider; eğrilenleri onunla sıratından uzaklaştır ve maksadına eğrilikle yönelen zorbaları onunla yok et.”

[10]- Sahîfe-i Seccâdiyye, Dua 47, fıkra 64.




Bu haber 930 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER NURANİ SÖZLER Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI