Bugun...



Zuhuru Beklemek

Bismillahirrahmanirrahim

facebook-paylas
Tarih: 18-02-2022 16:29

Zuhuru Beklemek

Soru: Gaybet döneminde İmam Mehdi’nin (a.f) kendisi de zuhuru bekleyenlerden midir? Bu konuda kaynak ve yazılar verebilir misiniz? Ve bu bekleme nasıldır?

Cevap: “İntizar-ı Ferec”, “intizar” ve “ferec” kelimelerinden oluşmuştur. “İntizar” lugatte, korumak, gözü yolda olmak ve endişe manalarına gelmektedir.[1] Hazır bulunma haline denir. Zıt anlamlısı ümitsizliktir. “Ferec” ise, dert, keder ve sıkıntılardan kurtulmaya denir.[2]

“İntizar-ı Ferec”, Kelam ilminde, hak, barış ve adaletin batıl güçlere karşı başarıya ulaşmasının son arzu ve ümidi; vadedilmiş Mehdi’nin (a.f) eliyle İslami imanın bütün dünyada yayılması; insani değerlerin her yönlü ve tam olarak yerleşmesi; bütün alemde medine-i fazile ve ideal tevhidi toplumun kurulması manasına gelmektedir. İntizar, yalnızca bir ümit ve bir arzu değildir. Bu intizarın arkasında amelde vardır.

“İntizar-ı ferec” kavramında iki yön vardır. Biri bütün varlık aleminden zulüm, şirk ve fesadı kaldırmak yönü ve diğeri de tevhide dayalı küresel bir toplum oluşturmak ve adaleti sağlamak yönüdür.

İntizar-ı Ferec’in Önemi

Hadislerde İntizar-ı ferec’e özel bir önem verilmiş; intizar’ın faziletine, müntezirin (bekleyenin) görevlerine, intizarın faydalarına ve onun doğru manasına değinilmiştir. Söz konusu hadislerden birkaçını aşağıda getiriyoruz:

1- Hz.Resulullah (s.a.a) şöyle buyuruyor: “İntizar-ı Ferec ibadettir.”[3]

2- İmam Ali (a.s) şöyle buyuruyor: “Allah’ın en sevdiği amel intizar-ı ferec’tir.”[4]

3- İmam Cevad (a.s) şöyle buyuruyor: “Şiilerin en üstün ameli intizar-ı ferec’tir.”[5]

Muntezirler (Bekleyenler)

Birçok dinde, her ne kadar kim olduğu ve adının ne olduğu konusunda görüş birliği olmasa da ahir-i zamanda zuhur edecek ve dünyayı adaletle dolduracak bir ahir-i zaman kurtarıcısı inancı vardır.

İslam dininde bütün Müslümanlar, Hz. Peygamberin (s.a.a) zamanından günümüze kadar Hz. Resulullah’ın (s.a.a) öğretileri sayesinde ahir-i zaman kurtarıcısına inanmakta ve onun, Hz. Peygamber’in (s.a.a) soyundan geldiğini ve Hz. Peygamber’in (s.a.a) adını taşıdığını kabul etmekteler. Ama bazı konularda aralarında ihtilaf vardır. Örneğin Şia onun hicri üçüncü asırda dünyaya geldiğine, ama bir süre sonra gaybete çekildiğine inanırken, Ehl-i Sünnet’in çoğusu onun dünyaya gelmediğini ve ahir-i zamanda dünyaya geleceği görüşündeler.

Bütün peygamberler, vasiler ve ilahi velilerin hedefi adaleti dünyaya yerleştirmek, küresel tevhidi sistemi ve ilahi kanunlarla yönetilen bir dünya düzeni kurmaktı. Öyle bir düzen ki, insanı dünya ve ahiret saadetine götürmelidir. Böyle bir düzen bütün peygamberler ve vasilerinin arzusu olmuş ve bunun için mücadele vermişlerdir. Bu ilahi insanların tümü hep böyle bir an için gün sayarak onu bekleyenlerden olmuşlardır.

İmam Sadık’ın (a.s) ashabından biri “Biz sizin zamanınızda olduğumuz halde neden bugünden zuhur zamanında Hz. Kaim’in (a.s) ashabından olmayı isteyelim?” diye sorduğunda İmam (a.s) şöyle buyurdu: “Subhanallah! Aziz ve Celil olan Allah’ın hakkı ortaya çıkarıp, adaleti her yerde göstermesini, insanların durumunun düzelmesini, dağınık kalplerin biribirine yaklaşmasını, Allah’a karşı yeryüzünde günah işlenmemesini, ilahi hükümlerin uygulanmasını, haklının hakkına kavuşmasını... istemez misiniz?”[6]

Bu hadis-i şeriften, hakkın batıl karşısında ulaşacağı son zaferi ve küresel ilahi hükümetin kurulmasını arzulayan herkesin Mehdi-i Mev’ud’un (a.f) zuhurunu bekleyenlerden olacağı anlaşılmaktadır. Yine İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: “Ben o günü görsem, kendimi ona hizmet etmeye hazırlarım.”[7]

Fereci bekleyenlerden biri de İmam Mehdi’nin (a.f) kendisidir. Zira birincisi, rivayetlerimizde intizar (beklemek) en üstün ibadet olarak sayılmıştır. Buna göre o mübarek insanın en üstün ibadetten gafil ve mahrum olduğu düşünülemez; hatta böyle bir şey imkansızdır. İkincisi, ferec kelimesinin geçtiği rivayetlerde bir tek müminlerin fereci zikredilmemiştir. İmam-ı Zaman’ın (a.f) da fereci söz konusudur. Yani, İmam-ı Zaman (a.f) da kendi işlerinin ferecini beklemektedir.

Dolayısıyla Hz. Veliyy-i Asr’ın (a.f) kendileri de dünyaya tevhidi düzenin gelmesini, adaletin bütün varlık alemini kapsamasını, zulmün kökünün kazınmasını ve bütün varlıkların nihai kemale ulaşmasını istemektedir. Hz. Kaim’in (a.f) kendileri de Allah-u Teâlâ’nın izniyle zuhur etmeyi ve muvahhitlerin arzusunu yerine getirmeyi bekleyenlerdendir.

 

----------------

[1]- Tacu’l Arus, c.7, s.539.

[2]- Ragıb İsfahani, Müfredat-ı Elfazi’l Kur’an, s.628, Safvan Ahmed Davudi’nin tahkiki, 1. Baskı, Daru’ş-Şamiye, Beyrut, 1413 hk.

[3]- Biharu’l Envar, c.52, s.122, Şeyh Tusi’nin ‘Emali’ adlı eserinden alınmıştır.

[4]- Şeyh Saduk, Men La Yahzuruhu’l Fakih, c.4, s.381, İntişarat-ı Camiay-ı Müderrisin, Kum, 1413 hk.

[5]- Şeyh Saduk, Kemalu’d-Din, c.2, s.377, Daru’l Kütübi’l İsmailiyye, Kum, 1395 hk.

[6]- Kemalu’d-Din, c.2, s.646.

[7]- Muhammed b. İbrahim Numani, el-Gaybet, s.273, Mektebetu’s-Saduk, Tahran, 1397 hk.




Bu haber 1046 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SORU-CEVAP Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI