Bugun...



Rivayetler Perspektifinde Ahir Zamanda Kadının Rolü - 2

Bismillahirrahmanirrahîm

facebook-paylas
Tarih: 11-09-2025 15:40

Rivayetler Perspektifinde Ahir Zamanda Kadının Rolü - 2

Ahir zamanda kadınların örtünmesi, tam anlamıyla örtücülük özelliğini yitirecek ve bu durum toplum bireyleri için birçok olumsuz sonuç doğuracaktır. Bu olumsuzluklardan bazıları şunlardır:

  • Aşırı biçimde dış görünüş ve bedene odaklanılmasıyla kadının değerinin azalması,
  • Erkeklerin tahrik edilmesi,
  • Kadınların maruz kaldığı taciz ve eziyetlerin artması,
  • Kadınların heva ve heves peşinde koşan erkekler için bir haz aracına dönüştürülmesi,
  • Aile kurumunun zayıflaması,
  • Aile ilişkilerinde istikrarsızlığın ortaya çıkması,
  • Erkeklerde çeşitlilik arayışının artması ve bunun sonucu olarak sadakatsizliklerin meydana gelmesi,
  • Toplumsal huzursuzluk ve ahlaki bozulmaların ortaya çıkması,
  • Tüketimin yaygınlaşması ve benzeri sorunlar.

 

Önemle vurgulanması gereken husus şudur ki, uygun bir örtünme, kadın için uygunsuz bakışlardan ve hoş olmayan davranışlardan korunma vesilesidir. Tam ve muhafazakâr bir tesettür, eşe saygının ve aile mahremiyetini korumanın bir göstergesidir.

 

Allah Resulü (s.a.a) kadınların en hayırlıları hakkında şöyle buyurmuştur:
“Kadınlarınızın en hayırlısı, çok doğurgan, çok şefkatli, iffetli, örtülü, akrabaları arasında itibarlı, eşi karşısında ise mütevazı olandır. Kendisini eşi için süsler ama başkalarına karşı iffetini korur.” [1]

Ey kadın! Sana Fâtıma’dan (s.a) şöyle hitaptır
Kadın için en değerli ziynet, hicaplı olmaktır.

 

– Kadın Hâkimiyeti

Ahir zamanın bir diğer toplumsal bozulması, kadın hâkimiyetinin kadınperestlik düzeyine varması ve kadınların bir nevi kıble edinilmesidir. Nitekim Hz. Peygamber’den (s.a.a) aktarılan bir rivayette bu acı duruma şöyle işaret edilmiştir:

“Öyle bir zaman gelecek ki, insanlar karınlarını ilah, kadınlarını kıble, parayı din, dünyevî araç ve imkânları ise şeref, değer ve itibar kaynağı edineceklerdir. Kur’ân’dan yalnız ders, İslâm’dan yalnız eser, imandan ise yalnız isim kalacaktır. Mescitlerin binaları imar edilecek, ancak kalpler Allah’ın hidayeti bakımından harap olacaktır.” [2]

 

– Ahir Zamanda Kadınların Namahremler İçin Süslenmesi

Bihârü’l-Envâr’da nakledilen bir rivayette Hz. Peygamber (s.a.a) ömrünün sonlarına doğru yaren ve ashabına şöyle buyurmuştur:

“Öyle bir zaman gelecek ki, insanların üzerinden insaniyet ahlakı kalkacak … kadınları kendilerini namahremler için süsleyeceklerdir.” [3]

 

Kadınların toplum içinde ve namahremler için süslenmelerinin doğuracağı zararlar şunlardır:

  • Erkeklerin dikkatini çekmek ve onları tahrik etmek,
  • Şehvet dolu bakışların artması ve ahlaki sapmaların ortaya çıkması,
  • Erkeklerin uygunsuz davranışlarda bulunması,
  • Toplumda kadınların haya ve iffet duygusunun azalması ile kendini gösterme eğilimi,
  • Kadının kimlik ve şahsiyetinde bozulmalar meydana gelmesi,
  • Kadınlar arasında dikkat çekmek amacıyla sağlıksız rekabetin yaygınlaşması,
  • Kadınların makyajsız kendilerini güzel görmemeleri ve özgüven kaybına uğramaları,
  • Tüketimciliğin artması ve kozmetik ürünlerine aşırı harcama yapılması,
  • Yoğun makyaj malzemesi kullanımından doğan cilt hastalıklarının yaygınlaşması,
  • Aile içinde huzursuzlukların ve hoşnutsuzlukların ortaya çıkması.

 

– Ahir Zamanda Kadınların İş Hayatına Katılımı

Emîrü’l-Mü’minîn Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:

“Ahir zamanda, kadınlar dünya hırsı sebebiyle kocalarının ticaret ve işlerine ortak olurlar.” [4]

 

Emîrü’l-Mü’minîn Ali’nin (a.s) kadınların ahir zamanda eşlerinin işlerine ortak olacaklarına dair buyruğu, dünyevileşmenin ve dünyaya aşırı hırsın toplum üzerindeki hâkimiyetine yönelik bir uyarıdır. Bu katılım, görünürde ailenin ekonomik durumunu iyileştirebilir; ancak özünde değerlerin ve önceliklerin değiştiğini göstermektedir. Zira hayatın asıl gayesi olan Allah’a yakınlık, mal ve servet biriktirme arzusunun gölgesinde kalmakta, aile içi ilişkiler de zarar görme ihtimali taşımaktadır.

 

Bu rivayetlerde vurgulanan asıl mesele “dünya hırsı”dır. Eğer çalışmanın gayesi mal yığmak, lüks ve gösteriş peşinde koşmak olursa, bu durum hem zarar verici olur ve hem de insanı asli sorumluluklarından ve manevî hayatından uzaklaştırır. Bunun yanı sıra, aile bağlarının zayıflaması, çocuk terbiyesine verilen önemin azalması ve aile içi anlaşmazlıkların artması gibi olumsuz sonuçlar ortaya çıkacaktır.

 

Emîrü’l-Mü’minîn Ali (a.s) bu bağlamda şöyle buyurmuştur:

“Ahir zamanda, kadınlar dünya hırsı sebebiyle kocalarının işlerine katılacaklardır.”

 

– Ahir Zamanda Kadınların Toplum İşlerinde Hâkimiyeti

Emîrü’l-Mü’minîn Ali (a.s) ahir zamanın alametlerinden söz ederken şöyle buyurmuştur:

“… Kadınların hâkimiyet kurduğu, cariyelerin güç sahibi olduğu ve çocukların yönetime geçtiği bir zaman gelecektir.” [5]

 

Bu hadiste geçen örnekler, toplumda değerlerin ve ölçülerin altüst olmasının bir simgesidir. Yani, işler yeterli kapasite ve yeteneğe sahip olmayan kişilerin eline bırakılmış demektir. Bu durum da toplumsal kargaşaya, düzensizliğe, ahlakî ve manevî yozlaşmaya, basiret ve öngörü eksikliğine yol açacaktır. Daha önce belirtildiği gibi dikkat edilmesi gereken nokta şudur ki, bu rivayet kadınların her alandaki aktif katılımını reddetmemektedir. Zira toplumda öyle alanlar vardır ki, o görevler yalnızca kadınlar tarafından hakkıyla yerine getirilebilir.

 

Ahir Zaman Kadınlarının Durumu Üzerine Rivayetlerin İnceleme Sonuçları

Rivayetlerde zikredilen bu tür kadınlar, sadece kendi dünya ve ahiretlerine zarar vermekle kalmaz, aynı zamanda toplumsal zararların da sebebi olurlar. Bunlar arasında aile kurumunun sarsılması, boşanmaların artması, gençlerin evlilikten uzaklaşması ve benzeri sosyal krizler yer almaktadır.

 

Oysa kadının şahsiyeti öylesine yücedir ki, onun daima vakar ve ağırbaşlılığını muhafaza etmesi, dış güzelliklerini namahremlerden gizlemesi, mahremiyet alanını koruması ve heva-heves sahiplerinin oyuncağı olmaktan sakınması gerekir.

 

Nefsini tezkiye ve terbiye eden bir kadın, temiz, salih ve topluma faydalı evlatlar yetiştirme kudretine sahiptir. Ancak bunun aksine, fesat ve bozulmaya sürüklenen kadınlar, topluma yalnızca aile ve cemiyetin derdine derman olamayan değil, aynı zamanda bizzat bela ve musibet kaynağı olan nesiller kazandırırlar.

 

Bu bakımdan görülecektir ki, insanı bazı davranışlardan men eden ilahî yasaklar, hem maddî sonuçlar ve hem de manevî bereketler barındırmakta, insanlığın saadeti, gelişimi ve tekâmülü için zorunlu bir gereklilik teşkil etmektedir.

 

Ahir Zaman Fitneler Girdabındaki Kadınlar

Ahir zaman, fitneler ve kargaşalarla dolu bir dönem olarak nitelendirilir. Bu dönemde toplumun yarısını oluşturan kadınların rolü, özel bir öneme sahiptir. Kadınlar, sahip oldukları özelliklerle iman ve İslâmî değerlerin muhafazasında büyük katkı sağlayabilecekleri gibi, aynı zamanda pek çok fitneyle de karşı karşıya kalacaklardır. Bu nedenle kadınların bilinçli, basiretli ve hazırlıklı olmaları elzemdir. Kadınların ahir zamanda karşı karşıya kalacakları başlıca fitneler şunlardır:

  • Kültürel Saldırı: Düşmanlar, askerî saldırılardan ümitlerini kestikten sonra, kültürel istilaya yönelmiş ve hedef tahtasına özellikle kadını yerleştirmişlerdir. Çünkü kadın, ailenin temel direğidir. Onlar, kadının eş ve anne rolünü zayıflatmak suretiyle kendi amaçlarına ulaşmayı hedeflemişlerdir.
  • Fesat ve Ahlâksızlığın Yaygınlaştırılması: Ahir zamanda kadınlar arasında ahlâkî yozlaşma ve serbestliğin teşvik edilmesi, özellikle sanal ortamda günahların sıradanlaştırılması ve yozlaşmanın cazip gösterilmesi, kadın ve kızların iffetini tehdit etmiş ve toplumun yarısını oluşturan kadınların konumunu tartışmalı hale getirmiştir.
  • Kadınlar Arasında Eşitsizlik ve Ayrımcılık Düşüncesinin Aşılanması: Kadınlar arasında kadın haklarının gözetilmediği algısının yayılması, kadınlarda hayal kırıklığı ve umutsuzluk doğurmuştur. Bununla birlikte, feminizmin abartılı biçimde teşvik edilmesi, yapay özgüven telkinleri, annelik ve ev hanımlığının değersiz ve ağır yükler olarak gösterilmesi, düşmanların kurguladığı diğer fitnelerden olmuştur.
  • Gösteriş ve Maddiyatın Yaygınlaştırılması: Ahir zamanda kadınları kuşatan bir başka fitne ise, her alanda çeşit çeşit ürünlerin sunulması ve küresel ölçekte yapılan yoğun reklamlarla bunlara ihtiyaç duygusunun oluşturulmasıdır. Bunun sonucunda yaşam tarzları aşırı maddileşmiş, insanlar özellikle de kadınlar, sahip olduklarına kanaat etmeyip sürekli yenileme ve değiştirme isteğiyle ailesine ağır maliyetler yükler hale gelmişlerdir. Bu durum kadınların sade ve manevî bir hayattan uzaklaşıp dünyevileşmesine yol açmıştır.
  • Savaşların ve Güvensizliğin Artması: Ahir zamanda meydana gelen askerî savaşlar da kadınların ciddi zararlar görmesine neden olmuştur. Bu zararlar arasında göç etmek zorunda kalma, eşsiz ve desteksiz kalma, barınaksızlık, temel ihtiyaçlara ulaşamama gibi sorunlar yer almaktadır.

 

Ahir Zamanda Kadınlar İçin Kurtarıcı Yöntemler

Kadınlar, ahir zamanda karşılaşacakları fitnelerden korunmak ve hatta aile bireyleri, dostlar ve yakın çevre gibi diğer insanlara da rehberlik ederek onları kurtuluşa yönlendirmek için dinî öğretiler ve Ehl-i Beyt’in (a.s) hayat tarzından ilham alarak birtakım yöntemlere başvurabilirler. Bu yöntemlerden bazıları şunlardır:

  • Bilinç ve basiret düzeyini yükseltmek: Fitneler karşısında doğruyu yanlıştan ayırt edebilmek için Kur’ân-ı Kerîm’e ve Masum İmamlara (a.s) sarılmak, dinî bilinci artırıcı ilim ve irfan meclislerine katılmak, kadınların en önemli görevlerinden biridir.
  • Nefis terbiyesi ve başkalarının ıslahı için çaba göstermek: Ahir zaman fitnelerini aşmak ve kadınların İmam-ı Zaman’ın (a.f) zuhuruna hazırlıkta etkin rol üstlenebilmesi için, hem bireysel ve hem toplumsal arınma ve gelişim hayati önemdedir.
  • Düşmanı tanımak ve yöntemlerini bilmek: Kadınların imanını ve değerlerini ahir zaman fitnelerine karşı korumak, düşmanla mücadelede onları güçlendirmek, İslami kimliklerini muhafaza etmek ve gaybet döneminde sapmalarını engellemek için, düşmanı tanımanın ve onun yöntemlerini bilmenin gerekliliği büyük önem arz etmektedir.
  • İman ve maneviyatı güçlendirmek: Ahlâkî faziletlerle donanmak, dinî ve itikadî farzları yerine getirmek suretiyle İslâmî değerlerin korunması, manevî yozlaşmanın önüne geçmek için temel bir gerekliliktir.
  • Evlilik ve annelik sorumluluklarını üstlenmek: Kadınların, gelecek nesilleri yetiştirme ve aile kurumunu sağlam temeller üzerinde muhafaza etme görevini bilinçle yerine getirmesi, hem toplumun gelişimi ve hem de zuhur için zemin hazırlama açısından zaruridir.
  • Cesaret ve dirayet sahibi olmak: Zulüm karşısında direnmek, mazlumların haklarını savunmak ve kadınların sahip oldukları toplumsal konumu bu uğurda değerlendirmeleri, ahir zamanda önemli bir vazifedir.
  • Aile ve toplum içinde dayanışma oluşturmak: Sosyal sorunları çözme, toplumsal yaraları sarma ve insanî-İslâmî değerleri yayma amacıyla aile fertleri ve toplum üyeleri arasında birlik ve beraberliği güçlendirmek, kadınların üstlenebileceği önemli sorumluluklardan biridir.

 

Ahir Zamanda Kadınların İffet ve Namusunun Önemi

Kadının varlık cevheri son derece kıymetli yaratılmıştır. O, ailenin sığınağı ve barınağıdır. Kadının konumu öylesine yücedir ki, fesat ehli erkeklerin istismarına ve çıkarcılığına alet edilmemelidir. Kadının gerçek değeri, zahirî güzelliğinde değil, manevî temizliğinde ve içsel saflığındadır. Zira bu temiz ve pak gönül, eşine huzur ve güven kaynağı olmakta, salih evlatların terbiyesini üstlenmekte ve onları kemal ile yüceliğe ulaştırmaktadır. İmam Humeynî’nin (r.a) buyurduğu üzere, “Erkek, kadının terbiyesiyle yücelir ve miraca ulaşır.”

 

Ne yazık ki düşman, ahir zamanda kadınların iffet ve namusunu hedef almış, onu yalnızca dış güzelliğe indirgemiştir. Kadına birtakım meşguliyetler yüklemiştir ki, her gün vaktini ve malını güzelliğini artırmaya harcasın. Bunun sonucu olarak da kadın, kendi varlık değerini unutur hâle gelir. Dahası annelik, eşlik ve aile kurumunu koruma gibi en temel sorumluluklarını haklarına müdahale olarak görür ve bu yanlış anlayış, aile düzeninin çöküşüne varıncaya dek ilerler. Böylelikle kadın, hakiki gayeyi değil, yalnızca dış görünüşünü hedef edinir.

 

Oysa dikkat çekici husus şudur ki, İslâm dini, kadının süslenmesine ve güzelliğine değer vermiş, fakat bunu kocasıyla sınırlamış ve bu davranışa büyük bir sevap vadetmiştir. Nitekim Allah Resulü (s.a.a) kocanın kadın üzerindeki hakkı konusunda şöyle buyurmuştur:

“Kadının görevi, kocası için en güzel kokularını sürünmesi, en güzel elbiselerini giymesi ve en seçkin ziynetlerini takınmasıdır.” [6]

 

Kadınlar bilmelidir ki, erkeklerin kadınların yozlaşmasına ihtiyacı yoktur. Onların en çok ihtiyaç duyduğu şey, kendi değerini ve konumunu bilen, kocası için güvenilir ve liyakatli bir eş, çocukları için örnek bir anne ve aile ile toplumu birbirine bağlayan bir halka olan kadındır. Böylece insan neslinin sürekliliği korunur.

 

Ahir Zamanda Zuhur Ortamının Hazırlanmasında Kadınların Rolü

İslâmî rivayetlerde, özellikle de Şiî kaynaklarda ahir zamanda kadınların içinde bulunacağı olumsuz durumların yanı sıra, onların olumlu, yapıcı ve etkin rollerine de önemli vurgular yapılmıştır. Bu rivayetlerde kadınların söz konusu dönemdeki hadiselerde aktif, verimli ve dikkate değer bir varlık sergileyeceği tasvir edilmektedir. Aşağıda bu rollerden bazılarına değinilmiştir:

 

İmam-ı Zaman’a (a.f) Yardımda Kadınların Rolü

Ahir zamanda kadınlar için zikredilen en önemli rollerden biri, İmam-ı Zaman’a (a.f) yardım ve destek olmaktır. Rivayetlerde bir grup mümine ve fedakâr kadının, Hz. Mehdî’nin (a.f) yanında bulunacağı ve onun hedeflerinin gerçekleşmesinde büyük katkılar sağlayacağı ifade edilmiştir. Bu kadınlar, imanları, ilimleri ve takvalarıyla başkalarına örnek olacak, adaletin yayılmasına ve İslâm’ın neşrine ortak olacaklardır.

Örnek olarak İmam Muhammed Bâkır’dan (a.s) nakledilen bir rivayette, Hz. Mehdî’nin (a.f) 313 özel yardımcısı arasında 50 kadının bulunduğu bildirilmektedir. Bu durum kadınların Hz. Mehdî’nin (a.f) küresel kıyamındaki rolünün ne denli önemli olduğunu açıkça göstermektedir.

 

Kadınlar ve Nesl-i Muntazır (Bekleyen Neslin) Yetiştirilmesi

Ahir zamanda kadınların üstlendiği önemli rollerden bir diğeri, Nesl-i Muntazırın yani bekleyen neslin yetiştirilmesidir. İdrak ve iman sahibi kadınlar, çocuklarını İslâmî değerler ve intizar kültürüyle eğiterek, Ehl-i Beyt (a.s) sevgisini kalplerine nakşeder ve toplumu zuhur için hazırlamaya gayret ederler. Bu anneler, doğru bir terbiyeyle öyle bir nesil yetiştirirler ki, bu nesil İmam-ı Zaman’ın (a.f) yardımına koşmaya ve onun yüce hedeflerini gerçekleştirmeye hazır olur.

 

-----------

[1]- Men lâ Yahzuruhu’l-Fakîh, c. 3, s. 389, h. 4376.

[2]- Mektebetü’ş-Şâmile, Sahîh Kunûzü’s-Sünne’n-Nebeviyye, es-Sünenü’l-Kübrâ (Nesâî).

[3]- Bihâru’l-Envâr, c. 77, s. 369.

[4]- Muntehabu’l-Asar, s. 428.

[5]- Beşâretü’l-İslâm, s. 41–44.

[6]- el-Kâfî, c. 5, s. 508.




Bu haber 899 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAŞAM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI