Bugun...



On Dört Masumun Hayatına Kısa Bir Bakış - 3

Bismillahirrahmanirrahim

facebook-paylas
Tarih: 14-11-2023 11:47

On Dört Masumun Hayatına Kısa Bir Bakış - 3

Hz. Fatımatü'z-Zehra (s.a)

 

Hz. Fatımatü'z-Zehra (s.a), Hz. Muhammed b. Abdullah'ın (s.a.a) ve Hatice bint-i Huveylid'in (r.a) kızıdır.

 

Tarihin tanık olduğu en şerefli anne-babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Tarihte hiç kimse onun babası gibi birkaç yıl içinde tarihin seyrini değiştirecek, insanlığı değişik alanlarda harekete geçirecek, ileri götürecek etkinlikler gösterememiş ve bu denli müthiş eserler bırakamamıştır. Tarihte onun annesi gibi bir anneden hiçbir zaman söz edilmemiştir.

 

Onun annesi bütün varlığını, kendisine sunduğu hidayet ve nura karşılık yüce eşi ve hikmet esaslı ilkeleri uğruna feda etmiştir.

 

İşte bu büyük anne ve babanın gölgesinde Fatıma Betül (s.a) yetişti. Omuzlarında peygamberlik yükünü taşıyan, bu kutsal emaneti hedefine ulaştırmak için dağların tahammül edemediği işkencelere katlanan babasının şefkatinin her an hissedildiği bir evde büyüdü. Babası nereye yönelse ve ne tarafa gitse, Kureyş'in ve Kureyşlilerin kışkırttıkları ayak takımının ve kölelerin kendisini sürekli olarak gözettiklerini, taciz ettiklerini görüyordu.

 

Küçük yaşına rağmen Fatımatü'z-Zehra (s.a) bütün bunları görüyordu. Annesiyle beraber bu eziyetlerin babası üzerindeki etkisini hafifletmek için elinden geleni yapıyordu. O ağır eziyetleri gözlemledikçe yürek paralayıcı bir acı hissediyordu. İlk Müslümanların gördükleri baskı ve acıları kendisi de bizzat yaşıyordu.

 

Hz. Fatımatü'z-Zehra (s.a) ilâhî risaletin tebliği sürecinin karşı karşıya kaldığı zorlukları, sıkıntıları daha çocukluğunun ilk günlerinden itibaren yaşadı. Babası, annesi ve Haşimoğlularının diğer mensuplarıyla birlikte Ebu Talib Vadisi'nde sosyal ve ekonomik ablukaya tâbi tutulduğu sırada henüz iki yaşındaydı.

 

Büyük zorluklarla geçen üç yıllık ablukanın kaldırılmasından sonra, şefkatli annesinin vefatı sınavıyla karşı karşıya kaldı. Babasının amcasının vefatıyla sarsıldı. O sırada altı yaşına henüz girmişti. Meşakkatlere katlanma, zorluklara karşı koyma ve büyük sıkıntılara tahammül etme hususunda babası için bir teselli kaynağıydı. Yalnızlığında babasına arkadaşlık ediyor, Kureyş azgınlarının ve zorbalarının rencide edici baskılarından dolayı hissettiği üzüntüyü paylaşıyordu.

 

Mübarek ömrünün sekizinci yılında, amcasının oğluyla ve diğer Fatıma'larla birlikte Medine'ye hicret etti. İmam Ali b. Ebu Talib (a.s) ile evleninceye kadar babası yüce Resul (s.a.a) ile beraber yaşadı. Bundan sonra Hz. Peygamber (s.a.a) evinden sonra İslâm toplumunun en şerefli evinin temelleri de atılmış oldu. Bu ev, tertemiz nebevî sülalenin barınağı, bereketli Resul (s.a.a) soyunun cömert Kevser'i oldu.

 

Hz. Zehra (s.a) ideal bir eşliğin ve yüce anneliğin en görkemli örneğini sergiledi. Hem de İslâm tarihinin en çetrefilli ve en zorlu dönemlerinde... Öyle bir zaman ki, İslâm, cahilî bir çevrede ve kabileci geleneğin hüküm sürdüğü bir ortamda kalıcılık ve yücelik yolunu açmak amacındaydı. Çünkü cahiliye toplumu ve kabileci ortamı, kadını insan olarak kabul etmiyor, kız çocuğunu bir utanç ve bir ayıp olarak algılıyordu. Bu nedenle Hz. Fatıma (s.a) gibi birisi, parlak Muhammedî risaletin kızı ve eşsiz ilâhî kıyamın çocuğu olarak bireysel, ailesel ve toplumsal yaşam tarzıyla, risalet kavramlarını ve değerlerini pratik olarak hayatında somutlaştıran pratik ve gerçek bir örnek sunmak durumundaydı.

 

Hz. Zehra (s.a) bütün insanlık dünyasına, bir kadın olarak “insan-ı kâmil” olduğunu, kadınlık doğasının böyle bir mükemmeliyete erişebileceğini, Allah'ın sınırsız kudretine ve akıllara durgunluk veren yaratıcılığına delâlet eden en büyük ayetlerden ve en parlak kanıtlardan biri olabileceğini kanıtladı. Çünkü Hz. Fatımatü'z-Zehra'ya (s.a) azametten büyük bir pay, görkemlilik ve ululuktan en geniş bir nasip bahşedilmişti.

 

Hz. Zehra Betül (s.a), Hz. Ali el-Mürtaza'ya (a.s) cennet gençlerinin iki efendisi, Hz. Resulullah'ın (s.a.a) oğulları Hz. Hasan'ı (a.s) ve Hz. Hüseyin'i (a.s), bu iki büyük imamı ve saygı değer mücahit, sabır ve direniş sembolü olan Hz. Zeyneb-i Kübra'yı (s.a) ve Ümmü Gülsüm'ü doğurdu. Babasının ölümünden sonra beşinci çocuğu Muhsin'i de evine (Risalet evine) yapılan saldırı sonucu düşük yaptı. Muhsin, bu mücahide ve şehit ananın, babasının ölümünden sonra, babasının mesajını sapmalardan ve tahriflerden korumak uğruna verdiği mücadeleye armağan edilmiş ilk kurban oldu.

 

Hz. Zehra (s.a), en zor zamanlarda ve en kritik durumlarda babasının ve kocasının (selâm üzerlerine olsun) yanında yer aldı. O, çabaları, cihadı, açıklamaları ve Hz. Resul'ün (s.a.a) vefatından sonra İslâm'a yardım etme misyonunun kendilerine vermiş olduğu Ehl-i Beyt-i Resul’ün eğitmesiyle İslâm'a yardımcı oldu. Nitekim Hz. Fatıma (s.a), Hz. Resul'ün (s.a.a) Ehl-i Beyt'inden, onun vefatından sonra verdiği acılarla dolu bir mücahedenin ardından ona ilk kavuşan kimse oldu.

 

Hz. Fatıma (s.a) müşriklere karşı yapılan cihatta, münafıkların komplo ve plânlarının boşa çıkarılması amacına yönelik mücadelede aktif rol aldı. Sapıkların karşısına dikildiği gibi, Müslüman kadınların eğitimi alanında da eşsiz bir örnek oldu... Kahramanlığın, cihadın, sabrın, şehitliğin, fedakârlığın ve akideyi her türlü değerden üstün tutmanın gerçek bir sembolüydü. Bir insanın yükselebileceği, göz kamaştırıcı kemalin doruklarına en kısa bir zaman diliminde, öncekilerin ve sonrakilerin ulularını geride bırakacak bir üstünlüğe erişti.

 

Selâm ona, doğduğu ve şehit düştüğü gün; selâm ona, bütün şeref ve yücelik özelliklerini ve onur süslerini üzerinde taşıyarak dirileceği gün...




Bu haber 755 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EHLİBEYT Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI