Bugun...



İmam Hüseyin’in İbn-i Sa’d ile Görüşmesi

İmam Hüseyin'in (a.s) Kerbela’ya giriş tarihini çoğu kaynaklar Hicretin 61. yılı Muharrem ayının ikisi olarak nakletmektedir.[1]

facebook-paylas
Tarih: 27-08-2020 12:24

İmam Hüseyin’in İbn-i Sa’d ile Görüşmesi

 Ömer b. Sa’d da, İmam Hüseyin'in (a.s) kafilesinin Kerbela’ya yerleşmesinin ertesi günü, yani Muharrem ayının üçüncü günü Kufe halkından dört bin kişi ile birlikte Kerbela’ya geldi.[2]

İmam Hüseyin (a.s) İbn-i Sa’d’ın neden buraya geldiğini sormak için gönderdiği mesajın cevabında şöyle buyurdu: “Şehrinizin halkı bana mektup yazarak buraya gelmem için davet ettiler, şimdi beni istemiyorlarsa geri dönerim.”[3] İbn-i Sa’d, Ubeydullah’a mektup yazarak onu İmam’ın (a.s) sözlerinden haberdar etti.[4]

Ubeydullah b. Ziyad'da Ömer b. Sa’d’ın mektubuna cevap olarak ondan Hüseyin (a.s) ve yarenlerinden Muaviye b. Yezid için biat almasını istedi.[5] Daha sonra İmam Hüseyin (a.s) ile Ömer b. Sa'd arasında üç veya dört kez konuşma gerçekleşti.[6] Bazı kaynaklara göre, İmam (a.s) ve Ömer b. Sa'd, İmam Hüseyin'in (a.s) Kerbela'dan gitmesi noktasında anlaşmış, ancak Ubeydullah'ın muhalefet etmesiyle bu olay gerçekleşmemiştir.[7]

Muharrem ayının yedinci günü Ubeydullah b. Ziyad, Ömer b. Sa’d’a mektup yazarak ondan Hüseyin (a.s) ve yarenleri ile Fırat Nehri arasında engel oluşturmasını ve hatta bir damla su bile verilmemesini emretti. İbn Ziyad’ın mektubu Ömer Sa’d’ın eline ulaşınca Amr b. Haccac’a, beş yüz atlı ile beraber Fırat suyunun yanına gidererek İmam Hüseyin (a.s) ve yarenlerinin suya ulaşmasına mani olmasını emretti.[8]

İbn-i Sa'd, hicretin 61. yılında Muharrem ayının ikinci veya üçüncü günü Cuma günü, Kerbela’ya girdi ve Karra b. Kays Hanzali’yi İmam Hüseyin’in (a.s) yanına göndererek Irak’a neden geldiğini sormasını istedi? İmam Hüseyin (a.s) cevabında Kufe halkının kendisini davet ettiğini, bu yüzden Irak’a geldiğini ve eğer istemiyorlarsa geri dönebileceğini bildirdi.

İbn-i Sa'd, İmamın cevabını Ubeydullah’a yazmış, ancak Şimr b. Zi'l-Cevşen gibi Ubeydullah’ın etrafındakiler İmam Hüseyin (a.s) ile savaşmayı istemekteydiler. Ubeydullah’ın İmam Hüseyin’e (a.s) karşı yumuşak davranmaması gerektiğinin altını çizdiler. Ubeydullah ilk önce hadisenin barışla hallolmasını isteyen İbn-i Sa'd’a ya Hüseyin’le (a.s) savaş ya da ordu komutanlık görevini Şimr b. Zi'l-Cevşen’e devret diye bir mektup gönderir.[9] Ancak İbn-i Sa'd, kendisinin ordu komutanı olarak kalacağını ve İmam Hüseyin (a.s) ile savaşacağını bildirir.

Ömer b. Sa'd, İbn-i Ziyad’ın emri ile İmam Hüseyin (a.s) ve adamlarının su almalarını önlemek için beş bin kişilik atlı bir orduyu Fırat’ın kenarına yerleştirmiştir.[10]

İmam Hüseyin (a.s) kendisiyle savaşmaktan vazgeçmesi için birkaç kez Ömer b. Sa'd ile konuşma yapmıştır. Bu görüşmeler ufak tefek farklılıklarla çeşitli tarihî kaynaklarda nakledilmiştir. Bu görüşmelerden birinde İmam Hüseyin (a.s) Amr b. Kurza Ensari ile Ömer b. Sa'd’a gece yarısı iki ordu arasında kendisiyle görüşmesi için haber gönderdi. Ömer İbn-i Sa'd ve İmam Hüseyin (a.s) iki ordu arasında bir araya geldi. İmam Hüseyin (a.s) adamlarından uzaklaşmalarını istedi, Ömer de aynı şekilde adamlarını oradan uzaklaştırdı. Sonra baş başa görüşmeye başladılar ve konuşma iyice uzadı. Bazı kaynakların belirttiğine göre İmam Hüseyin (a.s) Ömer İbn-i Sa'd’a şöyle buyurdu: “Benim kim olduğumu bildiğin halde benimle savaşmaktan Allah’tan korkmuyor musun? Bu topluluğu terk et ve benim yanıma gel. Bu şekilde Allah’ın dergahına yakınlaş.” Ömer ibn-i Sa'd şöyle dedi: “Evimi yıkmalarından korkuyorum.” İmam şöyle buyurdu: “Ben senin için bir ev temin ederim.” Ömer dedi ki: “Mallarımı elimden alırlar.” İmam Hüseyin (a.s) orayı terk ettiği esnada şöyle buyurdu: “Allah kısa bir sürede canını alsın ve seni kıyamet günü bağışlamasın. Irak buğdaylarından az miktarı dışında yemeyeceğini ümit ediyorum.”[11] Ömer dedi ki: “Buğday olmazsa, arpa yerim.”[12]

 

 

-------------

[1]- İbn-i A’sem Kufi, el-Futuh, c. 5, s. 83; Şeyh Mufid, el-İrşad, c. 2, s. 84; Muhammed b. Cerir Et-Taberi, Tarihu’l Umem ve’l Muluk (Tarih-i Taberi), c. 5, s. 409; Ebu Ali Meskuviyye, Tecaribu’l Umem, c. 2, s. 68; Ali b. Ebi’l Kiram İbn-i Esir, el-Kamil fi’t-Tarih, c. 4, s. 52 ve İbn-i Şehraşub, Menakibu Al-i Ebi Talib, c. 4, s. 96.

[2]- Ebu Hanife Ahmed b. Davud ed-Deyneveri, el-Ahbaru’t-Tival, s. 253; Ahmed b. Yahya el-Belazuri, Ensabu’l Eşraf, c. 3, s. 176; Taberi, Tarihu’l Umem ve’l Muluk (Tarihi Taberi), c. 5, s. 409 ve İbn-i Esir, el-Kamil fi’t-Tarih, c. 4, s. 52.

[3]- Ebu Hanife Ahmed b. Davud ed-Deyneveri, el-Ahbaru’t-Tival, s. 253 - 254; Taberi, Tarihu’l Umem ve’l Muluk (Tarih-i Taberi), c. 5, s. 411 ve Şeyh Mufid, el-İrşad, s. 85 - 86.

[4]- Taberi, Tarihu’l Umem ve’l Muluk (Tarih-i Taberi), c. 5, s. 411; Şeyh Mufid, el-İrşad, c. 2, s. 86 ve Harezmî, Mektelu’l Hüseyin (a.s), c. 1, s. 241.

[5]- Taberi, Tarihu’l Umem ve’l Muluk (Tarih-i Taberi), c. 5, s. 411 ve Şeyh Mufid, el-İrşad, c. 2, s. 86.

[6]- Taberi, Tarihu’l Umem ve’l Muluk (Tarih-i Taberi), c. 5, s. 414 ve Meskuviyye, s. 71.

[7]- Taberi, Tarihu’l Umem ve’l Muluk (Tarih-i Taberi), c. 5, s. 414; Şeyh Mufid, el-İrşad, s. 87; Meskuviyye, s. 71; İbn-i Esir, el-Kamil fi’t-Tarih, c. 4, s. 55.

[8]- Ebu Hanife Ahmed b. Davud ed-Deyneveri, el-Ahbaru’t-Tival, s. 255; Belazuri, Ensabu’l Eşraf, c. 3, s. 180; Muhammed b. Cerir Et-Taberi, Tarihu’l Umem ve’l Muluk (Tarih-i Taberi), c. 5, s. 412 ve Şeyh Müfid, el-İrşad, c. 2, s. 86.

[9]- Belazuri, 3/176, 177, 411, 415; Taberi, 5/409, 417; Müfid, 434, 439.

[10]- Tarih-i Taberi, c. 3, s. 312.

[11]- El-Futuh, İbn-i A’sam, c. 5, s. 92, 93.

[12]- Maktelu’l Hüseyin, Harezmî, c. 1, s. 245.




Bu haber 520 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI