|
Tweet |
Bismillahirrahmanirrahim
Bu hutbe, babası Resul-i Ekrem'in (s.a.a) kendi hayatında Hz. Fatıma'ya (s.a) verdiği Fedek arazisinin Halife tarafından elinden alındığı sırada Mescid-i Nebevî'de okunmuştur.
Ebu Bekir, Fedek arazisini Hz. Fatıma'dan (s.a) almayı kararlaştırdığında, bu haber Hz. Fatıma'ya (s.a) ulaştı. Başörtüsünü başına örtüp, cilbabını [1] giyindi. Bazı Muhacir ve Ensar kadınlardan, yakınlarının hanımlarından ve kendi hizmetçilerinden oluşan bir grup hanımın eşliğinde camiye doğru hareket etti.
O sırada Ebu Bekir, Muhacirler ve Ensar’dan oluşan bir kalabalığın içerisinde bulunuyordu. Hz. Fatıma (s.a) caminin içine girdiğinde, onunla halk arasına bir perde asıldıktan sonra (Hz. Resulullah'ın (s.a.a) mezarının başında) oturdu ve hıçkırarak ağlamaya başladı. Oradakiler de onun ağlamasıyla ağlamaya başladılar. Meclisi büyük bir hüzün kapladı. Sonra Hz. Fatıma (s.a), ağlamayı kesip biraz öylece sessiz durdu. Halkın figanı dinip galeyanı yatışınca, Allah'a hamdüsena edip Resulü'ne salât ederek, bazı pasajlarını aşağıda sunacağımız etkili sözlerine başladı:
1- Allah'a Hamdüsena
Allah'a hamdolsun verdiği nimetleri için. O'na şükürler olsun ilham ettiği hidayetlerden ötürü. O'na senalar olsun, sunmuş olduğu eşsiz ve benzersiz yaygın ihsanları ve verdiği bol ve kâmil bağışları ve lütfettiği tüm nimetleri için. Nimetleri sayılmaz ve nimetlerinin sürekliliğinin şükrü eda edilmez ve ebedî oluşları idrak olunabilmelerini imkânsız kılar. O, nimetlerini daha da artırmak için kullarını şükretmeye çağırmış ve nimetini bollaştırarak da mahlûkatından O'na hamdetmelerini istemiş ve (kıyamette) benzerlerine davet ederek ihsanını (salih insanlara) iki kat kılmıştır.
Bu bölümde Hz. Fatıma (s.a), “yüce Allah'ın zahirî ve batinî nimetlerinin yaygınlığına; verdiği nimetlerin kendi ihsan, kerem ve fazlından kaynaklandığına; bolluğu, sürekliliği ve ebedî oluşu hasebiyle nimetlerine karşı şükür ve idrakten aciz olunduğuna; nimetlerin hakkını eda etmenin mümkün olmayıp herkesin bu hususta bilinçli veya bilinçsiz kusurlu olduğuna; aralıksız ilâhî ihsan ve lütufların bollaştırıldığına; hamdüsena, şükür ve dua sayesinde Allah'tan nimet talebinde bulunulması gerektiğine” ve bunların dışında yüce, engin ve sağlam konulara değinmiştir.
2- Tevhit ve Allah'ın Sıfatı
“Şahadet ederim ki, Allah'tan başka bir ilâh yoktur; tektir; ortağı yoktur; o Allah ki, Tevhit kelimesinin tevilini (esas ve özünü) ihlâs kılmıştır ve kalplere O’na bağlılığı yerleştirmiştir ve aklın kavrayabilmesi için tevhit düşüncesini aşikâr etmiştir. O Allah ki, gözlerin O'nu görmesi ve dillerin O'nun sıfatlarını beyan etmesi ve kavrayışların O'nun keyfiyetini anlaması imkânsızdır. O Allah ki, önceden olan bir şeye dayanmadan ve bir eş ve benzere öykünmeden, yaratıkları yaratmaya muhtaç değilken ve yaratmada kendine bir yararı yokken, kendi güç ve meşiyetiyle her şeyi var etti. Sadece hikmetinin sağlamlığını bildirmek ve itaati hususunda uyarmak ve kudretini aşikâr etmek ve mahlûkatını kulluğa çağırmak ve çağrısını güçlü kılmak için onları vücuda getirdi. Sonra da kullarını kendi gazabından korumak ve onları cennetine sevk etmek için itaati karşısında mükâfatı ve isyanı karşısında da azabı vaat etti.”
Bu bölümde ise, “Allah'ın birliğine, onun değerli sonucu (esası ve özü) olan ihlâsa ve ihlâsın fıtrî oluşuna ve tevhidin fikrî neticesine” işaret edilmiştir. Hz. Fatıma (s.a) ayrıca “eşi ve benzeri olmayan Allah'ın künhünün/hakikatinin gözlerin, dillerin, kavrayışların ve akılların ulaşamayacağı çok yüce bir konumda oluşuna” değinerek, Allah'ın yaratmada bir örneğe ihtiyacının olmadığını, yaratmanın Allah'a herhangi bir yarar ve fayda sağlamadığını, aksine yaratıkların kendi hilkatinden ve başka yaratılanlardan yararlandığını da açıklamıştır. Hz. Fatıma'nın hutbesinde beyan ettiği bu konular, günümüz âlim ve bilginlerinin kolayca elde edemediği, hatta ulaşamadığı çok engin bilgiler içermektedir.
Ardından Hz. Fatıma (s.a) “Allah Resulü'ne olan imanına şahadet ederek, o Hazret'in sıfat ve menkıbelerine, Kur’an’ın azametine” değindikten sonra bazı ilâhî hükümlerin felsefe ve hikmetinin açıklaması yönünde şöyle buyurmuştur:
3- Bazı Hükümlerin Felsefesi
“Allah, imanı sizler için şirkten temizlenme vesilesi kıldı. Ve namazı, kibirden uzaklaşmanız için farz kıldı. Çünkü insan rükû, secde ve ibadet sayesinde Allah'ın yüceliğine ve kendisinin de küçüklüğüne/hakirliğine itirafta bulunarak, küfür ve inat kibrinden kurtulmuş olur.
Zekâtı, nefsin yücelmesi ve rızkın çoğalması için farz kıldı. Orucu, ihlâsı sabitleştirmek için farz kıldı. Çünkü oruç tutan kimse, nefsanî isteklerini azaltır, nefsini Allah'ın kulluğu ve itaati yolunda dizginlemiş olur.
Haccı, dinin temellerini sağlamlaştırmak için farz kıldı. Çünkü Müslümanların bir yerde toplanması, birbirlerinin sorunlarından haberdar olması ve gündeme gelen bu sorunların halli için uğraşmaları sayesinde, hiç kuşkusuz dinin temelleri sağlamlaşır.
Adaleti, kalpleri birleştirmek için farz kıldı. Çünkü sosyal adalet neticesinde kalpler birbirine daha da yakınlaşır; nasıl ki zulüm ve haksızlık sayesinde kalpler nefret ve kinle dolar.
Bize itaati, dinin düzelmesi ve nizamı için farz kıldı. Çünkü imamsız ve öndersiz hiçbir sağlıklı bir düzenin kurulması mümkün değildir asla. Ve imametimizi tefrikadan kurtulmak (ve düzeni oluşturmak) için farz kıldı.
Cihadı İslâm'a izzet kazandırmak; sabrı, mükâfatı hak etmek ve emr-i marufu (iyiliğe davet etmeyi) tüm halkın maslahatını korumak için farz kıldı.
Hz. Fatıma (s.a) çok uzun olan bu hutbesinde, şeriatın/teşriî hükümlerin ve ibadetlerin bazı hikmet, felsefe ve sırlarını açıklayarak birçok siyasî ve içtimaî hususlara değinmiştir.
---------------
[1]- Cilbab: Kadının her tarafını kaplayan geniş bir elbise.
tesettürlü escort ,fatih escort ,türbanlı escort ,travesti escort ,taksim escort ,beylikdüzü escort ,çapa escort
halkalı escort ,avrupa yakası escort ,şişli escort ,avcılar escort ,esenyurt escort ,beylikdüzü escort ,mecidiyeköy escort ,istanbul escort ,şirinevler escort ,avcılar escort
