|
Tweet |
“Teşeyyü” Ve “Şia” Kelimelerinin Anlamı
Teşeyyü'nün Sözlük Anlamı
Cevherî, Sıhahu'l-Lügat'te şöyle yazıyor:
"Teşeyyü (Şiîlik); bir şeyin izinden gitmek, ona yardım etmek ve dost edinmek anlamına gelir." [1]
Teşeyyü'nün Terimsel Anlamı
Teşeyyü, imametin ilâhî bir makam olduğu, dolayısıyla imamın nasla ve Allah (c.c) tarafından seçileceği inancından oluşan bir ekoldür. Hz. Peygamber'in (s.a.a) önceki peygamberler arasında da bulunan bu ilâhî sünnete uyarak Allah'ın (c.c) emriyle kendisinden sonraki imam ve vasileri tanıtması da bu doğrultuda gerçekleşmiştir.
İlkleri Hz. Ali (a.s) olan bu tanıtılmış büyük şahsiyetler, hem dinî mercilik ve hem velâyet sahasında İslâm camiasının hâkimiyet ve rehberliğini üstlenmiş, Hz. Peygamber'den (s.a.a) sonra halkın imamı ve örnekleri olmuşlardır.
Merhum Şeyh Muhammed Cevad Muganniye şöyle der:
"Teşeyyü, Ali ve evlatları hakkında aşırıya gitmeksizin Hz. Peygamber (s.a.a) tarafından Hz. Ali'nin (a.s) imamet ve hilâfetine dair nassın bulunduğuna inanmaktan ibarettir."[2]
Şia'nın Sözlük Anlamı
Şia, sözlükte tâbi olan ve yardım eden anlamına gelir. Bu konuda Cevherî şöyle der:
"Birinin şiası olmak, onun izinden gitmek ve ona yardım etmek demektir."[3]
Şia kelimesi bu anlamda Kur’an-ı Kerim'de kullanılmıştır. Örneğin: "Ve şüphe yok ki İbrahim de O'nun Şiası idi"[4] , "…Birisi Şiası, öbürü düşmanlarındandı…" [5]
Kamusu'l-Mühit'te şöyle tarif edilmiştir:
"Birinin şiası olmak, onun izinden gitmek ve ona yardım etmek demektir. Bu kelime müfret, tesniye, çoğul ve aynı şekilde müzekker ve müennes... olarak kullanılır." [6]
Demek ki “Şia” kelimesi sözlük anlamı itibariyle özel bir grubu temsil etmez; aynı görüşü savunan, aynı tavırı takınan her grup ve topluluk hakkında kullanılabilir.
Şia'nın Terimsel Anlamı
• Şehristani şöyle der: "Sadece Hz. Ali'nin (a.s) izinden giden; onun imamet ve hilâfetini nas ve vasiyet üzere kabul eden kimselere “Şia” denir." [7]
• İbn-i Hazm şöyle yazıyor: "Ali'nin (a.s) Resulullah'tan (s.a.a) sonra halkın en üstünü ve imamete daha layık olduğunu ve imametin onun evlatlarında süreceğini kabul eden birine “Şia” denir." [8]
• İbn-i Haldun şöyle yazıyor: "Şia, sözlükte arkadaş ve izleyici anlamına gelir; fakih ve kelamcılarca Ali (r.a) ve evlatlarının izleyicilerine denir." [9]
• Mir Seyyid Şerif Cürcanî şöyle yazıyor: "Hz. Ali'nin (r.a) izinden giden, Allah Resulü'nden (s.a.a) sonra onun imam olduğunu kabul eden ve imametin, o ve evlatlarından başkasına nakil edilemeyeceğine inananlara “Şia” denir."10
• Muhammed Ferit Vecdî şöyle yazıyor: "Ali'yi imam bilerek onun izinden giden ve imametin onun evlatlarından başkasına geçmeyeceğine inanan kimselere “Şia” denir. Onlar imametin, ümmetin maslahatına bırakılacak bir mesele olmadığına; ümmetin kendi isteğine göre bir şahsı imam unvanıyla hiçbir şekilde tanıtamayacağına ve imametin dinin temellerinden biri olduğuna inanıyorlar. Bu yüzden Allah'ın (c.c) Resulü'nün (s.a.a) kendisinden sonraki imamı açıkça tanıtması gerekir. İmamların büyük ve küçük günahlardan masum oldukları da, onların diğer inançlarından biridir. Ayrıca söz ve davranışların tevella [Allah'ın dostlarını dost edinme] ve teberra [Allah'ın düşmanlarından beri ve uzak olma] esasına uygun bir şekilde yapılması gerektiğine ve sadece zalim bir düşmandan korkulduğu zaman takiyye yapılacağına inanıyorlar.[11]
• Ebu'l-Hasan Eş'arî şöyle diyor: "Şiîlere “Şia” denmesinin sebebi, Hz. Ali'yi (a.s) izlemeleri ve onu Peygamber'in (s.a.a) bütün ashabından daha üstün ve önde tutmalarıdır." [12]
• Firuz Abadî şöyle diyor: "Bu isim (Şia) çoğunlukla Hz. Ali (a.s.) ve onun Ehlibeyt'inin velâyetini kabul edenler hakkında söylenmiş; öyle ki bu isim onlara has hâle gelmiştir." [13]
• Butros Bastani şöyle yazıyor: "Şia büyük İslâm zümrelerindendir. Onlar Hz. Ali'ye (a.s) biat etmiş, Resulullah’tan sonra imametin, ona açık veya gizli nas ile ulaştığına inanmışlardır. Ayrıca imamet makamının o ve evladından başkasına geçmeyeceğine inanırlar." [14]
• Doktor Nasır b. Ali Aiz Hasan eş-Şeyh (Vahhabî yazarlardan) şöyle söylüyor: "Şia kelimesi terimsel olarak özel bir mana kazanmıştır kendine. Şia, imameti umumu ilgilendiren maslahatlardan bilmeyen ve neticede bu hususta ümmetin görüşünün geçerli olamayacağını savunan, onu dinin temellerinden biri olarak gören kimselere denir. Ayrıca Peygamber'in (s.a.a) imamı tayin etmemesini veya tayin işini ümmete bırakmasını caiz bilmezler ve onun böyle bir şahsı tanıtmasını farz bilirler." [15]
• Şia, Şeyh Müfid'in kelamında şöyle açıklanmıştır: "Hz. Ali'nin (a.s) izinden giden ve onu diğer sahabelerden üstün tutan kimselere “Şia” denir. Onlar Hz. Ali'nin (a.s) Hz. Peygamber'den (s.a.a) sonra, Allah'ın (c.c) iradesi ve Peygamberi'nin (s.a.a) vasiyeti üzere imam olarak tanıtıldığına inanırlar."[16]
------------------
[1]- Sıhahu'l-Lugat, c.3, s.166; Tacu'l Arûs; Lisanu'l Arab, “şe-ye-a” maddesi.
[2]- Muhammed Cevad Muganniye, eş-Şia Fi'l-Mizan, 33.
[3]- Sıhahu'l-Lugat, “şe-ye-a” fiil kökü.
[4]- Saffat, 83.
[5]- Kasas, 15.
[6]- Kamusu'l Mühit, “Şa-a” fiil kökü, c.3, s.47.
[7]- el Milel ve'n-Nihel, c.1, s.47.
[8]- el-Fasl, c.2, s.113.
[9]- İbn-i Haldun'un Önsözü, s.138.
[10]- Kitabu't-Tarifat, s.57.
[11]- Muhammed Ferid Vecdi, Dairetü'l Maarif, c.5, s.247.
[12]- Makalatu'l İslâmiyyin, s.65.
[13]- Kamusu'l Mühit, “Şa-a” fiil kökü.
[14]- Dairetü'l Maarif, c.10, s.661.
[15]- Akidetu's-Sünneti ve'l-Cemaati Fi's-Sahabeti'l Kiram, c.3, s. 890-891.
[16]- Hüviyyetu't-Teşeyyü, s.12.
tesettürlü escort ,fatih escort ,türbanlı escort ,travesti escort ,taksim escort ,beylikdüzü escort ,çapa escort
halkalı escort ,avrupa yakası escort ,şişli escort ,avcılar escort ,esenyurt escort ,beylikdüzü escort ,mecidiyeköy escort ,istanbul escort ,şirinevler escort ,avcılar escort
