Bugun...



Çocuğa İsim Verme

Baba ve annenin en hassas ve en önemli vazifelerinden biri çocuğun ismini vermeleridir. İsim seçmek, küçük ve önemsiz bir mevzu olarak telakki edilmemelidir.

facebook-paylas
Güncelleme: 01-02-2024 13:27:07 Tarih: 01-02-2024 13:14

Çocuğa İsim Verme

Bismillahirrahmanirrahim

İnsanlar isim ve soyisimler üzerinde hesap gider, ismin iyilik ve güzelliğini insanın kişiliğinin göstergesi bilirler. İyi bir isme ve güzel soyisme sahibi olan herkesin her zaman ve her yerde alnı açıktır. Kötü bir isme sahip olan kimse utanç duyar, kötü ismi kendisi için bir noksanlık sayar ve her zaman aşağılık kompleksine kapılır. Bazen de edepsiz kimseler tarafından alaya alınır. Bu aşağılık kompleksi ister istemez onun ruhunda kötü tesirler bırakır. Bunun için İslam, iyi isim seçmeyi baba ve annenin vazifesi ve onların ilk iyiliği saymaktadır.

 

Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyuruyor: "Çocuğuna güzel isim seçmek her babanın vazifesidir." [1]

 

Yine Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyuruyor: "Çocuğun, baba üzerinde üç hakkı vardır: 1- Ona iyi bir isim seçmelidir. 2- Okuma-yazmayı öğretmelidir. 3- Eş bulmalıdır." [2]

 

İmam Musa Kâzım (a.s) şöyle buyuruyor: "Babanın, evladına yapabileceği ilk iyilik ona güzel bir isim seçmesidir." [3]

 

Öte yandan isim seçmenin toplumsal yönden de çok büyük tesiri vardır. Baba ve annenin hedef, fikir ve arzularını gösteren, onları ve çocuklarını çeşitli cemiyet ve maksatlara bağlayan, "çocukların adlandırılması"dır.

 

Bilinçli bir baba ile annenin çocuklarını adlandırdıkları isimlerden onların fikir ve hedeflerini anlamak mümkündür. Baba ve anne eğer bir şaire karşı sempati duyuyorsa ve çocukları varsa, çocuk için onun ismini seçerler. Baba ve anne eğer bilime ilgi duyuyorlarsa, bilginlerin isimlerini seçerler. Eğer dindar iseler, peygamberlerin, imamların ve din önderlerinin isimlerini seçerler. Eğer din yolundaki fedakârlık ve zalimler karşısında mücadele etmeye ilgileri olursa, “Hüseyin, Ebulfazl, Abbas, Ali, Muhammed, Hasan, Ebuzer, Ammar, Hamza, Cafer, Said” gibi fedakâr şahsiyetlerin isimleriyle çocuklarını adlandırırlar. Eğer spora ilgi duyuyorlarsa, çocuklarına tanınmış kahramanların isimlerini verirler. Eğer herhangi bir şarkıcıyı severlerse, çocuklarına onun ismini koyarlar. Eğer zorbalık ve zulme karşı sempatileri varsa, “İskender, Cengiz, Timur” ve bunun gibi zalimlerin isimlerini çocuklarına verirler.

 

Her baba ve anne, seçtiği isimle kendisini ve çocuğunu sevdiği bir gruba bağlamaktadır. Bu isimsel bağlılıklar toplumsal görüşlerde tesir bıraktığı gibi genellikle isim sahibinin de düşünce tarzında tesirsiz olmayacaktır.

 

Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyuruyor: "İyi isimler seçin; zira kıyamet günü size o isimlerle hitap edilecek ve ‘Ey falanın oğlu falan! Kalk da hidayet bulduğun nura doğru git. Ey falanın oğlu falan! Seni hidayet edecek nurun olmadığı halde kalk’ denecek." [4]

 

Biri, İmam Sadık'a (a.s), "Biz kendimiz için sizin ve babalarınızın isimlerini seçiyoruz. Acaba bu amelin bize bir faydası var mıdır?" diye arz etmesi üzerine, İmam (a.s): "Allah'a andolsun ki evet. Acaba din iyilere dostluk ve kötülere düşmanlıktan başka bir şey midir?" buyurdu. [5]

 

Görüş akımlarını yaymak ve bazı şahsiyetleri anmak için her fırsattan istifade ettikleri ve hatta şehir, cadde ve meydanlara onların ismini verdikleri bir dünyada sorumluluğunun bilincinde olan bir Müslüman, dinini yaymak için hiçbir fırsattan, hatta isim koymaktan bile gafil olmaz.

 

Evet, “Hasan, Hüseyin, Ebulfazl, Aliekber, Hür, Kasım, Hamza, Cafer, Ebuzer ve Ammar” gibi isimleri seçmek ve yaygınlaştırmak vasıtasıyla İslam'ın mücahit ve fedakâr yiğitlerinin kahramanlık hatıralarını kalplerde yaşatarak, fedakârlık ve zulme baş kaldırma özelliğini topluma yerleştirmek mümkündür. “İbrahim, Musa, İsa ve Muhammed” gibi Allah'ın büyük peygamberlerinin isimlerini seçmek vasıtası ile insan, Allah'a tapan topluluklara ve ilahi kanunlara bağlılığını ilan edebilir. Şia mektebinin, “Ebuzer, Meysem ve Ammar” ve hakiki Şiiliğin birer örneği olan bunlar gibi yüzlerce fedakâr ve mücadeleci yiğitlerinin isimlerini yaşatmak ve yaymak vasıtasıyla Şiilik halka öğretilebilir. İslam'ın büyük bilim adamlarının isimlerini seçmek vasıtası ile ilim ve bilgi makamı kutsanmış olur ve yaygınlaşabilir.

 

Bilinçli bir Müslüman hiçbir zaman çocuğu için zalimlerden veya İslam düşmanlarından birinin ismini evladına isim olarak seçmeye hazır olmaz. O, bu isimi seçmenin bir nevi zulmü yaymak olduğunu bilir.

 

İmam Muhammed Bâkır (a.s) şöyle buyuruyor: "Şeytan, birinin “Muhammed” ismi ile çağırıldığını duyunca rahatsızlıktan erimiş alüminyum gibi erir ve bir kişinin, İslam düşmanlarından birinin ismiyle çağırıldığını duyunca mutluluktan coşar." [6]

 

Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyuruyor: "Dört oğlu olup da onlardan hiçbirine benim ismimi koymayan kimse, bana zulüm etmiştir." [7]

 

İmam Muhammed Bâkır (a.s) şöyle buyurmaktadır: "En iyi ve üstün isimler peygamberlerin isimleridir." [8]

 

Hz. Resulullah (s.a.a) “çocukları adlandırma” konusuna o kadar önem veriyordu ki eğer ashabından veya şehirlerden birinin ismini beğenmeseydi, hemen onu değiştirirdi. Nitekim, “Abduşşems” (güneşin kulu) ismini “Abdulvehhab'a” çevirdi. Ve “Abduluzza'yı” (putun kulu) “Abdullah'a” çevirdi. “Abdulharis'i” (Haris'in kulu) “Abdurrahman'a” ve “Abdulkâbe'yi” (Kâbe'nin kulu) “Abdullah'a” çevirdi.

Ayetullah İbrahim EMİNİ

 

 

------------

[1]- Müstedrekü’l Vesail, c.2, s.618.

[2]- Biharu’l Envar, c.104, s.92.

[3]- Vesailü’ş-Şiâ, c.15, s.122.

[4]- Vesailü’ş-Şiâ, c.15, s.123.

[5]- Müstedrekü’l Vesail, c.2, s.618.

[6]- Vesailü’ş-Şiâ, c.15, s.126.

[7]- Vesailü’ş-Şiâ, c.15, s.126.

[8]- Vesailü’ş-Şiâ, c.15, s.124.




Bu haber 315 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAŞAM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI