|
Tweet |
Yahudilerin Ahir Zaman'da ve Hz. Mehdi'nin (a.f) dönemindeki rolü ile ilgili İsrâ Suresi'nin başlarında geçen ayetlerden başka hiçbir şey olmasaydı bile, bu ayetler bizim için yeterli olurdu. Çünkü bu ayetler çok kısa olmakla birlikte gayet açıklayıcı ve net bir içeriğe sahip olup, onların tarihini özet bir biçimde sunmakta, tam bir dikkat ve mucizevi bir üslupla onların geleceğini açıkça ortaya koymaktadır.
Kaldı ki bu ve başka ayetlerin dışında elimize ulaşan birçok rivayet de vardır ki bunların bir kısmı söz konusu ayetleri tefsir etmekte ve diğer bir kısmı da Yahudilerin Hz. Mehdi (a.f) dönemindeki durumunu açıklamaktadır. Şimdi biz söz konusu ayetlerin tefsirini yaptıktan sonra onların açıklamasına geçeceğiz:
Yahudilerin Yok Olacağı Konusunda Verilen İlahî Vade
Yüce Allah şöyle buyurur:
“Ayetlerimizden bir kısmını kendisine gösterelim diye, kulunu (Muhammed'i) bir gecede Mescid-i Haram'dan (Kâbe'den) çevresini kutsal kıldığımız Mescid-i Aksa'ya (Kudüs'e) götüren (Allah) her türlü noksanlıktan münezzehtir. Çünkü O, gerçekten işiten ve görendir. Musa'ya kitabı verdik ve "Benden başka kendinize bir vekil edinmeyin (bana şirk koşmayın!)" diye onu İsrailoğulları için doğru yolun göstericisi kıldık. (Çünkü onlar) Nuh'la birlikte (gemide) taşıdığımız kimselerin soyu idiler. Kuşkusuz o, çok şükreden bir kul idi. İsrailoğulları'na kitapta (Tevrat'ta) şunu kesin olarak bildirdik ki: Andolsun, sizler yeryüzünde (Filistin ve çevresinde) iki defa fesat çıkaracaksınız ve büyük bir azgınlıkla zorbalık edeceksiniz. Onlardan vaat edilen ilkinin (cezalandırma) zamanı gelince, üzerinize, kullarımızdan çok güçlü ve çetin bir grubu göndeririz de (sizi alçaltmak için zorla) evlerin(izin) içlerine (kadar) girerler. Bu, yapılması gereken bir vaattir. Sonra onlara karşı size tekrar devlet (iktidar) veririz, mallar ve oğullarla size yardım ederiz ve sayınızı çoğaltırız. Eğer iyilik ederseniz, kendinize iyilik etmiş olursunuz. Eğer kötülük ederseniz, o da sizindir. Diğerinin (cezalandırma) zamanı gelince de, yüzlerinizde üzüntü ve keder oluştursunlar, daha önce girdikleri gibi yine Mescid'e (Mescidu'l-Aksa'ya) girsinler ve ele geçirdikleri her şeyi büsbütün yok etsinler diye (üzerinize tekrar düşmanlarınızı göndeririz). Umulur ki (iyiliğe döndüğünüz takdirde tekrar) Rabbiniz size merhamet eder. Fakat siz (fesat çıkarmaya) dönerseniz, biz de (cezalandırmaya) döneriz. Biz cehennemi kâfirlere (dışına çıkılmaz) bir zindan yaptık”.[1]
Yukarıdaki ayetlerin bazı bölümlerinin açıklaması şöyledir: 4. ayette şöyle buyurur:
“İsrailoğulları'na kitapta (Tevrat'ta) şunu kesin olarak bildirdik ki: Andolsun, sizler yeryüzünde (Filistin ve çevresinde) iki defa fesat çıkaracaksınız ve büyük bir azgınlıkla zorbalık edeceksiniz”.
Yani: Biz onlara gönderdiğimiz Tevrat'ta şu kesin hükmü verdik: Sizler yakında doğru yoldan sapacak ve toplumda iki defa fesat çıkarıp suç işleyeceksiniz. Nitekim başkalarına karşı büyük bir azgınlığa bürünüp zorbalık edecek, üstünlük taslayacaksınız.
“Onlardan vaat edilen ilkinin (ilk cezanın) zamanı gelince, üzerinize, kullarımızdan çok güçlü ve çetin bir grubu göndeririz”.
Yani: Sizin birinci fesat ve bozgunculuğunuzun cezalandırılma zamanı geldiğinde, bize ait olan çok güçlü, sarsılmaz ve çetin kullarımızı üzerinize göndeririz.
(Sizi alçaltmak için zorla) evlerin(izin) içlerine (kadar) girerler. Bu, yapılması gereken (gerçekleşecek kesin) bir vaattir.
Bu söz, Filistin'in Müslümanlar eliyle ilk fethinin kolay oluşundan kinayedir. Bu savaşta İslam ordusu Yahudi düşmanlarından geriye kalanları bulmak için ev ev gezerler. İşte bu, gerçekleşeceği kesin ilâhî bir vaattir ve gerçekleşmiştir.
Sonra onlara karşı size tekrar devlet (iktidar) veririz, mallar ve oğullarla size yardım ederiz ve sayınızı çoğaltırız.
Yani: Sonra üzerinize gönderdiğimiz Müslümanlara karşı sizi galip kılarız, size fazlasıyla mal ve evlat veririz, sizin saflarınızda onlara karşı savaşabilsinler diye yardımcılarınızın sayısını çoğaltırız.
Eğer iyilik ederseniz, kendinize iyilik etmiş olursunuz. Eğer kötülük ederseniz, o da sizindir.
Yani: Bundan sonra sizin durumunuz bir süre böyle devam eder. Eğer tövbe eder de size verdiğimiz mal, servet ve çocukları iyi işlerde kullanmak şartıyla şükrünüzü yerine getirirseniz, kendinize iyilik etmiş olursunuz ve faydası size döner. Eğer kötülük ederseniz, azgınlığa ve böbürlenmeye başlarsanız, bunun da kötü sonucu sizi bulur ve zararı kendinize döner.
Diğerinin (cezalandırma) zamanı gelince de, yüzlerinizde üzüntü ve keder oluştursunlar, daha önce girdikleri gibi yine Mescid'e (Mescidu'l-Aksa'ya) girsinler ve ele geçirdikleri her şeyi büsbütün yok etsinler diye (üzerinize tekrar düşmanlarınızı göndeririz).
Fakat siz yakında hiçbir iyi iş yapmayacaksınız, aksine kötü işlere yöneleceksiniz. Biz de ikinci fesat ve bozgunculuğunuzun cezalandırılma zamanı gelinceye kadar size mühlet vereceğiz. Derken birinci durumdakinden daha sert davranacak kullarımızı Horasan'dan üzerinize gönderip size musallat kılacağız ki, onlar korkup kaçacağınız şeyleri size dayatsınlar, yüzlerinizde üzüntü ve keder oluştursunlar ve böylece esenlik içinde ev ev dolaşsınlar. Sizi ilk kez takip ettikleri zamanki gibi, zafer içinde Kudüs'e girsinler. Sizin bozgunculuğunuza ve üstünlük taslamalarınıza son versinler.
Umulur ki (iyiliğe döndüğünüz takdirde tekrar) Rabbiniz size merhamet eder. Fakat siz (fesat çıkarmaya) dönerseniz, biz de (cezalandırmaya) döneriz. Biz cehennemi kâfirlere (dışına çıkılmaz) bir zindan yaptık.
Yani: Umulur ki ikinci cezalandırılmanızdan sonra Rabbiniz kendi hidayetiyle tekrar size merhamet eder. Ama eğer ikinci cezadan sonra bir daha fesada ve sapıklığa yönelirseniz, biz de sizi cezalandırmaya devam eder, dünyada sizi sıkıntıya sokar, ahirette de cehennemi sizin için zindan kılarız.
Yukarıdaki ayetlerden elde edilen birinci sonuç şudur: Yahudilerin Hz. Musa'dan (a.s) sonraki tarihi, toplumda fitne ve fesat çıkarma yönünde gelişmiştir. Azgınlıklarını sürdürünce cezalandırılma zamanları gelmiş ve Allah birtakım insanları onların üzerine göndermiş, onlar da kolaylıkla Yahudilere galip olmuşlardır. Fakat yüce Allah bazı hikmet ve maslahatlar gereği Yahudileri yeniden onlara galip kılmış, onlara mallar ve oğullar vermiş, dünyadaki destekçilerinin sayısını çoğaltmıştır. Ne var ki Yahudiler, kendilerine nimet olarak verilmiş evlat ve yardımcıları iyi ve doğru yönde kullanmaz, tersine ikinci kez yeryüzünde fesat ve fitne çıkarmak için kullanırlardı. Ancak bu kez fesat çıkarmanın yanı sıra, kibir ve büyüklük taslama huyuna da kapılırlardı, kendilerini dünyanın diğer insanlarından çok daha iyi ve üstün görürlerdi. Cezalandırılma zamanları gelince de, Allah aynı kavmi bir daha onlara muzaffer kılar ve onları üç aşamada şiddetli bir şekilde cezalandırırdı.
İkinci sonuç ise şudur: Yüce Allah'ın, Yahudilerin üzerine ilk olarak gönderdiği grup, kolaylıkla onları yenilgiye uğratarak Kudüs'e girer ve ev ev Yahudileri takibe alarak askerî güçlerini darmadağın ederler.
Sonra yüce Allah o grubu ikinci kez Yahudilerin üzerine gönderir. Fakat Yahudiler onlara galip geldikleri, yardımcı ve asker bakımından sayıca onlardan çok oldukları hâlde, Müslümanlar tarafından üç aşamada şiddetli darbeler alırlar. Birinci darbede Yahudilerin iğrenç yüzlerini ortaya çıkardıktan sonra, onları rezil edip önceki savaşta olduğu gibi zafer içinde Kudüs'e girerler; ardından onların böbürlenip kendini üstün görme duygularını kökten yok ederler. Bu sonucu, Arap edebiyatı açısından "li-yesuû vucuhekum", "li-yedhulu'lmescide... ve li-yutebbirû" kelimelerinin başındaki "lâm" edatından anlamak mümkündür.
Müfessirlerin söz konusu ettiği asıl soru ise şudur: Acaba kendini beğenmişliğin de içinde bulunduğu bu iki türlü fesat vuku bulmuş ve onlara yönelik Allah tarafından vaat edilen iki ceza da gerçekleşmiş midir, yoksa bu tür olaylar henüz vuku bulmamış mıdır?
Müfessirlerden bazıları bu iki fesadın vuku bulduğuna ve onlara yönelik ilâhî cezanın gerçekleştiğine inanırlar. Onlara göre birinci fitne ve fesadın cezası Buhtunnasr eliyle, ikinci fitnenin cezası da Romalı Titus aracılığıyla verilmiştir. Bazı müfessirlere göre ise bu iki ceza henüz vuku bulmamıştır.
Bize göre doğru görüş şudur: Onların birinci fitnesinin cezası, İslam'ın ilk yıllarında Müslümanların eliyle verilmiştir. Ancak Müslümanlar İslam'dan ve İslami değerlerden uzaklaştıklarında, Allah Yahudileri onlara musallat etti. Ardından Yahudiler yeryüzünde bir daha fesat ve azgınlığa yöneldiler. Müslümanlar yeniden İslam'a dönüp değerlerine sahip çıktıkları zaman da ikinci cezalandırma vakti gelir ve bu ceza yine Müslümanların eliyle gerçekleşir.
Bu yorumla ilgili Ehlibeyt İmamları'ndan (a.s) birçok hadis nakledilmiş ve Allah'ın ikinci aşamada Yahudilere karşı seçip göndereceği topluluk İmam Mehdi (a.f) ve yarenine uyarlanmıştır. İmam'ın (a.f) zuhurundan önce Allah'ın seçeceği bu topluluk -rivayete göre- İran'ın Kum kentinden çıkacaktır.
“Tefsiru'l-Ayyâşî” kitabında, İmam Muhammed Bâkır'ın (a.s) "Üzerinize, kullarımızdan çok güçlü ve çetin bir grubu göndeririz" ayetini okuduktan sonra şöyle buyurduğu rivayet edilir: “Bu ayetten maksat Kaim (Mehdi) ve onun çok güçlü, çetin adamlarıdır”.
“Nuru's-Sakaleyn” adlı tefsirde de İmam Cafer Sadık'ın (a.s) yukarıdaki ayeti tefsir ederken şöyle buyurduğu nakledilir: “Allah, Kaim'in kıyamından önce bir kavmi seçecek ve onlar Âl-i Muhammed'in (s.a.a) düşmanlarından ele geçirdikleri herkesi öldürecekler.”
Yine İmam Cafer Sadık'ın (a.s) söz konusu ayeti okuduktan sonra yanındakilerin, "Sana feda olalım, onlar kimlerdir?" diye sorduklarında üç defa şöyle buyurduğu rivayet edilir: “Allah'a andolsun ki, onlar Kum ehlidirler!” [2]
Bu üç hadis aslında anlam olarak birbiriyle tam bir uyum içinde olup, aralarında hiçbir çelişki yoktur. Çünkü "Kum ehli" derken, İran Şiîleri kastedilmektedir. Rivayete göre onlar İmam Mehdi (a.f) ile birlikte kıyam eder ve yardımına koşarlar.
Rivayetlerden anlaşıldığı kadarıyla Yahudilerin, İmam Mehdi'nin (a.f) askerlerine karşı direnişi birkaç aşamada olacaktır. Nihayet İmam (a.f) zuhur edecek ve böylece Yahudilerin kesin yok oluşu onun önderliği ve güçlü elleri sayesinde gerçekleşecektir.
Yahudilere vaat edilen ikinci cezanın Müslümanların eliyle gerçekleşeceğine delalet eden hususlardan biri de şudur: Allah'ın her iki aşamada da Yahudilerin üzerine göndereceği topluluk aynı ümmetten olup, hadislerde o topluluk için sayılan nitelikler ve Yahudilere karşı yürütecekleri savaşla ilgili zikredilen özellikler Müslümanlardan başkasına uymamaktadır. Çünkü Yahudileri egemenliği altına alan Mısır, Babil, Yunan, İran ve Roma krallarından hiçbiri ayetteki "ibaden lena (bizim olan kullarımız)" ifadesi ile bağdaşmıyor. Kaldı ki birinci cezalandırmadan sonra, Yahudiler onlardan hiçbirine karşı zafer elde etmemişlerdir. Hâlbuki İslam'ın ilk yıllarında Müslümanlar tarafından ilk kez cezalandırılan Yahudiler, bir süre sonra Müslümanlara galip oldular; Allah onlara mallar ve oğullarla yardım etti; süper güçlerin desteğiyle yardımcılarını çoğaltarak sayıca onları Müslümanlardan fazla yaptı.
Şimdi onlar yeryüzünde fesat çıkarmakta, bize ve diğer milletlere karşı üstünlük taslamaktalar. Yahudilerin kalbine darbe indirecek, onları gam ve kedere boğacak kimseler ise küfre karşı savaşan İslam mücahitlerinden başkası olmayacaktır.
Yahudilerin Hz. Musa'dan (a.s) sonraki tarihinin incelenmesi ile şu husus açıklığa kavuşmaktadır: Yahudiler hem geçmişte ve hem de günümüzde bozgunculuk ve fitne çıkarmışlar. Ama onlar için vaat edilen üstünlük sadece bizim zamanımızda ortaya çıkmıştır. Buna göre Allah'ın onlara yönelik vaat ettiği ceza da hiç kuşkusuz zuhur asrında gerçekleşecektir.
Bu konu, Yahudilerin tarihi hakkında araştırma yapan herkes için net ve anlaşılır bir husustur.
-------------------
[1]- İsrâ, 1-8.
[2]- Bihâru'l-Envâr, c. 60, s. 216.
tesettürlü escort ,fatih escort ,türbanlı escort ,travesti escort ,taksim escort ,beylikdüzü escort ,çapa escort
halkalı escort ,avrupa yakası escort ,şişli escort ,avcılar escort ,esenyurt escort ,beylikdüzü escort ,mecidiyeköy escort ,istanbul escort ,şirinevler escort ,avcılar escort
