Bugun...



Peygamberlerin Aile İçi Sorunlarla Karşılaştıklarındaki Yöntemleri -1

Peygamberlerin aile yaşamı da bazen sorunsuz olmamıştır. Bazı peygamberler uyumsuz eşlerle karşılaşmışlardır. Bu tür sorunlarla karşılaştıklarında nasıl başa çıktıkları ve bu tür sorunları olanların onlara başvurduklarında çözümü için yöntemleri nelerdi?

facebook-paylas
Tarih: 08-05-2024 15:31

Peygamberlerin Aile İçi Sorunlarla Karşılaştıklarındaki Yöntemleri -1

Bismillahirrahmanirrahim

 

İslami bir toplumda aile yaşamı, bazen çeşitli zorluklar ve sorunlarla karşılaşabilir. Bu sorunlar, çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir; örneğin, eşlerin birbirlerinin kapasitesini ve yeteneklerini anlamamaları, birbirlerinin haklarını ve görevlerini bilmemeleri, evlilik hayatındaki hakları ve görevleri gözetmemeleri, bazı özel psikolojik ve ahlaki özellikler, çevrelerin gereksiz müdahaleleri, toplumun ekonomik sorunları, dini olmayan kültürlerin aile ortamına girmesi gibi.

 

İlahi peygamberler tüm alanlarda yaşam tarzı olarak bir rol model oluşturduğu dikkate alındığında, aile sorunlarını çözme konusundaki en önemli yöntemlerden bazılarına dikkat çekilmektedir.

 

Aile Sorunlarını çözmede Barışma ve Affetme

Aile ortamı içerisinde, çiftler arasında görevlerin yerine getirilmesinde ve birbirlerinin haklarının sağlanmasında hatalar, eksiklikler ve kusurlar oldukça yaygındır. İster istemez onların yaşamını etkileyen sorunlar az değildir ve bazen bu alanlardaki sorunlar, aile hayatını tartışma ve anlaşmazlık alanına dönüştürebilir. Bu durum, aile birliğinin saflığını ve samimiyetini yok ederken, bireylerin ruh ve zihnini yorar ve hatta Allah yanında [1] en nefret edilen helal olan boşanmaya bile yol açabilir.

 

Kur'an-ı Kerim’in bu konudaki tavsiyesi, barışma ve affetmedir:

وَ إِنِ امْرَأَهٌ خَافَتْ مِنْ بَعْلِهَا نُشُورًا أو إغراضاً فَلا جُناحَ عَلَیْهِما أَنْ یُصْلِحا بَیْنَهُما صلحاً وَ الصُّلْحُ خَیْرٌ.

“Eğer bir kadın kocasının, kendisine kötü davranmasından yahut yüz çevirmesinden endişe ederse, uzlaşarak aralarını düzeltmelerinde ikisine de bir günah yoktur. Uzlaşmak daha hayırlıdır.” [2]

Bu ayette eğer bir erkeğin uyumsuz davranışlarının belirtileri ortaya çıkarsa, eşlerin kendi haklarından faydalanmada tamamen ısrar etmek yerine, affetme ve barışı seçmeleri tavsiye edilmektedir. Bağışlama ve barış, ahlaki bir sorumluluktur ve eğer çiftler bu ilkeye bağlı kalırlarsa, aile birliğinin devamını ve sağlığını garanti edebilir.

 

Diğer taraftan erkeklere şöyle buyuruyor:

یَا أَیُّهَا الَّذِینَ آمَنُوا إِنَّ مِنْ أَزْواجِکُمْ وَ أَوْلادِکُمْ عَدُوًّا لَکُمْ فَاحْذَرُوهُمْ وَ إِنْ تَعْفُوا وَتَصْفَحُوا وَ تَغْفِرُوا فَإِنَّ اللهَ غَفُورٌ رحیم.

“Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoş görüp vazgeçer ve bağışlarsanız şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir”. [3]

Bu ayette müminlere, bazı eşlerin ve çocukların düşman olabileceği uyarısını yaparak, onları affetmeye ve bağışlamaya çağırıyor. Hatırlatmaktadır ki, bağışlama ve merhamet Allah'ın nitelikleridir ve mümin kimsenin Allah'ın niteliklerine benzerlik göstermesi gereklidir.

 

Peygamberlerin siret ve yaşamında, eşlerin uyumsuzluğu durumunda “affetme ve uzlaşma” özel bir yere sahiptir. İki ilahi peygamber olan Hz. Nuh (a.s) ve Hz. Lut (a.s) eşleri kâfir olmalarına rağmen, onlarla uzlaşmayı ve barışmayı tercih ettiler. Onların risalet ve hedeflerine hıyanet ediyor ve hatta onlara düşmanlık yolunda adım atıyorlardı. Ancak bu peygamberler yine de affetmeyi ve uzlaşmayı seçtiler, ta ki Allah onları ilahi azapla yok etti. [4]

 

Hz. Hud (a.s) hakkında eşinin onunla düşmanlık içinde olduğu bildirilmiştir; ancak o, eşinin uzun ömürlü olması için ona dua ediyordu. Ona “O düşmanlık ettiği halde sen neden ona dua ediyorsun?” diye sorduklarında, şu cevabı verdi: "Her müminin bir düşmanı vardır. Benim üzerinde hakimiyet kurduğum düşman, benim üzerimde hakimiyet kuran düşmandan daha iyidir." [5]

 

Kur'an-ı Kerim’in ayetleri gereğince, Hz. Peygamber (s.a.a) de bazı eşlerinin kötü davranışları karşısında affetmeyi seçmiştir:

وَ إِذْ أَسَرَّ النَّبِیُّ إِلى بَعْضٍ أَزْواجِهِ حَدِیثًا فَلَمَّا تَأْتُ بِهِ وَ أَظْهَرَهُ اللهُ عَلَیْهِ عَرَّفَ بَعْضَهُ وَ أَعْرَضَ عَنْ بَعْض.

“Hani peygamber eşlerinden birine, gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu peygambere bildirince, peygamber bunun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti”. [6]

 

Hz. Peygamber (s.a.a) başkalarına da eşlerinin kötülükleri karşısında “affetmeyi” buyuruyordu. Bir adam, görünüşe göre eşinin “ilişki” konusunda kendisine itaatsizlik ettiği durumda o hazrete şöyle arz etti: “Eşim bana muhalefet ediyor. Onu nasıl cezalandırabilirim?” Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "Affet". Adam ikinci kez sorduğunda, Hz. Peygamber (s.a.a) aynı cevabı verdi. Üçüncü kez sorduğunda, Hz. Peygamber (s.a.a) "Eğer cezalandırmak istersen, suçunun büyüklüğü oranında cezalandır ama yüzüne vurmaktan sakın" buyurdu. [7]

 

Aile İçi Sorunların çözümünde duygusal iletişim yolu

Aile içi sorunların çözümünde Kur’an-ı Kerim’in yöntemlerinden biri, öğüt verme ve duygusal iletişimdir:

وَ اللآتِی تَخافُونَ نُشُوزَهُنَّ فَعِظُوهُنَّ.

“Başkaldırmalarından korktuğunuz kadınlara öğüt verin”. [8]

Bu cümlede geçen "öğüt" genellikle bir davranışın veya sözün olumsuz sonuçlarını, yumuşak ve iyilikle hatırlatma anlamında kullanılır. [9] Bazıları bunu “nasihat” veya “sonuçları hatırlatma” olarak bilmektedir. Râğıb İsfahânî, bunu yasaklama ve korkutmakla birlikte olan nehyetme olarak tanımlamıştır.

 

Bu öğüt verme yöntemi, davranışlarında ve konuşmalarında kocalarının haklarına bağlı kalmadığını açıkça gösteren bir eş için geçerlidir ve onun yardım aramadan önce sorunun farkında olmasına yardımcı olabilir. Bahsedilen yöntem, sadece kocasının belirli haklarına uymak istemeyen bir eş için değil, ailenin karşılaşabileceği herhangi bir zorluk veya sorunla ilgili olarak da etkilidir.

 

Hz. Resulullah (s.a.a) bazı eşlerle etkileşimde bulunurken bu yöntemi kullanmıştır. Rivayete göre bir gün Aişe, Hz. Resulullah’ın (s.a.a) huzurunda başka bir eşin kusurundan bahsederek, onun boyunun kısa olduğunu söyledi. Hz. Resulullah (s.a.a) ona şöyle buyurdu: "Dilinle dile getirdiğin söz, eğer denizin suyuyla karışsa, onu çirkin, kötü kokulu ve kötü tatta kılar." [10]

 

Hz. Peygamber (s.a.a), aile içinde kötü konuşma ve dedikoduyla ortaya çıkabilecek olumsuz sonuçlardan kaçınmak için, başkalarının kötülemesi ve dedikodusunun Kur'an'a göre oldukça aşağılık ve ölü eti yemek olarak hesap edilen bir davranış olduğunu hatırlatarak, olumsuz sonuçlarını hatırlatma yöntemini kullanmıştır.

 

Kötü bir davranışın veya kötü sözün aile ortamını kirletme ve uyumsuzluğa yol açma olasılığına dikkat çekerek, duygusal olarak bir eşin olumsuz sonuçlarını hatırlatıp, akıllı bir eşin dikkatini çeker ve onu doğruluk ve düzelme yoluna yönlendirir.

 

Aile İçi Sorunlarda Duygusal Bir Ceza Türü

Kur'an'ın bakış açısına göre, “nasihat etme” ve “duygusal iletişim” yoluyla sorunu çözme yöntemi etkili olmadığında, duygusal bir ceza türü etkili olabilir. Bu nedenle Allah, nasihat etme yönteminden sonra, eşler arasındaki “birlikte yatmayı terk etme” ve “yatakların ayrılması” yöntemini önermektedir:

و اللاتی تَخافُونَ نُشُوزَهُنَّ فَعِظُوهُنَ وَ اهْجُرُوهُنَّ فِی الْمَضاجِعِ.

“Başkaldırmalarından korktuğunuz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın”.

"Yataklarında yalnız bırakın" ifadesiyle ilgili farklı yorumlar yapılmıştır. Bazı tefsirciler bunun “cinsel birleşme” anlamına geldiğini söylemişlerdir. Bu nedenle ayetin anlamı, “etkili bir nasihat olmadığında, onunla cinsel birleşmeyi bırakın” olur.

Ancak kabul edilebilir anlam, etkili bir nasihat olmadığında, koca memnuniyetsizliğini yatağını ayırarak veya yatakta eşine sırtını dönerek, onu duygusal olarak cezalandırır. [11]

 

Bu tefsir, yani “uyumsuz eşe yatakta sırtını dönmek”, İmam Bakır’dan (a.s) naklolunmuştur. [12] Bu tür bir ceza, Kur’an-ı Kerim’in bakışına göre, eşler arasındaki ilişkinin saygılı ve samimi olması gerektiğini ve “yatakta ayrılma” gibi davranışların cezalandırılma hesap edildiğini gösterir.

 

Birçok tefsirciye göre, Hz. Peygamber (s.a.a), eşlerinin nafaka ve maddi taleplerde bulunarak aile bütçesini zorladığında, duygusal cezalandırma yöntemini uygulamıştır. Hz. Peygamber (s.a.a), yaklaşık bir ay boyunca tüm eşlerinden ayrılmış ve Ahzap suresinin 28 ve 29. ayetleri nazil oluncaya kadar Maria Kıbtiye’nin evinde kalmıştır. Sonra Hz. Peygamber (s.a.a) eşleri arasındaki yaşamda özel şartlarla ondan ayrılmada muhayyer kılmıştır. [13]

 

Bu yöntemin uygulanmasından sonra, tüm eşler uygun davranışa yönlendirilmiş ve Hz. Peygamber (s.a.a) ile özel koşullar altında yaşamına devam etmeyi kabul etmelerine neden olmuştur. Her durumda, eşin hatalarını fark etmesinin bir yolu da küserek ondan uzaklaşmaktır. Bir eş, eşinin ilgisinin ve dikkatinin kesildiğini görünce, kendisini gözden geçirir ve davranışlarını yeniden değerlendirir.

 

------------

[1]- Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

ابغض الحلال إلى الله الطلاق

“Allah yanında en nefret edilen helal, boşanmadır” (Süneni İbn-i Mace, c.1, s.65).

[2]- Nisâ, 128.

[3]- Teğâbun, 14.

[4]- Tahrim, 10.

[5]- Tefsiri Kummi, c.1, s.329.

[6]- Tahrîm, 3.

[7]- Mecmeü’z-Zevaid, c.8, s.106.

[8]- Nisâ, 34.

[9]- El-Ayn, c.2, s.228.

[10]- Süneni İbn-i Davut, c.2, s.450.

[11]- El-Mizan, c.4, s.345.

[12]- Mecmau’l Beyan, c.3, s.69.

[13]- Mecmau’l Beyan, c.10, s.472.




Bu haber 545 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAŞAM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI