|
Tweet |
Ali b. Ebi Talip (Arapça: علي بن أبي طالب) (Hicretten önce 23, Hicrî Kameri 40), Şiaların birinci imamı, sahabe, rivayet eden, vahiy kâtibi olan İmam Ali (a.s), Ehlisünnet nezdinde Hulefa-i Raşidin’in (dört büyük halife) dördüncüsüdür. Babası Ebutalib, ve annesi Fatime binti Esed’dir. İslam Peygamberi Hz. Muhammed bin Abdullah’ın (s.a.a) amcasının oğlu, damadı, Hz. Fatıma’nın (s.a) eşi, Şiaların on bir İmam’ının (a.s) ced ve babalarıdır.
Şia tarihçileri ve çok sayıda Ehlisünnet âliminin söylediğine göre Kâbe’nin içinde dünyaya gelmiş ve anne ile baba tarafından Haşimi olan ilk kimsedir. Hz. Muhammed'e (s.a.a) ilk iman eden kişidir. Şia’nın görüşüne göre Allah’ın emri ve Hz. Peygamber’in (s.a.a) tasrihi ile Allah Resulü’nün (s.a.a) kendisinden hemen sonraki halifesidir. Onun hakkında birçok fazilet saymışlardır. Kureyş’in, Hz. Peygamber’i (s.a.a) öldürmeğe kastettiği zaman o, düşmanların aldanması için Hz. Peygamber’in (s.a.a) yatağına yatmış ve bu yolla Hz. Peygamber (s.a.a) gizlice hicret etmiştir. Hz. Peygamber (s.a.a), kendi kardeşlik akdini Hz. Ali (a.s) ile okumuştur. Ali b. EbuTalib, Hz. Peygamber'in (s.a.a) emri ile katılmadığı Tebuk Savaşı hariç Hz. Peygamber'in (s.a.a) tüm savaşlarına katılmış ve İslam’ın en cesur ve onur duyulan komutanı olmuştur. İmam Ali (a.s) Bedir savaşında müşriklerden birçoğunu öldürmüştür. Uhud savaşında Hz. Peygamber’in canını korumuştur. Hendek savaşında Amr b. Ebduved’i öldürerek savaşı sonlandırmıştır. Hayber savaşında kalenin büyük kapısını kopararak savaşı devam ettirmiştir. Onun masum olduğuna Kur’an-ı Kerim’in ayetleri delalet etmektedir.
Şia kaynakları ve Ehli Sünnet’in bazı kaynaklarına göre, Kur’an-ı Kerim’den yaklaşık 300 ayet onun faziletine delalet etmektedir. [1] Hz. Peygamber (s.a.a) son hac farizesinden sonra Allah-u Teâlâ’nın Tebliğ ayetindeki emri ile halkın Gadir-i Hum bölgesinde toplanmaları emrini verdi. Sonra Gadir hutbesini okuyup, İmam Ali’nin (a.s) elini kaldırarak, şöyle buyurdu: “Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır. Allah’ım onu sevenleri sev ve ona düşman olanlara düşman ol. “Bu hutbeden sonra Ömer b. Hattab gibi halifeler İmam Ali’yi (a.s) kutladılar ve ona “Emir’ül Müminin” lakabıyla hitap ettiler. Şia ve bazı EhliSünnet müfessirlerine göre, İkmala ayeti bu günde nazil oldu. Şia inancına göre, Hz. Peygamber (s.a.a) “Men kuntu mevlahu fe Aliyyün mevlahu” sözünü Gadir-i Hum günü söylemiştir ve Hz. Peygamber’in (s.a.a) halifesini belirlemektedir. Bu esas gereğince Şialar, başka fırkalardan ayırt eden kendi hüviyetlerini İmam Ali’nin (a.s) Allah tarafından halifeliğe ve İmamlığa seçildiği inancını bilmektedirler. Ehlisünnet inancı ise, Hz. Peygamber’in (s.a.a) halifesini halkın seçimi olarak bilmektedir. Hz. Peygamber (s.a.a) dünyadan göçer göçmez, bir grup Sakife’de Ebu Bekir’e halife unvanı ile biat ettiler. Hz. Ali (a.s) ise, Müslümanların ısrarı ile Ebu Bekir, Ömer ve Osman’ın hilafetinden 25 yıl sonra hükumetin sorumluluğunu üstlenmiştir. [2] O, kısa süren hükumeti döneminde üç ağır iç savaşla karşı karşıya kalmış ve sonunda Kufe Mescidi'nin mihrabında namaz kıldığı sırada Haricîlerden biri tarafından şehit edilmiş ve gizlice Necef’de toprağa verilmiştir. [3]
Arap Edebiyatı, kelam, fıkıh, tefsir gibi İslam ilimlerinin birçoğu ona ulaştığı söylenmekte ve çeşitli fırkalar kendi senet silsilelerini ona ulaştırmaktadırlar. “Nehсü'l Belâğa” unvanıyla meşhur olan kitap, Hz. Ali’nin (a.s) seçilmiş olan konuşmaları ve mektuplarını içermektedir. Onun hakkında değişik dillerde yazılmış olan birçok eser bulunmaktadır.
İmam Ali’nin (a.s) Necef şehrinde bulunan türbeleri, Şia kültüründe mukaddes mekânlardan ve ziyaretinde dikkat edilen yerlerdendir. Bazı kaynaklarda “İmam Ali’nin hareminde defnolunanlar” unvanıyla yâd edilen ileri gelen şahıslar bu mekânda defnolunmuşlardır.
Makam ve Konumu
Ali b. Ebi Talib (a.s) sürekli olarak Şialar tarafından özel bir makam ve menzilete sahipti Hz. Peygamber Efendimizden (s.a.a) sonra en iyi, en takvalı, en âlim insan ve Hz. Muhammed’in (s.a.a) hak üzere olan halifesiydi. Bu esas gereğince sahabelerden bir grubu Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.a) hayatta olduğu o yıllarda bile Hz. Ali’nin (a.s) takipçileri ve yaranları, yani Şia olarak biliniyorlardı. [4] Şialar, İmam Ali’yi (a.s) Ehli Sünnetin “Halk tarafından seçilen Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.a) halifesi” inancına[5] karşı, “Allah tarafından bildirilen Hz. Peygamber efendimizden (s.a.a) hemen sonraki halifesi” olarak biliyorlar. [6]
Şiaların inancına göre İmam Ali’nin (a.s) hilafet makamına ulaşması, Hicri Kameri 35. yılın Zilhicce ayının 19’unda Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.a) kaç defa ve özellikle Gadir’de onu “kendi halifesi ve İslam ümmetinin İmamı” unvanıyla seçtiği geç kalınmış bir kararın uygulamasıydı. Şia inancına göre Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.a) Gadir-i Hum günü söylediği “Men kuntu mevlahu fe Aliyyun mevlahu” ibareti, Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.a) halifesini belirlemektedir. Öyle ki orada hazır bulunanlar Ali b. Ebi Talib’i (a.s) tebrik etmiş ve ona “Emir’ül Müminin” lakabıyla hitap etmişlerdir. Asrımızın Alman vatandaşı olan İslam bilimcisi Hans Halim, bu inanca dayanarak, “Ali (a.s) hak olan tek halife, “Emir’ül Müminin” unvanı sadece ona layık ve onun süresi az olan hükümeti, Hz. Peygamber efendimizin (s.a.a) rihletinden sonra İslam ümmetinin tecrübe etmiş olduğu tek meşru hükümettir. [7]
Faziletleri
Kâbe'de Doğum
Ana Madde: Kâbe'de doğan Allame Emini’nin naklettiğine göre, 16 Ehlisünnet kaynağı, 50 Şia kaynağı ve hicri kameri ikinci asır ve sonrasının 41 şairi İmam Ali’nin (a.s) Kâbe'de dünyaya geldiğine değinmişlerdir. Yine Allame Meclisi genellikle Şia olan 18 kaynaktan, İmam Ali’nin (a.s) Kâbe'de dünyaya geldiğini zikretmiştir. Bu esas gereğince İmam Ali’nin (a.s) annesi Fatime binti Esed, Kâbe’nin yanında Allah’tan rahat bir şekilde çocuğunu doğurmasını istedi. Daha sonra Kâbe’nin duvarı yarıldı ve Fatime binti Esed Kâbe’nin içine gitti. Kâbe’de üç gün kaldıktan sonra dördüncü gün çocuğu İmam Ali (a.s) kucağında Kâbe’den dışarı çıktı.
İlk Müslüman
İlk Müslüman Şia inancı esası ve bazı Ehlisünnet âlimlerine göre, İmam Ali’nin (a.s) Hz. Peygamber’e (s.a.a) iman getiren ilk kişiydi. Bazı Şia rivayetlerine göre, İslam Peygamberi (s.a.a) İmam Ali’yi (a.s) ilk müslüman, ilk mümin ve onaylamış olduğu ilk şahıs olarak tanıtmıştır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet günü havuz (Kevser) başında benimle ilk görüşecek olanınız İslam’da da en önde olanınız olan Ali olacaktır.”[8] Yine Hz. Peygamber (s.a.a) Hz. Fatıma (s.a) hakkında şöyle buyurmuştur: “Acaba seni ümmetim arasında herkesten önce İslam’ı kabul eden, onların en bilgili ve en sabırlı olanı ile evlendirmeme razı olmaz mısın?”[9] Şeyh Tusi, İmam Rıza’dan (a.s) şöyle bir rivayet nakletmiştir ki İmam Ali’yi (a.s) İslam Peygamberine (s.a.a) ilk iman getiren olarak tanıtmıştır. Allame Meclisi, iman getirenlerin sıralamasını şöyle zikretmiştir: İlk olarak İmam Ali (a.s), sonra Hz. Hatice (s.a) ve daha sonra Cafer b. Ebi Talib iman getirmişlerdir. Bazı araştırmacılar, Şia’nin icmasını İmam Ali’nin (a.s) ilk Müslüman olmasında bilmişlerdir. Bu durumla Taberi, Zehebi gibi ve bazı diğer Ehlisünnet tarihçileri de İmam Ali’nin (a.s) ilk Müslüman olduğuna dair nakiller getirmişlerdir. Meşhur olan görüşe göre, İmam Ali (a.s) o zaman 10 yaşındaydı. Bazı kaynaklarda İmam Ali’nin (a.s) iman getirdiğinde 12 yaşında olduğu zikredilmiştir. Çünkü şehadet zamanı 65 yaşında olduğu bilinmiştir.
Yevm’ud-Dar Hadisi
İslam Peygamberi (s.a.a) Mekke’de üç yıl gizlice davetini yürüttü ve üç yıldan sonra Allah-u Teâla tarafından davetini açık olarak yapması için görevlendi. İslam tarihi kaynaklarının ve Kur’an tefsirlerinin naklettiğine göre, Bi’setin 3. yılında İnzar ayetinin nazil olmasıyla Peygamber Efendimiz (s.a.a) İmam Ali’ye (a.s) yemek hazırlamasını ve İslam’a davet etmesi için Abdulmuttalib’in çocuklarını yemeğe davet etmesini buyurdu. Ebu Talib, Hamza, Ebu Leheb gibi yaklaşık 40 kişilik misafir geldi. Hz. Peygamber (s.a.a) yemek yenilmesinden sonra şöyle buyurdu: “Ey Abdulmuttalib’in çocukları! Allah’a andolsun ki Araplar arasında benim size getirdiğimden daha iyisini getiren bir genç yoktur ki kavmine getirmiş olsun. Ben sizin için dünya ve ahiretteki hayrınız olanı getirmişim. Allah, bana sizi O’na doğru çağımam için emir buyurdu. Şimdi sizin hanginiz bana yardım ederse, sizin aranızda benim kardeşim, vasim ve halifem olacaktır.” Kimse cevap vermedi. Herkesten küçük ve 13 ya 14 yaşında olan İmam Ali (a.s) şöyle dedi: “Ey Allah’ın Peygamberi! Ben sana yardım edeceğim.” Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: “Bu, sizin aranızda benim kardeşim, vasim ve halifemdir. Onun sözünü işitiniz ve ona itaat ediniz.”
Leyletü’l Mebit
Kureyş’in, Müslümanlara işkence ve eziyet etmesinin ardından, Hz. Peygamber (s.a.a) Müslümanlara Medine’ye hicret etme emrini verdi. Hazretin yarenleri de birkaç aşamada Medine’ye doğru harekete geçtiler.[10]
Kureyşlilerin Daru’n Nedve’de [Not 3] yaptıkları toplantıda birçok görüş ileri sürüldü. Alınan karara göre her kabileden genç ve cesur birisi Allah Resulünü (s.a.a) kendi evinde öldürmesi için görevlendirildi. Cebrail (a.s) Peygamber Efendimiz'e (s.a.a) nazil olarak Kureyş’in planını deşifre etmiş ve o geceyi kendi yatağında yatmaması ve hicret etmesi emrini iletmiştir. Hz. Peygamber (s.a.a) Hz. Ali’ye (a.s) düşmanın komplosunu anlatarak onun kendi yatağına yatmasını ister.[11] Müfessirler bu ayetin nüzul sebebini Hz. Ali (a.s) ve “Leyletu’l Mebit” hakkında olduğu görüşündedirler.[12]
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْرٖى نَفْسَهُ ابْتِغَاءَ مَرْضَاتِ اللّٰهِ وَاللّٰهُ رَؤُفٌ بِالْعِبَادِ
İnsanlardan öyleleri de var ki, Allah'ın rızasını almak için kendini feda eder. Allah da kullarına şefkatlidir.(Bakara suresi, 207)
Hz. Muhammed’in (s.a.a) hicret ettiği ve Hz. Ali’nin (a.s) O'nun yatağına yattığı gece "Leyletü'l Mebit" olarak adlandırılır.
Allah Resulünün Kardeşi
Hz. Peygamber (s.a.a) Medine’ye girdikten sonra önce Muhacirler arasında, daha sonra Muhacir ve Ensar arasında kardeşlik akdi kıydı. Her ikisinde de Hz. Ali’ye : “Sen dünya ve ahirette benim kardeşimsin,” diyerek aralarında kardeşlik akdi kıydı.[13]
Reddu'ş Şems
Hicrî yedinci yılda günlerden bir gün Hz. Peygamber'le (s.a.a) Hz. Ali (a.s) öğlen namazını kıldılar ve Hz. Resulullah (s.a.a) Hz. Ali’yi (a.s) bir iş için görevlendirdi, ama Hz. Ali ikindi namazını kılmamıştı. Hz. Ali (a.s) geri dönünce, Peygamber Efendimiz başını Hz. Ali’nin (a.s) kucağına koyarak uyudu. Bu sırada güneş batmıştı. Hz. Peygamber (s.a.a) uykudan uyanınca “Allah’ım! Senin kulun Ali, kendisini Peygamberi için korudu, güneşi onun için geri döndür.” diye dua etti. Bu sırada güneş geri döndü. Hz. Ali (a.s) kalkarak abdest aldı ve ikindi namazını kıldı. Sonra güneş yeniden battı.[14]
Beraat Suresinin İblağ Edilmesi
Tövbe suresinin ilk ayetleri ‘Müşriklerin tevhit inancına inanmaları ve Müslümanların zümresine katılmaları, ancak inat etmeleri durumunda savaşa hazırlıklı olmaları ve her nerede tutuklanırlarsa öldürüleceklerini bilmeleri gerektiğine dair kendilerine dört ay süre tanınması’ hakkında indiğinde Hz. Peygamber (s.a.a) hac merasimine katılma düşüncesinde değildi. Bundan dolayı ilahî emir gereği: ‘Bu emri Peygamberin kendisi veya ondan olan birisi insanlara ulaştırmalı ve bu iki kişi dışında kimsenin bu iş için salahiyetinin olmadığı’ belirtilince,[15] Hz. Muhammed Mustafa (s.a.a) Hz. Ali’yi (a.s) çağırarak ondan Mekke’ye gitmesini ve Mina’da Kurban Bayramı günü Beraat suresini Müşriklere tebliğ ederek ulaştırmasını istedi.[16]
Hak Hadisi
Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
عَلی مَعَ الحقِّ و الحقُّ مَعَ عَلی
Ali hak ile hak da Ali iledir.[17]
Sedd’ul Ebvab
Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) Hz. Ali’nin (a.s) kapısı dışında Mescid-i Nebi’ye bakan tüm kapıların kapatılmasını emretti. Bunun nedenini sorduklarında Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurdu: “Ben Ali’nin kapısı dışında tüm kapıların kapatılması için görevlendirildim, ama bu konuda tartışmalar yaşandı. Allah’a andolsun ki hiçbir kapıyı kapatıp, açmadım, ancak bu iş için görevlendirilmiş ve ona itaat etmişimdir.”[18]
Kur’an’ın Bir Araya Toplanması
Ana Madde: Kur’an ve İmam Ali’nin (a.s) mushafı Şia ve Ehlisünnet âlimleri iddia ediyorlar ki İmam Ali (a.s), Peygamber Efendimizin (s.a.a) rihletinden sonra, onun tavsiyesiyle Kur’an’ın tedvin edilmesini başlatandı. Bu sebepten bir rivayette gelmiştir ki İmam Ali (a.s) Kur’an’ı bir araya toplamadan omzuna abasını almayacağına ant içmiştir. Yine şöyle gelmiştir: İmam Ali (a.s), Allah Resulü’nün (s.a.a) rihletinden sonra Kur’an’ı 6 ayda bir araya topladı. Kur’an’ı ilk olarak tedvin eden kimse İmam Ali (a.s) idi.
İslam tarihinin başlangıcı
İmam Ali’nin (a.s) önerisiyle Ömer, Peygamber Efendimizin (s.a.a) Mekke’den Medine’ye hicret tarihini, Müslümanların başlangıç tarihi olarak karar verdi.
------------------
tesettürlü escort ,fatih escort ,türbanlı escort ,travesti escort ,taksim escort ,beylikdüzü escort ,çapa escort
halkalı escort ,avrupa yakası escort ,şişli escort ,avcılar escort ,esenyurt escort ,beylikdüzü escort ,mecidiyeköy escort ,istanbul escort ,şirinevler escort ,avcılar escort
