Bugun...



Kur'an ve Mehdi’yi Beklemek

Şia mezhebinde büyük bir önemle vurgulanan “Mehdi’yi Bekleme”nin Kur'an'da kökleri vardır.

facebook-paylas
Tarih: 03-05-2024 16:32

Kur'an ve Mehdi’yi Beklemek

Bismillahirrahmanirrahim

Kur'an, bir dünya hükümetinin sonunda yeryüzünü saracağını vaat etmiş ve bu hükümet, Ehli Sünnet tarafından da rivayet edilen Nebevi hadislerde bildirildiği gibi, sadece Hz. Mehdi'nin (a.f) zuhuruyla mümkün olacaktır. Kur'an'da bu konuda birçok ayet bulunmaktadır ve bu makalede bu ayetlere işaret edilmiştir.

 

İslam'ın aziz Peygamber’inden (s.a.a) sonra, “İslam toplumunun yönetimi için yüksek bir şahsiyete ihtiyaç duyulduğu” konusu tartışılmazdır ve her adil ve insaflı kimse, bu asıl ilkeyi doğrular. Kur'an da bu önemli konuya çeşitli ayetlerde işaret etmiştir.

 

“İmamet” meselesine değinen Kur'ani ayetlerden biri, Nisa Suresi'nin 59. ayetidir ki Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

یا أَیهَا الَّذِینَ آمَنُوا أَطِیعُوا اللهَ وَأَطِیعُوا الرَّسُولَ وَأُولِی الأَمْرِ مِنْکمْ.

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin; Peygamber’e ve sizden olan o emir sahiplerine de itaat edin.” [1]

Bu şekilde müminlerin mutlak olarak itaat etmeğe mecbur oldukları kişilerin masum ve hata yapmaktan korunmuş olmaları gerektiği açıktır. Öyle ki İslam'daki fırkalar arasında, Şia inancına göre, İmamların masumiyeti kabul edilir.

Bu ayetin yanı sıra, güvenilir tefsir ve hadisler de, اطیعوالله … (Allah'a itaat edin...) ayeti ve kitaplarda genişçe açıklanan bu konudaki diğer ayetler, On İki İmamlarla (a.s) ilgilidir. Bu kitaplar ve tefsirlerde, o yüce zatların mübarek isimleri de açıkça belirtilmiş ve onların sayısı on iki olarak tanıtılmıştır. Bunların ilki Hz. Ali (a.s) ve sonuncusu da “Beklenen Mehdi (a.f)” olarak belirtilmiştir. [2]

Ancak Hz. Mehdi'nin (a.f) zuhur ve yönetim şekli konusunda Kur'an'da birçok ayet vardır. Bu konuda masum İmamların (a.s) naklettiği hadislerin mazmununa dikkat ettiğimizde, Allah'ın bu konudaki vaadini açıkça belirtmiş ve bizi bu meseleyi doğru bir şekilde beklemeye çağırmıştır.

 

Bazı bu tür ayetlere örnek olarak şunları verebiliriz:

1)- Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَعَدَ اللَّهُ الَّذِینَ آمَنُوا مِنکمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَیسْتَخْلِفَنَّهُم فِی الْأَرْضِ کمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِینَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَیمَکنَنَّ لَهُمْ دِینَهُمُ الَّذِی ارْتَضَی لَهُمْ وَلَیبَدِّلَنَّهُم مِّن بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا یعْبُدُونَنِی لَا یشْرِکونَ بِی شَیئًا وَمَن کفَرَ بَعْدَ ذَلِک فَأُوْلَئِک هُمُ الْفَاسِقُونَ.

“Allah, sizden iman edip doğru işler yapanlara, onlardan öncekileri yeryüzüne egemen kıldığı gibi onları da egemen kılacağını, beğendiği dini onlar için yerleştireceğini ve korkularını güvene çevireceğini vadetti. Onlar bana ibadet ederler, hiçbir şeyi bana ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kim küfre saparsa, işte onlar fasıktırlar.” [3]

Bu ayette, hayırlı ameller işleyen Allah'ın salih kullarına verdiği üç önemli vaat bulunmaktadır:

a) Yeryüzünde halifelik,

b) Dinin güçlendirilmesi,

c) Korkunun güvene dönüştürülmesi.

Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: “Bir gün gelecek ki o gün, zalimlerin, münafıkların ve kafirlerin boyunduruk altına alındığı bir gün olacak ve o gün, müminlerin onur, yücelik, ibadet ve kulluk günü olacaktır. O gün, Mehdi'nin zuhur günü olacaktır ki o, dinin her türlü konusunu bilen veya sormadan herhangi bir şeyi dile getirmeyen biridir”. [4]

İmam Muhammed Bakır’dan (a.s) bu ayetin tefsiri hakkında şöyle buyurduğu gelmiştir: “Bu ayet, Kaim’in (a.f) kıyamına işaret eder.” [5]

 

2)- Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

هُوَ الَّذِی أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدَی وَدِینِ الْحَقِّ لِیظْهِرَهُ عَلَی الدِّینِ کلِّهِ وَلَوْ کرِهَ الْمُشْرِکونَ.

“Müşrikler hoşlanmasa da Peygamberi’ni hidayet ve hak din ile tüm dinlere galip gelsin diye gönderen O’dur.” [6]

Dikkat edilmesi gerekir ki bu ayet,

یریدون أن یطفئوا نورالله بافواههم و یأبی الله إلّا أن یتّم نوره و لو کره الکافرون.

“Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Oysa kâfirler hoşlanmasa da Allah nurunu tamamlamaktan vazgeçmez” ayetinden sonra gelmiştir.

“Hak dinin (İslam), tüm dinlere galip gelmesinden” maksat nedir? Bu konuda müfessirler birçok ihtimal vermişlerdir:

Bu sorunun cevabı olarak Fahri Razi, bu konuda beş farklı tefsiri belirtiyor:

1- Maksat, kısmi ve yerel galip gelmedir ki İslam'ın herhangi bir bölgede herhangi bir din veya inanca üstün gelmesi,

2- Maksat, İslam'ın Arap Yarımadası'ndaki diğer dinlere üstünlüğü,

3- Maksat, Hz. Peygamber'in (s.a.a) tüm ilahi dinler hakkında bilgilendirmesi,

4- Maksat, mantıksal bir zafer ve üstünlük, yani Allah'ın İslam'ın mantığını diğer dinlere üstün kılması,

5- Maksat, Hz. İsa'nın (a.s) inişi ve Hz. Mehdi'nin (a.f) kıyamıyla İslam'ın nihai üstünlüğü ve dünya çapında kabul edilmesi.

Ayette bahsedilen zaferin, gelecekteki mantıksal bir zafer için bir vaat olduğunu kabul etmek doğru değildir; çünkü İslam'ın mantıksal zaferi başlangıçtan itibaren açıktı. Ayrıca, "Zuhur” ve “izhar” maddesi “لِیظْهِرَهُ عَلَی الدِّینِ کلِّهِ” (onu bütün dinlere üstün kılmak için), Kur'an-ı Kerim'de kullanılan anlamlarına işaret eder [7] ve dışsal ve somut bir üstünlüğü ifade eder.

Bu zaferin farklı aşamaları vardır: Bir aşaması, Hz. Peygamber'in (s.a.a) zamanında gerçekleşmiş, daha geniş bir aşama sonraki yüzyıllarda gerçekleşmiş ve nihai aşaması ise, Hz. Mehdi'nin (a.f) kıyamı zamanında gerçekleşecektir. Çünkü bu kutsal ayet, İslam'ın tüm dinlere karşı üstünlüğünü hiçbir kayıt ve şart olmaksızın açıklar ve tam anlamıyla gerçekleşebilmesi için dünyanın tamamını içermelidir. Bu, İslam Peygamberi'nin (s.a.a) bir hadisinde belirtildiği gibi: “Dünyanın yüzeyinde, taş ve topraktan yapılmış ne hiçbir ev ve ne de kıldan yapılmış bir çadır kalmaz, meğer ki Allah, İslam'ı onlara dahil etsin”. [8]

Bu anlamı, İmam Sadık (a.s) yukarıdaki ayetin tefsirinde açıklayarak şöyle buyurmuştur: “Allah'a andolsun ki, henüz bu ayetin mazmunu, nihai ve son aşamada gerçekleşmemiştir ve sadece Hz. Kaim’in (a.f) zuhuru ve kıyamı sırasında, Allah'a nispetle dünya genelinde kafirlerden biri dahi baki kalmadığı zaman gerçekleşir.”

 

3)- Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَقَاتِلُوهُمْ حَتَّی لاَ تَکونَ فِتْنَهٌ وَیکونَ الدِّینُ کلُّهُ لِلّه فَإِنِ انتَهَوْاْ فَإِنَّ اللّهَ بِمَا یعْمَلُونَ بَصِیرٌ.

“Artık fitne kalmayıncaya ve din yalnız Allah’a ait oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer onlar vazgeçerlerse, kuşkusuz Allah onların yaptıklarını görmektedir”. [9]

Muhammed b. Müslim şöyle diyor: İmam Muhammed Bakır'a (a.s) Yüce Allah'ın “وَقَاتِلُوهُمْ حَتَّی” (Ve onlarla savaşın ki fitne kalmayıncaya kadar...) ayetini nasıl yorumluyorsunuz?" diye sordum. İmam Muhammed Bakır (a.s) şöyle buyurdu: "Bu ayetin yorumu henüz gerçekleşmemiştir. Ancak, bu ayetin yorumu geldiğinde, kafirlerle savaşacak ve müşrikler öldürülecek, tek Allah'a iman edecekler ve tek bir müşrik bile kalmayacaktır. Bu, Kaim’in (a.f) zuhuru zamanında gerçekleşir." [10]

 

4)- Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَلَقَدْ کتَبْنَا فِی الزَّبُورِ مِن بَعْدِ الذِّکرِ أَنَّ الْأَرْضَ یرِثُهَا عِبَادِی الصَّالِحُونَ ـ إِنَّ فِی هَذَا لَبَلَاغًا لِّقَوْمٍ عَابِدِینَ.

“Gerçekten Zikir'den (Tevrat'tan) sonra Zebur'da da "Yeryüzüne mutlaka salih kullarım mirasçı olacaklar" diye yazdık. Gerçekten bunda, kulluk eden topluluk için açık bir mesaj vardır”. [11]

Bu ayeti şerife, “Salih kullar, onu miras alacaklar” diye yeryüzünün nihai kaderi hakkında bilgi veriyor. Yukarıdaki ayette düşünülmesi gereken önemli bir nokta şudur: Hz. Musa'nın (a.s) Tevrat’ında ve Hz. Davud'un (a.s) Zebur'unda bu hükümetten bahsedildiği halde, bu iki Allah peygamberi kendi dönemlerinde hükümet eden peygamberlerden idiler ve onlara yeryüzünde salihlerin hükümet edeceği haberi verilmişti. Bu konu, bu ilahi vaadin başka bir hükümet olduğunu ve bu hükümetin tüm dünyayı kapsadığını açıklar; çünkü " الْأَرْضَ" (yeryüzü) terimi bu anlamı taşır.

“Mecmau’l Beyan” tefsirinde, yukarıdaki ayetin altında, İmam Bakır'ın (a.s) şöyle buyurduğu aktarılmaktadır:

هم اصحاب المهدی فی آخر الزمان.

"Onlar, Ahir Zamanda Mehdi'nin ashabıdır." [12]

 

5)- Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

بَقِيَّتُ اللّٰهِ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ

"Eğer iman etmiş iseniz, Allah’ın geri bıraktığı sizin için daha iyidir." [13]

İmam Mehdi'nin (a.f) şanında nazil olan bu ve diğer birçok ayet bildirmektedir ki, bir gün dünyada salih kimselerin hükümet ettiği bir dönem gelecek, kötülük ve bozulma insanlık dünyasından tamamen ortadan kalkacaktır. Bu, Allah'ın vadesi olan Hatemü’l Enbiya’nın (s.a.a) on ikinci vasisinin zuhurudur ki, Şialar böyle bir günün gelmesini beklemektedirler. [14]

Öyle ki Hz. Resulullah (s.a.a) ashabını müjdelerken şöyle buyurmuştur:

أبشرکم بالمهدی یملا الارض قسطا کما ملئت ظلما و جورا.

"Size Mehdi’yi müjdeliyorum! O, yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi, adaletle dolduracaktır." [15]

Son olarak birkaç noktaya değiniyoruz:

1- “Kurtarıcıya” ve “Mehdiliğe” olan inanç, Şiilerin yanı sıra tüm İslami mezheplerin inancıdır. Bu mezheplerin çoğunda böyle bir kişinin zuhuru vaadedilmiştir. Bazı mezheplerde, Mehdiliğe olan inanç, içerik ve inanç esasları açısından Şii inançlarına çok yakındır.

2- Özellikle Hz. Mehdi'nin (a.f) zuhuru ve İmamların isimlerinin belirtilmemesi konusunda bütün inançların Kur’an’da olması gerekli değildir. Kur'an'da yer almayan birçok inanç ve doktrin meselesi bulunmaktadır ki bunlar yıllar boyunca tartışmalara ve fikir ayrılıklarına yol açmıştır. Bazı durumlarda çok fazla kan dökülmesine sebep olmuştur ki tarih bu gerçeği kabul etmektedir. Ancak, Kur'an'da bu konulara detaylı bir şekilde değinilmemiştir. Bununla birlikte, genel olarak ve dolaylı olarak bu konular Kur'an'dan alınabilir. Birçok inanç meselesi, İmamların sünnetleri ve onların sözlerinden ve ayrıca akli deliller kullanılarak elde edilebilir. [16]

 

----------------

[1]- Nisa, 59.

[2]- Seyyid Muhammed Hüseyin Tabatabai, El-Mizan Tercümesi, Nisa suresi, 59. ayetin zeylinde; Nasir Mekarim Şirazi ve ekibi, Numune Tefsiri, Nisa Suresi 59. ayetin tefsiri; Sultanu’l Vaizin Şirazi, Pişaver Geceleri, s.991, 992.

[3]- Nur, 55.

[4]- Mirza Hüseyin Nuri, Necmü's-Sâkib, s. 128.

[5]- Nasir Mekarim Şirazi, Büyük İnkılapçı Mehdi, s. 124.

[6]- Tövbe, 33.

[7]- Benzer ayetler, Tövbe Suresinin 8. ve Kehf Suresinin 20. ayetleri.

[8]- Şeyh Tabersi, Mecmau'l-Beyan Tefsiri, Tövbe Suresi 33. ayetin tefsiri.

[9]- Enfal, 39.

[10]- Lütfullah Safi Gulpaygani, Müntahabu’l Asar, s. 290, 34. bölüm.

[11]- Enbiya, 105-106.

[12]- Şeyh Tabersi, Mecmau'l-Beyan Tefsiri, Enbiya Suresi'nin 105. ayetin tefsiri.

[13]- Hud, 86.

[14]- Şu ayetlere işaret edilebilir: Bakara, 3, 148, 155, 249; Kasas, 5; Tövbe, 33. Hicr, 36, 38, 87; Ta-ha, 135, 155, 110; Kaf, 41, 42 ve yaklaşık 100 ayettir.

[15]- Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 3, s. 37; Muhammed Bakır Meclisi, c. 51, s. 81.

[16]- Cafer Subhani, Hakikat Rehberi, s. 150 ve sonrası (Kur'an'da imamların isimlerinin anılması hakkında).




Bu haber 596 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER MEHDEVİYET Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI