|
Tweet |
Soru:
Ulemanın da bildiği gibi ilk inen ayet 40 yaşında hira mağarasında “ikra” ayetidir. Ama yine ulemanın da bildiği gibi Allah Resulü, İmam Ali (a.s), Hz. Hatice mağarada gizlice namaz kılıyorlardı. Namazda “Fatiha suresi” okunduğuna göre demek ki ilk inen Fatiha suresidir. Bu konu hakkında cevap nedir?
Cevap:
Bu, tarihî-fıkhî bir şüphe veya soru olarak ileri sürülen bir delillendirmedir. Kur’an ilmi âlimleri ve tarihçiler açısından bunun açık cevapları bulunmaktadır. Aşağıda, bu delillendirmenin reddedilme gerekçeleri ve ayetlerin nüzulü ile namazın kılınması arasındaki uyum açıklanmaktadır:
1. Bir sûrenin tamamının nüzulü ile birkaç ayetin nüzulü arasındaki fark
2. Hz. Peygamber’in (s.a.a) ilk dönemlerde kıldığı namazların niteliği
3. Fâtiha sûresinin namazda okunmasının teşriî zamanı
4. Fâtiha sûresinin “Seb‘u’l-Mesânî” olarak adlandırılması
Bütün bu cevapların, Kur’an ilimleri kitaplarında ve hem Şiî hem de Sünnî fıkhî ve tarihî kaynaklarda ilmî, Kur’anî ve rivayet temelli dayanakları bulunmaktadır. Aşağıda, her bir bölümün delilleri ve kaynakları ayrı ayrı ve ayrıntılı şekilde sunulmaktadır:
1. İlk ayetlerin (Alak) ilk tam sûreden (Fâtiha) ayrılması
Büyük âlim ve müfessirler, vahyin başlangıcıyla ilgili rivayetleri birbiriyle bağdaştırmak amacıyla bu ayrımı ortaya koymuşlardır:
Kaynaklar:
Âyetullah Ma‘rifet, güvenilir eserlerinden et-Temhîd fî Ulûmi’l-Kur’ân’da (c. 1, s. 124-127) bu farklılığı ayrıntılı biçimde açıklamıştır.
Bedreddin Zerkeşî, tanınmış Sünnî âlim, el-Burhân fî Ulûmi’l-Kur’ân adlı eserinde (c. 1, s. 69) bu konuya yer vermiştir.
Celâleddîn Süyûtî, el-İtkân fî Ulûmi’l-Kur’ân adlı eserinde (c. 1, s. 95) aynı konu üzerinde durmuştur.
2. Hira Mağarası’nda kılınan ilk namazların niteliği ve yapısı
Namazın bi‘setin ilk gününden itibaren günümüzdeki şekliyle, aynı rekât sayıları ve Fâtiha sûresinin okunmasıyla kılındığı şeklindeki anlayış, tarihî açıdan kabul edilmemektedir. İlk dönemlerde namazın şekli oldukça sadeydi:
Rükû olmaksızın secde: Rivayetlerde, Mekke dönemindeki ilk Müslümanların namazlarının tekbir, tesbih, Allah’ı övme ve secdeden oluştuğu; henüz rükûnun buna eklenmediği aktarılmaktadır.
Rivayet delili:
Emîrü’l-Müminîn İmam Ali (a.s) bir hadisinde şöyle buyurmuştur:
سَبعَ سَنَواتٍ قَبلَ النّاسِ نُصَلّی وَ نَسجُدُ وَ لا نَركَعُ...
“İnsanlardan yedi yıl önce namaz kılıyor ve bu sırada secde ediyor, fakat rükû etmiyorduk. Rükû yaptığımız ilk namaz ise ikindi namazıydı.”
Kaynak: İbn Ebü’l-Hadîd, Şerhu Nehci’l-Belâga, c. 13, s. 229 ve Târîh-i Tahkîkî-i İslâm, c. 1, s. 319.
3. “Lâ salâte illâ bi-Fâtihati’l-kitâb” kuralının teşrii
“Fâtiha sûresi olmadan namaz olmaz” şeklindeki fıkhî kaide, davetin açıktan yapılmaya başlamasından ve namazın resmî biçimde teşri edilmesinden sonra farz kılınmıştır; bi‘setin ilk gününde Hira Mağarası’nda değil.
Hükümlerin tedricî oluşu: Namaz, oruç ve hac gibi İslâmî hükümler tedricî olarak farz kılınmıştır. Hz. Peygamber (s.a.a) bi‘setin başlangıcında ibadet etmek ve iki rekât namaz kılmakla görevlendirilmişti; ancak namazın resmî yapısı ve Fâtiha sûresinin zorunlu olarak okunması daha sonra nazil olmuş ve kesinlik kazanmıştır.
Kaynak: Sahîh-i Buhârî’de, vahyin başlangıcını anlatan ve Hira Mağarası’ndaki ilk günleri aktaran hadis bulunmaktadır; ancak bu rivayette ilk günlerde Fâtiha sûresinin okunduğuna dair herhangi bir ifade yer almamaktadır. Ayrıca büyük fakih Âyetullah Hûî, el-Beyân fî Tefsîri’l-Kur’ân adlı eserinde hükümlerin tedricî biçimde teşri edilmesine işaret etmektedir.
4. Fâtiha sûresinin “Seb‘u’l-Mesânî” olarak adlandırılmasının sebebi (yeniden nüzulü)
Fâtiha sûresinin ilk ayetlerden bir süre sonra nazil olduğunu ve daha sonraki namazların şekillenmesinde rol oynadığını gösteren delillerden biri, onun iki defa nazil olduğuna dair görüştür.
Kur’an-ı Kerîm, Hicr sûresinin 87. ayetinde şöyle buyurmaktadır:
وَلَقَدْ آتَيْنَاكَ سَبْعًا مِنَ الْمَثَانِي وَالْقُرْآنَ الْعَظِيمَ
“Andolsun, sana Seb‘u’l-Mesânî’yi [Fâtiha sûresini] ve yüce Kur’an’ı verdik.”
Tefsir: “Mesânî” kelimesi, “iki defa olmak, iki kez tekrarlanmak” anlamındaki “senâ” kökünden gelmektedir. Allâme Tabâtabâî gibi büyük müfessirler, Tefsîrü’l-Mîzân’da Hicr sûresinin 87. ayetinin tefsiri bağlamında, bu sûrenin bir defa Mekke’de (namazın kılınması amacıyla), bir defa da Medine’de nazil olduğunu açıklamaktadırlar. Bu durum, sûrenin tamamının nüzulünün namazın resmî yapısıyla bağlantılı olduğunu ve Alak sûresinin ilk ayetlerinden sonra gerçekleştiğini göstermektedir.
