|
Tweet |
Bismillahirrahmanirrahîm
Şüphesiz medya, İslami yaşam tarzının yaygınlaştırılmasında belirleyici bir role sahiptir. Bu açıdan, medyanın bu alandaki tehditleri ve fırsatları üzerinde durulabilir.
Bu makalede de bu konu ele alınacaktır.
Genel Bir Tasvir
“Medya” kelimesi, “ulaştırmak” anlamındaki mastardan türemiş olup “bir şeyi ulaştırmaya yarayan araç” anlamında kullanılmaktadır. Sosyal iletişim bilimleri terimi olarak medya, “mesajı gönderenden alıcıya ulaştıran araç” anlamına gelir. Günümüzde bu araçlar hayatımızın ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir. Bunları daha iyi ve kapsamlı şekilde tanımak için “geleneksel, modern ve yeni medya” olarak sınıflandırabiliriz. [1]
Öte yandan, son yıllarda Yüce Şehid Rehber’in (r.a) özel vurgusuyla üzerinde önemle durulan “Yaşam tarzı” kavramı, daha çok sosyolojik bir kavram ve terimdir. Bu kavram ilk kez 1929 yılında sosyal psikolog Alfred Adler tarafından ortaya atılmış ve bir süre gözden düştükten sonra 1961 yılından itibaren özellikle sosyologlar olmak üzere düşünürlerin yeniden ilgisini çekmiştir.
Sosyoloji literatüründe yaşam tarzı kavramına ilişkin iki farklı yaklaşım ve kavramsallaştırma bulunmaktadır. Bunlardan ilki 1920’li yıllara aittir ve yaşam tarzı, bireylerin servetini ve toplumsal konumunu ifade etmekte, çoğunlukla sosyal sınıfı belirleyen bir ölçüt olarak kullanılmaktaydı. İkincisi ise, yalnızca “modernitenin dönüşümleri ve tüketim kültürünün gelişmesi” bağlamında anlam kazanan yeni bir toplumsal biçim olarak ele alınmaktadır.
Yaşam tarzı, farklı yaşama biçimlerini ortaya koymakta ve aynı zamanda toplumdaki farklı gruplar arasında ortaya çıkan “yaşam biçimlerinin” karşılaştırılmasını da mümkün kılmaktadır. Yaşam tarzının kavramsal tanımı ise şöyledir:
İhtiyaç ve arzuları gerçekleştirmek amacıyla yaşamın düzenlenme biçimidir. Bu düzenleme, zamanın, paranın ve maddi kaynakların kullanılması yoluyla, tüketim nesnelerinin seçimi, ilgi ve tercihler (zevk) seçimi, tüketim nesnelerine ilişkin belirli algıların seçimi ve belirli tüketim davranışları ile zevklerin ortaya konulması gibi boyutlarda gerçekleşir. [2]
Dolayısıyla medyanın İslami yaşam tarzını yaygınlaştırmadaki tehditlerinin ve fırsatlarının incelenmesi özel bir önem taşımaktadır. Bu yazıda da bu konu ele alınacaktır.
Medyanın Karşı Karşıya Olduğu Tehditler
Medyanın ve küreselleşmenin olumsuz sonuçlarından biri, dinin ve dinî inançların, özellikle İslami öğretilere dayalı davranış ve yaşam tarzının baskı altına alınmasıdır. Medyada İslami yaşam tarzı, sekülerizm ve rölativizmin baskısı altında kalmaktadır. Bu durum, arzu edilen yaşam tarzının şekillendirilmesinde dinin mutlak ilke ve değerlerinin sınırlandırılmasına yol açmaktadır. [3]
Batı kültürünün karşıt değerlerinin medya aracılığıyla Güney ülkelerine yayılması, yerel kültürleri yozlaştırmayı ve gerçekte bu ülkeleri kültürel kimliklerinden uzaklaştırmayı amaçlamaktadır. İslam toplumlarının İslami yaşam tarzının altyapısını oluşturan geleneksel ve dinî değerleri de her geçen gün küreselleşme sürecinin etkisi altına girmektedir. [4]
Böyle bir durumda birey, kendi dinî ve kültürel gerçeklikleri karşısında bocalamakta ve yaşam tarzını İslami öğretilere göre şekillendirememektedir.
İnsanların “internet, uydu ve bilgisayar” gibi çeşitli elektronik araçları kullanması, dünya genelinde benzer “davranış kalıplarının” yaygınlaşmasına yol açmış ve bu durum genellikle “sanal kimlik” olarak adlandırılmıştır. Başta internet ve uydu olmak üzere çeşitli iletişim araçlarında hâkim olan mevcut kültür, “kimlik oluşturan” değil, “kimlik üreten” bir niteliktedir. Çünkü dinin ortaya koyduğu “yaşam değerleri” bu kültüre hâkim değildir ve “insani kimlik”, “makineleşmiş kimliğin” kurbanı hâline gelmektedir. [5]
Böyle bir durumda birey gaflete düşmekte veya bilinçdışının etkisi altına girmekte ve İslami olmayan bir yaşam tarzını tercih etmektedir.
1- Tüketimcilik ve Moda Düşkünlüğü
Medyanın etkisiyle yaşam, her geçen gün daha fazla tüketimcilik eğiliminin etkisi altına girmiştir. Serbest ticaret ve Batı merkezli küreselleşme tarafından güçlendirilen tüketimcilik ve moda düşkünlüğü, İslami öğretilere dayalı manevi inanca ve kültürel gelişime yönelimi derinden zayıflatmıştır. Bu durum, İslami yaşam tarzının birçok unsurunu tartışmalı hâle getirerek onu tehdit etmektedir. [6]
Bilgisayara ve sanal eğitime aşırı ve yoğun biçimde yönelmek ve iletişim-bilişim teknolojilerini kullanmak, insanın kendi özünden, yani onun ilahî fıtratından uzaklaşmasına neden olmaktadır. [7] Sonuç olarak İslami yaşam tarzının seçilmesi ve uygulanması, insanın Allah’ı arayan fıtratına dayandığından, bu fıtrattan uzaklaşma söz konusu seçimi ve uygulamayı zorlaştıracaktır.
Medya, tek bir kültürün egemenliği yoluyla kültürel çoğulculuk anlayışını ortadan kaldırmaya ve yeni sosyal ve siyasal ilişkilerden beslenen unsurlara sahip tek bir kültürü bütün düşünceler, kültürler ve medeniyetler üzerinde hâkim kılmaya çalışmaktadır. Siyasetin, kültürün ve ekonominin küreselleşmesi de beraberinde, çoğunlukla dinî inançlar ve değerlerle ve Müslüman bireyin İslami yaşam tarzına ilişkin tasavvurlarıyla çelişen birtakım değer ve öğretileri getirmektedir. [8]
2- Kültürel Yabancılaşma
Medya, “metinler ve görseller” alanındaki yüzeysellik, göstergelerin ötesindeki dış dünyaya işaret etmez. İmge, yüzeyler, görünüş ve her yerde hazır bulunma, yakın dönemin düşüncesinde öne çıkmaktadır; görünüş ve tezahür, içeriğe ve öze dönüşmektedir. [9]
Bu nedenle yeni medyada dinî içeriğe önem verilmemekte, dinin dış görünüşlerine vurgu yapılmaktadır. Bunun sonucunda, İslami yaşam tarzının yaygınlaştırılmasına yol açabilecek dinin iç boyutlarına değinilmemekte; dinin ve dinî eğitimin yüzeysel boyutları ve görünüşleriyle yetinilmektedir. Bu durum, bireylerin yabancıların kültürel saldırıları karşısında kısa sürede dirençlerini kaybetmelerine ve kültürel yabancılaşmaya sürüklenmelerine neden olmaktadır; çünkü sahip oldukları değerlerin kıymetini kavrayamamaktadırlar. [10]
Değerlerin, inançların ortaya çıkması için uygun bir ortamın bulunmaması nedeniyle sarsılması, kültürler ve medeniyetler arasında çatışma zemininin ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Bu durum, dinî ve ahlaki değerler üzerinde en büyük etkiyi meydana getirmektedir. Öyle ki bu alanda, uygun imkânlarla donatılmamış olmaları nedeniyle üçüncü dünya ülkeleri kültürel saldırıya maruz kalmakta ve “İslami yaşam tarzı” gibi sahip oldukları değerleri kaybedeceklerdir. [11]
Sekülerleşmenin gelişmesi, İslami bir toplumun kültürel, toplumsal ve ahlaki bütün alanlarını dinden arındıran bir süreçtir. Günümüzde insanların kullandıkları dil değişmiş, dinî ve kutsal kavramlar daha az kullanılmaya başlanmış ve bunların yerine dinî olmayan ve yerli olmayan kelime ve kavramlar kullanılmaktadır. “Dinî toplum” yerine “sivil toplumdan”, “adalet” yerine “demokrasi” ve “Batılı katılım”dan söz edilmekte; ayrıca “ahlak ve ilahî hükümlerin uygulanması” yerine “hoşgörü ve müsamaha” kullanılmaktadır. [12]
Medyanın Mevcut Fırsatları
İslami yaşam tarzının yaygınlaştırılmasında medyanın mevcut fırsatları:
a) Dinî Söylem
Post modernlere göre söylem, bilginin merkezinde yer almakta ve hatta bilgi üretmenin bir aracı olarak görülmektedir. [13]
Medya, söylemin özelliklerinden ve bilgisayar, internet, uydular ve diğer yeni dijital medya araçları gibi üst-medyalara sahip olmasından yararlanarak dinî eğitim sürecinde İslami yaşam tarzının kurumsallaşmasına ve yaygınlaştırılmasına yol açmaktadır.
b) Dinî Model Oluşturma
Batı medyasında Arnold, Stallone ve diğer bazı kişiler, Hollywood filmlerinde şiddet ve fedakârlığın sembolü olarak yer almakta veya Japon filmlerindeki samuraylar; şiddet eğilimi, tüketimcilik ve seks aracılığıyla, kendilerini başkaları için feda eden ideal Batılı insan imajını sunmaktadır. İslami medya ise, dinî ve İslami misyonunu dikkate alarak yalnızca şiddet eğiliminin ve tüketimciliğin sunulmasını engellemekle kalmaz, aynı zamanda bunları reddeder. İslami medya, kitaplar, filmler ve bilgisayar oyunları oluşturarak dinî eğitim mitinin yaratılmasına yönelmekte ve Ehlibeyt İmamlarının (a.s) yaşayışını örnek alarak, onların yaşam tarzına ilişkin bir tasvir sunmak suretiyle model oluşturmaktadır. [14]
c) Temsil ve Kinaye
Batı medyasının, doğrudan değil, dolaylı yollarla İslam toplumunu tehdit eden yatırımları ve sunulan programın uygun bir program olduğu izlenimini vermesi; ancak kendi programlarını örtülü bir biçimde uygulamaya koyması dikkate alındığında, İslami medya da amaçlarını temsili bir biçimde sunarak vermek istediği mesajı izleyiciye aktarır. Çünkü izleyici, kendisine doğrudan söylenen içeriklere tepki gösterir ve direnç gösterir; ancak temsili yöntemde medya, eğitimsel ve dinî mesajlarını açıkça ifade etmeden aktarır ve bu yolla “gizli eğitim” gerçekleştirir. İslami medya, dinî emirlerden ve medyanın manevileştirilmesinden, psikoloji biliminden, iletişim biliminden ve medya tekniklerinden yararlanarak vermek istediği mesajı alıcıya telkin eder. Bunu yaparken de maksadını ve hedefini doğrudan açıklamaz. [15]
d) Eğlence ve Dinlenme
Eğlence araçlarıyla bilgi edinme ve eğitim, medyanın yöntemlerinden biridir. Bu nedenle İslami medya; hikâyeler sunarak, filmler, konuşmalar ve benzeri içerikler yayımlayarak, İslami yaşam tarzıyla bağlantılı olarak Kur’an kıssalarından ve Ehlibeyt İmamlarının (a.s) hayatlarından yararlanır. Bunları çocuk ya da ergenin hoşuna gidecek bir yöntemle sunarak herhangi bir dirençle karşılaşmaksızın mesajını aktarır.
Buna karşılık, değerlere aykırı programlar sunarak ve tüketimciliği teşvik ederek izleyiciyi kimliksizleştirmeyi amaçlayan Batı medyasının aksine, İslami medya, “İslami yaşam tarzının tanıtılması ve yaygınlaştırılması” alanında yararlı ve eğlenceli programlar sunar. İzleyici, ders çalışmaktan veya günlük işlerinden yorulduğunda medyada erişilebilir eğlence imkânlarından yararlanabilir. Böylece medya hem öğreneni eğlendirir ve hem de onun gizli eğitimini gerçekleştirir. [16]
e) Sanal Camii
Sanal dünyada yaşamak, insanın bütün yaşamını ve hatta anlayışını değiştirir. İslami medya, toplum bireylerinin ahlaki ve dinî eğitimi alanında bilgi bombardımanı gerçekleştirerek, kişinin fiziksel olarak hazır bulunmasına gerek olmaksızın, mescitlerin dinî ve değer temelli öğretilerini, İslami yaşam tarzının unsurları da dâhil olmak üzere, ona öğretir. [17]
Sonuç
Medyanın İslami yaşam tarzının yaygınlaştırılması açısından taşıdığı önem, imkânlar ve tehditler hakkında bilgi sahibi olduktan sonra, bu fırsatlardan yararlanmak ve tehditleri azaltmak amacıyla aşağıdaki çözüm yolları sunulabilir:
1- Dinî kaynaklardan beslenen sembolik anlamların ve sembolik ürünlerin, örneğin yaşam tarzının, çeşitli alanlara yayılmasının ve geliştirilmesinin sağlanması.
2- Toplumsal açıdan önemli program ve faaliyetlerin düzenlenmesinde, ayrıca İslami yaşam tarzının yaygınlaştırılmasında temel oluşturmak üzere dinî değerlerin ve dinden kaynaklanan maneviyatın ön plana çıkarılması.
3- Dinî öğretilerin toplumsal alanlara taşınması ve müminlerin, özellikle İslam öğretileriyle uyumlu bir yaşam tarzı seçimi konusunda, çeşitli meseleler karşısında uygun tutumlar benimsemeye teşvik edilmesi.
4- İnançların, değerlerin, normların, tutumların, duyguların ve dinî âdetlerin içselleştirilmesi; bunların bireysel ve toplumsal yaşamın çeşitli unsurlarıyla bütünleştirilmesi amacıyla doğrudan ve dolaylı çabalar göstererek bireylerin dinî toplumsallaşma sürecinin geliştirilmesine ve derinleştirilmesine katkıda bulunulması.
5- İslami yaşam tarzını seçme eğilimini güçlendirmek amacıyla dinî kimliğin yeniden üretilmesi ve pekiştirilmesi; müminlerin zihniyetlerinin bilinçaltı düzeylerinin harekete geçirilmesi, bilinçli düzeylerinin etkinleştirilmesi ve çeşitli konulara karşı duyarlılıklarının artırılması.
6- Dinî kurumların kendi aralarındaki ve bu kurumlarla diğer toplumsal kurumlar arasındaki kurumsal ilişkilerin geliştirilmesine ve güçlendirilmesine imkân sağlanması.
7- Dinden alınan veya dinî açıdan tercih edilebilir özellikler taşıyan örneklerin ve yaşam tarzlarının tanıtılması.
8- Müminlerin diğer kültürler ve yaşam modelleri hakkında bilgilendirilmesi ve kültürler arası karşılaştırma yapmalarına imkân sağlanması.
9- Dinî ve din dışı dinler ile kültürler arasındaki karşılıklı etkileşimin güçlendirilmesi.
10- Dinî maneviyat ile gündelik yaşamın içine karışmış maddi unsurlar arasında duygusal bir bağ kurulması.
11- Seküler toplumun kültürel ve toplumsal boyutlarına, kategorilerine ve bileşenlerine yönelik duyarlılık oluşturulması ve müminlerin bunlara karşı koymaya teşvik edilmesi.
12- Günümüz dünyasında dinden uzaklaşmayı amaçlayan ve dine karşı mücadele eden akımlar hakkında bilgi verilmesi.
13- Toplumun sekülerleşmesinin doğuracağı sonuçlara dikkat çekilmesi.
14- Din dışı kültürün bazı unsurlarının deneyimlenmesine ve bunların etkilerinin anlaşılmasına fırsat sağlanması.
15- Bireylerin, gaflete sürükleyici gündelik yaşam dünyasından manevi nitelik taşıyan sanal dünyaya geçişlerine yardımcı olunması.
16- Toplumda dinî ahlâkın meşruiyetinin ve itibarının güçlendirilmesi, ayrıca dinî ahlâkın yaygınlaştırılması.
17- Müminlerin geleneksel inançlarında ve yaşam tarzlarında esneklik oluşturulmasına zemin hazırlanması.
----------
[1]- Muhammed Hasani, Ferheng ve Resanehâ-yi Novin (Kültür ve Yeni Medya), s. 87, Merkez-i Pejûheşhâ-yi İslâmî-i Sedâ ve Sîmâ, Kum 1385 hş.
[2]- Anthony Giddens, Teşahhus ve Teceddüd (Benlik ve Modernlik), s. 66-67, Naser Movaffakiyan'ın çevirisi, Neşr-i Ney, Tahran 1385 hş.
[3]- Faramarz Rafipur, Vesâil-i Ertebât-ı Cemi ve Tagyîr-i Arzeşhâ-yi İctimâî (Kitle İletişim Araçları ve Toplumsal Değerlerin Değişimi), s. 56, Neşr-i Kitâb-ı Ferâ, Tahran 1378 hş.
[4]- Marziye Âli, Tebyîn-i Fursathâ ve Çâleşhâ-yi Cehânî Şoden (Küreselleşmenin Fırsatları ve Zorluklarının Açıklanması), s. 44, Yüksek Lisans Tezi, Dânişgâh-ı Terbiyet-i Müderris, Tahran 1382 hş.
[5]- Muhammed Rıza Rızai, Berresi-yi Nisbet-i Cehânî Şoden bâ Terbiyet-i Dînî (Küreselleşme ile Dinî Eğitim Arasındaki İlişkinin İncelenmesi), s. 51, Yüksek Lisans Tezi, Dânişgâh-ı Tahran, Tahran 1385 hş.
[6]- Said İsmail Yeshanî, Cehânî Sâzî ve Stratejî-yi Mukâvemet (Küreselleşme ve Direniş Stratejisi), sayı: 24 ve 25, s. 53-69, Faslnâme-yi Kitâb-ı Nakd, 1381 hş. Sonbahar ve Kış.
[7]- Babek Şemşirî, Berresi ve Tahlîl-i Peyâmadhâ-yi Nâşî ez Gerâyeş-i Efrâtî be Âmuzeş-i Mecâzî ve Fenâverî-yi Ertebâtî ve Etlââtî (Sanal Eğitim ile İletişim ve Bilgi Teknolojilerine Yönelik Aşırı Eğilimden Kaynaklanan Sonuçların İncelenmesi ve Analizi), s. 70, Âyîj, Tahran 1382 hş.
[8]- Abdülkayyum Seccadî, Stratejî-yi Kolân-ı Câme'e-yi Dînî der Berhord bâ Cehânî Şoden (Dinî Toplumun Küreselleşmeyle Karşılaşmadaki Büyük Stratejisi), sayı: 47, s. 47-59, Neşriye-yi Pegâh, 1380 hş.
[9]- Hüseyinali Nuzerî, Post Modernite ve Post Modernizm, s. 77, İntişârât-ı Nakş-ı Cihan, Tahran 1379 hş.
[10]- Muhammed Ali Sadat, Ahlâk-ı İslâmî, s. 80, İntişârât-ı Simet, Tahran 1380 hş.
[11]- Yegâne Cevadî, Muhammed Rıza ve Hamid Abdullahiyan, Dîn ve Resâne (Mecmû'e-yi Makâlât) (Din ve Medya [Makale Derlemesi]), s. 78, Defter-i Pejûheşhâ-yi Râdyo, Tahran 1386 hş.
[12]- Muhammed Rıza Rızaî, Berresi-yi Nisbet-i Cehânî Şoden bâ Terbiyet-i Dînî (Küreselleşme ile Dinî Eğitim Arasındaki İlişkinin İncelenmesi), s. 90, Yüksek Lisans Tezi, Dânişgâh-ı Tahran, Tahran 1385 hş.
[13]- Muhammed Rıza Âhençiyan, Âmuzeş ve Pervereş der Şerâyet-i Post Modern (Postmodern Koşullarda Eğitim ve Öğretim), s. 121, İntişârât-ı Tahurî, Tahran 1382 hş.
[14]- Yegâne Cevadî, Muhammed Rıza ve Hamid Abdullahiyan, Dîn ve Resâne (Mecmû'e-yi Makâlât) (Din ve Medya [Makale Derlemesi]), s. 81, Defter-i Pejûheşhâ-yi Râdyo, Tahran 1386 hş.
[15]- Muhammed, Hasanî, Ferheng ve Resanehâ-yi Novin (Kültür ve Yeni Medya), s. 89, Merkez-i Pejûheşhâ-yi İslâmî-i Sedâ ve Sîmâ, Kum 1385 hş.
[16]- Siyavuş Purtehmasebî, Nakş ve Amelkerd-i Terbiyetî-yi Resâne der Asr-i Post Modern (Postmodern Çağda Medyanın Eğitimsel Rolü ve İşlevi), s. 101, Yüksek Lisans Tezi, Dânişgâh-ı Şâhid, Tahran 1387 hş.
[17]- Marziye Âli, Tebyîn-i Fursathâ ve Çâleşhâ-yi Cehânî Şoden (Küreselleşmenin Fırsatları ve Zorluklarının Açıklanması), s. 80, Yüksek Lisans Tezi, Dânişgâh-ı Terbiyet-i Müderris, Tahran 1382 hş.
