Bugun...



İmam-ı Zaman’ın (a.f) Yönetim Anlayışı

Rivayetlerde üzerinde durulan ve defalarca dile getirilen husus, Hz. Mehdi’nin (a.f) zuhurundan sonraki sîreti ve yönetim tarzıdır…

facebook-paylas
Tarih: 09-10-2026 15:26

İmam-ı Zaman’ın (a.f) Yönetim Anlayışı

Bismillahirrahmanirrahîm

 

Rivayetlerde üzerinde durulan ve defalarca dile getirilen husus, Hz. Mehdi’nin (a.f) zuhurundan sonraki sîreti ve yönetim tarzıdır. “Adalet”, Hz. Mehdi’nin (a.f) yönetim anlayışının temel göstergesi olarak kabul edilebilir. Nitekim zuhur, onun eliyle dünyada adaletin tesis edilmesiyle doğrudan bağlantılıdır. Yüce Peygamber (s.a.a), bir hadisinde şöyle buyurmuştur: [1]

“Dünyanın ömründen geriye yalnızca bir gün kalmış olsa bile, Allah, o günü uzatır; ta ki benim soyumdan bir adam zuhur ederek yeryüzünü, daha önce zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi adalet ve hakkaniyetle doldursun.” [2]

 

Bu husus, çok sayıda rivayette dile getirilmiştir. Ebû Saîd el-Hudrî, Allah Resulü’nden (s.a.a) şu hadisi nakletmektedir. Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

“Ümmet, (Hz. Mehdi’ye (a.f)) arıların kendi kraliçelerine sığındıkları gibi sığınacaktır. O, yeryüzünü daha önce zulümle dolduğu gibi adaletle dolduracaktır. Öyle ki insanlar, ilk hâllerine (Allah Resulü’nün (s.a.a) veya Hz. Âdem’in (a.s) yaşadığı dönemdeki hâllerine) [3] döneceklerdir. O, uyuyan bir kimseyi uyandırmayacak ve hiçbir kan dökmeyecektir.” [4]

 

Emîrü’l-Mü’minîn Hz. Ali (a.s), Hz. Mehdi’nin (a.f) zuhurundan sonraki sîreti ve yönetim tarzı hakkında şöyle buyurmaktadır:

“İnsanlar hidayeti kendi nefsânî arzularına uydurduklarında, o hazret, arzularını hidayete uyduracak ve hidayeti arzularına tercih edecektir. İnsanların görüş ve düşüncelerini Kur’an’a göre değerlendirecektir. Hâlbuki insanlar Kur’an’ı kendi görüşlerine göre yorumlamaktadırlar…

Nihayet, azgın bir devenin dişlerini göstererek saldırıya hazırlandığı ve memeleri sütle dolduğu hâlde sütünün de tatlı olduğu savaşlar baş gösterir; ancak bunların sonucu kötü olacaktır. Biliniz ki yarın, tanımadığınız olayların yaşanacağı bir gün gelecektir. O zaman yönetici, kötü ve hain görevlileri, yaptıkları kötülüklerden dolayı hesaba çekecektir.

İşte o zaman yeryüzü, ciğerparelerini (hazinelerini) ona gösterecek ve hiçbir zorluk çıkarmadan, kendi dizginlerini ve yönetimini ona teslim edecektir. O zaman o hazret, size adaletin sîretini ve yönetim tarzını gösterecek; terk edilmiş ve unutulmuş olan Kitap’ı (Kur’an’ı) ve Sünnet’i yeniden diriltecektir.” [5]

 

Hz. Peygamber (s.a.a) de çeşitli rivayetlerinde Hz. Mehdi’nin (a.f) zuhurundan sonraki karakterini ve davranışlarını açıklamıştır. Burada bunlardan bazılarına değineceğiz:

1. Bolca ihsan ve bağışta bulunması

Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

“Ahir zamanda, uzun süren sıkıntı ve yoksulluk döneminde insanlara bolca ihsan ve bağışta bulunan bir imam olacaktır. Bir kimse onun yanına gelecek, o da malı iki eliyle toplayıp kendisine verecektir. O dönemde insanlara o kadar çok mal ve hayır ulaşacaktır ki, kişinin tek derdi, akrabaları arasında malının zekâtını veya sadakasını kabul edecek birini bulmak olacaktır.” [6]

 

2. Saymadan ve hesaplamadan bağışta bulunması

Hz. Peygamber (s.a.a) bu konuda şöyle buyurmuştur:

“Ümmetim arasında Mehdi’nin (a.f) zuhur etmesi ve görevlendirilmesi size müjde olsun! O sırada anlaşmazlıklar bütün insanları kuşatmış, toplumdaki sınıflar arasındaki uçurum büyümüş olacaktır. Bunun üzerine Hz. Mehdi (a.f), yeryüzünü daha önce zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi adalet ve hakkaniyetle dolduracaktır. Göklerde ve yerde yaşayanlar ondan razı ve hoşnut olacak, o da malları insanlar arasında eşit olarak paylaştıracaktır…

Allah, Muhammed’in (s.a.a) ümmetinin gönüllerini zenginleştirip ihtiyaçsız kılacak, onun adaletini öylesine yaygınlaştıracaktır ki bir tellala (nida edene), ‘Mal ihtiyacı olan var mı?’ diye seslenmesini emredecektir. İnsanlardan yalnızca bir kişi bu çağrıya karşılık verecektir. Ona, ‘Hazine görevlisinin yanına git ve ona Mehdi’nin (a.f) sana mal vermesini emrettiğini söyle’ denilecektir.

Hazine görevlisi ona, ‘İstediğin malı saymadan al ve götür’ diyecektir. Ancak o kişi, mallar eline geçince pişman olacak ve şöyle diyecektir: ‘Ben, Muhammed’in (s.a.a) ümmeti içinde en hırslı ve en tamahkâr kişiymişim!’…

Bunun üzerine adam malları geri vermek isteyecek, ancak mallar kendisinden kabul edilmeyecektir. Ona, ‘Biz verdiğimiz şeyi geri almayız’ denilecektir.

Bu durum yedi, sekiz veya dokuz yıl boyunca böyle devam edecektir. Bundan sonra artık hayatta kalmanın bir anlamı olmayacak yahut yaşamda bundan sonra hiçbir hayır bulunmayacaktır.” [7]

 

Zuhurdan sonra nimetler o kadar çoğalacaktır ki yaşayanlar, ‘keşke ölüler de dirilse ve bu nimet bolluğunu görseydi’ diye arzulayacaklardır. Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

“Göklerde ve yerde yaşayanlar ondan (Hz. Mehdi’den (a.f)) razı ve hoşnuttur. Gök bütün yağmurunu yağdıracak, yer de bütün bitkilerini çıkaracaktır. Öyle ki yaşayanlar, ‘keşke ölüler de dirilseydi ve içinde bulunduğumuz nimet bolluğunu görseydi’ diye temenni edeceklerdir.” [8]

 

3. Yoksullara karşı şefkat ve merhamet

Hz. Peygamber (s.a.a), Hz. Mehdi’nin (a.f) yoksullara duyduğu sevgiyi şöyle açıklamaktadır:

“Hz. Mehdi (a.f), yoksullara duyduğu derin sevgi nedeniyle, yoksullara ve ihtiyaç sahiplerine kendi eliyle yemek ikram etmeyi sever.” [9]

 

4. Görevlilere karşı sert ve yoksullara karşı merhametli olması

Hz. Peygamber (s.a.a), Hz. Mehdi’nin (a.f) kendi görevlilerine ve diğer insanlara karşı nasıl davranacağını şöyle açıklamaktadır:

“Hz. Mehdi’nin (a.f) alamet ve özelliklerinden biri, vezirlerine ve görevlilerine karşı sert ve tavizsiz davranması, malını cömertçe dağıtması, yoksullara ve kimsesizlere ise, merhamet ve şefkat göstermesidir.” [10]

 

5. Mazlumların gasp edilmiş haklarını geri vermesi

Hz. Mehdi (a.f), insanların haklarını geri alacak; gasp edilmiş ve hatta bir kimsenin dişleri arasında çiğnenmekte olan bir hak bile olsa, onu geri alarak sahibine iade edecektir. [11]

 

Nihayet Allah, Hz. Mehdi’ye (a.f), Zülkarneyn ve Hz. Süleyman’ın hükümranlıklarından daha büyük bir mülk ve yönetim bahşedecektir. Câbir b. Abdullah el-Ensârî şöyle demektedir: Allah Resulü’nden (s.a.a) şöyle buyurduğunu işittim:

“Zülkarneyn, Allah’ın salih kullarından biriydi. Allah onu kullarına yol gösterici kılmıştı. O, kavmini Allah’a davet ediyor ve onlara ‘Allah’a karşı takvalı olmalarını’ emrediyordu. Ancak halkı, başının bir tarafına vurdu. Bunun üzerine bir süre gözlerden kayboldu. Öyle ki insanlar, ‘Zülkarneyn öldü mü, yoksa helâk mı oldu? Nereye gitti?’ demeye başladılar.

Daha sonra yeniden ortaya çıktı ve kavminin yanına döndü. Bu defa başının diğer tarafına vurdular. Ardından Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: ‘Aranızda onun yolunu takip eden biri vardır.’ (Burada kastedilenin Hz. Ali (a.s) olması muhtemeldir. Zira onun mübarek başına iki defa kılıç darbesi indirilmiştir: Bunlardan biri Amr b. Abdüved tarafından, diğeri ise Allah’ın laneti onun üzerine olsun, İbn Mülcem el-Murâdî tarafından vurulmuştur.)

Allah, Zülkarneyn için her şeyin bir sebebini ve yolunu var etmiş, onun hâkimiyetini dünyanın doğusundan batısına kadar yaymıştır. Yüce Allah, yakında onun izlediği yolu benim soyumdan gelecek Kâim’de de sürdürecek ve onu dünyanın doğusuna ve batısına hâkim kılacaktır.

Dağlık, ovalık veya çöl hiçbir yer kalmayacaktır ki Zülkarneyn oraya ayak basmış olsun da Hz. Mehdi (a.f) oraya ayak basmamış olsun. Allah, onun için yeryüzünün hazinelerini ve madenlerini ortaya çıkaracak; düşmanlarının kalplerine korku salarak ona yardım edecektir. Böylece yeryüzünü, daha önce zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi adalet ve hakkaniyetle dolduracaktır.’” [12]

 

 

-------------

[1]- Yüce Rehberlik Makamının konuşmalarından bir bölüm.

[2]- Kemâlü’d-Dîn ve Temâmü’n-Ni‘me, c. 1, s. 317.

[3]- Ali Kurânî, Mu‘cemü Ehâdîsi’l-İmâm el-Mehdî, c. 1, s. 229.

[4]- Müntehabü’l-Eser, s. 478.

[5]- İmam Ali b. Ebî Tâlib (a.s), Nehcü’l-Belâğa, 138. hutbe.

[6]- Kenzü’l-Ummâl, c. 14, s. 274.

[7]- Keşfü’l-Ğumme, c. 3, s. 261.

[8]- İbn Tâvûs, Melâhim, s. 69.

[9]- Müntehabü’l-Eser, s. 311.

[10]- Ikdü’d-Dürer, s. 178.

[11]- Müntehabü’l-Eser, s. 308.

[12]- Kemâlü’d-Dîn, c. 2, s. 394.




Bu haber 116 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER MEHDEVİYET Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI