Bugun...



İmam Hasan Askerî’nin (a.s) Sözlerinde Mehdîlik Anlayışı

Abbâsî yönetiminin bunaltıcı ve baskıcı şartlarında, Şiîlerin imamlarla (a.s) iletişim kurmak için gözetim altında tutulduğu bir ortamda, altıncı imam (a.s) döneminden itibaren Masumlar (a.s), İslâm-ı mübîni yaymak için yeni bir yol benimsediler; bu da diğer bölgelerde vekâlet ve temsilciler ağını kullanmaktı. Bu çerçevede, “Mehdîlik”, İmam Hasan Askerî’nin (a.s) sözlerinde ve onun bu konudaki faaliyetlerinde gaybet meselesinin açıklanmasında merkezî bir rol oynamıştır.

facebook-paylas
Tarih: 21-08-2026 14:38

İmam Hasan Askerî’nin (a.s) Sözlerinde Mehdîlik Anlayışı

Bismillahirrahmanirrahîm

 

İmam-ı Zamân’ın (a.f) gaybetine yaklaştıkça, İmamlar (a.s) tarafından vekâlet teşkilâtı daha ciddî şekilde ele alınmaktadır. İmam Hasan Askerî (a.s), ilmî çalışmalarının, iletişim ağları kurmasının ve gaybî bilgilerden yararlanmasının yanı sıra, bir başka önemli göreve daha sahipti; o da Şiîleri, oğlunun doğumuna ve onun gaybetine hazırlamaktı.

 

Bir topluluğun imamının ve liderinin gaybete çekilmesi, doğal olmayan ve alışılmadık bir olay olduğundan, önceki İmamlar (a.s) insanları yavaş yavaş bu konuyla tanıştırıyor ve zihinleri bunu kabule hazırlıyorlardı. Bu çaba, İmam Hâdî (a.s) ve İmam Hasan Askerî (a.s) döneminde daha belirgin şekilde görülmektedir.

 

İmam (a.s) bir yandan Hz. Mehdî’nin (a.f) doğumunu vurgulamakla birlikte onu yalnızca seçkin ve çok yakın Şiîlere gösteriyor ve diğer yandan Şiîlerin bizzat o Hazret’le doğrudan teması gün geçtikçe daha sınırlı ve daha az hale geliyordu. Böylece onları gaybet döneminin durum ve şartlarına, yükümlülüklerine ve imamla dolaylı iletişime tahammül etmeye hazırlıyordu. [1]

 

İmam Hasan Askerî’nin (a.s) Sözlerinde Mehdîlikle İlgili Tefsir Rivayetleri

 

İmam Hasan Askerî’nin (a.s) tefsir rivayetlerini incelediğimizde, ondan “Mehdîlik” hakkında bize az sayıda tefsir rivayetinin ulaştığını görürüz. İmam Hasan Askerî’nin (a.s) sözlerinde bu tefsir rivayetlerinde dikkate aldığı “Mehdîlik” eksenleri şunlardır:

İmam Mehdi (a.f); yeryüzünde mustazafların mirasçı kılınmasına dair ilahî iradenin tecellisinin somut örneği.

İmam Mehdi’yi (a.f) yeryüzünde mustazafların halifeliği ve mirasçılığı hususunda ilahî iradenin tecellisinin somut bir örneği olarak zikretmek, İmam Askerî’nin (a.s) “Mehdeviyet” konusunda işaret ettiği hususlardan biridir. İmam Hasan Askerî’nin (a.s) halası ve Hz. Mehdi’nin (a.f) doğumunu nakleden Hâkime Hatun şöyle demektedir:

“İmam (a.f) dünyaya geldiğinde ve çocuğu babasının yanına götürdüğümde, o hazretin tilavet buyurduğu ilk ayet şu ayet oldu:”

“Ve biz istedik ki, yeryüzünde zayıf düşürülenlere lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım. Ve onları yeryüzüne yerleştirip güçlendirelim ve Firavun’a, Hâmân’a ve ordularına, onlardan çekindikleri şeyi gösterelim.” [2][3]

 

Gaybet, İlahî Sırlardan Bir Sırdır

İmam Mehdî’nin (a.f) gaybeti, ilahî sırlardan bir sır olarak, İmam Hasan Askerî’nin (a.s) sözlerinde “Mehdîlik” konusunda işaret edilen konulardan bir diğeridir. İmam Hasan Askerî’nin (a.s) tefsir rivayetine göre, “Allah’ın yapılması takdir edilmiş bir işi yerine getirmesi için” [4] ayetine dayanılarak Hz. Mehdî’nin (a.f) gaybeti ve zuhuru meselesi, ilahî sırlardan bir sırdır.[5]

 

Başka bir rivayete göre o Hazret, Ahmed b. İshâk’a şöyle buyurdu:

“Ey Ahmed b. İshâk! Bu, Allah’ın işlerinden bir iş, Rablığın sırlarından bir sır ve Rabbin gaybından bir gaybdır. Sana verdiğim şeyi al,[6] gizle ve şükredenlerden ol;[7] ta ki yarın bizimle birlikte İlliyyûn’da olasın.” [8]

 

Gaybetin Uzun Sürmesi

Gaybetin uzun sürmesi, İmam Hasan Askerî’nin (a.s) sözlerindeki “Mehdîlik” rivayetlerinde dikkate alınmıştır. Ahmed b. İshâk, İmam Hasan Askerî’nin (a.s) huzuruna geldi ve imamın halefini sordu. İmam (a.s), Hz. Mehdî’yi (a.f) ona gösterdi ve gaybeti ile onun gaybetinde Hz. Hızır (a.s) ve Zülkarneyn’e benzerliği hakkında ona bazı hususlar söyledi.

 

Ertesi gün Ahmed b. İshâk sordu: Onun gaybeti uzun mu sürecek? İmam (a.s) şöyle buyurdu:

“Allah’a yemin olsun ki evet; öyle bir noktaya kadar ki, ona inananların çoğu geri dönecek ve ancak Allah-u Teâlâ’nın bizim velâyetimizin ahdini kendisinden aldığı, imanı kalbine yazdığı ve “kendisinden bir ruh ile desteklediği” [9] kimse kalacaktır. Ey Ahmed b. İshâk… “Sana verdiğim şeyi al” [10], gizle ve “şükredenlerden ol” [11]; ta ki yarın bizimle birlikte İlliyyûn’da olasın.” [12]

 

İmam (a.s) bir başka rivayette şöyle buyurmaktadır:

“Bu oğlum, benden sonra Kaim’dir. O, peygamberlerin uzun ömür ve gaybet sünnetlerinin kendisinde cereyan ettiği kimsedir. Öyle bir noktaya kadar ki, sürenin uzunluğu sebebiyle kalpler katılaşır ve ancak Allah-u Teâlâ’nın imanı kalbine nakşettiği ve onu “kendisinden bir ruh ile desteklediği” [13] kimse kalır.” [14]

 

Şu noktaya dikkat etmek gerekir ki, hilâfet yönetiminin “İmam Hasan Askerî’nin (a.s) halefini bulma” konusundaki sıkı takibi sebebiyle o Hazret, düşmanlardan ona bir zarar gelmemesi için oğlunun doğumunu halktan gizli tuttu. Bu durum, insanların, o Hazret’in kendisinden sonra yerine geçecek bir oğlunun bulunmadığını düşünmelerine yol açtı ve dolayısıyla Şiîler için, neticede o Hazret’ten sonra imamın kim olacağı sorusu ortaya çıktı. Bu durum, İmam Hasan Askerî’nin (a.s) en büyük kaygısının, oğlunu tanıtmak, onun doğumunu ve kendisinden sonraki imamlığını –elbette hâlis Şiîlerine– ispat etmek olmasına sebep oldu.

 

İmam Hasan Askerî’nin (a.s) Sözlerinde Mehdîlik; Ahmed b. İshâk Rivayeti

 

İmam Hasan Askerî’nin (a.s) sözlerindeki Mehdîlikle ilgili önemli rivayetlerden biri de Ahmed b. İshâk el-Eş‘arî el-Kummî’nin naklettiği rivayettir. O şöyle der: “İmam Hasan Askerî’nin (a.s) huzuruna vardım ve o Hazret’in halefini sormak istedim. İmam (a.s) şöyle buyurdu:

“Ey Ahmed b. İshâk! Allah, kıyamet gününe kadar yeryüzünü asla hüccetinden boş bırakmaz.” Dedim ki: Ey Peygamber’in oğlu! Sizden sonra imam kim olacak? İmam (a.s) hızla kalktı ve odaya girdi; sonra geri döndü, mübarek omzunun üzerinde, dolunay gibi, yaklaşık üç yaşında bir çocuk vardı. İmam (a.s) şöyle buyurdu:

“Ey Ahmed b. İshâk! Senin büyüklüğün ve keremin olmasaydı, oğlumu sana göstermezdim. Bu, Hz. Resûlullah’ın (s.a.a) vaat ettiği kimsedir; o, yeryüzünü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi adalet ve hakkaniyetle dolduracaktır.” [15]

 

İmam Hasan Askerî’nin (a.s) Sözlerinde Mehdîlik; Kâmil b. İbrahim İmam Hasan Askerî’nin (a.s) Sözlerinde Mehdîlik Anlayışı

 

İmam Hasan Askerî’nin (a.s) sözlerinde Mehdîliğin bir başka görünümü, Kâmil b. İbrahim rivayetinde ortaya çıkmaktadır. Şeyh Tûsî, el-Gaybe kitabında Cafer b. Muhammed b. Mâlik’ten, o Muhammed b. Abdullah b. Cafer’den, o da Muhammed b. Ahmed el-Ensârî’den şöyle rivayet etmiştir:

“Bir grup, Kâmil b. İbrahim el-Medenî’yi İmam Hasan Askerî’nin (a.s) huzuruna gönderdi. Kâmil der ki: Kendi kendime, imama şöyle diyeceğim: Benim bildiklerimi bilmeyen ve benim inandığım şeye inanmayan hiç kimse cennete giremez. Selam verdim ve üzerinde perde asılı olan kapının yanına oturdum. Birden rüzgâr perdenin ucunu kaldırdı; ay parçası gibi, yaklaşık dört yaşında görünen bir çocuk gördüm.

O çocuk bana şöyle buyurdu:

“Ey Kâmil b. İbrahim! Allah’ın velîsinden ve Allah’ın hüccetinden sormaya mı geldin? …” Dedim ki: Evet, Allah’a yemin olsun ki bu meseleyi sormak için geldim. Sonra perde önceki gibi indi ve ben onu kaldıramadım. O sırada İmam Hasan Askerî (a.s) tebessüm ederek bana baktı ve buyurdu:

“Ey Kâmil! Artık niçin oturuyorsun? Benden sonraki imamın istediğin şeyi sana söylediğini duymadın mı?”

Kalktım ve dışarı çıktım; o çocuğu bir daha görmedim. [16]

 

İmam Hasan Askerî’nin (a.s) Sözlerinde Mehdîlik; Muâviye b. Hakîm Rivayeti

 

İmam Hasan Askerî’nin (a.s) sözlerindeki Mehdîlik rivayetlerinin bir başka görünümü, Muâviye b. Hakîm rivayetidir. Muâviye b. Hakîm, Muhammed b. Eyyûb b. Nûh ve Muhammed b. Osman el-Ömerî şöyle derler: “Ebû Muhammed Hasan b. Ali (a.s), kırk kişilik topluluğumuz huzurunda bize oğlunu gösterdi ve şöyle buyurdu:

“Bu, benden sonraki imamınız ve benden sonra üzerinizdeki halifemdir. Ona itaat edin ve dininizde ayrılığa düşmeyin; yoksa helâk olursunuz. Bilin ki bugünden sonra onu bir daha göremeyeceksiniz.”

Râvî der ki: Huzurundan çıktık; birkaç gün geçmeden Ebû Muhammed (a.s) vefat etti.” [17]

 

İmam Hasan Askerî’nin (a.s) Sözlerinde Mehdîlik; Ahmed b. Hasan b. İshâk el-Kummî Rivayeti

 

Ahmed b. Hasan b. İshâk el-Kummî şöyle der: Hz. Mehdi (a.f) dünyaya geldiğinde, efendim İmam Hasan Askerî’den (a.s) dedem Ahmed b. İshâk’a bir mektup ulaştı. O mektupta İmam, tevkîlerin kendisiyle yazıldığı kendi el yazısıyla şöyle yazmıştı:

“Bize bir oğul doğdu; o, senin yanında gizli kalmalı ve halktan saklanmalıdır. Çünkü biz onu ancak yakınlara ve dostlara açıklarız. Allah’ın seni sevindirmesi için bu haberi sana bildirmek istedik; nitekim bizi de sevindirmiştir. Selam olsun.” [18]

 

Bu sebeple İmam Hasan Askerî’nin (a.s) en büyük kaygısı, oğlunu tanıtmak ve onun doğumunu ispat etmek olmuştur; o Hazret’in sözlerindeki Mehdîlik rivayetleri de İmam Mehdi’nin (a.f) doğumu ve gaybeti konusuna yöneliktir.

 

Sonuç

İmam Hasan Askerî’nin (a.s) sözlerindeki Mehdîlik konulu rivayetlerin incelenmesi göstermektedir ki, o Hazret, Şiîleri gaybet dönemine ve Şiîlerin imamla (a.f) dolaylı iletişimine hazırlamada özel bir role sahip olmuştur. O, yüce oğlu İmam Mehdî’nin (a.f) doğumunu gizlemek, onu seçkin kişilere sınırlı ve amaçlı olarak tanıtmak ve gaybet konusunu ve gaybetin uzun oluşunu açıklamak yoluyla Şîa toplumunu zor ama kader belirleyici bir dönemle yüzleşmeye hazırlamıştır.

 

------------

[1]- Pîşvâî, Sîre-i Pîşvâyân, s. 650-651.

[2]- Kasas / 5-6.

[3]- Şeyh Sadûk, Kemâlü’d-dîn ve Temâmü’n-Ni‘me, c. 2, bâb 42, s. 424, h. 1.

[4]- Enfâl / 44.

[5]- Şeyh Tûsî, el-Gaybe, s. 234, bâb: 2.

[6]- A‘râf / 144.

[7]- A‘râf / 144.

[8]- Şeyh Sadûk, Kemâlü’d-dîn ve Temâmü’n-Ni‘me, c. 2, s. 384, h. 1, bâb: 38.

[9]- Mücâdele / 22.

[10]- A‘râf / 144.

[11]- A‘râf / 144.

[12]- Şeyh Sadûk, Kemâlü’d-dîn ve Temâmü’n-Ni‘me, c. 2, s. 384, h. 1, bâb: 38.

[13]- Mücâdele / 22.

[14]- Şeyh Sadûk, Kemâlü’d-dîn ve Temâmü’n-Ni‘me, c. 2, s. 524, h. 4, bâb: 46.

[15]- Şeyh Sadûk, Kemâlü’d-dîn ve Temâmü’n-Ni‘me, c. 2, s. 384, bâb: 46.

[16]- Şeygh Tûsî, el-Gaybe, s. 246-247.

[17]- Şeyh Sadûk, Kemâlü’d-dîn ve Temâmü’n-Ni‘me, c. 2, s. 435.

[18]- Şeyh Sadûk, Kemâlü’d-dîn ve Temâmü’n-Ni‘me, c. 2, s. 433-434.




Bu haber 270 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER MEHDEVİYET Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI