Bugun...



İmam Mehdinin (a.f) Zuhuru Yakındır

Dinî metinlerimizde, bazı olay ve olguların yakın olduğunu ifade eden birtakım tabirler vardır…

facebook-paylas
Tarih: 28-08-2026 15:42

İmam Mehdinin (a.f) Zuhuru Yakındır

Bismillahirrahmanirrahîm

 

Dinî metinlerimizde, bazı olay ve olguların yakın olduğunu ifade eden birtakım tabirler vardır. Örneğin şöyle ifade edilmiştir:

Allah’ın yardımının yakın olduğu, “Allah’ın yardımının gerçekten yakın olduğunu bilin”. [1]

Kıyametin yakın olduğu, “Ne bilirsin, belki de kıyamet yakındır”. [2]

Azabın yakın olduğu, “Biz sizi yakın bir azapla uyarıyoruz”. [3]

Ölümün yakın olduğu, “Rabbimiz! Bizi yakın bir süreye kadar ertele”. [4]

 

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmuştur:

“Onlar onu uzak görüyorlar, biz ise onu yakın görüyoruz”. [5]  

Onlar böyle bir günü uzak görüyorlar, biz ise onu yakın görüyoruz. “Ahd Duası”nda da aynı ifade yer almıştır; “Onlar o günü uzak görüyorlar, biz ise onu yakın görüyoruz”. Bu nedenle Hz. Veliyy-i Asr’ın (a.f) zuhurunun yakın olduğunu söylememiz gerekir. Fakat soru şudur:

Zuhurun yakın olması ne demektir?

Kur’an’a ve onun mübarek ayetleri hakkında yapılmış açıklama ve tefsirlere bakıldığında, Hz. Veliyy-i Asr’ın (a.f) zuhurunun yakın olmasının ne anlama geldiği açıklığa kavuşacaktır. Aşağıdaki delillere dayanarak zuhurun yakın olduğu görülmektedir:

 

Birinci delil

Genel olarak iki âlem vardır: Maddî varlıklar âlemi ve mücerretler âlemi. Bu iki âlemin her birinin kendine özgü birtakım şartları ve gerekleri vardır. Maddî varlıklar âleminin gereklerinden biri zamana bağlı olmaktır; yani bütün maddî olayların ve olguların bir zamanı vardır. Yakınlık ve uzaklık zaman aracılığıyla ortaya çıkar. Örneğin biz şimdiki zamanı ölçü kabul eder, ardından İslâm Devrimi’nin bizim zamanımıza yakın olduğunu, fakat Arapların İran’a saldırısının bizim zamanımıza göre uzak olduğunu söyleriz.

 

Mücerretler âleminde zaman yoktur; dolayısıyla orada uzaklık ve yakınlık da söz konusu olmayacaktır. Bütün maddî olaylar mücerret varlıklar açısından eşit durumdadır ve onların maddî olaylarla olan ilişkileri aynıdır. Başka bir ifadeyle, onlar açısından her şey yakındır ve onlar hiçbir şeyi kendilerinden uzak görmezler. Kur’an, “Siz insanlar kıyameti uzak görüyorsunuz, fakat biz onu yakın görüyoruz” dediğinde, bunun sebebi Allah’ın mücerret olmasıdır; dolayısıyla O’nun katında yakınlık ve uzaklığın bir anlamı yoktur.

 

Bu açıdan, zuhurun yakın olduğunu söylememiz gerekir; yani zuhur zamanının bize göre uzak olması söz konusudur, fakat Allah’a ve diğer mücerret varlıklara göre yakındır. [6]

 

İkinci delil

Kıyametin uzak olduğunu söyleyenlerin bundan kastettikleri, kıyametin gerçekleşmesinin aslında mümkün olmadığıdır; yani kıyametin gerçekleşmesini uzak görmektedirler. “Uzak görüyorlar” demek, “imkânsız görüyorlar” demektir. Fakat Allah, kıyametin yakın olduğunu söylemektedir; yani kıyamet gerçekleşecek ve meydana gelecektir. [7]

 

Kâfirler, âhirete iman etmedikleri için onu inkâr etmeye yönelmiş ve kıyametin gerçekleşmesinin akıldan çok uzak olduğunu söylemişlerdir. Fakat müminler, âhirete iman ettikleri için kıyametin mutlaka geleceğini söylerler. Çünkü kıyamet Allah’ın vaadidir ve Allah’ın vaadinden dönülmesi söz konusu değildir.

Bu anlamda zuhurun yakın olması, “mutlaka gerçekleşeceği” anlamına gelir; çünkü Allah, yeryüzündeki mustazaflara lütufta bulunup onları önderler ve mirasçılar kılacağını vaat etmiş ve yine yeryüzünün O’nun salih kullarına miras kalacağını vaat etmiştir.

 

Kâfir, Allah’ın rahmetinden ümidini kestiği için zuhuru uzak görür; fakat mümin, Allah’ın rahmetinden ümit beslediği için zuhuru yakın görür.

 

Üçüncü delil

Kur’an, hak ve bâtıl ifadelerini çokça kullanmıştır. Şöyle buyurulmuştur:

“Hak geldi ve bâtıl yok olup gitti. Şüphesiz bâtıl yok olmaya mahkûmdur”. [8]

Bu ifadeden, bâtılın aslında hiçbir sabitliğinin ve kalıcılığının olmadığı anlaşılmaktadır. Bâtıl, yalnızca itibârî bir şeydir ve var olan her şey haktır. [9]

 

Kur’an, “hakkı” suya ve “bâtılı” ise, suyun üzerindeki köpüğe benzetmiştir. [10] Suyun özelliği, gerçek olması ve kalıcı olmasıdır; köpüğün özelliği ise, itibârî olması ve kalıcı olmamasıdır.

Hakikati arayan kimse hiçbir zaman köpüklere gönül bağlamaz; aksine daima suyun hakikatine bakar. Fakat bâtılı arayan kimse, bâtılın gerçek olduğunu zanneder ve aldanır. Hak taraftarı olan kimse kendisini her zaman hakka yakın görür; fakat bâtıl taraftarı olan kimse hakkı her zaman uzak görür.

 

Zuhur haktır. Bütün bu bâtıllar yalnızca suyun üzerindeki köpük gibidir. Şüphesiz bu köpüklerin altında su vardır ve onu görebilmek için hakikati gören bir göz gerekir. Şu anda bile zuhur vardır; fakat bâtıl köpüklerinin altında. Bu nedenle hak taraftarı olan kimse kendisini hakka yakın görür ve ondan uzaklık hissetmez.

 

Hak ve hakikat, bir perde arkasında veya tonlarca saman ve çerçöpün altında olsa bile hak olma niteliğini koruyacaktır. Âlemde bâtıl, fesat, düşmanlık, kötülük ve şer meydana getiriyor olsa da her şey bütünüyle hayırdır hem bizim için hem de onların kendileri için.

 

Dördüncü delil

İnsanın özelliği şudur: Geçmişe baktığında onun çok çabuk geçtiğini düşünür; fakat geleceğe baktığında ona ulaşmak için önünde daha çok uzun bir yol olduğunu düşünür. Ölümün yakın olduğu söylendiğinde bunun anlamı, ölüme ulaşmana daha çok uzun bir zaman olduğunu düşünmemen gerektiğidir. Gözünü açıp kapayıncaya kadar ölüm gelip çatacaktır. Olayları uzak görmek, insanın gaflete düşmesine neden olur. İnsan her an hazır bulunmalı ve gaflete düşmemek için her an kendi ölümünü hatırlamalıdır. Ölümü yakın bilmenin eğitici bir etkisi vardır ve seni cehaletlerin ve gafletlerin esiri olmamaya zorlar.

 

Zuhurun yakın olması, “gözünü açıp kapayıncaya kadar Âl-i Muhammed’in zuhurunun gerçekleşeceği” anlamına gelir. Bu nedenle ömrün geçip gitmesi ve yolun uzunluğu seni aldatmasın. Günlük hayatın içine dalabilir ve unutabilirsin; sonra zuhur gerçekleştiğinde, hiçbir şey yapmamış olduğun hâlde ancak o zaman kendine gelebilirsin. Her an, zuhurun belki de şu anda gerçekleşebileceğini düşünmeliyiz. “Sabah ve akşam zuhurun gerçekleşmesini bekleyin”, denilmiştir.

 

Beşinci delil

Şiî inancına göre Hz. Peygamber (s.a.a) ve İmamlar (a.s), tekvinî velâyete sahiptirler ve şu anda da insanların bütün amellerine hazır ve nâzırdırlar. Yeryüzü hiçbir zaman ilahî hüccetten boş kalmaz ve ilahî hüccet, insanların amellerinin bâtınına kuşatıcı bir hâkimiyete sahiptir. [11] İnsanların amelleri ona arz edilir ve o bunları görür.

 

Zamanımızda hazır bulunan bu imam, Hz. Veliyy-i Asr’dır (a.f). Hz. Veliyy-i Asr’ın (a.f) bizzat varlığı zuhurun kendisidir. Bizim kelâm âlimlerimizin ifadesiyle, imamın varlığı bir lütuftur. İmam’ın (a.f) velâyetini kullanması ve hükûmet etmesi bir yana, onun bizzat varlığı başlı başına bir zuhur ve kurtuluştur; eğer o olmasaydı, insanlığın işi olduğundan çok daha zor olurdu. Dolayısıyla kişi doğru bir şekilde bakarsa, zuhurun yakın olduğunu görür; yani imamın varlığı her zaman hazır ve nâzırdır ve o bize yakındır; tıpkı Allah’ın bize yakın olduğu gibi.

 

Altıncı delil

İlâhî sünnetlerden biri, zorluk ve kolaylık veya sıkıntı ve rahatlık sünnetidir. Kur’an ayetinde şöyle buyurulmaktadır:

“Şüphesiz zorlukla beraber bir kolaylık vardır”. [12]

 

Her zorluğun yanında bir rahatlık vardır. Bazı rahatlıklar vardır ki zorluklardan sonra gelir; bazı rahatlıklar ise, zorluklarla birlikte gelir. İçsel rahatlıkların büyük bir kısmı bu ikinci türdendir. Siz zorluk çekerken aynı zamanda içinizde huzur hissedeceksiniz. Zorluk, çaba ve zahmetle birlikte, içinizde umut verici ve rahatlatıcı bir manevî duygu oluşacaktır.

 

Zuhur, bu içsel huzur ve rahatlık duygusundan başka bir şey değildir. Nebevî bir rivayette şöyle geçmektedir:

“Sıkıntının yanında ferahlık vardır.” [13]

 

İmam Cafer-i Sâdık (a.s) şöyle buyurmuştur:

“Teslimiyete, işleri bize bırakmaya, bizim işimizi ve bizim zuhurumuzu ve sizin ferahınızı beklemeye sarılın.” [14]

 

İmam Zeynelâbidîn (a.s) şöyle buyurmuştur:

“Zuhuru ve ferahlamayı beklemek, en büyük ferahlıklardan biridir.” [15]

Çaba göstermemiz, gayret etmemiz ve üzerimize düşen görevi yerine getirmeye çalışmamız bile bizim için zuhur ve ferahlıktır. Olumlu anlamıyla bekleyişin kendisi de bir tür zuhur ve ferahlık olarak kabul edilir.

 

Son Söz

İmam Musa Kâzım (a.s) şöyle buyurmuştur:

“Eğer bize: Bu iş (hak devletinin zuhuru) ancak iki yüz veya üç yüz yıl sonra gerçekleşecek, denilseydi, kalpler katılaşır ve insanların çoğu İslâm’dan dönerdi. Fakat ‘Ne kadar çabuk gelecek ne kadar da yakındır!’ denilmiştir; insanların kalplerini birbirine ısındırmak ve ferahlığı yakınlaştırmak için.” [16] (Usûl-i Kâfî – c. 2 – s. 192 – hadis 6 ve el-Gaybe-i Nu‘mânî – s. 297 – rivayet 14)

Bu hadiste görüldüğü üzere İmam Musa Kâzım (a.s), zuhurun yakınlığı ifadesini değil, ferahlığın yakınlığı ifadesini kullanmıştır ve bu ikisi arasında farklar vardır. “Ferahlık yakındır” deniliyorsa, bunun sebebi, öncelikle kalplerin birbirine ısınması ve ikinci olarak ferahlığa ve kurtuluşa daha da yaklaşmamızdır. Ferahlık, Muhammed ve Âl-i Muhammed’in (a.s) ferahlığı olabileceği gibi, bizim kendi ferahlığımız da olabilir ve elbette bu ikisi birbirinin gereği ve tamamlayıcısıdır.

 

 

-----------

[1]- Bakara- 214.

[2]- Şûrâ- 17 ve İsrâ- 51 ve Ahzâb- 62.

[3]- Nebe- 40.

[4]- İbrahim- 44 ve Nisâ- 77 ve Münâfikûn- 10.

[5]- Meâric- 6 ve 7.

[6]- İbn Arabî Tefsiri, c. 2- s. 369.

[7]- Tefsîr-i Tibyân, c. 10, s. 116; el-Mîzân, c. 20, s. 8; Tefsîr-i Mecmaü’l-Beyân’ın Tercümesi, c. 25, s. 302 ve Tefsîr-i Mukâtil bin Süleyman, c. 4, s. 436.

[8]- İsrâ- 86.

[9]- el-Mîzân’ın Tercümesi, c. 11, s. 456; Tibyân, c. 6, s. 513 ve İbn Arabî Tefsiri, c. 1, s. 378.

[10]- Ra‘d- 17.

[11]- Murtaza Mutahharî, İmamet ve Liderlik, s. 32.

[12]- İnşirah, 6 ve 7.

[13]- Nûrü’s-Sakaleyn Tefsiri, c. 5, s. 605.

[14]- Mehdilik Ders Kitabı, c. 2, s. 206.

[15]- Kemâlü’d-Dîn ve Temâmü’n-Ni‘me, c. 1, s. 319.

[16]- Usûl-u Kâfî, c. 2, s. 192, hadis: 6 ve el-Gaybeti Nu‘mânî, s. 297, rivayet: 14.




Bu haber 343 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER MEHDEVİYET Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI