Bugun...



Hollywood, Mehdilik ve Ahir Zaman

“Hollywood” aslında Batı'nın görsel imparatorluğunun yönetimini ifade etmek için seçilmiş müstear ve sembolik bir isimdir; aksi takdirde Amerika'nın Los Angeles şehri banliyösündeki bir turizm şirketinden ibarettir.

facebook-paylas
Tarih: 14-08-2026 15:46

Hollywood, Mehdilik ve Ahir Zaman

“Hollywood” ile kastedilen, özelde Amerika'nın ve genelde ise, Batı dünyasının görsel projelerine hâkim olan yönetim sistemidir. Hakikatte hangi konunun ve hangi kavramın görsel çalışmalara malzeme edileceğini belirleyen bir düşünce kuruluşudur. Hollywood'un “kıyamet/son zamanlar” konusuna yaklaşımı, diğer yaklaşımları gibi önceden yapılmış düşünce, planlama ve fikriyatın bir sonucudur. Hollywood “kıyamet” konusuna sırf saf, özgün, çekici ve seyirci toplayan bir konu olduğu için yönelmiş değildir; aksine bu yaklaşımda tamamen ciddi ve gizli amaçlar yer almaktadır.

 

Esasen kıyamet, dünyanın sonu ve bu olgunun inancı, insanlığın ortak şuuraltında yer etmiş ortak bir arketipe dayanmaktadır. Bu dünyanın bu şekilde devam edip hiç sona ermeyeceğini nasıl kabul edebiliriz ki; zaten şuuraltımız da dünyanın sonsuz olmasını kabul etmez. İşte bu yüzden bu son için bir tablo sunmayı severiz. “Sanat, edebiyat ve dini kitaplar” alanında kıyamete dair bizlere farklı okumalar çizilmiştir; nitekim birçok milletin mitolojisinde bulabileceğimiz ortak noktaların sayısı da birkaçı geçmez. Bu birkaç noktadan biri, yaratılışın başlangıcı ve dünyanın ömrünün sonudur. Neredeyse milletlerin mitolojilerinin tamamında yer alan bu hikâye, insanın kolektif şuuraltında saklı bir konu olarak kıyameti ele almaya mecbur olduğumuzu göstermektedir. Özellikle de muhatap için içeriksel, anlamsal ve siyasi bir yük taşıyorsa.

Nitekim Hollywood da tam olarak bu yaklaşımla “kıyamet” konusuna yönelmiştir. Çünkü ilk olarak çekici bir olgudur. Henüz gelmemiş ve kehaneti yapılan şeyler insan için her zaman çekicidir. İkincisi ise, bu olguya dair müteaddit ve farklı rivayetler benimseyebilmekteydi. Bu rivayet çeşitliliği, Hollywood düşünce kuruluşunun ürettiği fikirlerin muhataba farklı yollardan ve çok daha kolay bir şekilde aktarılmasını sağlıyordu. Bir bakıma “ahir zaman” konusu, Hollywood düşünce kuruluşuna malzeme oluşturacak ve uluslararası Siyonizm'in bir şekilde peşinde olduğu kavramların dolaylı yoldan yayılması amacıyla kullanılacak potansiyele sahipti. En başından itibaren Yahudiler, Hollywood'daki nüfuzları sayesinde Tevrat'a ait pek çok öğretiyi Hollywood filmlerine sirayet ettirmeyi başardılar. Esasen Hollywood'daki “ahir zaman” anlayışının çeşitli türleri vardır ve dini yaklaşımdaki anlayış ağırlıklı olarak Tevrat merkezlidir. Elbette Hollywood eserlerinde kıyamete yönelik Tevrat merkezli yaklaşım kasten kullanılmaktadır. Her ne kadar Tevrat ve İncil'deki kıyamet anlayışları arasında benzerlikler olsa da sanki Hollywood'un dini yaklaşımında Yahudi okumasına uyulması kararlaştırılmış gibidir. Aynı şekilde Hollywood sinemasında şeytana, meleklere, cennet ve cehenneme bakış da yine Tevrat merkezlidir.

Sonuç olarak Hollywood, dini okuma ve anlatılara yöneldiğinde esas olarak Tevrat'tan etkilenmektedir.

 

Batı'nın bu konuları gündeme getirmesindeki amaçlara gelince; sinema neyi telkin etmek isterse onu empoze eder ve -çok özel izleyiciler hariç- izleyici de bu etkiyi benimseyip kabul eder. Batı'nın, özellikle bu endüstrinin tüm imkanlarına sahip olduğu bir durumda, bu potansiyelden yararlandığı aşikardır. Doğal olarak Batılı müstekbir sistemin izlediği hedefler, onun sinemasına da yansımaktadır. Batı kültürü özü itibarıyla tamamen saldırgan ve aracı bir niteliğe sahiptir. Sinema da bu doğrultuda tanımlanmaktadır ve Hollywood'un hedefleri Batı sisteminin gayelerinden pek uzak değildir.

 

Hollywood filmlerinde çeşitli ahir zaman türlerine şahit olmaktayız: “Teknolojik ahir zaman, doğal ahir zaman, metafiziksel ahir zaman, mitolojik ahir zaman” vb. Örneğin mitolojik ahir zaman; efsanelerin derinliklerinden, tarihin öte yakasından, milletlerin masal ve mitoloji dünyasından yaratıkların ve kavramların baş gösterip günümüz koşullarında tehlike oluşturduğu ve bunların yüzleşmesinin ahir zaman olaylarını yarattığı bir süreçtir.

 

Hollywood bakış açısında İslam; tarih öncesi bir tehlike, gizemli ve büyüleyici bir atmosferde kadim canavarların yumurtalarından doğan eski ve antik bir tehlike şeklinde sunulur. Serbest kalır, saldırgan bir uzaylı/yabancı varlığa dönüşür ve nihayetinde insan soyunu yok eder. Bu yabancı varlığın kanı bile tehlikelidir; kanını dökecek olursanız, kanında saklı olan yıkıcı güçle her şeyi yok eder.

Bu durum bize neyi hatırlatmaktadır?

İslam'da kan bile kılıca galip gelebilir ve bir şekilde rakibe zarar verebilir. Şehadet ve istişhad kültürü, Batı dünyasının her zaman kâbusu olmuştur. Hollywood filmlerinin izlediği çizgi, karmaşık anlatımdan açıklığa doğru ilerlemektedir. Ünlü sinema oyuncusu Orson Welles'in tiradlarını ve sunumlarını gerçekleştirdiği ünlü "Yarın Gören Adam" (The Man Who Saw Tomorrow) filmi, Nostradamus'un kehanetlerine dayanarak Müslümanların ahir zaman çizgisini ihtar etmekte ve bir bakıma Müslümanların ahir zamandaki kurtarıcı figürünü Batı'nın Deccal'i olarak göstermektedir; bunun gelip dünyayı tehlikeyle karşı karşıya getirecek olan o ünlü Anti-Christ (Mesih Karşıtı) olduğunu ileri sürmektedir. Doksanlı yıllardan itibaren filmler giderek daha açık bir dil benimsemiş, Müslümanları ahir zamanın batıl cephesi ve liderlerini ise, Anti-Christ olarak göstermişlerdir! [1]

 

Günümüz dünyası bir görüntü dünyasıdır ve bu görüntünün en temel tezahürü sinemadır. Postman, "Gülmekten Ölmek" (Amusing Ourselves to Death) adlı kitabında bilgi aktarımı için üç dönemden bahseder.

Birinci dönem, bilginin dil aracılığıyla aktarıldığı dönemdi; baba söyler, evlat ezberlerdi.

İkinci dönem, yazılı dönemdi; kitap, gelecek nesil için anlamın koruyucusu ve taşıyıcısı oldu.

Yazar, üçüncü dönemi ise, sinema ve televizyon görüntüsünün önceki iki dalganın yerini aldığı “görüntü dönemi” olarak kabul eder.

İşin gerçeği şu ki, biz bir görüntü ve sinema çağında yaşıyoruz; bilgi dünyası ve bilgi patlaması olarak adlandırdığımız şeyin özü de görüntüdür. Yani bu bilginin en cazip, en etkili, en verimli ve en kalıcı sunum aracı görüntüdür. Günlük bazda aldığımız bilginin %78 ila %79'unu gözlerimiz aracılığıyla elde ederiz, kalan yüzdeleri ise diğer duyularımız paylaşır. Son 10-15 yılda yapılan araştırmalara göre insan, beyninin sağ yarım küresiyle bilgiye sezgisel bir yaklaşım sergiler; yani bilgi orada kalıcı olur ve insanın kişiliği üzerinde en büyük, en derin etkileri bırakır. Tüm bu etkenler görüntüyü yalnızca bilgi aktarımı için değil, aynı zamanda bireylerin kişiliği ve psikolojisi üzerinde etki bırakmak için de en verimli araç kılmaktadır. Bu giriş, bir bakıma görüntünün ve sinemanın konumunu ifade etmektedir.

 

Batı, teknolojik doğası gereği tahakkümcüdür (üstünlük arayışındadır). Francis Bacon, Rönesans'ın başında "Bilimin nihai amacı güçtür" demiştir. Böyle bir atmosferde Batı, bu gücü uygulamak ve daha fazla çıkar elde etmek için görüntüden en iyi şekilde yararlanmaktadır. Amerika'nın film yapım merkezi olan “Hollywood” yılda 700 film üretmekte, yıllık 15-16 milyar dolar net kâr elde etmekte ve dünyadaki sinema ile televizyonların yaklaşık %78'i buradan beslenmektedir. Şu anda yaptıkları en önemli iş, fikirlerinin ve hedeflerinin bir ürünü olan kendi teorik temellerini görsel dile çevirmektir. Batı'nın en büyük özelliği, anlamı görüntüye dönüştürmesidir. Çünkü modern psikoloji, görüntünün sahip olduğu etkinin hiçbir kelimede bulunmadığını ifade etmektedir. Nitekim psikolojide her bir görüntünün bin kelimeye bedel olduğuna dair bir tartışma/kabulleniş vardır.

 

Görüntü ve sinemanın bir diğer işlevi, duygu ve algıyı eş zamanlı olarak devreye sokmaktır. Hitabet ustaları algıya, içeriği boş filmler duyguya ve hedefe yönelik filmler ise, hem algıya ve hem duyguya hitap eder. Böyle bir alanda duygu çekiciliği, algı anlamlandırılabilirliği ve ikisinin toplamı ise, sinemayı oluşturur. Hakikat şu ki, küresel gerçekler, Hollywood ve onun kültür üretimi; Batı'nın sinemadan azami düzeyde yararlandığını, çünkü bunun kendisine fayda sağladığını ve bu nedenle de özel bir konuma sahip olduğunu göstermektedir.

 

Amerikalılar "Bağımsızlık Günü" (Independence Day) adında bir film çektiler. Bu film özel efektler açısından çok üst seviyedeydi. Amerika'da çok ses getirdi ve dünyada da reklamı çok yapıldı. Filmin mesajı; Amerika ve Batı'ya hâkim olan kültürel sistemin, dünyayı var olan tehlikelerden koruyan tek sistem olduğuydu ve bu mesajı çoğu filmde yayıp propagandasını yapıyorlar. "Nostradamus'un Kehanetleri" filminde Müslümanların karşısında duran yine Amerika'dır; ya da örneğin asıl adı "Persian Gulf Inferno" (Basra Körfezi Cehennemi) olan çok ünlü "Ya Mehdi" bilgisayar oyunu, Basra Körfezi'ni dünyadaki terör eylemlerinin merkezi olarak göstermektedir.

Psikolojik açıdan bu oyunun insanları İmam Mehdi'ye ve "Ya Mehdi" lafzına karşı şartlandırdığını söylüyoruz; ancak olayın özüne baktığınızda başka bir mesaj daha taşıdığını görürsünüz: Basra Körfezi dünyadaki terör eylemlerinin merkezi haline geldiğinde, Amerika'nın Basra Körfezi'ndeki askeri varlığı meşrulaştırılmış olur. Batı'nın yaptığı işlerden biri, geniş çaplı bir operasyona girişmeden önce bunu medya aracılığıyla meşrulaştırmaktır. 2000 yılında Hollywood'da "Matrix" adında bir film vardı. Bu film beklenmedik bir satış rakamına ve ilgiye ulaştı. Bu filmde, makineye dönüşen geleceğin insanının kimliği sorgulanmaktadır. Ancak bu krizden kaçıp kurtulmak için gösterilen kurtuluş "Zoin" (Siyon) adında bir şehirdir; yani bu filmde Latin harfli terimiyle "Siyon" kelimesini ve kurtarıcı şehir imajını beş altı kez duyarsınız. Başka bir deyişle sunulan tablo hem maddi hem manevi alemde kurtulabileceğiniz tek bir yerin var olduğudur, o da Siyon'dur.

“Huntington, Fukuyama” gibi çeşitli Batılı düşünürlerin söylemlerinde geleceğin dünyası tartışmasının ve "Armageddon" ya da “kıyamet savaşı” meselesinin gündemde olması sebebiyle, Batı'nın kıyamet meselesine bakışı önem taşımaktadır. Sinema tarihine bakarsanız, yaklaşık 1964-1965 yıllarından itibaren sinemanın, Doğu ve Batı'nın silahlanma gücünü artırmasını meşrulaştıran yeni bir aşamaya girdiğini görürsünüz; yani o dönemden itibaren filmler, tam da o yıllarda başlayan "Yıldız Savaşları" (Star Wars) gibi filmlerle uçan dairelerin ve uzaylıların peşine düşmüştür. Daha sonra bu filmleri yapan Doğu ve Batı'nın bunda kastı olduğu anlaşıldı. Eğer insan çok daha güçlü bir uzay gücüyle korkutulursa, Doğu ve Batı'nın silahlanma gücünü artırma çabası meşrulaşacaktı ve nitekim meşrulaştı da.

 

 

Gerçek şu ki, Batı'da “gelecekçilik” (fütürizm) konusu çok ciddiye alınmaktadır; hatta bir bakıma bizim atmosferimizden daha da ciddidir. Bunun sebebi, bizim bu meseleye kendi dini ve mezhebi boyutumuzdaki "intizar" (bekleyiş) kavramıyla yaklaşmamız ve Hz. İmam Mehdi'nin (a.f) dini alanımızda yer almasıdır. Fakat Batı'da “geleceği öngörme ve planlama” konusu tüm boyutlarıyla son derece ciddidir. Batı'nın bilimsel kapasitesi yüksek olduğu için düşünürler fikirlerinin önemli bir kısmını buna harcamaktadır.

 

Batılılar, İslam inançlarında bir gün zuhur edecek bir kurtarıcının (münci) var olduğunu fark ettiler ve bu nedenle söz konusu konuyu kendi mütehakkim (tahakkümcü) hedeflerine ulaşmak için kullanmaya çalıştılar. "Bay Hempher" hatıratında, Muhammed Ali Bab'ı nasıl bu mecraya sürüklediklerini ve ona "Sen Bab'sın; İmam Mehdi'sin" dediklerini anlatır. Bu durum bir bakıma Batı'nın, bu düşüncenin İslam medeniyetindeki etkisinin ve zirve noktasının farkında olduğunu göstermektedir.

 

İslam İnkılabı'ndan ve "Nostradamus" filminden önce de Batılılar bazı faaliyetler yürütmüşlerdi. Ancak “Mehdilik” meselesi, onlar için İran İnkılabı'nın zaferinden sonra gündeme geldi. Bu film 1980 ve 1981 yıllarına aittir. Sinema dünyasında son derece saygın biri olan ve bu saygınlığına dayanılarak Nostradamus'un şiirlerinin yorumcusu yapılan "Orson Welles" bu filmi hazırlamıştı.

 

Onlar için “İmam Mehdi (a.f)” meselesi önemlidir. Sonrasında "Ya Mehdi" bilgisayar oyunu yapıldı, çeşitli makaleler yazıldı, farklı filmler çekildi; ancak doksanlı yıllardan itibaren çalışma tarzını değiştirdiler. Şii İmam Mehdi'yi reddetmeye kalkışırlarsa, onu başka bir şekilde doğrulamış olacaklarını gördüler. Çünkü dünyada şöyle bir durum vardır: Eğer Batı bir şeyi reddediyorsa, onun mutlaka bir değeri vardır. Bu nedenle 90'larda "Siyon", "Armageddon" gibi filmlerde bu tarafı tahrip etmek yerine, karşı taraf için doğrulayıcı/olumlayıcı bir boyut gündeme getirildi.

1997 yılında Caspar Weinberger "Next War" (Gelecek Savaş) kitabını yazdı ve bunun bir bölümünü, 1999 yılında İran'da İmam Mehdi'nin (a.f) asıl adı olan "Muhammed Muntezeri" adında birinin iktidara geleceği konusuna ayırdı. Muntezeri de "intizar" (bekleyiş) kelimesinden türetilmiştir ve İslam Cumhuriyeti Partisi'nin "Şehit Muhammed Muntezeri" ismiyle hiçbir ilgisi yoktur. (Nostradamus filminde de "Son peygamberin adını taşıyan adam, pazartesiyi tatil günü olarak seçecektir" der.) Bu kişinin iktidara geleceğini, Sovyetler'in hoşnutsuz nükleer bilimcilerini çağırıp "Size dolar veriyorum; silah yapın" diyeceğini söyler; onlar da dünya küresini parçalayacak "Zülfikar" adında bir silah yaparlar.

 

Şu anda Batı, dünyada “Mehdilik” kavramını tahrip etmek üzerine çalışmaktadır. Bir yandan da Matrix'i ve Zion'u çekerek kendi kurgusal Mehdiliğinin propagandasını yapmaktadır. Şu anda Avustralya'da eş zamanlı olarak Matrix'in ikinci ve üçüncü bölümlerini çekiyorlar ve bunda Siyonist ile Mehdilik eğretilemelerinin (metaforlarının) kesinlikle rolü vardır. [2]

 

Sonuç olarak, Hollywood; görüntü ve hikâye üretimi yoluyla duygu ve algıları şekillendirirken, “ahir zaman ve kıyamet” anlatıları üzerinden “İslam, Mehdi, Deccal ve Siyonizm” gibi dinî ve siyasî kavramları yeniden yorumlamakta; bu anlatılar aracılığıyla toplumsal algıyı yönlendirerek belirli siyasî ve stratejik hedeflerin meşrulaştırılmasına katkı sağlayabilmektedir.

 

-----------

[1]- Mev'ûd Dergisi, Sayı 37, s. 12 (Mecid Şah-Hüseynî ile yapılan söyleşiden alınmıştır)

[2]- Mev'ûd Dergisi, Sayı 25 ve 26 (Dr. Hasan Belharî ile yapılan söyleşiden alınmıştır)




Bu haber 613 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER MEHDEVİYET Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI