|
Tweet |
Bismillahirrahmanirrahîm
Emîrü’l-Mü’minîn İmam Ali (a.s), yalnızca bir yönetici değil, aynı zamanda insani ve adil bir yönetim modelinin mimarıdır. Nehcü’l-Belâğa’da, verimli ve değer sahibi insan kaynağının seçilmesi ve değerlendirilmesine yönelik, titizlikle belirlenmiş ve ilham verici bir dizi ölçüt ortaya konulmuştur. Bu ölçütler, günümüzde dahi temiz, verimli ve halk odaklı bir sistemin inşasında yol gösterici bir ışık olabilir.
Birinci Ölçüt: Dindarlık ve Takva
Emîrü’l-Mü’minîn İmam Ali (a.s) şöyle buyurur:
“Şüphesiz Allah korkusu, her kapalı kapının anahtarı, kıyamet günü için bir azık, her türlü kölelikten kurtuluş ve her türlü helâkten kurtuluş vesilesidir.” [1]
İslamî sistemde görev alacak nitelikli insan kaynağı, her şeyden önce takva sahibi olmalı ve dinî yükümlülüklerini fiilen yerine getirmelidir. Böylece kişisel çıkarlarını Allah’ın rızasının önüne geçirmemeli ve doğru yolda ilerlemelidir.
İkinci Ölçüt: Hedefe İman ve Yolu Tanımak
İmam Ali (a.s) şöyle buyurur:
“Bilinçli bir şekilde hareket eden kimse, aydınlık bir yolda yürüyen yolcu gibidir.” [2]
Sistemde görev üstlenen bir yönetici, nereye gittiğini, neden o yolda bulunduğunu ve hangi hedefe ulaşması gerektiğini bilmelidir. Hedefe duyulan inanç, doğru yolu yanlış yoldan ayırır.
Üçüncü Ölçüt: Emanete Sadakat; Kamu Güveninin Temeli
İmam Ali (a.s), Mâlik Eşter’e yazdığı mektupta şöyle tavsiyede bulunur:
“Halk arasında geçmişi daha temiz olan ve emanete riayet etmesiyle tanınan yöneticileri seç.” [3]
Emanete ihanet etmek büyük bir günahtır; özellikle de kamu güvenini zedelediğinde. Devlet yönetiminde görev alan kişi, temiz ve güvenilir olmalıdır.
Dördüncü Ölçüt: Uzmanlık Olmadan Yönetim, Halka İhanettir
İmam Ali’nin (a.s) Mâlik Eşter’e yazdığı mektupta şöyle buyrulmaktadır:
“Kâtiplerini ve çalışanlarını seçerken dikkatle incele ve işlerini onların en iyilerine ver.” [4]
Esas ölçüt liyakattir; ilişkiler, kabile bağları veya şöhret değil. Bilgi ve yetkinlik olmadan, üstlenilen işler ya yanlış yola sürüklenir ya da kalitesiz bir şekilde yerine getirilir. Bu durumda en çok zarar görenler ise, halk olur.
Beşinci Ölçüt: Tecrübe ve Uygulama Becerisi
İmam Ali (a.s), Ebû Mûsâ el-Eş‘arî’ye verdiği bir öğütte şöyle buyurur:
“Kendisine nasip olan akıl ve tecrübeden mahrum kalan kimse bedbahttır.” [5]
Tecrübe, aklın tamamlayıcısıdır. Tecrübe sahibi olmayan kimse, işlerinde deneme-yanılma yoluna başvurmak zorunda kalır ve bu durum halka zarar vermesine yol açabilir.
Altıncı Ölçüt: Azim ve Yorulmak Bilmeyen Çalışma
İmam Ali (a.s), şöyle buyurur:
“Halkın yerine getirilmesi gereken haklarını eda etmek için bütün gücünle çalış; çünkü bu yoldan elde edeceğin fayda, karşılaşacağın zorluk ve sıkıntılardan daha fazladır.” [6]
Yönetici, yoğun çalışmaktan yorulmamalıdır. Zira halka hizmet etmek, aktif ve kararlı bir çalışma ruhu gerektirir. Onun halka hizmet yolunda katlandığı zahmetler, Allah’ın vereceği mükâfatların yanında pek küçük kalır.
Yedinci Ölçüt: Velâyete Bağlılık ve İlâhî Liderliğe İtaat
İmam Ali (a.s), yöneticilere hitaben şöyle buyuruyor:
“Size emir verdiğimde itaat edin.” [7]
İslamî sistem, “Velâyet” esasına dayanır. İslamî sistemde görev alacak nitelikli insan kaynağı, Ulû’l-Emr’in izinden gitmeli ve ona itaat etme konusunda hiçbir tereddüt göstermemelidir. Zira velâyete bağlılığın bulunmaması, İslamî yönetimin belirlediği hedeflerden uzaklaşılmasına ve sistemin sarsılmasına yol açar.
-----------
[1]- Nehcü’l-Belâğa, Hutbe: 230.
[2]- Nehcü’l-Belâğa, Hutbe: 154.
[3]- Nehcü’l-Belâğa, 53. Mektup.
[4]- Nehcü’l-Belâğa, 73. Mektup.
[5]- Nehcü’l-Belâğa, 78. Mektup.
[6]- Nehcü’l-Belâğa, 59. Mektup.
[7]- Nehcü’l-Belâğa, Hutbe: 34.
