|
Tweet |
Soru:
Bu dünyada karı-koca olan kimseler ahirette de eş olabilirler mi? Bu, bu dünyanın salih erkek ve kadınlarının ahirette de birbirlerinin eşi olmalarının genel bir kuralı mıdır, yoksa seçim kadının elinde midir ve kadın başka birini seçebilir mi?
Cevap
Cevabı birkaç başlık altında sunabiliriz:
1. Her şeyden önce belirtmek gerekir ki insanın ahiretteki yaşam biçiminin ayrıntıları, birçok hususta bütün yönleriyle ve yüzde yüz olarak hiç kimse için -Masum İmamlar (a.s) dışında- tam anlamıyla açık değildir. Biz, yalnızca bazı ayet ve rivayetlere dayanarak ahiret hayatının nasıl olacağına dair çok sınırlı bilgilere sahibiz.
2. Bir diğer husus şudur: Bir erkek ile kadın arasında evlilik yoluyla meydana gelen “evlilik bağı”, yalnızca dünya hayatına özgüdür. Dünyada eşi bulunan kadınların ahirette de aynı kişiyle yaşamak zorunda olduklarını söylemek mümkün değildir. Çünkü aralarında gerçekleştirilen nikâh, onların dünya hayatındaki yaşamlarıyla ilgilidir. Ahirette ise, herkes kendi amelinin karşılığını görecek ve kendi tercihine sahip olacaktır.
Bununla birlikte bazı rivayetlerde, ahirette Allah’ın mümin kadınları “huriler” sûretine dönüştüreceği ve onların salih eşleriyle birlikte cennette yaşayacakları belirtilmiştir. [1] Ancak bu tür rivayetlerden, kadınların ahirette dünya hayatındaki eşleriyle yaşamaya zorlanacakları sonucu çıkmaz. Eğer kendileri isterlerse, bunu tercih edebilirler. [2]
Ayrıca Mecmau’l-Beyân tefsirinde, insanın cennette sahip olacağı kadınlardan maksadın, müminlerin dünya hayatındaki eşleri olduğu; ancak onların ahirette huriler sûretine dönüştürülerek eşleriyle birlikte cennette yaşayacakları ifade edilmiştir. [3] Buradan, cennette kadınların dünya hayatındaki eşleriyle birlikte yaşayabilecekleri anlaşılmaktadır.
3. Eşi olmayan kadınların veya kocası cehennem ehli olan kadınların -örneğin Firavun’un eşi Âsiye’nin- cennetteki durumlarının ne olacağı meselesine gelince; cennette cennet ehli için her şeyin hazırlanmış olması ve her türlü nimetin onların hizmetine sunulması sebebiyle, [4] bu genel ilkeye göre söz konusu kadınlar için cennette salih eşler hazırlanacağı söylenebilir. Böylece mümin kadınlar, bu eşleriyle birlikte güzel ve huzurlu bir hayat yaşayacaklardır.
Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır:
وَفِیهَا مَا تَشْتَهِیهِ الْأَنْفُسُ وَتَلَذُّ الْأَعْیُنُ
“Orada nefislerin arzuladığı ve gözlerin hoşlandığı her şey vardır.” [5]
“Nefislerin arzuladığı her şey” ifadesi her türlü nimeti kapsadığından, [6] cennet ehli kadınların da salih cennet eşlerine sahip olacağı söylenebilir.
Başka bir ayette de cennet ehlinin arzu ettiği her şeyin kendilerine verileceği vurgulanarak şöyle buyurulmaktadır:
وَلَکُمْ فِیهَا مَا تَشْتَهِی أَنْفُسُکُمْ وَلَکُمْ فِیهَا مَا تَدَّعُونَ
“Orada sizin için canlarınızın arzuladığı her şey vardır; orada istediğiniz her şey sizin için hazırlanmıştır.” [7]
Bunların en açık ifadelerinden biri de şu mübarek ayettir:
وَلَهُمْ فِیهَا أَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ
“Orada onlar için tertemiz eşler vardır.” [8]
Bu ayetlerin bütününden açıkça anlaşılmaktadır ki cennet ehli kadınlar da erkekler gibi gönüllerinin arzuladığı her türlü nimetten yararlanacaklardır. Bu nimetlerden biri de “arzu ettikleri eşle birlikte yaşamaktır”. [9]
Ayrıca bazı rivayetlerde Hz. Peygamber’in (s.a.a) şöyle buyurduğu nakledilmiştir:
“Cennette bir çarşı vardır; orada herhangi bir alışveriş yoktur. Orada yalnızca erkeklerin ve kadınların sûretleri bulunur. Kim bir sûreti arzu ederse, o çarşıya girer. Orası hurilerin toplandığı yerdir.” [10]
Bu rivayetten de kadınların, erkekler gibi, cennet çarşısında arzu ettikleri erkeği bulabilecekleri ve onunla birlikte yaşayabilecekleri anlaşılmaktadır.
4. Kur’an-ı Kerim, cennet ehlinin eşleri meselesini birçok yerde ele almıştır. Bunlardan birinde şöyle buyurmaktadır:
وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ عِینٍ
“Onları güzel gözlü hurilerle eşleştiririz.” [11]
Ancak burada şu soru ortaya çıkmaktadır: “Huri eşlerle evlendirilme yalnızca erkeklere mi mahsustur, yoksa kadınlar da bundan yararlanacak mıdır?”
Cevap şudur:
İlâhî vaatlerin yalnızca erkeklere özgü olduğunu gösteren hiçbir delil yoktur. Özellikle “hûr” ve “în” kelimeleri üzerinde dikkatle durulup bunların sözlük anlamları incelendiğinde, hûr-i în nimetinin yalnızca erkeklere mahsus olmadığı anlaşılmaktadır.
Allâme Hasan-zâde Âmulî’nin “Hûr-i în” kelimesinin açıklamasına ilişkin değerlendirmesinden [12] anlaşıldığı üzere, dinî metinlerde (ayetler, rivayetler ve dualar) hûr-i în ile evlilikten söz edildiğinde bunun yalnızca erkeklere özgü olduğu söylenemez. Aksine, cennet ehli kadınlar da “ahver” ve “a‘yün” olarak nitelendirilen; yani iri, güzel ve ceylan gözlü erkeklerle evleneceklerdir.
Dolayısıyla cennette hûr-i în sahibi olma nimeti yalnızca erkeklere mahsus değildir; cennet ehli kadınlar da bu nimetten mahrum bırakılmayacaktır.
---------
[1]- Meclisî, Muhammed Bâkır, Bihârü’l-Envâr, c. 8, s. 213, Müessesetü’l-Vefâ Yayınları, 1403 hk., Beyrut.
[2]- Aynı eser.
[3]- Tabersî, Fazl b. Hasan, Mecmeu’l-Beyân, c. 1-2, s. 81, Dâru İhyâi’t-Türâsi’l-Arabî Yayınları, 1412 hk., Beyrut; Bakara Suresi’nin 25. ayetinin tefsiri.
[4]- Vâkıa Suresi, 21. ayet.
[5]- Zuhruf Suresi, 7. ayet.
[6]- Mekârim Şîrâzî, Nâsır, Peyâm-ı Kur’ân, c. 6, s. 273, Medresetü Emîri’l-Mü’minîn Yayınları, 1370 hş., Kum.
[7]- Fussilet Suresi, 31. ayet.
[8]- Bakara Suresi, 25. ayet.
[9]- Mekârim Şîrâzî, Nâsır, Peyâm-ı Kur’ân, c. 6, s. 260.
[10]- Câmiu’l-Ahbâr, s. 202, eski taş baskı, tarih yok, 137. bölüm.
[11]- Duhân Suresi, 54. ayet.
[12]- Âgâz u Encâm-ı Hâce, s. 225, Hasan-zâde Âmulî’nin şerh ve ta‘lîkâtıyla, Kültür ve İslâmî İrşad Bakanlığı Yayınları, 1366 hş., Tahran.
