Bugun...



Her Gün Âşura, Her Yer Kerbela

Bismillahirrahmanirrahim

facebook-paylas
Güncelleme: 17-08-2023 17:02:24 Tarih: 17-08-2023 16:53

Her Gün Âşura, Her Yer Kerbela

Soru:

Birçok kişiden “Her gün Âşura’dır ve her yer Kerbela” hadisinin çok zayıf bir hadis olduğu veya böyle bir hadisin olmadığını duydum. Sizden ricam bu konuda daha fazla bilgi vermenizdir. Bu söz bir hadis ise lütfen onun itibar ve doğruluğunun ne ölçüde olduğunu söyleyiniz.

Cevap:

Hadis kitaplarında “Her gün Âşura’dır, her yer Kerbela” sözünün Masumlara (a.s) [1] ait olduğuna dair bir delile rastlamadık. [2]

Ancak bu söz Kerbela olayı hedef ve maksadını ifade etmek yönünden güzel bir anlamı ifade eden anlamlı mesajlar içeren bir sözdür. Zira İmam Mehdi (a.f) zuhur edip zalimlerin kökünü kazıyıncaya kadar zalimin mazluma yapacağı zulüm bitmeyecektir. Âşura günü gibi bir günün olması mümkün olmamakla beraber, Âşura kültürü devam etmektedir ve Kerbela da, İslâm uğruna direnişin ve zulümle, adaletsizlikle mücadele etmenin sembolü olmuştur.

Masum İmamlar (a.s) bize, zalimlerin zulmüyle mücadele etmenin gerekliliğini öğretmiş ve kendileri de bu yolu takip etmişlerdir. Âşura, belli bir zaman ve mekân içinde sınırlanmış bir olay değildir.

“Her gün Âşura’dır, her yer Kerbela” sözü, hakla batıl arasındaki savaşın her yer ve zamanda süreceğini göstermektedir. Âşura ve Kerbela bu zincirin parlak halkalarından biridir. Hak ile batıl, daima birbirlerine karşı mücadele ve savaş halindedirler. Hakkın savunuculuğunu üstlenen özgür insanlar sürekli batıla karşı savaş vermişlerdir. Hak ve batıl mücadelesini umursamamak dinsizliktir.

İmam Hüseyin’in (a.s) gerçek takipçilerinden ve İslâm Cumhuriyeti’nin kurucusu büyük mücahit İmam Humeynî (r.a) de yukarıdaki sözü “büyük bir söz” diye nitelendirmektedir. O, Âşura’nın manasının korunmasına ve Kerbela’nın rolünün yerine getirilmesine önem vererek şöyle demiştir: “Bu söz (Her gün Âşura’dır, her yer Kerbela) büyük bir sözdür…

Halkımız her gün bu manayı algılamalıdır; bugün Âşura günüdür ve biz zulmün karşısında durmalıyız. Burası Kerbela’dır ve Kerbela’nın rolünü yerine getirmeliyiz. O, belli bir yere ait değildir ve belli kişilerle sınırlı değildir. Kerbela olayı yetmiş iki kişilik bir gurupla ve Kerbela toprağıyla sınırlı değildir. Her yer bu rolü üstlenmelidir.” [3]

İmam Humeynî (r.a), “Seyyid-i Şüheda İmam Hüseyin’in (a.s) kıyam ve şehadetinin Müslümanların toplumsal hareketlerinin dayanağı olması” gerektiğine inanıyor ve kendisi de Hüseynî (a.s) kıyamı, İslâm İnkılâbı hareketinin temeli biliyordu: “Seyyid-i Şüheda’nın (a.s) işi, onun sahip olduğu ideal, gittiği yol, şehadetinden sonra İslâm’a zafer kazandırdı. Bu eğitici olayda hem görev vardır ve hem de müjde: Görev, mustazafların az sayıda da olsa büyük bir şeytani güce sahip olan müstekbirlerin aleyhine şehitlerin efendisi gibi kıyam etmeleridir. Müjde ise, şehitlerimizin Kerbela şehitlerinden sayılmalarıdır.”

Yine şöyle demiştir: “Âşura savaşı, zaman yönünden (yarım gün) en kısa savaştı ama etki ve uzantı yönünden ise, hak ve batıl arasındaki en uzun savaştır. Kerbela’da olmak ve Şehitlerin İmamı’na (a.s) yardım etmek (keşke sizinle beraber olsaydık ve o büyük feyze bizde ulaşsaydık) [4] arzu edildiği sürece, Kerbela cephesi sıcak kalacak ve Âşura savaşı devam edecektir.” [5]

Başka bir deyişle, İmam Hüseyin (a.s), Hz. Âdem, Hz. İbrahim, Hz. Nuh, Hz. Musa ve Hz. İsa’nın (a.s) ve Hz. Muhammed’in (s.a.a) varisi ise, onun (a.s) Âşuravari takipçileri de kanlı cihat ve şehadetin varisidirler ve Kerbela sancağını yere bırakmayacaklardır. Teşeyyünün bu yapısı, onun siyasi boyutudur. Nitekim İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyuruyor: “Bende sizin için bir örnek vardır.” [6]

Bu görüş, “Kerbela ve Hüseynî (a.s) kıyam, yalnızca İmam’a (a.s) aittir ve ondan (a.s) başkası bu yoldan gidemez” tezini reddetmektedir.

 

-----------

[1]- Bazıları herhangi bir kaynak göstermeden bu sözü İmam Sâdık’tan (a.s) nakletmişlerdir. Abbas Azizî, Peyam-ı Âşura, s. 28; Cevad Muhaddisî, Ferheng-i Âşura, s. 371.

[2]- Bazıları da bu sözün Masumlar’dan (a.s) rivayet edilen bir hadis olmadığına dair karineler zikretmişlerdir. Mecelle-i Ulum-u Hadis, no: 26.

[3]- Sahife-i Nur, c. 9, s. 202.

[4]- Ziyaret-i Âşura.

[5]- Sahife-i Nur, c. 20, s. 195.

[6]- Tarih-i Taberî, c. 4, s. 304.




Bu haber 752 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SORU-CEVAP Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI