Bugun...



Ehlisünnet Düşüncesinde İmam Mehdi (a.f) - 4

Bismillahirrahmanirrahim

facebook-paylas
Tarih: 18-08-2023 14:53

Ehlisünnet Düşüncesinde İmam Mehdi (a.f) - 4

Bismillahirrahmanirrahim

Şeyh Nasir Elbânî: Elbânî, “İslamî Medeniyet” adlı dergide, "Mehdi Hakkında" başlığı altındaki söyleşide şöyle diyor: Dikkat etmek gerekir ki, “Vaat edilen Mehdi'nin zuhuru” hakkında oldukça fazla sahih hadis bulunmaktadır ve bu hadislerin çoğu sahih senetlerle nakledilmiştir. Ben burada örnek olarak bir kısmını getireceğim ve ardından da eleştirmenlerin eleştirilerine cevap vereceğim.

Bunun ardından Elbânî, zikredilen hadislerin bazı örneklerini beyan edip, âlimlerin bu hadislerin tevatür haddinde olduğu görüşlerini vurgulayarak şöyle demiştir: Gerçekten Raşit Rıza ve bu gibileri (ahir zamandaki Mehdi'yle ilgili rivayetler hususunda şüphelenenler) Mehdi hakkındaki rivayetleri bir bir incelememiş ve gerekli ilmî çalışmaları yapmamışlardır. Aksi takdirde bu rivayetlerin bazılarının gerekli delil ve kanıtı oluşturduğunu elde edebilir, güvenilir ve senetli olduğuna kanaat getirebilirlerdi. Hatta gayb ile ilgili konuların ispatında mütevatir rivayetler dışındaki rivayetlere güvenilemeyeceğini sananlara karşı bile, bu rivayetlerden faydalanılabilinir.

Reşit Rıza, Hz. Mehdi (a.f) ile ilgili hadislerin ravileri içerisinde Şiîlerin olduğunu iddia ederek, bu hadisleri geçersiz ve itibarsız bilmiştir. Cevabına gelince şöyle demek gerekir:

Birinci olarak, bu konu doğru değildir.

İkinci olarak, zikrettiğim dört hadisin ravileri arasında Şiîlikle tanınan biri bulunmamaktadır. Raşit Rıza'nın bu iddiası doğru bile olsaydı, bu hadislerin doğruluğunu zedeleyemezdi. Çünkü hadisin sahihlik ve doğruluk ölçüsü, ravinin dakik ve doğru sözlü olmasına bağlıdır. Hadis ilminde de belirtildiği gibi, ravinin mezhebi, hadisin yanlış veya doğruluğunda etkili değildir. Bu yüzdendir ki, Müslim ve Buhârî kendi kitaplarında Şia'dan ve diğer mezhep mensuplarından pek çok hadis nakletmişler ve bu hadislere güvenerek delil getirmişlerdir.

Raşit Rıza ayrı bir delil olarak, Hz. Mehdi ile ilgili rivayetlerin içerik yönünden çelişkili olduğunu öne sürmüştür. Ancak onun bu delili de doğru değildir. Çünkü iki rivayetin çelişki içerisinde olabilmesi için, her iki rivayetin senet yönünden eşit olması gerekir. Ancak güçlü ve zayıf iki rivayet arasında bulunan çelişkiyi hiçbir insaf ve akıl sahibi caiz görmez. Raşit Rıza'nın dediği çelişki de bu tür bir çelişkidir.

Sözün kısası şudur ki, Hz. Mehdi'nin (a.f) zuhuruna inanmak, gerçek ve Hz. Resulullah'tan (s.a.a) tevatür düzeyinde nakledilerek elimize ulaşmış gaybî haberlerden biri olmakla beraber, bu inancı beslemek farzdır ve takvalı insanların sıfatından biri de bu inanca sahip olmaktır. Nitekim Allah-u Teâlâ, Kur’an’da şöyle buyuruyor:

"İşte o kitap (Kur’an); onda bir kuşku yoktur. O, takvalı olanlar için yol göstericidir. Onlar gayba inanırlar." [1]

Bu konuyu ancak cahil veya inatçı olan inkâr edebilir. Allah'tan dilerim ki buna, Kur’an ve Sünnette gelenlerin hepsine iman üzere canımızı alsın. [2]

Adevî el-Mısrî: Adevî, “Meşâriku'l-Envâr” kitabında şöyle diyor: Bazı rivayetlerde yer adlığına göre, Mehdi (a.f) zuhur edince başının üstündeki bir melek şöyle seslenecektir: "Bu, Allah'ın halifesi Mehdi'dir. Ona itaat edin." İnsanlar ona doğru yönelecek, muhabbet ve aşkı da gönüllerde yer edinecektir. O, doğu ve batıya hükümranlık edecektir. Onunla Rükün ve Makam arasında (Kâbe'nin kenarında) en önce biat edenlerin sayısı Bedir (Savaş'ı) ehli kadar olacaktır. Bunun ardından Şam'ın gerçek müminleri, Mısır'dan liyakatli şahsiyetler ve doğu halklarından bir topluluk onun yanına gelecektir. Allah, ona yardım etmeleri için Horasan'dan siyah bayraklı bir orduyu çıkaracak, onlar Şam'a ve başka bir rivayete göre ise, Kûfe'ye doğru gideceklerdir. Elbette her iki rivayeti birlikte manalandırmak da mümkündür. Allah, Mehdi'ye (a.f) üç bin melekle yardım edecek ve Ashab-ı Kehf, Mehdi'nin (a.f) yârenlerinden olacaktır.

Suyûtî'nin üstadı şöyle diyor: "Ashab-ı Kehf'in bu son zamana kadar geciktirilmesinin sebebi, Allah'ın onları bu izzet ve şerefe ulaştırması, onları bu ümmete dâhil ederek Allah'ın halifesine yardım etmeleri içindir. Mehdi (a.f) ordusunun öncü komutanı Cebrail ve en sonda yer alan da Mikail olacaktır. [3]

Sa'düddin Teftâzânî: Teftâzânî, “Şerhu'l-Mekâsid” adlı eserde şöyle yazmıştır: Mehdi'nin (a.f) kıyamı ve İsa'nın (a.s) yeryüzüne inmesi, “imamet” konusuyla ilgilidir ve kıyametin alametlerindendir.

Sonra şöyle diyor: Ebu Saîd Hudrî'den Hz. Resulullah'ın (s.a.a) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: "Bu ümmet öyle bir musibet ve belaya uğrayacaktır ki, hiç kimse zulüm ve adaletsizlikten kaçarak sığınabileceği bir yer bulamayacaktır. O zaman Allah, benim ailemden birini gönderecektir ki, zulümle dolan yeryüzünü insaf ve adaletle doldursun."

Âlimlerin görüşüne göre o, Hz. Fatıma'nın (s.a) evlatlarındandır. Allah ne zaman isterse, onu yaratacak ve kendi dinine yardım etmek için görevlendirecektir. Şia, onun Muhammed b. Hasan Askerî (a.s) olduğuna inanmakta, düşmanlarından korunmak için gizlendiğini, ömrünün de Nuh, Lokman ve Hızır (a.s) gibi uzun olduğunu, dolayısıyla uzun ömürlü olmasının muhal olmadığını kabul etmektedir. Ancak diğer fırkalar Şia'nın bu görüşünü kabul etmemiş ve bunu oldukça uzak bir ihtimal görmüşlerdir. Çünkü bu gibi delilsiz ve gerekçesiz uzun ömürler ümmet içerisinde görülmemiştir. [4]

Kirmânî Dımaşkî: O, “Ahbâru'd-Duvel ve Âsâru'l-Uvel” adlı eserinde şöyle diyor: İlmî şahsiyetler, Mehdi'nin (a.f) ahir zamanda kıyam edecek kişi olduğu hususunda görüş birliğine varmışlardır. Pek çok rivayet onun zuhurunu teyit etmekte ve nur saçmasına şahitlik etmektedir. Zamanın zulmet ve karanlığı onun zuhuruyla aydınlığa dönüşecek, onun cemalinin cilvesiyle gecenin karanlığı, yerini gerçek sabaha bırakacak ve adaletinin nuru cihanın tamamını adeta ay gibi aydınlatacaktır. [5]

Muhyiddin Arabî: Muhyiddin, “el-Futûhâtu'l-Mekkiyye” adlı eserinde şöyle diyor: Bil ki Allah, bize kendi katından bir halifeyle yardım etmiştir ki o, yeryüzü zulüm ve adaletsizlikle dolduktan sonra zuhur edecek, insaf ve adaletle dolduracaktır. Eğer cihanın ömründen bir gün bile kalmış olsa, Allah-u Teâlâ o günü o kadar uzatacaktır ki Resulullah'ın (s.a.a) ailesinden, Fatıma'nın (s.a) evlatlarından ve Peygamber (s.a.a) ile aynı ismi taşıyan Allah'ın halifesi zuhur edecektir.

…O, Allah'ın misafirliği olan büyük bir savaşta, Mercu Akkâ'da hazır olacaktır. Zulüm ve zalimleri yok edecek, dini ayakta tutacak ve İslam'ın bedenine taze bir can verecektir. İslam değersizleştikten sonra onun eliyle tekrar izzet ve saygınlık kazanacak; münzevilikten kurtulup tekrar hayat bulacaktır. Vergiyi ve cizyeyi kaldıracak; (düşmanları) kılıçla Allah'a davet edecek; kabul etmeyen öldürülecek; onunla inatlaşıp kavgaya tutuşan hor ve zelil olacaktır. Dinî mesele ve hükümler hususunda öyle amel edecektir ki eğer Resulullah (s.a.a) olsaydı, o şekilde amel ederdi. Batıl mezhepleri yeryüzünden yok edecek; temiz ve saf din dışında başka bir din kalmayacaktır. Onun düşmanları içtihat sahibi fakihlerin taraftarlarıdır. Mehdi'nin (a.f) hükümlerini kendi önderlerinin hükümleriyle farklı görünce, çaresiz bir şekilde ya kılıçtan ve onun heybetinden korktukları için veya onun elinde bulunan meziyetlere iştiyaklarından dolayı emri altına gireceklerdir.

Müslüman avam halklar, İmam Mehdi'nin (a.f) gelmesine, ileri gelen seçkinlerden daha çok sevinip şükredeceklerdir. Allah'a olan marifetleri sebebiyle gerçekleri derk edip keşfeden hakikat ehli olan arifler, İmam Mehdi'ye (a.f) biat edeceklerdir.

İmam Mehdi (a.f), kendini Allah'a adamış insanlar tarafından desteklenecektir. Onlar İmam Mehdi'nin (a.f) hükümetini ayakta tutacak ve ona yardım edeceklerdir. Onlar onun vezirleri ve yardımcılarıdır. Memleketin ağır sorumlulukları onların üzerindedir. İmam Mehdi'ye (a.f) ilahi görevini yerine getirmesi için yardım ederler.

…Onun yolundaki şehitler en üstün şehitler ve güvendiği emin şahsiyetler de en güvenilir olanlardır. Şüphesiz Allah, kendi gayb âleminde gizlediği bir grubu ona yardım için seçecek, onları âlemin gerçekleriyle ve Allah'ın kullarına olan emirleriyle tanıştıracaktır. İmam Mehdi (a.f) onlarla istişare ederek işleri idare edecektir. Onlar gerçek arifler, gayb ve mana âleminde olanları bilenlerdir.

Onun kendisi hak kılıcına ve medenî siyasete sahiptir. Onun ilim ve bilgisi Allah katından, makam ve mevkisine uygundur. Çünkü o, gerçek ve hak halifedir. Hayvanların dilini bilir. Adaleti cinler ve insanlar arasında uygulayacaktır. Vezirleri, Allah'ın sır ehli kulları ve şu ayetin örnekleridir:

"Müminlere yardım etmek, bize düşen bir haktır." [6]

Onlar, Allah'la yaptıkları ahitleri üzere kalan Resulullah'ın (s.a.a) büyük sahabesiyle aynı derecededirler. Arapça konuşmalarına rağmen, hepsi Acemdir [7] ve içlerinde Arap yoktur. Onlarla aynı cinsten olmayan koruyucuları vardır. O, asla Allah'a itaatsizlik etmemiş, Allah'ın en güvendiği özel halifesidir. [8]

Şerif Berzencî: Şerif, “el-İşâ'a fi Eşrâti's-Sâ'a” adlı eserinde şöyle diyor: Bil ki Mehdi'yle (a.f) ilgili rivayetlerde ihtilaf olmasına rağmen, sınırlı değildir. Muhammed b. Hasan Destûrî, “Menâkıb-i Şâfiî” adlı kitapta söyle diyor: "Resulullah'tan (s.a.a) Mehdi'yle (a.f) ilgili nakledilen ve onu Peygamber'in (s.a.a) ailesinden bilen rivayetler tevatür haddindedir…"

İbn-i Sîrîn'den nakledildiğine göre, Mehdi, Ebubekir ve Ömer'den daha üstün ve faziletlidir. Ona şöyle soruldu: "Acaba Ebubekir ve Ömer'den faziletli midir?!" Şöyle dedi: "Muhtemelen bazı peygamberlerden bile daha faziletli ve üstündür." Onun şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ebubekir ve Ömer'in, ona (Mehdi'ye) fazilet ve üstünlüğü yoktur."

Suyûtî, “el-Arfu'l-Verdî fî Ahbâri'l-Mehdi” adlı kitabında şöyle diyor: "Mehdi'nin (a.f) fazilet ve üstünlüğüne dair senetler sahih, ikinci hadisi kabullenmek birinci hadisten daha kolaydır."

Şerif Berzencî şöyle devam ediyor: Bana göre bu hadisin ibarelerine açıklık kazandırmamız gerekmektedir. Çünkü "Mehdi'nin (a.f) yârenlerinin sevabı sizlerden elli kişininkine denktir" rivayetinden anlaşılmaktadır ki, Mehdi (a.f) zamanındaki fitne ve sıkıntılar oldukça zor şartları beraberinde getirecektir. Benim inancıma göre, üstünlük ve faziletin farklı boyutları vardır. Bir şahsı, diğer bir şahsa her yönüyle tercih edip üstün bilmek doğru bir şey değildir. Ancak Peygamber'in (s.a.a) üstün bildiği müstesnadır. Çünkü (derecesi) aşağı gözüken şahısta, üstün şahıstan çok farklı bir özellik bulunabilir. “el-Futûhâtu'l-Mekkiyye” kitabında Muhyiddin Arabî'den şöyle naklediliyor: "Hz. Mehdi (a.f) masumun hükümleriyle hükmedecek; Resulullah'ın (s.a.a) sünnetine uyacak ve asla hata yapmayacaktır." Hiç şüphesiz bu özellik Ebubekir ve Ömer'de yoktu. Onun hakkında söylenen dokuz farklı özellik hiçbir din önderinde bulunmamaktadır. Dolayısıyla Mehdi (a.f) bu yönleri dikkate alındığında Ebubekir ve Ömer'den üstün görülebilinir. Her ne kadar Ebubekir ve Ömer, Resulullah'ın (s.a.a) sahabîsi, vahyi müşahede eden, iman etmede öncelikli ve benzeri özelliklere sahip olsalar da durum bundan ibarettir. Âlim olan ise, Allah'tır.

Şeyh Ali Kârî “el-Meşrebu'l-Verdî fî Mezhebi'l-Mehdi” adlı eserde şöyle diyor: "Mehdi'nin (a.f) üstünlüğünü gösteren delillerden bir tanesi, Resulullah'ın (s.a.a) onu “Allah'ın Halifesi” diye adlandırması ve Ebubekir'e ise, fakat 'Resulullah'ın Halifesi' denilmesidir." [9]

Dolayısıyla anlaşılan şudur ki, İmam Mehdi'ye (a.f), yani Allah'ın saf dinini evrene hâkim kılacak, yeryüzünü insaf ve adaletle dolduracak birine beslenen inanç İslamî bir inanç olup, bütün inanç grup ve mezhepleri tarafından kabul edilmektedir. Çünkü onun zuhurunu Allah vadetmiş ve Resulullah (s.a.a) kesin olarak müjdelemiştir. Onun dünyaya gelmiş olması veya sonradan dünyaya gelerek doğacağı hususundaki ihtilafın, bu inanç üzerinde hiçbir tesiri yoktur. Dolayısıyla bütün Müslümanların pür dikkat, o vaat edilen ilahî rehberin yoluna gönülden bağlanmaları farzdır. O rehber çok yakın bir zamanda Kâbe'nin yanından bütün cihandakileri çağıracak, oradan Medine, Irak, Şam, Kudüs ve ardından âlemin her köşe bucağına doğru yola koyulacaktır.

Ya Rabbi! Zuhurunu yakınlaştır. Bizleri onun yaverlerinden ve yârenlerinden eyle. Âmin.

 

 

--------

[1]- Bakara, 2-3.

[2]- el-İmamu'l-Mehdi İnde Ehli's-Sünnet, c. 2, s. 288-391.

[3]- el-İmamu'l-Mehdi İnde Ehli's-Sünnet, c. 2, s. 62.

[4]- el-İmamu'l-Mehdi İnde Ehli's-Sünnet, c. 1, s. 214.

[5]- el-İmamu'l-Mehdi İnde Ehli's-Sünnet, c. 1, s. 463.

[6]- Rûm, 47.

[7]- Acem; Arap olmayan diğer kavimlerin hepsine verilen addır. (Ferâhîdî, Kitabu'l-Ayn, c. 1, s. 237; Râgib İsfahânî, Mufredâtu Elfâzi'l Kur'ân, s. 549; İbn-i Menzûr, Lisânu'l-Arab, c. 12, s. 385.)

[8]- el-İmamu'l-Mehdi İnde Ehli's-Sünnet, c. 2, s. 106-107.

[9]- el-İmamu'l-Mehdi İnde Ehli's-Sünnet, c. 1, s. 480-506.




Bu haber 435 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER MEHDEVİYET Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI