Bugun...



Ehlisünnet Düşüncesinde İmam Mehdi (a.f) - 3

Bismillahirrahmanirrahim

facebook-paylas
Tarih: 11-08-2023 15:06

Ehlisünnet Düşüncesinde İmam Mehdi (a.f) - 3

İbn-i Hacer Heysemî: İbn-i Hacer, “es-Savâiku'l-Muhrika” adlı eserinde şöyle diyor: “Mukâtil b. Süleyman ve onu takip eden müfessirler şöyle demişlerdir: Zuhruf Suresi 61. ayet, yani "Kuşkusuz o, kıyamet saati için bir bilgidir" ayeti İmam Mehdi (a.f) hakkında nazil olmuştur. Bu takdirde ayet, Hz. Fatıma (s.a) ve İmam Ali (a.s) soyunun bereketli olacağına, Allah'ın o ikisinin sülalesinden temiz ve liyakatli insanlar yaratacağına değinmektedir. Allah, onların neslini hikmetin kilidi ve rahmetin madeni kılacaktır. Çünkü Hz. Resulullah (s.a.a), Hz. Fatıma (s.a) ve neslini şeytanın şerrinden Allah'a sığındırmış, İmam Ali (a.s) için de aynı duayı etmiştir. Bunun detaylı açıklaması ise ilgili rivayetlerin anlatım ve üslubundan anlaşılmaktadır”. [1]

İbn Kesir: İbn-i Kesir, “en-Nihaye” adlı kitabında bu konuya dair müstakil bir bölüm ve başlık açmış, ismini de "Ahir Zamanda Zuhur Edecek Mehdi" koymuştur. İbn-i Kesir şöyle diyor: “O, (Peygamber'in) gerçek haleflerinden biri ve hidayet önderidir. Nebevî hadisler onun hakkında demektedir ki, o (zuhuru) ahir zamandadır.

"Siyah bayraklılar Horasan'dan çıkacak ve İlyâ'da bayrakları dikene kadar hiçbir şey onları vazgeçirip geri döndüremeyecektir" rivayetinin ardından şöyle diyor: Bu bayraklar, Ebu Müslim Horasanî'nin dalgalandırdığı ve hicrî 132 yılında Benî Ümeyye devletini yıkan bayraklar değildir. Bunlar, Mehdi'yle (a.f) birlikte gelecek bayraklardır. O, Muhammed b. Abdullah Alevî Fatimî Hasanî'dir ki, Allah ona bir gecede liyakat verecektir. Yani tövbesini kabul edecek, onu muvaffak kılacak, ilham edecek, doğru yola hidayet edecek, hükümetini ayakta tutacak ve devletinin erkânını sağlamlaştıracaktır. Bayraklarının rengi siyahtır. Çünkü siyah rengi vakarlılığın göstergesidir. Zira Hz. Resulullah'ın (s.a.a) bayrağının rengi de siyahtı ve ona “kartal” denirdi. [2]

Celaluddin Suyûtî: Suyûtî, “el-Hâvî li'l-Fetâvâ” adlı eserinde şöyle diyor: İbn-i Cerîr kendi tefsirinde Suddî'den naklen; "Allah'ın mescitlerinde O'nun isminin anılmasına engel olan ve onların yıkılmasına çalışan kimseden daha zalim kim var? (Hâlbuki) onlar bu mescitlere ancak korku içinde girebilmelidirler. Onlara dünyada zillet ve ahirette büyük azap vardır" [3] ayetinin tefsirinde şöyle diyor: "Bunlar, Beytu'l-Mukaddes'in yıkılmasında Buhtunnasr'a yardım eden Rumlardır. Yeryüzündeki Rumların hepsi istisnasız Beytu'l-Mukaddes'e girdiğinde boynunun vurulmasından ve cizye alınmasından korkar. Bu dünyadaki zillete gelince; bu, İmam Mehdi (a.f) kıyam ettiğinde, Kostantiniyye fetih edildiğinde ve onların hepsini kılıçtan geçirdiğinde gerçekleşecektir." [4]

Bunun ardından, "İsa b. Meryem'den başka Mehdi yoktur" rivayeti hakkında da şöyle diyor: Kurtubî, Tezkire'de şöyle diyor: "Bu rivayetin senedi zayıftır. Hâlbuki bazı Nebevî hadisler açık bir şekilde Hz. Mehdi'nin (a.f) kıyamından bahsetmekte, Hz. Peygamber'in (s.a.a) soyundan ve Hz. Fatıma'nın (s.a) evlatlarından olduğunu beyan etmektedir. Bu gibi hadislerin senedi de o hadisin senedinden daha güçlü ve sahihtir. Dolayısıyla senet yönünden sahih olanla hükmedilmelidir, zayıf olanla değil." Ebu'l-Hasan Muhammed b. Hüseyin b. İbrahim b. Asım Secezî şöyle diyor: "Hz. Peygamber'in (s.a.a) Hz. Mehdi'nin (a.f) gelmesine dair rivayetleri oldukça fazla ve tevatür haddindedir. Bu rivayetler Hz. Mehdi'nin (a.f) Ehlibeyt'ten olduğunu, yedi yıl hükümet edeceğini ve dünyayı adaletle dolduracağını göstermektedir. Hz. İsa (a.s) onunla beraber gelecek ve Filistin'deki “Lud kapısı” yakınlarında Deccal'i öldürmek için Hz. Mehdi'ye (a.f) yardım edecektir. Hz. Mehdi (a.f) bu ümmete imamlık yapacak ve Hz. İsa (a.s) da onun önderliği süresince arkasında namaz kılacaktır." [5]

İbn-i Ebi'l-Hadîd Mutezilî: İbn-i Ebi'l-Hadîd, Şerh-i Nehcü'l-Belâğa'da İmam Ali'nin (a.s) buyurduğu, "Bizimle son bulacaktır, sizinle değil!" sözü hakkında şöyle demiştir: Bu söz ahir zamanda zuhur edecek Hz. Mehdi'ye (a.f) işaret etmektedir. Muhaddislerin geneli onun Hz. Fatıma'nın (s.a) evlatlarından olduğunu kabul etmektedir. Mutezile Mezhebi taraftarları bunu inkâr etmemişler; kitaplarında buna vurgu yapmışlar; üstatları ve ileri gelenleri de bunu kabul etmişlerdir. Yalnız tek fark budur ki, bizim inancımıza göre o henüz yaratılmamış (dünyaya gelmemiş) ve sonra yaratılacaktır. Hadisçiler de bu görüşe yönelmiştir. [6]

"Dünya, inattan sonra yavrusuna şefkatle dönen ısırıcı deve gibi, şefkatle bize dönecektir" şeklindeki sözü söyleyip ardından, "Biz yeryüzünde zayıf bırakılanlara ihsanda bulunmak, onları imamlar ve vârisler kılmak istiyoruz" [7] şeklindeki ayeti okuyan İmam Ali'nin (a.s) sözünün şerhinde şöyle diyor: “Şia, bu vaadin ahir zamanda yeryüzüne hâkimiyet sürecek Gaip İmam'a (a.f) dair olduğuna inanmaktadır.” Bizimle aynı düşünceyi paylaşanlar (yani Mutezile) ise, şöyle diyor: “Bu vaat, mutlaka yeryüzüne hükümranlık yapacak ve ülkelere egemen olacak İmam hakkındadır. Ancak onun şu anda var olması şart değildir…” Zeydiyye Fırkası takipçileri de şöyle diyorlar: “Şüphesiz, yeryüzünde hâkimiyet sürecek şahıs Fatimî'dir ve her ne kadar şu anda yeryüzünde onlardan kimse olmasa da, Zeydiyye Mezhebi üzere olan Fatimî bir topluluk, onun (Mehdi'nin) takipçilerinden olacaktır.” [8]

Sonra İmam Ali'nin (a.s), "Babam cariyelerin en üstününün evladına feda olsun!" sözü hakkında şöyle diyor: Şia inancına göre 12. İmam (a.f), “Nergis”isimli bir cariyenin oğludur. Ancak Mutezile, onun Fatimî olduğuna; gelecekte bir cariyeden doğacağına ve şu anda yeryüzünde bulunmadığına inanmaktadır. O, zulümle dolan yeryüzünü adalet ve insafla dolduracak; zalimlerden intikam alacak ve onları en kötü cezalara çarptıracaktır. [9]

O hâlde Hz. Mehdi'nin (a.f) en üstün cariyenin oğlu olduğuna inanan İbn-i Ebi'l-Hâdid ve diğer Ehlisünnet âlimleri şu soruya cevap vermelidirler: Eğer Hz. Mehdi (a.f), İmam Hasan Askerî'nin (a.s) oğlu değilse ve bizim asrımızda dünyaya gelecekse, “cariyenin oğlu” ve “âlemin en üstün cariyesinin evladı” konuları nasıl açıklanabilir?

İbn-i Ebi'l-Hâdid farklı bir yerde Nehcü'l-Belâğa'daki İmam Mehdi'yle (a.f) ilgili olan, "insanlara görünmez" ibaresi hakkında şöyle diyor: Bu söz, İmam'ın (a.f) gizlide olduğuna işaret etmektedir. Ancak Şiîler her ne kadar bu sözün onların İmam'ı (a.f) hakkında olduğunu sansalar da onlar için herhangi bir fayda sağlamaz. Çünkü Allah, bu İmam'ı ahir zamanda yaratarak belli bir müddet insanlar arasında gizleyebilir. İnsanları ona (İmam Mehdi'ye) davet eden ve emirlerini uygulayan mubelliğleri olabilir. Gizlilik ve gaybet dönemi sonunda zuhur edip, ülkeleri yönetimi altına almasının ardından devletler üzerinde egemenliğini kurarak, yeryüzünün hâkimi olabilir.

 “Feyzu'l-Kadîr” Kitabının Yazarı Munâvî: Munâvî, "Mehdi benim evlatlarımdandır ve yüzü yıldız gibi parlar" hadisi hakkında şöyle diyor: “Metâmih” kitabında şöyle gelmiştir: "Denildiğine göre ileride bu ümmet içerisinden öyle bir halife gelecekmiş ki, Ebubekir ondan faziletli değilmiş." Sonra şöyle devam ediyor: "Mehdi'yle ilgili rivayetler oldukça fazla ve meşhurdur. Bu rivayetleri âlimlerin pek çoğu ayrı bir şekilde bir araya getirmiştir. Örneğin Semhûdî şöyle diyor: Onun hakkında tespit edilen rivayetlerden anlaşıldığı kadarıyla o, Fatıma (s.a) evlatlarındandır. Sünen-i Ebu Davud'da geldiğine göre ise o, Hz. Hasan'ın (a.s) evlatlarındandır." Sonra şöyle diyor: “İsa b. Meryem'den başka Mehdi yoktur” rivayeti, nasıl olur da “Beklenen Mehdi (a.f)” rivayetleriyle çelişmez? Çünkü bundan kasıt, Kurtubî'nin de dediği gibi, masum ve kâmil olan İsa'dan (a.s) başkası değildir! İbn-i Cevzî, İbn-i Ahmed Râzî'den naklen şöyle diyor: 'Bu rivayet, yani “İsa b. Meryem'den başka Mehdi yoktur” batıl ve geçersiz bir rivayettir. Çünkü onun ravisi Muhammed b. İbrahim Sûrî'dir.' Sonra Râzî, “Mizânu'l-İ'tidâl” adlı eserden bu rivayetin aynısını İbn-i Cellâb'ın senediyle Revvâd'dan nakletmiştir. Bu kitapta Mehdi hakkındaki bu rivayetin batıl ve kabul edilemeyecek bir rivayet olduğu söylenmiştir.

Hayrüddin Âlûsî: Âlûsî, "Gâliyetu'l-Mevâiz" adlı kitapta şöyle diyor: İlmî şahsiyetlerin en sahih görüşüne göre, Hz. Mehdi'nin (a.f) zuhuru kıyametin alametlerindendir. Onun gelmesini inkâr eden bazı âlimlerin görüşü ise, değersiz ve asılsızdır.

Âlûsî, Hz. Mehdi'yle (a.f) ilgili rivayetlerin bir kısmını araştırıp inceledikten sonra, şöyle diyor: Hz. Mehdi hakkında beyan ettiklerimiz sahih itikattır ve Ehlisünnet ve'l-Cemaat'ın görüşüne dayanmaktadır. [10]

el-Ezher'in Baş Müftüsü [11] Şeyh Muhammed Hızır Hüseyin: Şeyh Muhammed Hızır, “İslam Medeniyeti” dergisiyle yaptığı bir söyleşide, "Mehdi'yle İlgili Rivayetlere Bir Bakış" başlığı altında şöyle demiştir: Dinde öyle konular vardır ki, aynı şer'î hükümler gibi, ona bağlı kalıp kabul etmek için bir tane güvenilir rivayet yeterlidir. Bu konulardan biri vaat edilmiş Mehdi'yle (a.f) ilgili olan hadislerdir. Bu tür konuların hadislerde beyan edilmesi, halkın bilgilenmesi içindir. Ancak insanların “Mehdi” konusuna imanlarının olup olmadığı, bu rivayetlerin içeriğinin bilinmesine bağlı değildir. Dolayısıyla eğer Hz. Peygamber'den (s.a.a) nakledilen sahih bir rivayette ahir zamanda böyle bir şeyin yaşanacağı yer alıyorsa, bizim için gerekli bilgi hâsıl olmuş demektir ve bu hadisin içeriğine bağlı kalınmalıdır. Sonuç olarak bu hadisle ilgili rivayetlerin çok olması ve tevatür haddine ulaşması gerekmez. İmam Buhârî'nin Sahih'inde Hz. Mehdi'yle (a.f) ilgili bir rivayet bulunmamaktadır. Ancak Sahih-i Müslim'de gelen bir rivayette Hz. Mehdi'nin (a.f) ismi açıkça geçmemiş olsa dahi, âlimler bu hadisten kastın Hz. Mehdi (a.f) olduğunu ya da onun bazı sıfatlarına işaret ettiğini kabul etmişlerdir. Ama Ahmed b. Hanbel, Ebu Davud, Tirmizî, İbn-i Mâce, Taberânî, Ebu Nuaym, İbn-i Ebî Şeybe, Ebu Ya'lâ, Dârekutnî, Beyhakî, Nuaym b. Hammâd ve diğerleri bu rivayetleri nakletmişler ve bazıları da bu konuya ayrı bir kitapçıkta yer vermişlerdir. Molla Ali Kârî'nin “el-Arfu'l Verdî fî Hakîkati'l-Mehdi” adlı eseri ve Şevkânî'nin “et-Tevzîh fî Tevâturi mâ Câe fi'l-Muntazari ve'd-Deccâli ve'l-Mesih” adlı eseri bunun örneklerindendir.

Şevkânî, adı geçen eserinde bu rivayetlerin tevatür haddine ulaştığını kabul etmiş ve şöyle demiştir: "Hz. Mehdi (a.f) hakkındaki elimizdeki hadislerin sayısı elliye ulaşmaktadır. Bu hadisler ya 'sahih' veya 'hasen' ya da telafisi mümkün olan 'zayıf' [12] hadislerdir. Dolayısıyla zikredilen hadisler, usul ilmi kurallarınca tevatür haddine ulaşmış olarak kabul edilir. Çünkü hatta bu hadde ulaşmamış hadisler bile mütevatir kabul edilmektedir." [13]

Hz. Mehdi (a.f) ile ilgili rivayetleri inkâr edenlerin bazıları şöyle diyor: "Hiç şüphesiz bu rivayetleri Şia uydurmuştur." Ancak bu görüş yanlıştır. Zira bu rivayetlerin hepsi senetlidir ve bu senetler üzerinde araştırma yapıldıktan sonra görülmüştür ki, bu hadislerin ravileri adil ve hadis üzerinde uzmanlıkla tanınan şahsiyetlerdir. Ayrıca rical ilminde uzman olan şahsiyetlerin bir tanesi bile bu hadislerin ravilerini Şia olmakla itham etmemişlerdir. Evet, pek çok devlet kurucusu, “Mehdeviyet” meselesini kendi hedefine ulaşmak için vesile edinmiş ve “Mehdilik” iddiasında bulunarak, halkı kendi etrafında toplamak istemiştir. Mısır'da kurulan Fâtımîler Devleti bu esas üzere kurulmuş ve kurucusu olan Abdullah, kendisini Mehdi ilan etmiştir. Yine Kuzey Afrika'da kurulan Müvahhidler Devleti de bu iddiayla şekillenmiş ve kurucusu olan Muhammed Tûmert, hükümetini bu iddia üzere sağlamlaştırmıştır.

Aynı şekilde “Abbas” isminde biri hicrî 690 yılında Kuzey Afrika ülkesindeki Rîf dağlık bölgesinde kıyam etmiş; kendisini Mehdi ilan etmiş ve bazıları da onun peşinden gitse de sonuçta öldürülmesiyle hareketi son bulmuştur.

Ayrıca Arâbî Paşa'nın Mısır'daki ayaklanmasından sonra “Muhammed Ahmed” isimli biri Sudan'da çıkarak, Mehdilik iddiasında bulunmuş ve Cuheyne Kabilesi'ne bağlı olan Bekkâre kabilesi 1300 yılında onun Mehdi olduğunu sanarak, peşinden gitmişlerdir. Ahmed'in ardından ise, Bekkâre kabilesi önderlerinden olan Teâyeşî onun yerine geçmiştir.

Dolayısıyla eğer insanlar Hz. Peygamber'in (s.a.a) hadisini doğru bir şekilde anlayamaz veya onu doğru bir şekilde uygulayamaz ve bunun ardından hatalar üst üste gelse bile, bu hadislerin doğruluğunda kuşkuya kapılmaya ya da bu hadisleri inkâr etmeye hakkımız yoktur. Çünkü Hz. Peygamber'in (s.a.a) nübüvvetinde hiç kuşku olmamasına rağmen, bazıları nübüvvet iddiasında bulunarak halkın bir kısmını sapıklığa sürüklemişlerdir. Günümüzdeki Kâdiyânîlik tayfası da bunun bir örneğidir. Allah'a tapınma konusu güneş gibi göz önünde olmasına rağmen, bazıları Allah'ın rehberlerinde hulul ettiğine inanmışlardır. Günümüzdeki Bahâîlik fırkası bunun bir örneğidir. Dolayısıyla dikkat edilecek olursa, insanın batıl düşünceler ve akımlardan dolayı hakkı inkâr etmesi kesinlikle doğru değildir.” [14]

 

 

--------

[1]- el-İmamu'l-Mehdi İnde Ehli's-Sünnet, c. 1, s. 420.

[2]- el-İmamu'l-Mehdi İnde Ehli's-Sünnet, c. 1, s. 296, 301, 302.

[3]- Bakara, 114.

[4]- el-İmamu'l-Mehdi İnde Ehli's-Sünnet, c. 1, s. 354.

[5]- el-İmamu'l-Mehdi İnde Ehli's-Sünnet, c. 1, s. 369.

[6]- el-İmamu'l-Mehdi İnde Ehli's-Sünnet, c. 1, s. 164.

[7]- Nehcü'l-Belâğa, Hikmetli Sözler: 209; Kasas, 5.

[8]- el-İmamu'l-Mehdi İnde Ehli's-Sünne, c. 1, s. 174.

[9]- el-İmamu'l-Mehdi İnde Ehli's-Sünne, c. 1, s. 152.

[10]- el-İmamu'l-Mehdi İnde Ehli's-Sünne, c. 2, s. 158,160.

[11]- Şeyhü'l-Ezher: Mısır'daki el-Ezher Üniversitesi'nin en yüksek ilmî mercii ve Ehlisünnet'in dört mezhebinin baş müftüsüdür.

[12]- Telafisi mümkün olan zayıf hadis; senet yönünden zayıf olsa da içeriğinin başka rivayetlerle veya farklı delillerle desteklenmesinden dolayı senet zayıflığı giderilen ve neticede itimat edilebilecek hâle gelen hadistir.

[13]- Mütevatir hadis: Bir hadisin senedindeki ravilerin çokluğu, hadisi uydurmak ve yalan söylemek için bir araya gelmiş olmalarını imkânsız kılacak düzeyde ise, mütevatir hadistir. Bu tür hadis, itibar ve güven açısından en üst derecedeki hadistir.

[14]- el-İmamu'l-Mehdi İnde Ehli's-Sünnet, c. 2, s. 210-214.




Bu haber 617 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER MEHDEVİYET Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI