|
Tweet |
İmam Mehdi'nin (a.f) zuhuru ve zuhurdan önceki döneminde Arapların durumu ve yöneticileri hakkında birçok rivayet nakledilmiştir ki burada başlıklar hâlinde onlara işaret etmek istiyoruz:
1- Yemen'de Hz. Mehdi'nin (a.f) zuhuruna zemin hazırlayanlar hakkındaki rivayetler.
Rivayetlerde bu hareket övülmüştür.
2- Mısırlıların ayaklanmasını, hareketini bildiren ve söz konusu ayaklanmayı teyit ettiği anlaşılan rivayetler.
Bu rivayetlerin bir kısmında, Hz. Mehdi'nin (a.f) dostlarının ve yardımcılarının bazılarının Mısır'dan olacağı yer alır. Yine bu rivayetlerin bazısında Mısır'ın İmam Mehdi'nin (a.f) minberi, konuşma yapacağı yer, yani İslam âleminin tebliğ ve düşünce merkezi olacağı ifade edilir. Bu rivayetlere göre İmam Mehdi (a.f) Mısır'a girecek ve minberin üzerine çıkıp, insanlara konuşma yapacaktır. Bu yüzden de Mısırlıların hareketini, o hazretin zuhuruna zemin hazırlayan ve zuhur hareketinin bir bölümünü oluşturan hareketler arasında sayabiliriz.
3- "Iraklı gruplar" ile "Şamlı büyükler ve iyiler" hakkındaki rivayetler.
4- Batılıların Mısır, Suriye, Ürdün ve Irak'ın çeşitli alanlarındaki askerî güçlerinin rolünden bahseden rivayetler.
Bu rivayetler Fatimîlerin hareketi hakkındaki rivayetlerle karıştırılmış ve bu rivayetlerden söz konusu güçlerin yerildiği sonucu çıkarılmıştır. Aynı şekilde Sünnî ve Şiî kaynaklardaki bazı rivayetlerde genel olarak Arap başkanlarının kınandığını görmekteyiz.
Bu konuda şu müstefiz[1] rivayeti örnek olarak gösterebiliriz: Yazıklar olsun Araplara (veya: Yazıklar olsun Arapların azgınlarına)! Yakında onları yakalayacak şerden!
Hâkim, “el-Müstedrek” adlı kitabında şöyle nakleder: Yakında duçar olacakları şerden dolayı, vay olsun Araplara! [2]
İmam Ali'nin (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilir: Allah'a yemin olsun! Onu, halkın ona Rükün ile Makam[3] arasında yeni bir kitap üzere biat ettiğini görür gibiyim. Oysa bu iş Araplara çok ağırdır. Vay olsun azgın Araplara! Yakında onları yakalayacak şerden. [4]
"Yeni kitap"tan maksat, hükümleri uzun süre terk edilen ama Hz. Mehdi (a.f) eliyle yeniden ihya edilen Kur’an-ı Kerim'dir.
İmam Cafer Sadık'ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir: Kaim (Mehdi) kıyam ettiğinde insanları yeniden İslam'a davet eder ve onları terk edilmiş, halkın genelinin kendisinden uzaklaşıp sapıklığa düştüğü bir işe doğru hidayet eder. Ona "Mehdi" denilmiştir; çünkü insanları yitirilen, unutulan bir işe hidayet eder. "Kaim" olarak adlandırılması da hak üzere kıyam etmesi hasebiyledir.[5]
Bu dönemde İslam dininin hâkimlere ve insanların çoğuna zor ve ağır gelmesinin sebebi şudur ki onlar İslam'ın gerçeğinden oldukça uzaklaşmışlar ve bu yüzden de o hazrete biat etmek, Kur’an’a ve gerçek İslam'a dönüp İslam'ın hükümlerine göre amel etmek onlar için çok zordur.
"Yeni kitap" tabiriyle, sureleri ve ayetleri yeni tertip üzere dizilecek olan Kur’an da kastedilmiş olabilir. Rivayete göre Hz. Peygamber'in (s.a.a) imlası /okuyup yazdırması ve İmam Ali'nin (a.s) hattı ile yazılan Kur’an’ın asıl nüshası, Hz. Peygamber-i Ekrem'le (s.a.a) diğer peygamberlerden miras olarak kalan diğer eserlerle birlikte Hz. Mehdi'nin (a.f) yanında korunmaktadır. Onun yanında olan Kur’an’ın elimizdeki Kur’an’la tek bir harf bile farkı olmayıp, sadece sure ve ayetlerin sıralamasında farklılık göstermektedir. O halde her iki anlama göre de, (yani sure ve ayetlerinin tertibi ya da unutulan emirlerinin uygulanması açısından) Kur’an’ın yeni olması doğrudur.
Abdullah b. Ebî Ya'fur şöyle diyor: İmam Cafer Sadık'ın (a.s) şöyle buyurduğunu duydum: "Vay olsun Araplara! Yakında gerçekleşecek şerden." İmam’a (a.s) "Sana feda olayım, Kaim'in (a.f) yanında Araplardan kaç kişi olacaktır?" diye sordum. Şöyle buyurdu: "Çok az." Ben "Allah'a andolsun ki, Araplar arasında Kaim'in kıyamını tavsif edenlerin sayısı fazladır" dedim. İmam (a.s) şöyle buyurdu: "Fakat halk imtihan edilmeli; birbirinden ayrılmalı ve elekten geçirilmelidir. İşte birçokları bu imtihan eleğinden geçip kaybeder."[6]
5- Zuhur döneminde Arapların ihtilafa düşeceğinden ve ihtilaf sonucu bazıları arasında savaş çıkacağından söz eden rivayetler.
İmam Muhammed Bâkır'dan (a.s) şöyle rivayet edilir: Kaim ancak şiddetli korku, fitne ve bela insanları kapsadığı ve öncesinde taun hastalığına yakalandıkları zaman zuhur edecektir. Bundan sonra Araplar arasında keskin kılıç hâkim olur. İnsanlar içinde ihtilaf, dinde dağınıklık ve durumlarında değişiklik oluşur. Öyle ki insanlar, bazılarının bazılarına karşı yırtıcılığını gördüğünde sabah-akşam ölümü arzularlar. [7]
Bu kabilden bazı rivayetler de vardır ki hepsi şu gerçeğe işaret ediyor: Araplar kendi inanç ve değerlerinden uzaklaşırlar. Her fikir ve düşünce sahibi, başkalarını kendi düşüncesine doğru çağırır ve bu da halk arasında bir tür fikrî hercümerce yol açar.
Diğer bazı rivayetlere göre de Yemen devrimcileri ile zuhura zemin oluşturacak hareketlerin dışındaki diğer Araplarla Acemler, yani Araplarla İranlılar arasında veya onların komutanları arasında ihtilaf çıkacak ve bu ihtilaf da İmam Mehdi'nin (a.f) zuhuruna kadar devam edecektir.
Bazı rivayetler ise Hz. Mehdi'nin (a.f) Araplara karşı başlatacağı savaştan söz etmektedir. Bu rivayetlere göre İmam Mehdi (a.f) Mekke ile Medine'yi özgürleştirdikten sonra veya özgürleştirme sırasında Hicaz/Arabistan rejiminin geriye kalanları ile savaşacaktır. Bundan sonra Irak'ta Süfyanî ile çeşitli savaşlara girecek ve ardından da Filistin'de Süfyanî ile İmam'ın (a.f) arasında büyük savaş başlayacaktır.
Bazı rivayetlerde, o hazretin Irak'taki muhalifleri ile mübareze edip, yetmiş kabilenin kanını mubah ilan edeceği belirtilmiştir.
İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: Kaim zuhur ettiğinde onunla Araplar ve Kureyş arasında kılıçtan başka bir şey hâkim olmayacaktır.
Bu konuyla alakalı rivayetlerin bir kısmı da Arabistan Yarımadası'nda, Şam'da, Bağdat'ta, Babil'de ve Basra'da yer batması ve depremlerin olmasını, Hicaz'da veya onun doğusunda yedi gün sürecek olan ateşin belirmesini dile getiren hadislerdir. Bu rivayetler grubunda işaret edilen olaylar, İmam'ın (a.f) zuhur alametleri olarak sayılır.
-----------------
[1]- Mustefiz rivayet, ravileri üç gruptan fazla olan tek bir rivayete denir.
[2]- el-Müstedrek Ale's-Sahihayn, c. 4, s. 239.
[3]- "Rükün", Kâbe'nin dört köşesinden biridir (Rükn-i Yemânî) ve "Makam" da Mescidü'l-Harâm'daki İbrahim Peygamber'in (a.s) Makamı'dır.
[4]- Bihâru'l-Envâr, c. 52, s. 11.
[5]- el-İrşad (Şeyh Müfid), s. 364.
[6]- Bihâru'l-Envâr, c. 52, s. 214.
[7]- Bihâru'l-Envâr, c. 52, s. 231.
tesettürlü escort ,fatih escort ,türbanlı escort ,travesti escort ,taksim escort ,beylikdüzü escort ,çapa escort
halkalı escort ,avrupa yakası escort ,şişli escort ,avcılar escort ,esenyurt escort ,beylikdüzü escort ,mecidiyeköy escort ,istanbul escort ,şirinevler escort ,avcılar escort
