|
Tweet |
Bismillahirrahmanirrahim
Hüseyni direniş, Şii toplum için büyük kazanımlarda bulunmuştur. Bunlardan biri zulüm eden ve yozlaşmış Emevî (Ben-i Ümeyye) yönetimine karşı mücadele etme cesareti kazanmalarında Şiiler için bir örnek oluşturmasıydı.
İslam Ümmetinin Afeti, Ben-i Ümeyye
İslam peygamberi (s.a.a) defalarca İslam ümmetini uyarmıştı ki, Emevîlerin peygamberlik makamını işgal etmelerine izin vermesinler. Allame Meclisi de şöyle naklediyor:
رَأَى رَسُولُ اللَّهِ (ص) بَنِی أُمَیَّهَ یَنْزُونَ عَلَى مِنْبَرِهِ نَزْوَ الْقِرَدَهِ فَسَاءَهُ ، فَمَا اسْتَجْمَعَ ضَاحِکاً حَتَّى مَاتَ.
Hz. Peygamber (s.a.a), rüyasında minberine Ben-i Ümeyye’nin maymun yavruları gibi tırmanmış olduğunu gördü ve bu rüya üzerine, son nefesini verinceye kadar gülmedi. [1]
Ayrıca Ben-i’l As konusunda Hz. Peygamber’den (s.a.a) şöyle naklolunmuştur:
رَأَیْتُ فِی مَنَامِی کَأَنَ بَنِی الْحَکَمِ بْنِ أَبِی الْعَاصِ یَنْزُونَ عَلَى مِنْبَرِی کَمَا تَنْزُو الْقِرَدَهُ فَمَا رُئِیَ (ص) ضَاحِکاً حَتَّى مَاتَ
“Rüyamda, Hakem b. Abi'l-As'ın soyundan gelenlerin, maymunlar gibi minberime tırmandıklarını gördüm”. [2] ‘Hz. Peygamber (s.a.a) bu rüyadan sonra son nefesini verinceye kadar hiç rahat olmamış ve gülmemiştir’ şeklinde açıklamalarda bulunmuştur.
Lanetli Soy
Bu rüya Kur'an'da da geçmektedir:
وَ ما جَعَلْنَا الرُّؤْیَا الَّتِی أَرَیْناکَ إِلَّا فِتْنَهً لِلنَّاسِ وَ الشَّجَرَهَ الْمَلْعُونَهَ فِی الْقُرْآن
“Sana gösterdiğimiz rüyayı ve Kur'an'da lanetlenmiş olan ağacı (soyu) da sadece insanlar için ağır bir sınama kıldık.” [3]
Tefsirciler, rivayetlere dayanarak, "lanetlenmiş ağaç" ifadesini Ben-i Ümeyye ile ilişkilendirmişlerdir. [4]
Ayşe'nin, Mervan b. Hakem'e şöyle dediği nakledildilmiştir: "Hz. Peygamber'den (s.a.a) baban ve ceddin için şöyle buyurduğunu duydum: “Kur'an'daki lanetlenmiş soy sizsiniz." [5]
İmam Hüseyin'in (a.s) kıyamı, İslam toplumunu Ben-i Ümeyye’nin zulmünden kurtarmıştır
Ben-i Ümeyye yönetimi, karanlık ve zulüm getirmekten başka bir işe yaramadı. Bu karanlığın İslam dünyasından kaldırılması ve toplumun bu saf kötülükten kurtuluşu, sadece güneş gibi parlayan bir ışıkla mümkün olabilirdi. Bu ışık, Hz. Peygamber’in (s.a.a) ışığı gibi parlamalı ve bu ışık altında İslam toplumu yeniden doğru yolu bulmalıydı. İşte bu sebeple İmam Hüseyin (a.s) bütün gücüyle, İslam'ın özgür insanlarının bayrağı olacak bir harekete başladı.
İmam Hüseyin'in (a.s) direnişçi duruşu ve direniş doğuran sözleri
İmam Hüseyin'in (a.s) direnişçi duruşu ve yine Kerbela'daki şehitlerin ve esirlerin direnişi, Hüseynî hareketinin tüm İslami eylemler üzerinde parlamasını ve onun liderliği için daimî bir yer kazanmasını sağladı. İmam Hüseyin'in (a.s)
فَلَکُم فِیَ أُسْوَه
"Bizim örneğimizde (Usve-i Hasene)" [6] dediği sözü, dünya özgürlüğüne açık bir kırmızı çizgi haline geldi; Zeynep binti Ali'nin dilinden ortaya çıkan unutulmaz bir kırmızı çizgi, İmam Zeynel Abidin’e (a.s) teselli vererek, dünyada acı çeken herkes için bir teselli oldu. O şöyle buyurdu:
وَ یَنْصِبُونَ لِهَذَا الْطَّفِّ عَلَماً لِقَبْرِ أَبِیکَ سَیِّدِ الشُّهَدَاءِ (ع) لَا یَدْرُسُ أَثَرُهُ وَ لَا یَعْفُو رَسْمُهُ عَلَى کُرُورِ اللَّیَالِی وَ الْأَیَّامِ وَ لَیَجْتَهِدَنَّ أَئِمَّهُ الْکُفْرِ وَ أَشْیَاعُ الضَّلَالَهِ فِی مَحْوِهِ وَ تَطْمِیسِهِ فَلَا یَزْدَادُ أَثَرُهُ إِلَّا ظُهُوراً وَ أَمْرُهُ إِلَّا عُلُوّا.
"Ve bu özelliği, babanız Seyyidü’ş-Şühedâ'nın (a.s) mezarı için bayrak kaldırdı ki her ne kadar küfür imamları ve sapıklar onu yok etmek ve kirletmek için çabalasalar da zamanın geçmesiyle onun etkisi silinmez. Ancak sonuç şudur ki, ışıltısı ve üstünlüğü onun durumu daha da artıracaktır." [7]
Sonraları tüm özgür insanlar için bir model olan İmam Hüseyin'in (a.s) direnişçi eylemlerini kısaca birkaç noktada özetleyebiliriz:
1- Yezid'e biat etmemesi
İmam Hüseyin (a.s), biat etmekten kaçınarak, Müslümanların vahametli siyasi durumunu ezici sözlerle vurguladı ve Ben-i Ümeyye’nin, İslam halifeliği için yetersizliğini haykırdı. Medine valisinin Yezid’e biat etme talebine karşılık şunları buyurdu:
عَلَى الْإِسْلَامِ السَّلَامُ إِذْ قَدْ بُلِیَتِ الْأُمَّهُ بِرَاعٍ مِثْلِ یَزِیدَ. وَ لَقَدْ سَمِعْتُ جَدِّی رَسُولَ اللَّهِ (ص) یَقُولُ الْخِلَافَهُ مُحَرَّمَهٌ عَلَى آلِ أَبِی سُفْیَان
"İslam'a selam olsun, (Böyle bir mikroba bulaşmış olan İslam’ın garip ve kimsesizliğine kinayedir) çünkü İslam topluluğu Yezid gibi birinin liderliğine müptela olmuştur. Dedemden işittim ki, hilafet Âl-i Ebu Süfyan'a haramdır." [8]
2- Kufe'ye temsilci göndermesi ve İslam liderliğinin şartlarını açıklaması
İmam Hüseyin (a.s), halkı Yezit hükümetiyle savaşmakta örgütlemek için kendi temsilcisi olan Müslim b. Akil'i Kufe’ye gönderdi ve aynı zamanda liderlik koşullarını belirten şöyle bir mektup gönderdi:
فلَعَمْرِی، ما الإمامُ إلَّا الحاکِمُ بِالکتابِ، القائِمُ بالقِسطِ، الدَّائِنُ بِدینِ الحَقِّ، الحابِسُ نفسَه عَلى ذاتِ اللَّهِ، وَ السَّلامُ
"Canıma andolsun ki, Kur’an’a amel etmeyen, adaleti gerçekleştirmeyen, hakka inanmayan ve nefsini Allah karşısında asi olmaktan kurtarmayan imam yoktur. Vesselam." [9]
Her ne kadar Kufeliler (özellikle de) ve genel Müslümanlar, Hüseyin'i (a.s) Kerbela Kıyam’ında destekleyemeseler de onun sözleri bir yol gösterici ve tüm sonraki eylemler için bir kılavuz oldu ve hatta onlar ki hevesle kıyam etmelerine rağmen, bu belgenin gölgesi altında hareketlerine düzen vermeleri gerektiğinden başka bir çare göremiyorlardı.
3- Yezid'in düşmanlar ve askerleri karşısında liderlik için uygun olmadığının açıklanması
İmam Hüseyin (a.s), Hürr ve Yezid'in ordularıyla karşılaştıktan ve namazın edasından sonra bir hutbe ile şunları buyurdu:
أَیُّهَا النَّاسُ فَإِنَّکُمْ إِنْ تَتَّقُوا اللَّهَ وَ تَعْرِفُوا الْحَقَّ لِأَهْلِهِ یَکُنْ أَرْضَى لِلَّهِ عَنْکُمْ وَ نَحْنُ أَهْلُ بَیْتِ مُحَمَّدٍ أَوْلَى بِوَلَایَهِ هَذَا الْأَمْرِ عَلَیْکُمْ مِنْ هَؤُلَاءِ الْمُدَّعِینَ مَا لَیْسَ لَهُمْ وَ السَّائِرِینَ فِیکُمْ بِالْجَوْرِ وَ الْعُدْوَان…
"Ey insanlar! Eğer Allah'tan korkar ve hakkı, hak sahibi için tanıdığınız takdirde, Allah'ın hoşnut olma sebebi olacaksınız. Biz, Muhammed'in Ehlibeyt’i imamet ve rehberlik için, bu rehberlik hakkı olmayan ve şimdi de zulüm ve bidatle sizlere hükmeden iddiacılardan daha layığız..." [10]
4- Cesaret ve mertlik dersi
İmam Hüseyin (a.s), Aşura gününde ve herkesin ne tür bir felaketle karşılaşacağını net bir şekilde gördüğü bir anda şunları haykırdı:
أَ لَا تَرَوْنَ إِلَى الْحَقِّ لَا یُعْمَلُ بِهِ وَ إِلَى الْبَاطِلِ لَا یُتَنَاهَى عَنْهُ لِیَرْغَبِ الْمُؤْمِنُ فِی للِقَاءِ رَبِّهِ حَقّاً حَقّاً فَإِنِّی لَا أَرَى الْمَوْتَ إِلَّا سَعَادَهً وَ الْحَیَاهَ مَعَ الظَّالِمِینَ إِلَّا بَرَماً
"Acaba hakka amel edilmediğini ve batıldan sakındırılmadığını görmüyor musunuz? Müminlerin (böyle şartlarda) Allah'a kavuşma arzusunun olmaması gerekir. Ben ölümü, mutluluk; zalimlerle birlikte yaşamağı, yorgunluk ve utançtan başka bir şey görmüyorum." [11]
5- Hakikatleri açıkça ifade etme
İmam Hüseyin'in (a.s) Hürr ve Yezid'in orduları karşısında okuduğu bir hutbede, açıkça Ben-i Ümeyye rejiminin bozukluğunu ortaya koymuş ve Müslümanların bu şartlardaki vazifelerini açıklamıştır:
فَقَدْ عَلِمْتُمْ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ (ص) قَدْ قَالَ فِی حَیَاتِهِ: مَنْ رَأَى سُلْطَاناً جَائِراً مُسْتَحِلًّا لِحُرُمِ اللَّهِ نَاکِثاً لِعَهْدِ اللَّهِ مُخَالِفاً لِسُنَّهِ رَسُولِ اللَّهِ یَعْمَلُ فِی عِبَادِ اللَّهِ بِالْإِثْمِ وَ الْعُدْوَانِ ثُمَّ لَمْ یُغَیِّرْ بِقَوْلٍ وَ لَا فِعْلٍ کَانَ حَقِیقاً عَلَى اللَّه أَنْ یُدْخِلَهُ مَدْخَلَهُ. وَ قَدْ عَلِمْتُمْ أَنَّ هَؤُلَاءِ الْقَوْمَ قَدْ لَزِمُوا طَاعَهَ الشَّیْطَانِ وَ تَوَلَّوْا عَنْ طَااعَهِ الرَّحْمَنِ وَ أَظْهَرُوا الْفَسَادَ وَ عَطَّلُوا الْحُدُودَ وَ اسْتَأْثَرُوا بِالْفَیْءِ وَ أَحَلُّوا حَرَامَ اللَّهِ وَ حَرَّمُوا حَلَالَهُ وَ إِنِّی أَحَقُّ بِهَذَا الْأَمْرِ لِقَرَابَتِی مِنْ رَسُولِ اللَّه.
"Ey insanlar! Allah'ın peygamberi (s.a.a) şöyle buyurdu: "Kim, zalim bir hükümdarın haramları helal saydığını, Allah'ın ahdini bozduğunu, peygamberin sünnetine aykırı davrandığını ve Allah'ın kulları arasında zulüm ve tacizde bulunduğunu gördüğünde, sözlüyle ve eylemiyle ona karşı durmazsa, o kişiyi o zalim hükümdarın dostu yapmak Allah'a karşı bir vazifedir.
Dikkat edin ki bu insanlar şeytana itaatte kararlılar ve Allah'ın emrine uymuyorlar; yozlaşmayı açığa çıkarıyor ve ilahi sınırları ihlal ediyorlar; “beytül malı” kamunun malını kendi cüzdanlarına koyuyorlar ve Allah'ın haram kıldığını helal, helal kıldığını haram sayıyorlar; ve ben, peygamberle akrabalık bağımdan dolayı Müslümanların liderliği için başkalarından daha uygunum." [12]
------------
[1]- Allame Meclisi, Biharu’l-Envar, c.31, s.536.
[2]- Allame Meclisi, Biharu’l-Envar, c.62, s.240; Hâkimi Nişaburi, el-Müstedrek, c.4, s.480.
[3]- İsra, 60.
[4]- Taberi, Mecmau’l-Beyan, c.6, s.266; Şevkani, Fethü’l-Kadir, c.3, s.239.
[5]- Allame Meclisi, Biharu’l-Envar, c.28, s.258.
[6]- Ebu Muhammed Harrani, Tuhafu’l-Ukul, s.505.
[7]- Allame Meclisi, Biharu’l-Envar, c.28, s.57.
[8]- Allame Meclisi, Biharu’l-Envar, c.44, s.326.
[9]- Ali Ahmedî Miyaneci, Mekatibü’l-Eimme, c.3, s.126.
[10]- Allame Meclisi, Biharu’l-Envar, c.44, s.377.
[11]- Allame Meclisi, Biharu’l-Envar, c.44, s.381.
[12]- Allame Meclisi, Biharu’l-Envar, c.44, s.382.
tesettürlü escort ,fatih escort ,türbanlı escort ,travesti escort ,taksim escort ,beylikdüzü escort ,çapa escort
halkalı escort ,avrupa yakası escort ,şişli escort ,avcılar escort ,esenyurt escort ,beylikdüzü escort ,mecidiyeköy escort ,istanbul escort ,şirinevler escort ,avcılar escort
