Bugun...



Şia’nın Karşılaştığı Sorunlar ve İmam Rıza'nın (a.s) Eylemleri

İmam Rıza'nın (a.s.) imameti yaklaşık yirmi yıl sürdü ve bu büyük insanın imametinin son beş yılı, Memun'un halifeliği ve onun İslam topraklarına hakimiyetine denk gelmektedir.

facebook-paylas
Tarih: 21-05-2024 15:44

Şia’nın Karşılaştığı Sorunlar ve İmam Rıza'nın (a.s) Eylemleri

Bismillahirrahmanirrahim

 

Memun, halifeliğe ulaştığında Abbasi hanedanı ile olan çatışmalar, valilerin zulmü ve İslam topraklarının kötü durumu nedeniyle birçok sorunla karşılaştı. Memun, bu sorunları çözmek için zorbalık ve sert tedbirlerin yararlı olmadığını düşündü. Çünkü mantık ve istişare yöntemleri de onun için yeterli değildi; zira Aleviler bu açıdan ondan çok daha güçlüydü. Kardeşi Emin ile yaptığı savaş ve Abbasi ailesi tarafından itibarsızlaştırılması gibi sebeplerden dolayı, Memun, Alevilerin büyük ve önde gelen şahsiyetini yanına çekmeyi planladı. Böylece isyanları kontrol edebileceğini ve Peygamber'in (s.a.a) hanedanına büyük sevgi besleyen Horasan ve Merv halkını da yanına çekebileceğini düşündü. Bu şekilde kendi hükümetinin meşruiyetini sağlamlaştırmayı amaçladı.

 

Memun'un bu planları ve farklı koşullar nedeniyle, Şiilik ve takipçileri için çeşitli sorunlar ortaya çıktı; ancak İmam Rıza'nın (a.s.) girişimleri bu komploları etkisiz hale getirdi ve sorunları çözdü.

 

Şiî Liderliğin Tehlikede Olması

İmam Kâzım'ın (a.s) şehadetinden sonra ilk kültürel sorun, bazı Şiîlerin İmam Rıza'nın (a.s) imametini kabul etmemesiydi. İmam Cafer Sadık'ın (a.s.) şehadetinden sonra ortaya çıkan halefiyet sorunu, İmam Kâzım'ın (a.s) şehadetinden sonra halefiyet konusunda daha fazla dikkat ve ihtiyat gösterilmesine neden oldu ve bu yüzden İmam Kâzım'ın (a.s.) hayattayken onun halefi hakkında bilgi sahibi olmaya yönelik ısrarlar arttı. [1]

 

Bu dönemde Şiîler arasında "Kaim" ve "Mehdi" kavramları oldukça güçlendi; bu kavramlar Sünni kaynaklarda da yaygın olarak bulunuyordu. Ama sorun, bu kavramların gerçek temsilcisinin kim olduğunun bilinmemesiydi. İmam Kâzım'ın (a.s.) “mehdeviyet” meselesi de “onun şehadetinden sonra hâlâ hayatta olduğu ve gaybet içinde yaşadığı” düşüncesi, bazıları tarafından yayıldı ve bu, İmam Rıza'nın (a.s.) imameti konusunda tereddütlere yol açtı.

 

Yine İmam Kâzım'ın (a.s) dönemi, onun çeşitli hapishanelerde tutulması ve özellikle şehadetine neden olan hapishanede bulunması, bazı temsilcilerinin dünyasal çıkarları nedeniyle şehadetini inkâr etmelerine yol açtı ve bu da İmam Rıza'nın (a.s.) imameti konusunda şüphe ve halk arasında bölünmelere neden oldu. [2]

Harun da imamet iddiasında bulunan herkesin hapsedilip ardından öldürüleceğine dair yemin etmişti. [3] Bu şartlar altında İmam Rıza'nın (a.s) Şiî liderliğini korumak için önlemler alması gerekiyordu.

 

Tercüme Hareketindeki İnançsal Sapmalar

İmam Rıza'nın (a.s) imamet dönemi, tercüme hareketinin zirvede olduğu bir dönemdi ve Müslümanlar, İslam dışı kültürlerle tanışarak farklı milletlerin bilim ve tecrübeleriyle karşı karşıya kalıyorlardı. Diğer milletlerin eserlerinin tercüme edilmesi, Müslümanların bilimsel gelişimi için iyi bir şeydi; ancak bazıları İslamî temellerle çelişen düşünceleri yayıyordu, bazı Müslümanlar, doğruyu yanlıştan ayırt edemiyor veya bu düşüncelerin İslam'la uyumlu olup olmamasına önem vermiyordu. Bu da Müslümanlar arasında şüpheler doğurup bölünmelere neden oluyordu.

 

Çeşitli Din ve Mezheplerin Ortaya Çıkışı

İmam Rıza (a.s.) döneminde aktif olan veya ortaya çıkan mezhepler arasında Katiyye, Vakıfiye, Beşeriye, Zeydiye, Sufiye, Fethiye, İsmailiye, Gulat, Mufavvize, Mutezile, Ehli Hadis, Ehli Cebr, Tenâsuh inancına sahip olanlar ve Zındıklar gibi birçok mezhep bulunuyordu. [4]

Ayrıca Budistler, Hristiyanlar, Yahudiler gibi İslam dışı dinlere tanınan serbestlik, bu dinlerin düşüncelerinin Müslümanlar arasında yayılmasına ve bazı yeni mezheplerin ortaya çıkmasına sebep oldu. Diğer taraftan Memun da hilafeti sırasında düzenlediği çeşitli münazaralar, farklı mezhep ve dinlerin kendilerini savunmaları ve haklılıklarını kanıtlamaları için özgür bir ortam yarattı.

 

Bu mezheplerin ortaya çıkışı, Müslümanlar arasında ayrılıklara ve İslam ümmetinin birliğinin tehlikeye girmesine neden oldu. Bu durum karşısında İmam Rıza'nın (a.s) İslam kültürünün birliğine ulaşma çabaları dikkat çekmektedir.

 

Nebevi Sünnetten Sapma

Tarihî kanıtlar, İmam Rıza (a.s) döneminde Abbasi halifelerinin yaşam tarzlarının ve geleneklerinin Hz. Peygamber'in (s.a.a) yaşamı ve sünnetiyle hiçbir benzerlik taşımadığını göstermektedir. Bu konuda İbrahim Hasan şöyle diyor: Abbasi sarayının değerli minderler, güzel vazolar ve altın işlemeli mobilyalarla süslendiğini, Abbasi halifelerinin savurgan ve lüks bir yaşam sürdüklerini belirtir. Saraylarda müzisyenler ve müzikle ilgilenenler bulunur, bu toplantılar güzellik ve mükemmelliğin örnekleriydi.

Harun Reşid, tüm halifeler arasında müzik ve eğlenceye en düşkün olanıydı ve müzisyenlere cömert hediyeler verirdi. Bir gün Harun Reşid, müzisyenleri toplayıp, önemli kimselerin bulunmadığı bir ortamda yanında müzik aletini iyi çalan biriyle eğleniyordu. Harun, şarabın etkisiyle bir melodi çalmasını istediğinde perdeci, İbn-i Came’ye çalması talimatını verir. [5]

 

Bu tür davranışlar, Abbasi halifelerinin yaşam tarzlarının İslamî değerlere ve Hz. Peygamber'in (s.a.a) sünnetine aykırı olduğunu gösteriyor. Örneğin Mamun, İmam Rıza’ya (a.s) bayram namazını kıldırmasını emrettiğinde, İmam Rıza (a.s) başlangıçta kabul etmez; ancak Mamun ısrar edince, Hz. Peygamber'in (s.a.a) ve Hz. Ali'nin (a.s) yöntemiyle namaz kıldırma şartıyla kabul eder. [6]

 

Hadislerin Uydurulması ve Tahrifi ile Ehlibeyt'e (a.s) Karşı Şayialar

Bir şahıs, İmam Rıza'ya (a.s.) şöyle arz eder: Halk, Hz. Peygamber'in (s.a.a) "Allah’ın her gece dünya semasına iner" diye buyurması nedir? İmam (a.s) şöyle buyurur: "Allah, sözleri yerlerinden değiştirenlere lanet etsin. Allah'a yemin ederim ki, Peygamber böyle bir şey söylememiştir. Peygamber'in söylediği şey şudur: “Allah, gecenin son üçte birinde ve cuma gecesinin ilk üçte birinde bir meleği dünya semasına gönderir ve o meleğe şu sözleri sabaha kadar tekrar etmesini emreder: 'Acaba bir şey isteyen var mı ki ona vereyim? Acaba tövbe eden var mı ki tövbesini kabul edeyim? Acaba istiğfar eden var mı ki onu bağışlayayım? Ey hayır peşinde olan kişi! İşine devam et. Ey kötülük peşinde olan kişi! İşine devam etme.' Bu melek, fecrin doğuşuna kadar bu şekilde devam eder ve fecr doğduktan sonra yerine geri döner." [7]

 

Ben-i Abbas tarafından Ehlibeyt'e (a.s) karşı yayılan şayialardan biri de imamların (a.s) insanları köleleri olarak gördüğü iddiasıydı. Ebâ Selt şöyle diyor: "İmam Rıza'nın (a.s) huzuruna geldiğimde, kendisinin namazgâhında oturduğunu ve derin düşüncelere daldığını gördüm. 'Ey Resulullah'ın oğlu! Halkın sizden naklettiği bu söz nedir?' diye sordum. İmam Rıza (a.s) 'Hangi söz?' diye buyurdu. Ebâ Selt şöyle devam ediyor: 'Halk, sizin tüm insanların köleleriniz olduğunu iddia ettiğinizi söylüyor’. [8]

 

İmam Rıza'nın (a.s) Bazı Eylemleri

Şii liderliğinin Açık ve Net İlanı

İmam Rıza (a.s), Şii İmameti konusunda tehlike hissettikten sonra tam bir cesaretle kendi İmametini açıkça ilan eder ve evini halka açar. O hazretin bazı yarenleri ona "Babanızın yerine oturdunuz ve İmametinizi açıkladınız; öyle ki Harun'un kılıcından kan damlıyor" dediklerinde, Hazret onlara "Harun bana zarar veremez" der ve bunu kendi İmameti üzerine bir delil oluşturur. [9]

 

Seçkin Öğrencilerin Yetiştirilmesine Önem

İmam Rıza (a.s), seçkin öğrencilerin yetiştirilmesine büyük önem vermiş ve hadis, fıkıh, kelam, Kur'an bilimleri ve tefsirde seçkin öğrenciler yetiştirmiştir. İmam Rıza'nın (a.s) fıkıh ve kelam gibi bazı ilimlerdeki çabası o kadar büyüktür ki, İmam Rıza'nın (a.s) ashabı arasında yetişen büyüklerin, İmam Sadık'ın (a.s) ashabından daha fazla olduğunu söylemek mümkündür. [10]

 

Dini İlmi Oturumlar Düzenleme

İmam Rıza (a.s), İslam kültürünü yaymak ve basireti artırmak için birçok ilmi oturum düzenlemiştir. O, Medine'de dersler veriyordu. Bu konuda Eba Selt Herevi şöyle diyor: "İmam Rıza'dan (a.s) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: "Ben Peygamber'in (s.a.a) hareminde (mezarı şeriflerinin bulunduğu yer) oturuyordum ve Medineli bilginler toplanıyorlardı. Onlardan birisi bir meselede takıldığında, hepsi benim orada olduğumu anladıklarında meseleyi bana gönderirlerdi ve ben de onlara cevap veriyordum." [11]

İmam Rıza'nın (a.s), camide ve evinde halkın geneli için düzenlediği oturumların yanı sıra, özel olarak Şialar ve özel yarenleri için özel oturumları da vardı. Bu oturumlar gecenin sessizliğinde gerçekleşirdi. Öyle ki İmam (a.s), öğrencilerini huzuruna çağırır ve onlarla konuları paylaşırdı.

 

İlimlerin Kapsamlı Olarak Geliştirilmesi

İmam Rıza'nın (a.s) önemli eylemlerinden biri, ilimlerin kapsamlı olarak geliştirilmesidir. Tıp, kelam, fıkıh, Kur'an tefsiri, ahlak, siyaset, hadis ve şiir gibi ilimler, İmam Rıza'nın (a.s) çabalarıyla geliştirilmiştir.

 

Tebliğ Seyahatleri

İmam Rıza (a.s), Basra ve Kufe gibi o dönemin kültürel merkezlerine seyahat ederek, asıl İslam’ı savunmakla kalmamış, Şia mektebi ve kendi İmametini savunmuştur. Bu seyahatler, daha çok Emin ve Memun arasındaki savaş sırasında gerçekleşmiştir ve İmam Rıza (a.s) bu seyahatlerde bilimsel toplantılar düzenlemiş ve hadis okumuşlardır. Bu seyahatlerin yanı sıra, Medine'den Merv'e kadar olan yolculuklarında, uğradıkları her şehir ve eyalette konuşmalar yapmış ve Hz. Peygamber'den (s.a.a) veya kendi babalarının hadisler nakletmiştir.

 

İlmi Münazaralar

İmam Rıza'nın (a.s) İmameti döneminde ilmi münazaralar kabul edilebilir bir uygulamaydı ve İmam Rıza'nın (a.s) İslami bilgileri aktarmada kullandığı yöntemlerinden biri ilmi münazaralardı. O, hem Medine'de ve hem de Basra ve Kufe'ye yönelik seyahatlerinde, farklı dinlerin, İslamî fırka ve mezheplerin ve Şiaların alimleriyle münazaralarda bulunmuştur.

 

Nebevî Sünneti İhya Etme Çabaları

İmam Rıza (a.s), her fırsatta Nebevî Sünneti kendi davranışları ve eylemleriyle insanlara göstermiştir. Veliahtlık biatı meselesinde ve Ramazan Bayramı namazında, İmam Rıza (a.s) Nebevî Sünnetin nasıl olduğunu vurgulamıştır.

 

Doğru Hadislerin Açıklanması

İmam Rıza’nın (a.s), bazı kişilerin hadislerin uydurulmasına karşı siyaseti, onları lanetlemek ve toplumdan dışlamak olmuştur. Sonrasında doğru hadisleri sahte olanlardan ayırt etmiş ve öğrencilerine, sahte ve tahrif edilmiş hadisleri doğru hadislerden ayırt edebilmeleri için gerekli prensipleri öğretmiştir.

 

Fırkalarla Mücadele Eylemleri

İmam Rıza'nın (a.s) farklı fırkalarla mücadele ederken ilk eylemi, ortaya atılan şüphe ve sorulara cevap vermek olmuştur. Bunun yanı sıra, şu eylemleri de gerçekleştirmiştir:

1- Cebriye mezhebinin tekfir edilmesi, onlara zekât verilmesinin yasaklanması ve onların şahitliklerinin kabul edilmemesi. [12]

2- Gulat, Vâkıfiye, Mufavviza ve Tenâsuh inancına sahip olanların lanetlenmesi ve tekfir edilmesi. [13]

 

Şiiliğin Yayılması

Emin ve Mâmûn arasındaki savaşlar ve veliahtlık meselesi, İmam Rıza (a.s) için Şiiliğin yayılması ve büyümesi açısından fırsatlar oluşturmuştur. İmam Rıza (a.s), Basra ve Kufe'ye yaptığı tebliğ seyahatleri ve Merv'e zorunlu olarak yaptığı seyahatler sırasında bu fırsatları kullanmış ve Şii olmayan bölgelerde Şiiliği tanıtmıştır. Gittiği her şehirde hadisler naklederek insanları Şii mezhebine ve kendisine hayran bırakmıştır.

 

Hükümetin Hileli Tuzaklarını Bozma Çabaları

Mâmûn, İmam Rıza'nın (a.s) veliahtlığı kabul etmesi gerektiğini belirten bir mektup yazdığında, İmam Rıza (a.s) Medine'den ayrıldığı andan itibaren Ehl-i Beyt'ine ve halka “bu seyahatten geri dönmeyeceğini ve kendisi için ağlamalarını” söylemiştir. İmam Rıza'nın (a.s) bu eylemi, Mâmûn'un onu zorla Merv'e götürdüğünü ve Mâmûn'un onu öldürmeyi planladığını göstermiştir.

 

Söylenen bu durumlar, İmam Rıza'nın (a.s) imameti süresince kültürel meselelere cevap vermek için yaptığı eylemlerin bir derlemesidir ve genel olarak onun kültürel politika ve stratejilerini gösterir. İmam Rıza (a.s), Şii kültürünün yayılmasında önemli bir rol oynamış ve her fırsatı değerlendirerek toplumu ilahi değerler ve idealler doğrultusunda yönlendirmiştir.

 

----------

[1]- Şia İmamlarının Fikri ve Siyasi Hayatı, s.428.

[2]- Nehzeti Kelami Der Asr-ı İmam Rıza (a.s), s.31.

[3]- Uyun-u Ahbarı’r-Rıza (a.s), c.2, s.226.

[4]- Nehzeti Kelami Der Asr-ı İmam Rıza (a.s), s.66-198.

[5]- İslam’ın Siyasi, Dini, Kültürel ve Sosyal Tarihi, c.2, s.329-330.

[6]- El-İrşad, c.2, s.256.

[7]- Uyun-u Ahbarı’r-Rıza (a.s), c.1, s.126.

[8]- Uyun-u Ahbarı’r-Rıza (a.s), c.2, s.184.

[9]- Şia hadislerinde İmam Rıza’nın (a.s) Rolü, s.29-31.

[10]- İlamu’l Vera bi-İlamu’l Huda, c.2, s.64.

[11]- Mucemu’r-Ricalu’l Hadis ve Tefsilu Tebegatu Ruvat, c.18, s.286.

[12]- Tevhid, s.362.

[13]- Uyun-u Ahbarı’r-Rıza (a.s) c.2, s.203.




Bu haber 567 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EHLİBEYT Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI