Bugun...



İmam Musa Kazım’ın (a.s) Şehadeti

Kevser Kültür Merkezi ailesi olarak, İmam Musa Kazım’ın (a.s) şehadeti dolayısıyla Veliyyi Emri Müslimin’e, Müçtehitlerimize ve tüm Ehlibeyt âşıklarına tesliyet arz ederiz.

facebook-paylas
Güncelleme: 06-02-2024 10:18:06 Tarih: 06-02-2024 10:17

İmam Musa Kazım’ın (a.s) Şehadeti

“İmam Kâzım” diye ünlenen Musa b. Cafer veya İmam Musa Kazım (Arapça: الإمام موسى الكاظم), (Sefer 7, 128 hk, Medine - Recep 25, 183 hk. Bağdat) On İki İmam'ın (a.s) yedincisidir.

 

İmam Kâzım (a.s) Ebva'da (Mekke ve Medine arasında) bir yerde dünyaya geldi. Değerli babası İmam Cafer Sadık’ın (a.s) şehadetinin ardından imamet makamına erişti. İmameti hicri 148 yılından 183 yılına kadar, yani 35 yıl sürdü. Hicretin 183. yılında Recep ayının yirmi beşinde Bağdat’ta Sindi b. Şahik hapishanesinde ve zamanın zalim yönetimi tarafından zehirlenerek şehit edildi.[1]

 

Ehlisünnetin büyük ulemalarından olan İbn-i Hacer Heytemi (ö. 974) İmam Musa Kâzım’ın (a.s) ahlâkî özellikleri hakkında şöyle yazmaktadır: Onda olan çok bağışlama ve hoşgörüden dolayı ona “Kâzım” denilmiştir. Iraklılar arasında “Babu Kazai’l Havaic İndellah” (Allah katındaki hacetler kapısı)[2] diye ünlüydü. Zamanının en abidi, en bilgini ve bağışta bulunanıydı.”[3]

 

Denildiğine göre 37 çocuğu olmuştur. En meşhur çocukları İmam Rıza (a.s), Ahmed b. Musa, Hamza b. Musa, Muhammed b. Musa’dır. En meşhur kızı ise, Hz. Fatıma Masume’dir.

 

Orta boylu, nur yüzlü, buğday tenli olup gür ve siyah renkli sakalı vardı.[4] Şeyh Saduk’un naklettiğine göre, yüzüğünün üzerinde “Hasbiyallah” (Allah bana yeter) yazılıydı.[5] Başka bir rivayette ise “el-Mülkü lillahi vahde” (Mülk tek olan Allah’ındır) yazılıydı.[6] Şeyh Müfid şöyle yazmaktadır: İmam Musa (a.s) en abid, en fakih, en çok bağışta bulunan ve insanların en üstünüydü.”[7]

 

Şehadeti

İmam Musa Kâzım’ın (a.s) şehadeti 25 Recep 183’te Bağdat’ta meydana gelmiştir.[8]

 

İmam Musa Kâzım’ın (a.s) şehadeti hicretin 183. yılında Recep ayının 25’inde Bağdat’ta Sindi zindanında gerçekleşmiştir. İmam Musa Kâzım’ın (a.s) şehadetinin ardından Sindi, İmam’ın (a.s) naşını Bağdat köprüsü üzerinde yere bırakarak, İmam’ın (a.s) doğal yollardan öldüğünü insanlara ilan ettirmiştir.[9] İmam Kâzım’ın (a.s) nasıl şehit olduğuna dair farklı görüşler ileri sürülmüştür. Tarihçi yazarların birçoğu İmam’ın (a.s) zehirletilerek şehit edildiğine inanmaktadır. Tarihçilerin çoğuna göre İmam (a.s) Yahya b. Halit ve Sindi b. Şahik tarafından zehirletilerek şehit edilmiştir.[10]

 

Ancak bazı yazarlar ise şöyle demiştir: Halıya sarılmış ve boğularak şehit edilmiştir.[11] Bir grup ise, dökme kurşun hazırlanarak, İmam’ın (a.s) mübarek boğazına döküldüğüne ve o şekilde şehit edildiğine inanmaktadır.[12]

 

İmam Musa Kâzım’ın (a.s) şehadetinin ardından, İmam Rıza’nın (a.s) imametine inanmayan bazıları, İmam Musa Kâzım’ın (a.s) imametinde sabit kalmışlardır. Bu kişiler İmam Kâzım’ın (a.s) Mehdi ve kaim olduğuna inandıklarından “Vakıfiyye” diye anılmaktadırlar.[13] Mehdiyet ve kaimiyet akımı, Şiaların temel ilkelerindendir ve Masumların (a.s) hadislerinden esinlenilerek elde edilmiştir. “Kaim” ve “Mehdi” adlı birisi Hz. Muhammed’in (s.a.a) neslinden gelerek dünyayı adaletle dolduracaktır.

 

Şialar, İmam Kâzım’ın (a.s) şehadet haberini aldıktan sonra, toplanarak İmam’ı (a.s) “Kureyş Kabristanı” diye meşhur olan Kâzımeyn’de defnetmişlerdir. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: Her kim babamın kabrini ziyaret ederse, Allah Resulü (s.a.a) ve Ali b. Ebu Talib’i (a.s) ziyaret etmiş gibi olur. Başka bir yerde ise, İmam Kâzım’ın (a.s) kabrinin ziyaret edilme sevabını İmam Hüseyin’in (a.s) kabrinin ziyaret edilme sevabı gibi olduğunu açıklamıştır.[14]

 

----------

[1]- El-Müfid, el-İrşat, c. 2, s. 242.

[2]- İnsanların hacetini yerine getiren

[3]- Es-Savaikü’l Muhrika, s. 203.

[4]- Seyyid Muhsin Emin, A’yanü’ş-Şia, c. 2, s. 6.

[5]- Saduk, Uyun-u Ahbari’r-Rıza, c. 1, s. 31.

[6]- Meclisi, Biharü’l Envar, s. 10 ve 11.

[7]- El-Müfid, el-İrşat, c. 2, s. 231.

[8]- El-Müfid, el-İrşat, c. 2, s. 215.

[9]- El-Müfid, el-İrşat, c. 2, s. 215.

[10]- Bakır Şerif Kureşi, c. 2, s. 508-510.

[11]- Ebü’l Ferec İsfahani, Mekatilü’t-Talibin, s. 336.

[12]- Hamdullah Mustafavi, Tarih-i Güzide, s. 204.

[13]- Nubahti, Firekü’ş-Şia, s. 77, Resul Caferiyan, Hayat Fikri ve Siyasi Eimme, s. 379-384.

[14]- Kuleyni, Kâfi, c. 4, s. 583.




Bu haber 1221 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI