Bugun...



İmam Hüseyin (a.s) ve Kerbela Vakıası - 2

Bismillahirrahmanirrahim

facebook-paylas
Tarih: 21-07-2023 16:37

İmam Hüseyin (a.s) ve Kerbela Vakıası - 2

İmam Hüseyin (a.s) ve Yezid'e Biat

 

… İmam Hüseyin (a.s) bu mektuba cevap vermeyince çok geçmeden peş peşe başka mektuplar da geldi ve nitekim Kays b. Musahhar Seydavi ve Abdullah b. Val halkın temsilcisi olarak o hazreti davet etmek ve bunun hakkında diyalogda bulunmak için Mekke'de hazretin huzuruna vardılar.

Bundan sonra Kûfelilerin mektupları bir sel gibi İmam Hüseyin’e (a.s) taraf akmaya başladı ve İmam (a.s) bunca mektuba ehemmiyet vermemezlik edemeyecek bir durumda kaldı. [1] Bu sırada, Kûfe'nin durumundan haberdar olanlardan biri olan Hâni b. Hâni Mekke'de İmam'la (a.s) görüştü. Bu görüşmede halkın hatta Kûfe'nin eşrafının sahnede oluşu ve hazırlıkları hakkında bilgi verdi ve bu da Kûfelilerin mektuplarının muhtevasına bir tekid oldu.

İmam Hüseyin’in (a.s) ilk tepkisi, Müslim b. Akil'i göndermek idi. Müslim b. Akil hareket etmeye hazırlanınca, İmam (a.s) ona hitaben şunları buyurdu:

"Halkın topyekûn biat ettiklerini görürsen, hemen bana haber ver; ben de ona göre davranayım." [2]

Müslim b. Akil'in mesajı müspet idi. İmam Hüseyin’e (a.s) gönderdiği mektupta şöyle yazdı: "Kûfe halkının yirmi binden fazlası size biat etmişler. Mektubumu alır almaz hareket edin." [3]

Kûfe halkının mektupları, Kûfe temsilcilerinin anlatımları ve de Müslim b. Akil'in Kûfe'nin durumu hakkındaki verdiği bilgilerin tümü Emevî sultasına karşı güçlü ve ciddi bir savunma ve çatışmanın teşekkül halinde olduğunu gösteriyordu. Zilhicce ayının sekizinde hac merasimi yerine getirildiği sırada Kûfe'ye doğru harekete geçti. Çünkü onların görüşüne göre bir an gecikme bile Kûfe'nin durumunu Emevîlerin yararına değiştirebilirdi.

İmam Hüseyin (a.s), yol buyunca ilk olarak Yemen'den Şam'a hareket eden bir kervan ile karşılaştı. Bu kervan Yezid'in sarayı için Şam'a birçok hediye götürüyordu. İmam Hüseyin (a.s) kervanı ve yüklü olduğu hediyeleri müsadere edip kervan ehlini de istedikleri takdirde kendisiyle Irak'a gitmeye davet etti; aksi halde ise, geri dönmelerini emretti. [4]

İmam Hüseyin (a.s) Kûfe'ye doğru yola düştü ve yol arasında bulunan es-Sifah'ta Farazdak ile karşılaşıp Kûfe'nin durumunu sordu. Farazdak kısa bir cümlede Kûfe'deki ortamı şöyle vasfetti:

"Halkın kalbi seninledir; kılıçları ise, senin aleyhine kullanılacak."

İmam Hüseyin (a.s) yoluna devam edip sonraki bir bölgede (Betnü’r-Rüme) Kûfe halkına bir mektup yazıp pek yakın bir zamanda Kûfe'ye gireceğini onlara bildirdi. [5] Mektubu taşıyan Kays b. Musahhar Seydavi henüz Kûfe'ye girmemişken Hasîn b. Nümeyr tarafından tutuklandı. “İmam Hüseyin'in (a.s) mektubu Emevî memurlarının eline geçmesin” diye mektubu çiğneyerek yuttu ve birkaç gün sonra da Kûfe'de şehit edildi. İmam Hüseyin (a.s) hareketine devam edip “Zarud” mıntıkasında ve o ana kadar “Osman'ın taraftarı” diye meşhur olan Züheyr b. Kayn ile karşılaşıp ondan yardım diledi. O da İmam Hüseyin’in (a.s) sözlerinden etkilenip ve karısının da teşvik etmesiyle İmam'ın (a.s) davetini kabul etti. Sonra Kerbela'ya doğru ilerleyen bu kervana eklendi. [6] İmam Hüseyin (a.s) “Zat-ı İrk” bölgesindeydi ki Ben-i Eset kabilesinden biri Hâni ve Müslim'in şehadet haberini İmam'a iletti. [7]

Tarihî bir haber, İmam'ın (a.s) o an geri dönmeye karar verip ancak Müslim'in kardeşlerinin buna engel olduklarını söylüyor. Ama bu haber sahih değildir; çünkü o zaman sadece İmam (a.s) değil, hatta İmam'ın (a.s) yanındakiler bile Kûfe'ye güveniyor ve olup bitenleri şöyle değerlendiriyorlardı:

"Sen Müslim'e benzemezsin; Kûfe'ye varınca halk seni destekleyecektir." [8]

Müslim b. Akil'in son anlarında Ömer b. Sa'd'dan İmam Hüseyin’e (a.s) göndermesini istediği haber, Zübale mıntıkasında İmam'a (a.s) gelip çattı. Müslim b. Akil bu haberinde, Kûfe'nin o hazret için korkunç bir tuzak şekline girdiğini ve hazretin buraya yaklaşmamasını kendisine bildirmişti. Çok geçmeden Kays b. Mushar [9] ve İmam'ın (a.s) süt kardeşi olan Abdullah b. Yaktur'un [10] şehadet haberi o hazrete bildirildi. Bu haberler genel olarak değerlendirildiğinde Kûfe'nin siyasi şartları ve durumlarının Emevîlerin lehine olduğunu gösteriyordu. İmam Hüseyin (a.s) bu durumu dikkate alarak, beraberindeki nispeten kalabalık topluluk karşısında durumu şöyle değerlendirdi:

"Ey cemaat! Bizim taraftarlarımız bizi yalnız bıraktılar; evine dönmek isteyen herkes serbestçe dönebilir." [11]

Maddi amaçları nedeniyle İmam Hüseyin’in (a.s) etrafını alan bir grup, bu sözü işitir işitmez kervanı terk ettiler ve sadece Medine'den veya Mekke'den İmam'la (a.s) beraberlik eden has ashabı ve dostları baki kaldılar. [12]

İmam Hüseyin (a.s), o güne özgü siyasi durumları dikkate almakla bu itirazcı hareketin askeri yenilgiye uğrayacağını katiyen biliyordu ama Hz. Resulullah'ın (s.a.a) evladı Hüseyin'in (a.s.) Emevîlerle bir ayarda ve denk olmayan savaşının daha başka manevi boyut, neden ve amaçlarının da olduğu ve bunların bilinen siyaset görüşü açısından asla değerlendirilemeyeceği malumdur.

İmam Hüseyin (a.s) olduğu gibi Kûfe'ye gidiyordu ve nitekim “Şerat” bölgesine geldi. Orada dinlenip ertesi gün yoluna devam etti. Günün ortalarında Hürr İbn-i Yezid-i Riyahi'nin komutası altındaki Kûfe ordusunun ilk nişanesi uzaktan göründü. Hürr, bir askeri komutan olduğundan, görevi konusunda sadece askerlik görevine amel ediyor ve bu meselenin siyasi boyutlarını asla dikkate almıyordu. Bu nedenle İmam Hüseyin (a.s) namaz kılmaya kalkınca kendisi de bütün askerleriyle birlikte inanılamayacak bir samimiyet ve sadakatle bu cemaat namazına katıldı. Hürr'ün vazifesi, İmam Hüseyin’i (a.s) Kûfe'ye götürmek ve geri dönmesini önlemek idi. İmam Hüseyin (a.s) namazdan sonra orada bulunanlara hitaben bir konuşma yapıp şöyle buyurdu:

"Benim amacım Kûfe'ye gelmek değildi ama mektuplarınız ve elçileriniz bana gelince, Kûfe'ye gelmeye karar verdim. Şimdi eğer Kûfe'de bana itiraz etmeyeceğinize dair söz veriyorsanız, şehrinize gelirim; aksi halde geldiğim yolu tutup geri dönerim." [13]

….

 

Resul CAFERİYAN

 

 

--------------

[1]- İbn-i A'sam, c. 5, s. 49-50.

[2]- İbn-i A'sem, c. 5, s. 53

[3]- İbn-i A'sem c. 5, s. 150.

[4]- Belazeri, Ensabu’l Eşraf, c. 2, s. 164, Mahmudi'nin tashihi; Dinveri, Ahbaru’t-Tuvval, s. 245; Taberi, c. 4. 

[5]- Dinveri, Ahbaru’t-Tuvval, s. 245.

[6]- Dinveri, Ahbaru’t-Tuvval, s. 247.

[7]- İbn-i A'sem, c. 5, s. 120.

[8]- Taberi, c. 4, s. 300.

[9]- Dinveri, Ahbaru’t-Tuvval, s. 247-248.

[10]- Bazı tarih kitaplarında (Nefesü'l Mahmum) “Kays b. Musahhar” ve “Abdullah b. Buktar” olarak yazılmıştır.

[11]- Belazeri, Ensabu’l Eşraf, s. 169.

[12]- Dinveri, Ahbaru’t-Tuvval, s. 248; Belazeri, Ensabu’l Eşraf, s. 169; Taberi, c. 4, s. 300-301.

[13]- Dinveri, Ahbaru’t-Tuvval, s. 249; Belazerî, Ensabu’l Eşraf, c. 2, s. 170; İbn-i A'sem, c. 5, s. 135.




Bu haber 1047 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI