Dün akşam bazı televizyon programlarının ana konusu, İran'da devlet zafiyeti olduğu, istihbaratının güçsüz kaldığı, İsrail karşıtı bir ülkede Mossad ajanlarının cirit attığı söyleniyor; bu durum sanki onları fazlasıyla memnun ediyormuşçasına "kikiri kukuru yapıp" alay ediyorlardı.
Sanki bizde de hiç faili meçhuller, kim vurduya gitmeler, şüpheli uçak kazaları, şüpheli helikopter vakaları, şüpheli diplomat ölümleri, şüpheli subay intiharları, şüpheli mühendis ölümleri yokmuş gibi...
Bizdekiler üç beş "makyaj ustası/yalaka bozması" yorumcuyla unutturulup hasır altı ediliyor, ama mesele "İran" olunca malumunuz, "atış serbest" modu var.
Kargo uçağımızın düşmesi, Libya heyetinin ülkelerine dönüş yaparken daha Ankara sınırlarını bile geçmeden, artık havada mı infilak etti yoksa başka bir şey mi oldu, henüz tam bir rapor bile sunulmadı. Üstelik o günlerde bu iki vakayı da İsrail'in yapabileceği dillendirilmesine rağmen hala Merhum İbrahim Reisi'nin helikopter kazasını sanki bir futbol maçını konuşuyorlarmış gibi iştahla ve büyük bir zevkle anlatıp anlatıp duruyorlar!
Tabii bunun onlarca sebebi var ve çoğunu sizler biliyorsunuzdur. Asıl konumuza geçelim...
"İran'da Mossad neden güçlü?" imiş...
Bu soruya cevap vermek çok kolay, ama karşı tarafın bunu anlayabilmesi çok zor. O yüzden, genellikle bunu anlatabilmek için de geçmişe gitmek ve tarihi birtakım olaylar hakkında bilgi vermek gerekiyor. İnsanların çoğu algılarla hareket ettiği, hazırcılığa kaçıp olumlu-olumsuz her türlü haberi doğru kabul ederek yargı yoluna gittikleri için kirli bir bilgi oluşuyor ve dolayısıyla bütün ön yargılar da buradan başlıyor.
Mesela; İran, aslında bir "molla rejimi" değildir. Cumhuriyet'le yönetiliyor ve ülkede "demokrasi" var. Muhtarından cumhurbaşkanına, hatta dinî lidere kadar her makamın seçim sistemi var. Ama bağnaz, yobaz, taraflı zihniyetler, bu bilgiyi insanlara aktarmaz. Sizi, farklı kavramlarla avutmaya çalışırlar.
Güzelim İslam yasalarının bütününü ifade eden "şeriat" kavramını "yaratıkmış" gibi kötü tanıtmayı az-çok başaran Batı kökenli algı destekçileri, tıpkı İslam'ı kötü tanıttıkları gibi İran'ı da hep bu "uydurma algı operasyonlarıyla" kötü tanıtmaya çalışmışlardır, halen de öyle yapıyorlar.
İran İslam Cumhuriyeti, daha 50 yılını bile doldurmamış bir ülke. Biz, 100 yılı devireli çok oldu.
İran İslam Cumhuriyeti, Şah'ı devirdikten sonra pat diye "Şeriat" getirmedi. Getirilen "Şeriat" de Batı'nın anlattığı başsız, sistemsiz, ne idüğü belirsiz kişilerin keyfi uygulamalarla insanları asıp kestikleri bir mekanizma da değil. Bu Şeriat, "Kuran ve sahih hadis" geleneğine dayanıyor... Burası uzun mesele...
Konu şu ki İslam Cumhuriyeti sistemi getirildi ve bu, halka dayatılmadı. Seçimle belirlendi. İnsanlar referanduma gitti ve "Evet" ya da "Hayır" oyu kullandı. Resmî kayıtlar ise şöyle:
Evet: 20.147.055 oy
Hayır: 140.811 oy
Evet oranı: Yaklaşık %98,2
İşte o coşkun halk kabulünün ardından ABD ve İsrail'in eli, kolu, kanadı İran'dan kesilip atıldı; bu iki Şeytan resmen İran'dan kovuldu. Ama yukarıya iyice bakın... Yaklaşık 140 bin insan "İslam Cumhuriyeti'ni" reddetmiş...
Bunu birkaç katıyla çarpın ve nüfus olarak ortaya çıkarın. Sonra üzerine seçime katılmayanları da ekleyin. Daha sonra da 50 yıl sonrasında bunların sayısının kaça tekabül edebileceğini hesaplayın. Tabii bu arada saf değiştirenleri de hesaba katabilirsiniz. Daha dış etkenlere bile gelmedik...
Amerika ve İsrail bu süreçte hiç boş durmadı. Şah'a karşı olan örgütleri bile bu kez kendi safına çekerek onları yeni yetme İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı eyleme zorladı. Daha ilk günden devrimci İran onlarca şehit vermeye başladı. Cumhurbaşkanları, başbakanları, meclis üyeleri, önde gelen Cuma hatipleri, önemli devlet adamları ve âlimler gibi birçok şahsiyet terör edildi.
"Kürtlere özgürlük" adı altında tıpkı bizde olduğu gibi olmadık bir "Kürt sorunu" meselesi hortlatıldı. İslam'dan uzak belirli bir kitle, tıpkı PKK gibi teşkilatlandırılarak İslami İran'ın üzerine salındı. Saddam da diğer taraftan "Hürremşehir bizimdir!" diye İran'a saldırdı. Bunlar, ABD, Batı ve İsrail tarafından Saddam'a verilmiş bir görevdi. Saddam bütün bu muhalif örgütleri de ayrıca destekledi. Ülkesinde onlara yer verdi, yurt verdi, pasaport verdi; hepsi de ABD, İsrail ve Batı'nın paralarıyla... Bu savaş 8 yıl sürdü...
Devam Edecek…
tesettürlü escort ,fatih escort ,türbanlı escort ,travesti escort ,taksim escort ,beylikdüzü escort ,çapa escort
halkalı escort ,avrupa yakası escort ,şişli escort ,avcılar escort ,esenyurt escort ,beylikdüzü escort ,mecidiyeköy escort ,istanbul escort ,şirinevler escort ,avcılar escort
