Bugun...



Kur'an’da “İmamet” ile “Nübüvvet” Makamı İlişkisi

“İmamet makamı”, “Nübüvvet makamı”ndan daha yüksektir. Ama İmamların (a.s) makamı, İslam Peygamberinin (s.a.a) makamından daha yüksek değildir.

facebook-paylas
Tarih: 22-04-2024 11:14

Kur'an’da “İmamet” ile “Nübüvvet” Makamı İlişkisi

Bismillahirrahmanirrahim

 

“İmamet makamı”, “Nübüvvet makamı”ndan daha yüksektir. Buna rağmen İmamların (a.s) makamı, İslam Peygamberi Hz. Muhammed'in (s.a.a) makamından daha yüksek değildir. Çünkü İslam Peygamberi (s.a.a) imamet makamının yanı sıra, peygamberlik makamına da sahiptir. İmamet makamı ve peygamberlik makamı, Allah'ın bazı büyük peygamberlerde topladığı makamlardandır. [1]

 

İnsan toplumu, hidayete ve dünya ve ahiret saadetine ulaşmak için ilahi rehber ve liderlere ihtiyacı vardır. Yüce Allah, kullarını hidayet olmadan asla başıboş bırakmaz. Bu açıdan insanlık tarihi boyunca onları hidayet edecek ve yol gösterecek peygamberler göndermiştir.

 

İnsan aklı, bu liderlerin insanlığa rehberlik edebilmesi için Allah tarafından hidayet edilmiş olması gerektiğini belirtir ama herkes insanlara liderlik etme yeterliliğine sahip değildir. Kur'an-ı Kerim bu konuda şöyle buyuruyor:

قُلِ اللَّهُ یَهْدی لِلْحَقِّ أَ فَمَنْ یَهْدی إِلَى الْحَقِّ أَحَقُ‏ أَنْ یُتَّبَعَ أَمَّنْ لا یَهِدِّی إِلاَّ أَنْ یُهْدى‏ فَما لَکُمْ کَیْفَ تَحْکُمُونَ.

“De ki: Ortaklarınız arasında hakka götüren biri var mı?" De ki: "Allah hakka götürür. Acaba hakka götüren mi uyulmaya daha layıktır, yoksa hidayete erdirilmedikçe (kendisi bile) hidayete ermeyen mi? Size ne oluyor, nasıl hükmediyorsunuz?!” [2]

 

Bu ayeti şerife, şu konuyu açıklamaktadır ki insanın, hidâyete ihtiyacı olan birine uymaması gerekmektedir. Allah'ın asıl hidayet edici olduğuna dikkatle, O, kendisi tarafından hidayet olmuş kimseleri insanlığı hidayet etmeleri için gönderir ve hidayete ihtiyacı olan biri ise, başkalarını hidayet etme vasfına ve salahiyetine sahip değildir.

 

İmamlık ve Peygamberlik Makamının Bazı Peygamberlerde Toplanması

Hekim olan Allah, insanlığı hidayet etmek ve yol göstermek için büyük insanları seçerek, insanlara kendi mesajını ileticiler olarak karar kılmıştır. Bu insanlar, Allah'tan gelen hidayet lütfunun kullara akışına aracılık eden peygamberler ve elçilerdir. Bu lütuf, insanlığın bundan yararlanmaya layık olduğu günden itibaren Allah tarafından indirilmiş ve İslam Peygamberi’nin (s.a.a) çağına kadar devam etmiştir. [3]

 

Bu hidayet edicilerin üstlendikleri görevlere göre farklı makam ve derecelerinin olması, peygamberlik, nübüvvet ve imamet makamlarının birbirinden ayrı olmasına neden olmuştur.

Kur’an-ı Kerim, resullerin derecelerinin farklılığı hakkında şöyle buyuruyor:

 تِلْکَ الرُّسُلُ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلَى بَعْضٍ مِنْهُمْ مَنْ کَلَّمَ اللَّهُ وَرَفَعَ بَعْضَهُمْ دَرَجَاتٍ.

“İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir.” [4]

 

Yine bazı peygamberleri “imamet makamına” seçme konusunda şöyle buyuruyor:

وَجَعَلْنَا مِنْهُمْ أَئِمَّهً یَهْدُونَ بِأَمْرِنَا لَمَّا صَبَرُوا وَکَانُوا بِآیَاتِنَا یُوقِنُونَ.

“Sabredip ayetlerimize kesin olarak inandıkları zaman, içlerinden emrimizle doğru yola ileten önderler çıkardık.” [5]

 

Dolayısıyla bu ayetlere göre “imamet”, “peygamberlik” ve “risalet” makamı tek bir peygamberde toplanabilir. Yani bazı peygamberler bu makamların hepsine sahip olmuşlardır. Fakat imamet makamı, peygamber ve nebi olmayan birine Allah tarafından verilebilir. Aynı Ehl-i Beyt'in (a.s) masum imamları gibi.

 

İmamet Makamının Peygamberlik Makamına Üstünlüğünün Delili

İmamet makamının peygamberlik makamına üstünlüğünün delili, Hz. İbrahim (a.s) hakkında nazil olan ayetten elde edilmektedir. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَإِذِ ابْتَلَى إِبْرَاهِیمَ رَبُّهُ بِکَلِمَاتٍ فَأَتَمَّهُنَّ قَالَ إِنِّی جَاعِلُکَ لِلنَّاسِ إِمَامًا قَالَ وَ مِنْ ذُرِّیَّتِی قَالَ لا یَنَالُ عَهْدِی الظَّالِمِینَ.

“Hani Rabbi İbrahim’i birtakım kelimelerle denemiş, o da tam olarak onları yerine getirmişti. (İşte o zaman Allah,) "Ben seni insanlara imam (önder) kılacağım." dedi. (İbrahim,) "Benim soyumdan da." dedi. (Allah,) "Benim ahdim (imamet makamı) zalimlere erişmez." dedi.” [6]

 

İmam Cafer Sadık (a.s) bu ayeti şerifeyi açıklarken, açık ve kesin bir dille şöyle buyuruyor: “Allah, İbrahim'i nebi yapmadan önce onu has kulu yapmış ve onu resul yapmadan önce nebi olarak seçmiştir. Yine Allah onu “Halil” unvanıyla seçmeden önce “resul” olarak seçmiştir. Allah onu “imam” seçmeden önce “kendi halili” unvanıyla seçmiştir. Bütün bu makamlar Hz. İbrahim’de (a.s) toplandığında, Allah-u Teâlâ şöyle buyurdu:

إِنِّی جَاعِلُکَ لِلنَّاسِ إِمَامًا.

“Ben seni halkın imamı karar verdim”. Bu makam, Hz. İbrahim’in (a.s) nazarında o kadar büyüktü ki şöyle dedi: “Allah'ım! Benim soyumdan da imam seç”. Allah-u Teâlâ şöyle buyurdu: "Benim ahdim (imamet makamı) zalimlere erişmez."... Yani aptal bir insan, asla salihlerin imamı olamaz.” [7]

 

Peygamberlik, İmamet ve Nübüvvetin Farkı

Ayetlerde ve değişik tabirlerle gelmiş olan hadislerde yer alan işaretlerden elde edilmektedir ki Allah tarafından görevlendirilmiş olan kimselerin farklı makamlarda oldukları görülmektedir:

1- Nübüvvet makamı: Yani Allah'tan vahiy almak; buna göre "Nebi", kendisine vahiy nazil olan ve vahiy yoluyla aldığını insanlar istediklerinde onlara veren kişidir.

2- Risalet makamı: Yani vahyi iblağ etme, tebliğ etme, Allah'ın hükümlerini neşretme, eğitim ve bilinç yoluyla insanları eğitme makamı. Buna göre “Resul”, görevi alanında çaba göstermekle yükümlü bir kimsedir ki insanları Allah'a davet etmede, O'nun emirlerini iblağ etmede her türlü sebebi kullanarak, kültürel, fikri ve ideolojik bir devrim için gayret göstermelidir.

3-İmamet makamı: Yani halkın rehber, lider ve önderliğidir. Aslında imam, ilahi bir hükümet kurarak ve gerekli yetkileri elde ederek, Allah'ın emirlerini pratik olarak uygulamaya çalışan ve resmi olarak bir hükümet oluşturamadığı takdirde, bu hükümleri uygulamaya gücü yettiği kadar gayret gösteren kimsedir.

Birçok peygamber gibi İslam Peygamberi (s.a.a) de her üç makama da sahipti. O, hem vahiy alıyor, hem ilahi emirleri tebliğ ediyor, hem bir hükümet kurmuş ve hükümleri uygulamak için çalışıyor ve hem de maneviyat ve batın yoluyla insanların eğitimini yapıyordu.

Kısaca İmamet makamı, maddi, cismi, ruhi, zahiri ve batıni her yönüyle rehberlik makamıdır. “İmam” hükümet başkanı, toplumun önderi, dini rehber, ahlak eğitmeni, ruhsal ve batıni olan rehberdir.

İmametin hakikati beyanında söylenenlerden anlaşılmaktadır ki bir kimse peygamberlik, tebliğ ve risalet makamına sahip olabilir ama imamet makamına sahip olmayabilir.  Bu makam, her yönüyle çok fazla layık olmayı gerektirdiği ve Hz. İbrahim’in (a.s) o kadar sınav ve imtihanlardan sonra layık olduğu makamdı. [8]

 

-----------

[1]- İmamı Tanımak, c.10, s.166.

[2]- Yunus, 35.

[3]- Menşuru Akaidi İmamiye, s.97.

[4]- Bakara, 253.

[5]- Secde, 24.

[6]- Bakara, 124.

[7]- el-Kâfi, c.1, s.175.

[8]- Tefsiri Numune c.1, s.440-442.




Bu haber 669 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER NURANİ SÖZLER Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI