|
Tweet |
Bismillahirrahmanirrahim
Hangi duanın kabul edilip hangisinin kabul edilmeyeceğinin bilgisi Allah’a aittir ve biz bunu tam olarak ayırt etmekten aciziz. Ancak her hâlükârda Yüce Allah’ın kapısından ümit kesmemeli ve duamız kabul edilmediğinde, dua etmeyi bırakmamalıyız. Çünkü duanın kabulünde çeşitli şartlar rol oynar ve dua kabul edilmese bile, dua etmenin kendisi başlı başına bir anlam taşır ve Allah’a yönelik değerli bir ibadet sayılır. Aşağıdaki yazıda bu konuya dair bazı hususlar ele alınmış ve duanın kabulünün belirli şartlara bağlı olduğu ifade edilmiştir.
Dua ve dileklerin kabulünün alametinin nerede olduğunu bilmiyoruz; bütün her şeyden haberdar olan yalnızca Allah’tır. Ancak dua ve duanın kabulü hakkında bilinmesi iyi olan bazı hususlar vardır. Allâme Tabatabâî (r.a), “Kullarım sana beni sorduklarında, şüphesiz ben yakınım; bana dua ettiğinde dua edenin duasına karşılık veririm” [1] ayeti ile “Bana dua edin ki size karşılık vereyim” [2] ayetinden hareketle, duanın kabulünde iki hususun gerekli olduğunu belirtmektedir:
a)- Dua, gerçek bir istek ve talep olmalı, hem de samimiyet ve doğrulukla; yalnızca dilde kalan sözlerden ibaret olmamalıdır. “Ud‘û” (dua edin) ifadesi de bunu göstermektedir.
b)- İstek yalnızca Allah’tan yapılmalıdır; “annî” (benden) ifadesi de bunu anlatır. Dolayısıyla kişi, binlerce dış sebeplerden birine güvenip dayanırsa, aslında Allah’tan istemiş olmaz ve bu durumda “annî” (benden) ifadesinin gereği gerçekleşmemiş olur. [3] Nitekim Allah, başkalarından bir şey istediğinizde onu kabul edeceğine dair söz vermemiştir.
Eğer her duada bu iki önemli şart gerçekleşmişse, kabulü kesindir; fakat bu iki şarttan biri bulunmazsa, gerçekte ortada dua yoktur ve bu nedenle Allah, onun kabulünü garanti etmemiştir. Hatta bir kimse Allah’tan başkasından bir şey isterse, Allah onu istediği o şeye bırakır.
1- Duanın kabulüne engel olan şeyler
Kur’an-ı Kerîm’in müfessirleri olan ismet ve taharet sahipleri Ehlibeyt, duanın kabulü için bazı engellerden söz etmişlerdir ki bunlardan bazılarına değiniyoruz:
a)- Kalbin gafleti
Dua, “Yüce Allah’tan bir ihtiyacın giderilmesini istemek” demektir ve doğal olarak bu bağ ancak duanın sadece dış görünüşüne değil, insanın iç dünyasında da Allah’a yöneliş ve O’nun huzurunda yakarış oluştuğunda etkili olur; insan işlerde etkili olanın yalnızca Allah olduğunu bilmelidir. Peygamber Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
“Biliniz ki Allah, gaflet içindeki bir kalpten yükselen duayı kabul etmez.” [4]
Aslında Yüce Allah bu şekilde kullarını eğitir ve terbiye eder ki, yanlış yoldan dönüp hayatlarında ilahî hidayetin doğru yolunu seçsinler.
b)- İlahi hikmetle çelişmesi
Yüce Allah, bu âlemi kendi hikmeti doğrultusunda belirli kanunlara göre yönetir ve bu kanunları asla bozmaz. Bu nedenle duanın kabulü de ilahî kanunlar ve sünnetler çerçevesinde gerçekleşmelidir. Eğer bir dua bu düzeni bozucu nitelikte olursa, kabul edilmez. Çünkü Yüce Allah yalnızca Kerîm değil, aynı zamanda Hakîm’dir ve O’nun hiçbir sıfatı başka bir sıfatıyla çelişmez.
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Yüce Allah kendi hikmetini bozmaz; bu yüzden her duayı kabul etmez.” [5]
c)- Hayırlı olmaması
İnsanın ihtiyaçlarının hemen karşılanmamasına yol açan çeşitli sebepler arasında en önemlilerinden biri de şudur: Bazen insan Allah’tan bazı şeyler ister ve onların kabul edilmesinin kendi yararına olduğunu düşünür. Oysa gerçekte bu isteğin kabulü onun zararına olabilir. Bu durum, Bakara Suresi’nin 216. ayetine işaret eder:
“Olur ki bir şey hoşunuza gitmez ama o sizin için hayırlıdır; yine olur ki bir şeyi seversiniz ama o sizin için kötüdür…”
Bütün bunlar, insanın sahip olduğu cehalet veya sınırlılıklar sebebiyledir.
d)- Toplumsal günahlar
Toplumsal günahlar -örneğin iyiliği emretme ve kötülükten sakındırmayı terk etmek- duanın kabul edilmemesine sebep olur. Peygamber Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
“Eğer iyiliği emretmeyi ve kötülükten sakındırmayı terk ederseniz, en kötüleriniz başınıza musallat olur; sonra iyileriniz dua eder, fakat duaları kabul edilmez.”
2- Duanın adabı
Masum İmamların (a.s) nurlu rivayetlerinde, duanın adabı olarak bazı hususlar belirtilmiştir ki, bunlara riayet edilmesi duanın kabulünde etkili olabilir.
a)- Duada ısrar
Duanın kabulüne vesile olan etkenlerden biri de duada ısrarcı olmaktır. Yüce Allah, bazı sebeplerden dolayı bazen kulunun duasını hemen kabul etmez. Bu, ya kulun işlediği bir günahtan dolayı tövbe etmesi gerektiği içindir ya gerekli şartların henüz oluşmaması ve duanın doğal süreç içinde gerçekleşmesi için zamana ihtiyaç bulunması sebebiyledir ya da Yüce Allah, kulunun kendisiyle olan bağını güçlendirmesini ve O’nun huzuruna daha fazla yönelmesini istemektedir. Bu nedenle duada ısrar etmek, duanın kabulüne vesile olabilir ve duada ısrarcı olmak, Yüce Allah’ın hoşnutluğunu kazanmayı sağlar. İmam Muhammed Bâkır (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Yüce Allah, insanların ihtiyaçları konusunda birbirlerine ısrar etmelerinden hoşlanmaz; fakat bunu kendisi için sever.” [6]
Ayrıca şöyle buyurmuştur:
“Allah’a yemin olsun ki, mümin bir kul bir ihtiyacı için Yüce Allah’a ısrarla yönelirse, Allah mutlaka onu yerine getirir.” [7]
Peygamber Efendimiz (s.a.a) de şöyle buyurmuştur:
“Yüce Allah, kendisinden isteyen kimseyi sever.” [8]
Buna göre, ilahî huzurda duada ısrar etmek, ihtiyacın giderilmesine vesile olmasının yanı sıra, başlı başına arzu edilen ve Yüce Allah’ın ilgi ve lütfuna mazhar olan bir davranıştır. Bu nedenle, duanın kabulünün gecikmesi karşısında asla kırgınlığa ve ümitsizliğe düşmemek gerekir.
Peygamber Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
“Yüce Allah’tan bir ihtiyacını isteyen ve duasında ısrar eden kula Allah rahmet etsin, ister dileği yerine getirilsin ister getirilmesin.” [9][10]
b)- İyi işler yapmak
“Günah”, duanın kabulüne engel olup ilahî lütuftan mahrum kalmaya sebep olduğu gibi, “iyi işler yapmak” da duanın kabulüne vesile olur. Doğal olarak, insanın iyi amelleri ne kadar fazla olursa, ilahî lütuf da ona o ölçüde daha çok yönelir. Özellikle bazı ameller bu konuda oldukça etkilidir ve insan ile Allah arasında bağ kurulmasına vesile olur. Örneğin namaz, insan için ilahî âleme açılan bir kapı niteliğindedir ve duanın kabulüne zemin hazırlar. Bu nedenle her namazdan sonra yapılan duanın kabul edileceğine dair umut beslenebilir.
Peygamber Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
“Kim farz bir namazı yerine getirirse, Allah katında kabul edilmiş bir duası olur.” [11]
c)- Duanın kabulünde aceleci olmamak
İnsan bir isteği olduğunda ona mümkün olan en kısa sürede ulaşmak ister; ancak bazen bu onun için hayırlı değildir ya da şartları henüz oluşmamıştır; bir süre sabır ve beklemekle isteğine ulaşabilir. Fakat sabırsızlık ve tahammülsüzlük bazen ümitsizliğe yol açar ve istenilen şeylere ulaşmanın önünde engel olur. Bu nedenle duada ısrarcı olurken aşırı aceleci olmamak gerekir. İnsanın görevi dua etmek ve umutlu olmaktır; kabul etmek ise, Allah’a aittir. Dolayısıyla Allah’a ait olan işe müdahale etmemeliyiz. Aksi takdirde bu bizim zararımıza olur ve ilahî rahmete ulaşmamızın önünde engel hâline gelir. İmam Cafer-i Sâdık (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Mümin, acele etmediği sürece daima hayır ve huzur içindedir; fakat acele ederse, ümitsizliğe düşer ve duayı terk eder.”
İmam’a (a.s) acele etmenin nasıl olduğu sorulduğunda şöyle buyurmuştur:
“Kişinin, ‘Şu zamandan beri dua ediyorum ama kabul edilmedi’ demesidir.” [12]
Bu nedenle bolca umutlu olmak ve duada ısrar etmek gerekir; ancak aceleci olmamak gerekir; çünkü acelecilik, duanın kabulünün gerçekleşmesine engel olur.
İmam Cafer-i Sâdık (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Kul dua ettiği ve acele etmediği müddetçe, Yüce Allah onun ihtiyacını gidermekle meşgul olur.”
d)- Masumu (a.s) vesile kılmak
Yüce Allah şöyle buyurur:
“O’na ulaşmak için vesile arayın.” [13]
Yine şöyle buyurur:
“Onlar kendilerine zulmettiklerinde sana gelip Allah’tan bağışlanma dileseler ve Peygamber de onlar için bağışlanma isteseydi, Allah’ı tövbeleri kabul eden ve merhametli bulurlardı.” [14]
e)- Kutsal mekânlarda dua etmek
Mescitlerde, Ehlibeyt’in (a.s) türbelerinde, şehitlerin kabirlerinde ve duanın kabulüne daha yakın kabul edilen zamanlarda (Kadir Gecesi, Arife günü, İmamların doğum ve şehadet günleri ile seher vakitleri gibi) dua etmek, duanın daha hızlı kabul edilmesinde oldukça etkilidir.
------------
[1]- Bakara, 186.
[2]- Mümin, 60.
[3]- el-Mîzân, c. 2, s. 30–33.
[4]- Mîzânü’l-Hikme, c. 2, s. 875.
[5]- Mîzânü’l-Hikme, c. 2, s. 876.
[6]- Mîzânü’l-Hikme, c. 2, s. 880.
[7]- Mîzânü’l-Hikme, c. 2, s. 880.
[8]- Mîzânü’l-Hikme, c. 2, s. 880.
[9]- Mîzânü’l-Hikme, c. 2, s. 880.
[10]- Mîzânü’l-Hikme, c. 2, s. 880.
[11]- Mîzânü’l-Hikme, c. 2, s. 880.
[12]- Mîzânü’l-Hikme, c. 2, s. 880.
[13]- Mâide, 35.
[14]- Nisâ, 64.
tesettürlü escort ,fatih escort ,türbanlı escort ,travesti escort ,taksim escort ,beylikdüzü escort ,çapa escort
halkalı escort ,avrupa yakası escort ,şişli escort ,avcılar escort ,esenyurt escort ,beylikdüzü escort ,mecidiyeköy escort ,istanbul escort ,şirinevler escort ,avcılar escort
