Bugun...



Aşura Ziyareti

Aşura Ziyareti (Arapça: زيارة عاشوراء), Şiaların uzaktan ve yakından İmam Hüseyin (a.s) ve yarenlerini ziyaret etmek ve Aşura vakıasını anmak için okudukları bir ziyaretnamedir.

facebook-paylas
Tarih: 22-08-2020 14:30

Aşura Ziyareti

Bu ziyaretname İmam Muhammed Bakır'dan (a.s) rivayet edilmiş ve Şialar için önemli bir ziyaretnamedir.

Aşura Ziyareti’nin Senedi

Aşura ziyaretinin yer aldığı en eski ve kaynak kitap, İbn-i Kavlaveyh’in yazmış olduğu “Kamilu’z-Ziyarat” kitabıdır.[1] Kitabın müellifi, Aşura ziyaretinin metnini İmam Muhammed Bakır’dan (a.s) nakletmiştir. Aynı şekilde bu ziyareti, Şeyh Tusi (r.a) “Misbahu’l Mütehaccid”[2] kitabında “Muhammed b. İsmail b. Bazi’den, o da Salih b. Ukbe’den, o da babasından ve o da Ebu Cafer’den nakletmiştir. "Kamilu’z Ziyaret" kitabının nakli ile "Misbahu’l Mütehaccid" kitabının nakli arasında farklılıklar göze çarpmaktadır. [3] Aşura Ziyareti’nden sonra Alkame’nin Safvan’dan ve onun da İmam Cafer Sadık’tan (a.s) naklettiği “Alkame Duası” yer almaktadır.[4]

Aşura Ziyaretini Okumanın Sevabı

Alkame b. Muhammed Hazar şöyle diyor: İmam Bakır’a (a.s) dedim ki: "Bana Aşura gününde İmam Hüseyin'i (a.s) yakından ziyaret ettiğimde veya uzak şehirlerden yada evimden o hazrete selam verdiğimde okuyabileceğim bir dua öğretin”. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurdular:

“Ey Alkame! O hazrete selam ver ve sonra iki rekat namaz kıl. Daha sonra tekbir getir ve o hazreti işaret ederek şunları (ziyaretin metnini) söyle. Bunu okumakla İmam Hüseyin’i (a.s) ziyaret eden meleklerin duasını yapmış olursun. Bu durumda Allah-u Teâlâ senin için yüz binlerce derece verir ve İmam Hüseyin (a.s) ile birlikte şehit olanlar gibi olursun. Böylece onların ulaştıkları makama ulaşır ve o hazretle birlikte şehit olanlarla birlikte anılırsın. Bunun yanında senin için her peygamber ve elçinin sevabının yanında, İmam Hüseyin (a.s) şehit olduğu günden itibaren o hazreti ziyaret edenlerin ziyaretinin sevabı yazılır.[5]

Alkame diyor ki İmam Bakır (a.s) bu ziyareti naklettikten sonra şöyle buyurdu: “Ey Alkame! Eğer her gün evinde bu ziyaretnameyi okursan, bu sevapların hepsini alırsın.”[6]

Başka bir rivayette ise: “Eğer insanlar İmam Hüseyin’i (a.s) ziyaret etmenin değerini anlasalardı, büyük bir şevkle ölümü arzulardı. Bu sevap ve mükafatlara ulaşma hasretinden beden ve ruhlarını parça parça ederlerdi.”[7]

Aşura Ziyaretinin İçeriği

  • Selam: Aşura ziyareti, İmam Hüseyin’e (a.s) selamla başlamakta ve İmam Hüseyin’in (a.s) fedailerine selamla bitmektedir. Bu ziyaretname, imamet mesirinde olanlar ve bu yolda canlarını feda etmiş insanları yad etmek; yaşanmış olan musibetleri ve hadiseleri unutturmamak için insanlara o zamanı yaşatarak, dost ve düşmanı beyan eder.
  • Ehlibeyt tarihine dair hatırlatma: Aşura ziyaretinde Ehlibeyt’e karşı yapılan zulümler iki farklı zamirle; “kum” (siz) ve “ke” (sen) zamirleri ile ele alınmaktadır. “Kum” zamirinin döndüğü yer Ehlibeyt ve “ke” zamirinin döndüğü yer ise, Ebu Abdullah Hüseyin (a.s) dır. Ziyaretin başında geçen şu cümlenin anlamı; “Öyleyse siz Ehl-i Beyt'e karşı zulüm ve sitemin temelini atan gruba Allah lanet etsin. Sizi kendi makamınızdan alıkoyan ve Allah'ın size tanımış olduğu makamlarınızdan sizi uzaklaştıran gruba Allah lanet etsin. Allah, sizi katleden gruba lanet etsin; size karşı savaşmak için ortam hazırlayanlara Allah lanet etsin.” Ziyaretin ortalarında ise "size karşı savaş açanlardan" cümlesi geçmektedir. Bu cümlede ise "size karşı savaş açanlardan" Hz. Resulullah’tan (s.a.a) sonra İslam muhalifi siyasi güçlerin Ehlibeyt'e (a.s) olan düşmanlık ve gayri insani davranışları hatırlatılmaktadır. Başka cümlesinde ise “sizinle savaşmak için bineklerini eyerleyip, gem vuran ve tam bir hazırlık içinde savaşa gidenlere Allah lanet etsin.” Aşura olayına işaret edilmektedir. Diğer iki bölümde ise, Ben-i Ümeyye kabilesinden ciğer yiyen Hind’in oğlunun Aşura gününü mübarek saydığı ve Al-i Ziyad ve Al-i Mervan’ın İmam Hüseyin’in (a.s) öldürülmesinden dolayı duydukları sevinç hatırlatılmaktadır.
  • Lanet: Aşura ziyaretinde İmamlar (a.s) ve onların hükumetlerine karşı düşmanlık güdenler lanetlenmişlerdir. Ben-i Ümeyye, Ziyad Ailesi ve Mervan Ailesi zalim gruplar olarak zikredilmiştir. Ziyaretnamede adı geçen Ubeydullah b. Ziyad, Ömer b. Saad ve Şimr ise, isimleri zalim şahıslar olarak geçmiştir. Bu siyasi gücün asıl amacı, Ehlibeyt'e (a.s) zulmetmek ve düşmanlık güderek savaş açmak ve kan dökerek korku hakimiyeti kurmaktır. Aşura ziyaretinde yer yer ümmetin bir bölümü de lanete uğramış ve onlardan şiddetle uzak durulması istenmiştir. Ziyaretin son iki bölümünde bu lanet, tarih boyunca Muhammed ve Al-i Muhammed’e karşı yapılan ve yapılmakta olan tüm zalimleri kapsamaktadır. Bu lanetlerin amacı Müslümanların Allah’a tabi olarak Muhammed ve Al-i Muhammed’e zulüm yapan zalim tayfadan –yani imamet hükumetine muhalif olanlardan- uzak durması ve hatlarını Muhammed ve Al-i Muhammed’in (s.a.a) hattıyla uyumlu hale getirmesidir.
  • Mehdilik ve İntikam alınması: Aşura ziyaretinin iki bölümünde Allah’tan İmam Hüseyin’in (a.s) intikamının alınmasının, hakkı söyleyen natık kişi, Hz. Muhammed’in Ehlibeyt'inin mensur (muzaffer) İmam'ı (a.f), hidayet edici İmam'ının (a.f) eliyle nasip edilmesi istenmektedir. Bu söylemler, Hz. Hüccet’in (a.f) zuhurunu ve onun eliyle intikamının alınacağını ortaya koymaktadır. Şiaların fikir ve hareket yapı taşını oluşturan intizar (bekleyiş) dönemindeki Mehdeviyet temeline işaret etmektedir.
  • Dua: Aşura ziyaretinin diğer önemli bir duası ise şu içeriktedir: “Allah'ım! Yaşamımı Muhammed ve Ehlibeyt'inin yaşamı gibi ve ölümümü de Muhammed ve Ehlibeyt'inin ölümü gibi kıl.” Dünyevi ve uhrevi saadete ermek için ziyaretin sonlarında şu ifadeler kullanılmıştır: “Kendi katında Hüseyin (a.s) ve onun uğrunda canlarını feda eden ashabıyla birliktelikten kazandığım doğruluk makamını benim için sabit kıl."

Aşura Ziyaretinin Arapçası

بِسْمِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

اَلسَّلامُ عَلَيْكَ يا اَبا عَبْدِاللهِ، اَلسَّلامُ عَلَيْكَ يَا بْنَ رَسُولِ اللهِ (السَّلامُ عَلَيكَ يا خِيَرَةِ اللهِ وابْنَ خَيرَتِهِ) اَلسَّلامُ عَلَيْكَ يَا بْنَ اَميرِ الْمُؤْمِنينَ وَابْنَ سَيِّدِ الْوَصِيّينَ، اَلسَّلامُ عَلَيْكَ يَا بْنَ فاطِمَةَ سَيِّدَةِ نِساءِ الْعالَمينَ، اَلسَّلامُ عَلَيْكَ يا ثارَ اللهِ وَابْنَ ثارِهِ وَالْوِتْرَ الْمَوْتُورَ، اَلسَّلامُ عَلَيْكَ وَعَلَى الاَْرْواحِ الَّتي حَلَّتْ بِفِنائِكَ عَلَيْكُمْ مِنّي جَميعاً سَلامُ اللهِ اَبَداً ما بَقيتُ وَبَقِىَ اللَّيْلُ وَالنَّهارُ، يا اَبا عَبْدِاللهِ لَقَدْ عَظُمَتِ الرَّزِيَّةُ وَجَلَّتْ وَعَظُمَتِ الْمُصيبَةُ بِكَ عَلَيْنا وَعَلى جَميعِ اَهْلِ الاِْسْلامِ وَجَلَّتْ وَعَظُمَتْ مُصيبَتُكَ فِي السَّماواتِ عَلى جَميعِ اَهْلِ السَّماواتِ،

فَلَعَنَ اللهُ اُمَّةً اَسَّسَتْ اَساسَ الظُّلْمِ وَالْجَوْرِ عَلَيْكُمْ اَهْلَ الْبَيْتِ، وَلَعَنَ اللهُ اُمَّةً دَفَعَتْكُمْ عَنْ مَقامِكُمْ وَاَزالَتْكُمْ عَنْ مَراتِبِكُمُ الَّتي رَتَّبَكُمُ اللهُ فيها، وَلَعَنَ اللهُ اُمَّةً قَتَلَتْكُمْ وَلَعَنَ اللهُ الْمُمَهِّدينَ لَهُمْ بِالَّتمْكينِ مِنْ قِتالِكُمْ، بَرِئْتُ اِلَى اللهِ وَاِلَيْكُمْ مِنْهُمْ وَمِنْ اَشْياعِهِمْ وَاَتْباعِهِمْ وَاَوْلِيائِهِم، يا اَبا عَبْدِاللهِ اِنّي سِلْمٌ لِمَنْ سالَمَكُمْ وَحَرْبٌ لِمَنْ حارَبَكُمْ اِلى يَوْمِ الْقِيامَةِ، وَلَعَنَ اللهُ آلَ زِياد وَآلَ مَرْوانَ، وَلَعَنَ اللهُ بَني اُمَيَّةَ قاطِبَةً، وَلَعَنَ اللهُ ابْنَ مَرْجانَةَ، وَلَعَنَ اللهُ عُمَرَ بْنَ سَعْد، وَلَعَنَ اللهُ شِمْراً، وَلَعَنَ اللهُ اُمَّةً اَسْرَجَتْ وَاَلْجَمَتْ وَتَنَقَّبَتْ لِقِتالِكَ،

بِاَبي اَنْتَ وَاُمّي لَقَدْ عَظُمَ مُصابي بِكَ فَاَسْأَلُ اللهَ الَّذي َاكْرَمَ مَقامَكَ وَاَكْرَمَني اَنْ يَرْزُقَني طَلَبَ ثارِكَ مَعَ اِمام مَنْصُور مِنْ اَهْلِ بَيْتِ مُحَمَّد صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ، اَللّـهُمَّ اجْعَلْني عِنْدَكَ وَجيهاً بِالْحُسَيْنِ عليه السلام فِي الدُّنْيا وَالاْخِرَةِ، يا اَبا عَبْدِاللهِ اِنّي اَتَقَرَّبُ اِلى اللهِ وَ اِلى رَسُولِهِ وَاِلى اَميرِ الْمُؤْمِنينَ وَاِلى فاطِمَةَ وَاِلَى الْحَسَنِ وَاِلَيْكَ بِمُوالاتِكَ وَبِالْبَراءَةِ (مِمَّنْ قاتَلَكَ وَنَصَبَ لَكَ الْحَرْبَ وَبِالْبَراءَةِ مِمَّنْ اَسَسَّ اَساسَ الظُّلْمِ وَالْجَوْرِ عَلَيْكُمْ وَاَبْرَأُ اِلَى اللهِ وَاِلى رَسُولِهِ) مِمَّنْ اَسَسَّ اَساسَ ذلِكَ وَبَنى عَلَيْهِ بُنْيانَهُ وَجَرى فِي ظُلْمِهِ وَجَوْرِهِ عَلَيْكُمْ وَعلى اَشْياعِكُمْ، بَرِئْتُ اِلَى اللهِ وَاِلَيْكُمْ مِنْهُمْ وَاَتَقَرَّبُ اِلَى اللهِ ثُمَّ اِلَيْكُمْ بِمُوالاتِكُمْ وَمُوالاةِ وَلِيِّكُمْ وَبِالْبَراءَةِ مِنْ اَعْدائِكُمْ وَالنّاصِبينَ لَكُمُ الْحَرْبَ وَبِالْبَراءَةِ مِنْ اَشْياعِهِمْ وَاَتْباعِهِمْ،

اِنّي سِلْمٌ لِمَنْ سالَمَكُمْ وَحَرْبٌ لِمَنْ حارَبَكُمْ وَوَلِىٌّ لِمَنْ والاكُمْ وَعَدُوٌّ لِمَنْ عاداكُمْ فَاَسْأَلُ اللهَ الَّذي أكْرَمَني بِمَعْرِفَتِكُمْ وَمَعْرِفَةِ اَوْلِيائِكُمْ وَرَزَقَنِى الْبَراءَةَ مِنْ اَعْدائِكُمْ اَنْ يَجْعَلَني مَعَكُمْ فِي الدُّنْيا وَالاْخِرَةِ وَاَنْ يُثَبِّتَ لي عِنْدَكُمْ قَدَمَ صِدْق فِي الدُّنْيا وَالاْخِرَةِ وَاَسْأَلُهُ اَنْ يُبَلِّغَنِى الْمَقامَ الَْمحْمُودَ لَكُمْ عِنْدَ اللهِ وَاَنْ يَرْزُقَني طَلَبَ ثاري مَعَ اِمام هُدىً ظاهِر ناطِق بِالْحَقِّ مِنْكُمْ وَاَسْألُ اللهَ بِحَقِّكُمْ وَبِالشَّأنِ الَّذي لَكُمْ عِنْدَهُ اَنْ يُعْطِيَني بِمُصابي بِكُمْ اَفْضَلَ ما يُعْطي مُصاباً بِمُصيبَتِهِ مُصيبَةً ما اَعْظَمَها وَاَعْظَمَ رَزِيَّتَها فِي الاِْسْلامِ وَفِي جَميعِ السَّماواتِ وَالاْرْضِ

اَللّـهُمَّ اجْعَلْني فِي مَقامي هذا مِمَّنْ تَنالُهُ مِنْكَ صَلَواتٌ وَرَحْمَةٌ وَمَغْفِرَةٌ، اَللّـهُمَّ اجْعَلْ مَحْياىَ مَحْيا مُحَمَّد وَآلِ مُحَمَّد وَمَماتي مَماتَ مُحَمَّد وَآلِ مُحَمَّد، اَللّـهُمَّ اِنَّ هذا يَوْمٌ تَبَرَّكَتْ بِهِ بَنُو اُمَيَّةَ وَابْنُ آكِلَةِ الاَْكبادِ اللَّعينُ ابْنُ اللَّعينِ عَلى لِسانِكَ وَلِسانِ نَبِيِّكَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ فِي كُلِّ مَوْطِن وَمَوْقِف وَقَفَ فيهِ نَبِيُّكَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ، اَللّـهُمَّ الْعَنْ اَبا سُفْيانَ وَمُعاوِيَةَ وَيَزيدَ ابْنَ مُعاوِيَةَ عَلَيْهِمْ مِنْكَ اللَّعْنَةُ اَبَدَ الاْبِدينَ، وَهذا يَوْمٌ فَرِحَتْ بِهِ آلُ زِياد وَآلُ مَرْوانَ بِقَتْلِهِمُ الْحُسَيْنَ صَلَواتُ اللهِ عَلَيْهِ، اَللّـهُمَّ فَضاعِفْ عَلَيْهِمُ اللَّعْنَ مِنْكَ وَالْعَذابَ (الاَْليمَ) اَللّـهُمَّ اِنّي اَتَقَرَّبُ اِلَيْكَ فِي هذَا الْيَوْمِ وَفِي مَوْقِفي هذا وَاَيّامِ حَياتي بِالْبَراءَةِ مِنْهُمْ وَاللَّعْنَةِ عَلَيْهِمْ وَبِالْمُوالاةِ لِنَبِيِّكَ وَآلِ نَبِيِّكَ عَلَيْهِ وَعليهم السلام

Sonra yüz defa şöyle söylenir:

اَللّـهُمَّ الْعَنْ اَوَّلَ ظالِم ظَلَمَ حَقَّ مُحَمَّد وَآلِ مُحَمَّد وَآخِرَ تابِع لَهُ عَلى ذلِكَ، اَللّـهُمَّ الْعَنِ الْعِصابَةَ الَّتي جاهَدَتِ الْحُسَيْنَ (عليه السلام) وَشايَعَتْ وَبايَعَتْ وَتابَعَتْ عَلى قَتْلِهِ، اَللّـهُمَّ الْعَنْهُمْ جَميعاً

Sonra da yüz defa şöyle söylenir

اَلسَّلامُ عَلَيْكَ يا اَبا عَبْدِاللهِ وَعَلَى الاَْرْواحِ الَّتي حَلَّتْ بِفِنائِكَ عَلَيْكَ مِنّي سَلامُ اللهِ اَبَداً ما بَقيتُ وَبَقِيَ اللَّيْلُ وَالنَّهارُ وَلا جَعَلَهُ اللهُ آخِرَ الْعَهْدِ مِنّي لِزِيارَتِكُمْ، اَلسَّلامُ عَلَى الْحُسَيْنِ وَعَلى عَلِيِّ بْنِ الْحُسَيْنِ وَعَلى اَوْلادِ الْحُسَيْنِ وَعَلى اَصْحابِ الْحُسَيْنِ،

Sonra şöyle devam edersin

اَللّـهُمَّ خُصَّ اَنْتَ اَوَّلَ ظالِم بِاللَّعْنِ مِنّي وَابْدَأْ بِهِ اَوَّلاً ثُمَّ (الْعَنِ) الثّانيَ وَالثّالِثَ وَالرّابِعَ اَللّـهُمَّ الْعَنْ يَزيدَ خامِساً وَالْعَنْ عُبَيْدَ اللهِ بْنَ زِياد وَابْنَ مَرْجانَةَ وَعُمَرَ بْنَ سَعْد وَشِمْراً وَآلَ اَبي سُفْيانَ وَآلَ زِياد وَآلَ مَرْوانَ اِلى يَوْمِ الْقِيامَةِ

Sonra secdeye kapanıp şöyle dersin

اَللّـهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ حَمْدَ الشّاكِرينَ لَكَ عَلى مُصابِهِمْ اَلْحَمْدُ للهِ عَلى عَظيمِ رَزِيَّتي اَللّـهُمَّ ارْزُقْني شَفاعَةَ الْحُسَيْنِ يَوْمَ الْوُرُودِ وَثَبِّتْ لي قَدَمَ صِدْق عِنْدَكَ مَعَ الْحُسَيْنِ وَاَصْحابِ الْحُسَيْنِ اَلَّذينَ بَذَلُوا مُهَجَهُمْ دُونَ الْحُسَيْنِ عليه السلام

Aşura Ziyaretinin Anlamı

Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla

Selam olsun sana ey Eba Abdillah! Selam olsun sana ey Resulullah'ın oğlu! Selam olsun sana ey Mu'minlerin Emiri ve vasilerin efendisinin oğlu! Selam olsun sana ey dünya kadınlarının efendisi Fatıma'nın oğlu! Selam olsun sana ey Allah'ın kanına (intikamına) talip olduğu ve kanına talip olduğunun oğlu! Ey (mukaddes) kanının intikamı henüz alınmayan!

Selam olsun sana ve senin eşiğine yerleşen (sana feda olup, senin haremine yerleşen) ruhlara. Hepinizin üzerine benden Allah'ın edebi selamı olsun; ben yaşadığım, gece ve gündüz devam ettiği müddetçe.

Ey Eba Abdillah! Senin yasın ve musibetin bize ve İslam ehline çok ağır ve büyük oldu. Senin musibetin göklerde bütün gök ehline de çok büyük ve ağır oldu. Allah lanet etsin, siz Ehl-i Beyt'e yapılan zulüm ve haksızlığın temelini atan topluluğa. Allah lanet etsin, sizi (ilahi) makamınızdan uzaklaştıran ve Allah'ın size tayin ettiği mertebeleri elinizden alan topluluğa. Allah lanet etsin, sizi şehit eden topluluğa. Allah lanet etsin, sizinle savaşabilmek için (zalimlere) ortam hazırlayan topluluğa.

Ben Allah'a ve siz (Ehl-i Beyt'e) doğru, o (zalimlerden) ve onların izleyicilerinden, takipçilerinden ve dostlarından beriyim.

Ey Eba Abdillah! Hiç şüphesiz ben, kıyamet gününe kadar sizinle barışık olanlarla barışığım ve sizinle savaşanlarla savaş halindeyim.

Allah lanet etsin Ziyad soyuna ve Mervan soyuna. Allah lanet etsin Ümeyye oğullarının hepsine. Allah lanet etsin Mercane oğluna (İbn-i Ziyâd'a). Allah lanet etsin Ömer b. Sa'd'a. Allah lanet etsin Şimr'e. Allah lanet etsin seninle savaşmak için at eğerleyen, dizgin çeken ve nikap bağlayan topluluğa.

Anam ve babam sana feda olsun; senin için musibetim çok büyüktür. Şu halde senin makamını yücelten ve beni seninle değerli kılan Allah'tan istiyorum ki, Muhammed'in (s.a.a) Ehl-i Beyt'inden olan muzaffer İmam (Hz. Mehdi) ile birlikte senin intikamını almayı bana nasip buyursun! Allah'ım! Beni dünya ve ahirette Hüseyin (a.s) ile şerefli kıl.

Ey Eba Abdillah! Hiç şüphesiz ben senin sevginle ve sizin (Ehl-i Beyt'in) düşmanlarından beri olmakla, Allah'a, Resulü'ne, Emir-ül Mu'minin'e, Fatıma'ya, Hasan'a ve sana yakınlaşıyorum. Onlar ki bu haksızlığın temelini atıp binasını kurdular; size ve takipçilerinize karşı zulüm ve haksızlıklarını devam ettirdiler.

Ben, Allah'a ve size doğru onlardan beriyim. Sizin dostlarınızı sevmekle ve size savaş açanlardan ve onların izleyicileri düşmanlarımızdan beri olmakla önce Allah'a ve sonra da size yakınlaşıyorum.

Ben, sizinle barışık olanla barışığım ve sizinle savaşta olana karşı savaştayım. Size dost olana dostum ve size düşman olanla düşmanım. Şu halde sizi ve dostlarınızı tanımakla beni şereflendiren ve düşmanlarınızdan beri olmayı bana nasip eden Allah'tan istiyorum ki beni dünya ve ahirette sizinle birlikte kılsın; dünya ve ahirette sizin yanınızda bana sebat versin. Beni, sizin Allah katında sahip olduğunuz beğenilmiş makama ulaştırsın. Bana, hidayet İmamı olan, zuhur etmiş halde hakkı söyleyen (Hz. Mehdi) ile birlikte intikamınızı almayı nasip buyursun.

Sizin hakkınızı ve Allah'ın katında sahip olduğunuz ilahi mertebenizi vesile ederek, Allah'tan istiyorum ki sizin musibetinizi çektiğim için, musibet çeken bir kimseye verilen mükafatın en iyisini bana nasip etsin. Bu musibet ve bu musibetin İslam'da ve bütün göklerde ve yerde meydana getirdiği sıkıntı ve acı ne de büyüktür!

Allah'ım! Beni, şu bulunduğum halde-yerde, Senin salavat, rahmet ve mağfiretine mazhar olanlardan eyle. Allah'ım! Benim hayatımı Muhammed ve Âl-i Muhammed'in hayatı, ölümümü de Muhammed ve Âl-i Muhammed'in ölümü gibi kıl.

Allah'ım! Bu öyle bir gündür ki Ümeyye oğulları ve ciğer yiyen (Hind'in) oğlu, onu mübarek saymışlardır. O öyle bir kimseydi ki kendisi de babası da Senin ve Resulü'nün dilinde lanetlenmiştir. Peygamber'in (Allah'ın salat ve selamı onun ve Ehl-i Beyt'inin üzerine olsun) de bulunduğu her yerde ve durduğu her durakta onlara lanet okumuştur.

Allah'ım! Ebu Süfyan'a, Muaviye'ye ve Yezid b. Muaviye'ye lanet et. Senin lanetin ebediyyen onların üzerine olsun.

Bu öyle bir gündür ki onda Ziyad ve Mervan soyu, Hüseyin'i (a.s) öldürdükleri için sevindiler. Şu halde lanet ve acı azabını onların üzerine kat kat artır.

Allah'ım! Ben, bugün ve durduğum bu yerde ve bütün hayat günlerimde o (zalimlerden) beri olmakla ve onları lanetlemekle ve Peygamber'ini ve Ehl-i Beyt'ini (hepsinin üzerine selam olsun) sevmekle sana yakınlaşıyorum.

Sonra yüz defa şöyle söylersin:

Allah'ım! Muhammed ve Âl-i Muhammed'in hakkına ilk zulmeden kimseden, ona bu konuda en son tabi olan kimseye kadar hepsine lanet et.

Allah'ım! Hüseyin'le savaşan, onu öldürmek için birbirleriyle işbirliği yapan ve sözleşen topluluğa lanet et. Allah'ım! Onların hepsini toplu olarak kendi lanetine mazhar eyle.

Sonra da yüz defa şöyle söylersin:

Selam olsun sana ey Eba Abdillah ve o (pak) ruhlara ki senin eşiğinde (hareminde) yer aldılar. (Sana canlarını kurban etme ve aynı mekanda defnedilme şerefine nail oldular.)

Allah'ın selamı benden, ebediyen senin üzerine olsun; yaşadığım sürece, gece ve gündüz devam ettiği müddetçe.

Allah, bu ziyareti benim sizi son ziyaretim kılmasın. Selam olsun Hüseyin'e ve Ali b. Hüseyin'e, Hüseyin'in evlatlarına ve ashabına.

Sonra şöyle devam edersin:

Allah'ım! Sen, (Resul ve Ehl-i Beyt'ine) ilk zulmedeni benim özel lanetime mazhar eyle. Bunun için de önce birinci, sonra ikinci, sonra üçüncü ve sonra da dördüncüden başla. Sonra da... Yezid'e lanet eyle. Ziyad'ın ve Mercane'nin oğlu Ubeydullah'a, Sa'd oğlu Ömer'e, Şimr'e, Ebu Süfyan'ın, Ziyad'ın ve Mervan'ın soyuna kıyamet gününe kadar lanet et.

Sonra secdeye kapanıp şöyle dersin:

Allah'ım! Onların musibetine karşı bana, şükredenlerin hamdı gibi hamt etmeği nasip eyle. Bu büyük acı ve musibetimden dolayı Allah'a hamdolsun. Allah'ım! (Huzuruna) varacağım gün Hüseyin'in şefaatini bana nasip eyle; indinde Hüseyin ve canlarını Hüseyin'e (ona selam olsun) feda eden ashabıyla birlikte, benim doğruluk ayağıma sebat ver.

 

 

-----------------

[1]-İbn-i Kavlaveyh, Kamilu’z-Ziyaret, s. 581.

[2]- Tusi, Misbahu’l Müteheccid, s. 536

[3]- Kalbasi, Şerhi Ziyareti Aşura, s. 210

[4]-Tusi, Misbahu’l Müteheccid, s. 543.

[5]- İbn-i Kavlaveyh, Kamilu’z-Ziyaret, s. 581.

[6]- Tusi, Misbahu’l Müteheccid, s. 539.

[7]- Bihar, c. 101, s. 18.




Bu haber 1627 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER MANEVİYAT Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI