Bugun...



Allah’ın Rahmetinden Mahrum Kalanlar

Yüce Allah’ın rahmeti öylesine geniştir ki, tüm insanları ve tüm varlıkları kapsamaktadır.

facebook-paylas
Tarih: 10-07-2025 14:12

Allah’ın Rahmetinden Mahrum Kalanlar

Bismillahirrahmanirrahim

 

Her ne kadar Allah-u Teâlâ’nın rahmeti sonsuz ve kuşatıcı olup bütün insanları ve bütün mahlûkatı içine alsa da, bazı insanlar ilahî nimetlere karşı şükür ve minnettarlık göstermek yerine işledikleri günahlarla kendilerini bu rahmet dairesinin dışında bırakmaktadır.

 

“Rahmet” çok geniş ve kapsamlı bir anlam taşır. Bu kavram, kâinattaki tüm lütuf ve ihsanları içine alır. Kimi zaman manevi boyutludur ve kimi zaman ise, maddi yönü ön plandadır. Bazen insan, hayatındaki bütün maddi yolların kapandığını zanneder; fakat o anda ilahî rahmetin kalbine ve ruhuna aktığını hisseder. Bu nedenle kişi, hapishane gibi dar ve sıkıntılı ortamlarda bile huzur ve sevinç içinde olabilir.

 

Allah’ın rahmeti hem dünya ve hem de ahireti içine alan kapsamlı bir içeriğe sahiptir. Bu sebeple Kur’ân-ı Kerîm’de “rahmet” kelimesi çok farklı anlamlarda kullanılmaktadır: Kimi zaman hidayet anlamında, kimi zaman düşman şerrinden kurtuluş; kimi zaman bereketli yağmurlar, kimi zaman nur nimeti gibi diğer maddi ve manevi nimetler, çoğu zaman da cennet ve ahiret saadeti anlamında zikredilmiştir.

 

Ancak bu sonsuz rahmetin bunca genişliğine rağmen şu soru akla gelmektedir: Acaba Allah’ın rahmet ve lütfuna mazhar olamayan bazı insanlar var mıdır?

 

Kur’an ayetleri ve hadisler dikkate alındığında, Allah’ın rahmetine nail olamayan bazı insan gruplarının bulunduğu görülmektedir.

Yukarıda da ifade edildiği gibi, “rahmet ilahi” hem dünyayı ve hem de ahireti kapsamaktadır ve Kur’an-ı Kerîm’de birçok farklı anlamda kullanılmıştır: Bazen hidayet konusu, bazen düşmandan kurtuluş, bazen bereketli yağmur, bazen ‘nur nimeti’ gibi diğer nimetler ve çoğu zaman da cennet ve ahiretteki nimetler olarak ifade edilmiştir.

 

Nitekim Yüce Allah şöyle buyuruyor:

“Rahmetim her şeyi kuşatmıştır.” [1]

 

Bu genişliğe rağmen, bazı insanlar ilahî nimetler karşısında şükür yerine isyan ve günahla karşılık vererek rahmetten uzaklaşırlar. Bu uzaklaşmanın derecesi, işlenen günahın büyüklüğüyle doğru orantılıdır. Günah ne kadar büyük ve ağır olursa, ilahî rahmetten mahrumiyet de o ölçüde artar.

Buna rağmen Allah, kullarına pek çok tövbe kapısı aralamış ve rahmetine dönüş yolları göstermiştir. Ancak bazı insanlar öyle davranış biçimleri benimserler ki, bu tutumlarının sonucu olarak, Allah’ın bu engin rahmetinden bütünüyle uzak kalırlar.

 

Allah’ın lütuf ve rahmetinden mahrum kalanlardan bazıları şunlardır:

1. Kâfirler:

Allah’ın açık delillerini görmelerine ve hakkın kendilerine apaçık ortaya konulmasına rağmen, inat ederek bu hakikati inkâr edenler, Kur’an’ın açık ifadesiyle Allah’ın lütuf ve mağfiretinden mahrum bırakılırlar:

“İman edip sonra inkâr eden, sonra tekrar iman edip tekrar inkâr eden, sonra da inkârlarını artıranları Allah asla bağışlamaz ve onları doğru yola iletmez.” [2]

 

Yine şöyle buyrulmuştur:

“Şüphesiz Allah’ın ayetlerine inanmayanları Allah doğru yola iletmez ve onlar için elem verici bir azap vardır.” [3]

 

2. Müşrikler:

Kur’an-ı Kerîm’de, Allah’a ortak koşmanın affedilmeyecek bir günah olduğu açıkça belirtilmiştir:

“Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz; bundan aşağısını ise dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah’a ortak koşarsa, büyük bir günah uydurmuş olur.” [4]

 

3. Münafıklar:

Kalben inkâr ettikleri hâlde zahiren iman etmiş gibi görünen, yani münafıklık yapan kimseler de Allah’ın rahmetinden uzak tutulmuşlardır:

“Allah, erkek ve kadın münafıklara ve kâfirlere, içinde ebedî kalacakları cehennem ateşini vaat etmiştir. O onlara yeter. Allah onları rahmetinden uzaklaştırmış ve onlar için sürekli bir azap hazırlamıştır.” [5]

 

4. Büyüklük taslayanlar (Müstekbirler):

Kendilerini yüce görüp kibirlenen ve kulluğu reddedenler de ilahî rahmete mazhar olamazlar:

“İbadet etmekten çekinenleri ve kibirlenenleri ise acı bir azapla cezalandıracaktır.” [6]

 

5. Dinden dönenler (Mürtedler):

İslam’ı kabul ettikten sonra ondan yüz çeviren ve hakikatin doğruluğuna tanıklık ettikleri hâlde inkâra yönelenler, yani “mürted” olanlar da Allah’ın hidayetinden yoksun bırakılırlar:

“İmanlarından sonra kâfir olan, Resûl’ün hak olduğunu tasdik eden ve kendilerine apaçık deliller geldikten sonra inkâr eden topluluğu Allah nasıl hidayete erdirir? Allah, zalim topluluğu hidayete erdirmez.” [7]

Bu ayet, İslam’ı kabul ettikten sonra ondan dönen, yani “irtidat eden” kimseleri konu edinmektedir.

 

Allah neden onları hidayete erdirmez?

 

Mürtetleri hidayet etmemesinin delili açıktır: Zira bu kişiler, Hz. Peygamber’in (s.a.a) hak olduğunu delilleriyle tanımış ve onun risaletini tasdik etmişlerdir. Dolayısıyla İslam’dan dönmeleri, bilinçli bir zulüm anlamı taşır. Bile isteye zulüm ve sapkınlıkta bulunan bir kimse, ilahî hidayete layık değildir; zira hidayetin ön şartı olan gönül açıklığını ve hakka yönelme kabiliyetini kendi eliyle ortadan kaldırmıştır. [8]

 

6. Kibirliler (Mütekebbirler):

Kur’an-ı Kerîm, kibirli kimselerin ebedî azaba uğrayacaklarını açıkça bildirmektedir:

“(Onlara) denir ki: Cehennemin kapılarından girin, orada ebedî kalacaksınız! Burası kibirlenenler için ne kötü bir yerdir!” [9]

 

Ayrıca Zurare’nin İmam Muhammed Bâkır (a.s) ve İmam Cafer-i Sâdık’tan (a.s) naklettiği bir hadiste, kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimsenin cennete giremeyeceği ifade edilmiştir:

“Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremez.” [10]

 

Bu noktada hatırlatmak gerekir ki, Allah’ın rahmetinden uzaklaşmak farklı derecelere sahiptir. Yani bu mahrumiyet, kişinin işlediği günahın ağırlığına bağlıdır. Günah ne kadar büyükse, ilahî rahmetten uzaklaşma da o ölçüde artar.

 

7. Zalimler ve Haksızlık Edenler:

Kur’an-ı Kerîm’e göre, kendi nefislerine zulmeden kimseler de ilahî rahmetten mahrum kalırlar. Nitekim şu ayette şöyle buyrulmaktadır:

“Melekler, canlarını alırken kendilerine zulmetmiş olanlara: ‘Ne işteydiniz?’ diye sorarlar. Onlar da: ‘Biz yeryüzünde ezilen, güçsüz kimselerdik’ derler. (Melekler:) ‘Peki, Allah’ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!’ derler. İşte bunların varacağı yer cehennemdir. Orası ne kötü bir sondur!” [11]

 

Ayrıca başka bir ayette, zalimlerin Allah’ın rahmetine ulaşamayacakları da şöyle ifade edilir:

“Eğer Allah dileseydi hepsini tek bir ümmet yapardı. Lakin O, dilediğini rahmetine kavuşturur. Zalimlerin ise ne bir dostu vardır ne de bir yardımcısı.” [12]

 

Sonuç Olarak:

Her ne kadar Allah-u Teâlâ’nın rahmeti son derece geniş ve kuşatıcı olup tüm insanları ve varlıkları kapsamakta ise de, bazı insanlar, kendilerine bahşedilen bu nimetler karşısında şükür ve kulluk etmek yerine isyan ve günaha yönelerek, işledikleri fiillerle kendi iradeleriyle bu rahmetten mahrum kalmaktadırlar.

 

-------------

[1]- A'râf, 156.

[2]- Nisâ, 137.

[3]- Nahl, 104.

[4]- Nisâ, 48.

[5]- Tövbe, 68.

[6]- Nisâ, 173.

[7]- Âl-i İmrân, 86.

[8]- Ayetullah Makârim Şîrâzî, Tefsîr-i Numûne, c. 2, s. 648.

[9]- Zümer, 72.

[10]- Kâfî, c. 2, s. 310.

[11]- Nisâ, 97.

[12]- Şûrâ, 8.




Bu haber 590 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER MANEVİYAT Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI