|
Tweet |
Bismillahirrahmanirrahim
Masum İmamların (a.s) nazarında Hz. Fâtıma (s.a), öyle yüksek bir mertebeye sahiptir ki, onlar hayatlarında onunla övünürler ve onu öylesine âlim, takva sahibi ve yüce bilirlerdi ki, herhangi bir övgüye ihtiyaç duymadığını ifade ederlerdi. Onlar kendi ashabına şöyle buyuruyorlardı:
“Hiçbir peygamberin nübüvveti tamamlanmadı, ancak Fâtımatü’z-Zehrâ’nın (s.a) faziletine ikrar edip ona muhabbet duymakla kemale erdi.”
İmamlar (a.s), Allah Resûlü’nün (s.a) kızı Hz. Fâtıma’yı (s.a) kendileri için bir örnek ve model olarak belirlemişlerdi.
On İki İmam’ın (a.s) her biri, Hz. Fâtıma’nın (s.a) faziletlerine dair değerli açıklamalarda bulunmuşlardır. Burada bunlardan bazılarını özetle aktarıyoruz:
1. İmam Ali’nin (a.s) nazarında Hz. Fâtıma (s.a)
İmam Ali’nin (a.s) bakışında Hz. Fâtıma (s.a), zühd, Allah korkusu ve ilahî hükümlere bağlılıkta öyle yüce bir mertebeye sahiptir ki, bir sözünde şöyle buyurur:
“Ben, Allah Resûlü (s.a.a), Fâtıma (s.a) ve evlatlarıyla övünürüm.” [1]
Bunun yanı sıra İmam Ali (a.s), Muâviye’nin Emevîlerin faziletine dair asılsız iddialarına cevap olarak bir mektubunda şöyle yazıyor:
“... Cennet gençlerinin iki efendisi bizdendir; ‘ateş çocukları’ sizdendir. Dünyanın en faziletli kadını (Hz. Fâtımatü’z-Zehrâ (s.a)) bizdendir; cehennemlikler için ‘odun taşıyıcı’ olan sizdendir. Bu faziletler bizdendir ve o faziletler de sizdendir...” [2]
Hz. Fâtıma (s.a), mübarek ömrünün son anlarında şöyle buyuruyor:
“Ey amcaoğlu! Hayatım boyunca beni ne yalancı ve ne de hain gördün; ben de hiçbir zaman senin emrine karşı gelmedim.”
Kendisinin tek destekçisi ve tesellisi olan kişinin vefatına tanıklık eden İmam Ali (a.s) şöyle buyuruyor:
“Allah’a sığınırım! Sen, o kadar bilgin, takva sahibi, değerli ve iyisin ki, seni kınamam düşünülemez. Senin ayrılığın ve yokluğunun hüznü bana çok ağır gelecek. Allah’a yemin ederim ki, senin gidişinle, Allah Resulünün (s.a.a) musibetini bana yeniden yaşatmış oldun. ‘Biz Allah’a aitiz ve O’na döneceğiz’ bu büyük, acı ve hüzün verici musibet karşısında!” [3]
2. İmam Hasan’ın (a.s) nazarında Hz. Fâtıma (s.a)
İmam Hasan (a.s), annesi Hz. Fâtıma’nın (s.a) üstün niteliklerinden birçok yerde söz etmiştir. Bunlardan biri şöyledir:
“Bir gece annemi mihrapta namaz kılarken gördüm. Güneş doğuncaya kadar rükû ve secde hâlinde ibadetle meşguldü. Onu, erkek ve kadın müminlerin her biri için dua ederken işittim; hepsini tek tek anıyor, fakat kendisi için hiçbir şey istemiyordu. Bunun üzerine arz şöyle ettim: ‘Anneciğim! Başkaları için dua ettiğin gibi neden kendin için dua etmiyorsun?’. ‘Evladım! Önce komşu, sonra ev…’ buyurdu.” [4]
3. İmam Hüseyin’in (a.s) nazarında Hz. Fâtıma (s.a)
İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyuruyor:
“Hz. Resulullah (s.a.a) Ümmü Seleme’nin evinde bulunduğu bir sırada, ilâhî meleklerden biri olan Sarsâîl, Hz. Peygamber’in (s.a.a) huzuruna geldi ve şöyle arz etti: ‘Nuru nur ile nikâhla.’ Hz. Peygamber (s.a.a) buyurdu: ‘Kimi, kiminle?’ O cevap verdi: ‘Kızın Fâtıma’yı (s.a) Ali b. Ebî Tâlib (a.s) ile.’ Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.a), Cebrâil, Mikâil ve Sarsâîl’in huzurunda Fâtıma’yı (s.a) Ali (a.s) ile nikâhladı.” [5]
4. İmam Zeynelabidin’in (a.s) nazarında Hz. Fâtıma (s.a)
İmam Zeynelabidin (a.s) şöyle buyuruyor:
“Kıyamet koptuğunda Fâtıma (s.a) mahşere girer ve şöyle nida edilir: ‘Ehlibeyt’i seven Müslümanlar hariç, Allah’ın ayetlerine iman eden ve Müslüman olan herkes başlarını eğsin.’ Sonra duyurulur: ‘İşte bu, Muhammed’in (s.a.a) kızı Fâtıma’dır.’ O ve beraberindekiler cennete doğru yol alırlar. Allah-u Teâlâ bir meleği ona hizmet için gönderir ve şöyle buyurur: ‘İhtiyacını benden dile!’
Fâtıma (s.a) ‘Ey Rabbim! İhtiyacım şudur ki, beni ve evlatlarımı destekleyen kimseleri bağışlayasın’ diye arz eder.” [6]
5. İmam Muhammed Bâkır’ın (a.s) nazarında Hz. Fâtıma (s.a)
İmam Muhammed Bâkır (a.s) şöyle buyuruyor:
“Kıyamet günü olduğunda Cebrâil şöyle nida eder: ‘Huveylid’nin kızı Hatice nerede? İmrân’ın kızı Meryem, Muzâhim’in kızı Âsiye, Musa’nın (a.s) kız kardeşi Ümmü Külsûm neredeler?’ Onlar yerlerinden kalkarlar… Sonra yine nida edilir: ‘Ey mahşer halkı! Bugün keramet ve izzeti Muhammed, Ali, Hasan, Hüseyin ve Fâtıma’ya (a.s) verdim. Başlarınızı eğin ve gözlerinizi kapatın; çünkü Fâtıma cennete girmek üzere.’ Ardından Cebrâil, cennet develerinden bir deve getirir ve onu cennete taşır. Ancak cennete yaklaştığında Fâtıma (s.a) duraklar. Allah-u Teâlâ buyurur: ‘Duraklamanın sebebi nedir?’
Fâtıma (s.a) arz eder: ‘Ey Rabbim! Bugün makamımın bilinmesini isterim.’ Allah-u Teâlâ ‘Ey Habibimin kızı! Dön ve bak; kalbinde size, Ehlibeyt’e sevgisi olan herkesi cennete al’ buyurur.”
İmam Muhammed Bâkır (a.s) şöyle buyuruyor: “Allah’a yemin ederim! O gün Fâtıma (s.a), dostlarını ve Şiîlerini, bir kuşun iyi tohum tanesini kötü tohum tanesinden ayırdığı gibi, insanların arasından ayıracaktır.” [7]
6. İmam Cafer-i Sâdık’ın (a.s) nazarında Hz. Fâtıma (s.a)
Seyyid Hâşim Bahrânî, İmam Cafer-i Sâdık’ın (a.s) şöyle buyurduğunu naklediyor:
“Hiçbir peygamberin nübüvveti tamamlanmadı; ancak Fâtımatü’z-Zahrâ’nın (s) faziletine ikrar edip ona sevgi beslemekle kemale erdi.” [8]
Ayrıca İmam Cafer-i Sâdık (a.s) şöyle buyuruyor:
“Fâtıma, Sıddîka-i Kübrâ’dır. Onun, Allah katında dokuz ismi vardır: Fâtıma, Sıddîka, Mübareke, Tâhire, Zekiye, Râziye, Muhaddese, Zehrâ ve Betûl.” [9]
7. İmam Musâ Kâzım’ın (a.s) nazarında Hz. Fâtıma (s.a)
İmam Musâ Kâzım (a.s) şöyle buyuruyor:
“Şüphesiz Fâtıma, Sıddîka ve şehîdedir.” [10]
Süleyman b. Cafer diyor ki: İmam Kâzım’ın (a.s) şöyle buyurduğunu işittim:
“Bir evde Muhammed, Ali, Hasan, Hüseyin, Cafer ve Abdullah isimlerinden biri ve kadınlardan Fâtıma ismi bulunursa, o eve fakirlik ve darlık girmeyecektir.” [11]
8. İmam Rızâ’nın (a.s) nazarında Hz. Fâtıma (s.a)
İmam Rızâ (a.s), aziz atalarından naklen şöyle buyuruyor:
“Peygamber (s.a.a), Ali’ye (a.s) hitaben şöyle buyurdu: “Sana üç üstünlük verilmiştir ki, bunlar bana verilmemiştir.” Ali (a.s) “Bu üç şey nedir?” diye arz etti. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: “Sen, benim gibi bir kayınpedere sahipsin ama böyle bir kayınpedere sahip değilim; sana, Fâtıma (s.a) gibi bir eş sana verilmiştir, bana verilmemiştir; sana Hasan ve Hüseyin (a.s) verilmiştir, bana verilmemiştir.” [12]
Ayrıca İmam Rızâ (a.s), babalarından ve onlar da Allah Resûlü’nden (s.a.a) şöyle naklediyor: “Ali ile Fâtıma (a.s) evlendiğinde Allah Azze ve Celle şöyle buyurdu: Eğer Ali’yi yaratmamış olsaydım, yeryüzünde kızın Fâtıma’ya (s.a) denk olacak hiçbir eş bulunmazdı.” [13]
9. İmam Cevâd’ın (a.s) nazarında Fâtıma (s)
Zekeriya b. Âdem şöyle rivayet ediyor: İmam Rızâ’nın (a.s) huzurunda bulunuyordum. Bu sırada, henüz dört yaşını aşmamış olan İmam Cevâd (a.s) içeri girdi. Oturduğunda elini yere koydu, başını göğe kaldırdı ve uzun bir süre derin bir tefekküre daldı. İmam Rızâ (a.s) buyurdu:
“Canım sana feda olsun! Nedir seni bu kadar düşüncelere sevk eden?”
O şöyle cevap verdi:
“Annem Fâtıma’ya (s.a) yapılan zulümler hakkında düşünüyorum.” [14]
Yine İmam Cevâd (a.s), Hac’da Hz. Fâtıma Zahrâ (s.a) adına tavaf ve ziyaret yaptığını söyleyen Musâ b. Kâsım’a şöyle buyurdu:
“Bunu çokça yap; çünkü bu, yapabileceğin amellerin en faziletlilerindendir.” [15]
10. İmam Hâdî’nin (a.s) nazarında Hz. Fâtıma (s.a)
İmam Hâdî (a.s), Hz. Sıddîka Tâhira’nın (s.a) “Fâtıma” olarak adlandırılmasının sebebi hakkında Hz. Resulullah’tan (s.a.a) şu rivayeti naklediyor:
“Hz. Resulullah (s.a.a) buyurdu: Kızım Fâtıma’ya (s.a) “Fatıma” ismi, Allah Azze ve Celle onu ve dostlarını cehennem ateşinden uzak tuttuğu için verilmiştir.” [16]
11. İmam Hasan Askerî’nin (a.s) nazarında Hz. Fâtıma (s.a)
İmam Hasan Askerî (a.s), İmam Ali’den (a.s) ve o da Hz. Resulullah’tan (s.a.a) şöyle rivayet ediyor:
“Allah-u Teâlâ, Âdem ve Havvâ’yı yarattığında, onlar cennette birbirleriyle iftihar ediyorlardı. Âdem, Havvâ’ya dedi ki: ‘Allah, bizden daha üstün hiçbir varlık yaratmamıştır.’ Bunun üzerine Allah, Cebrâil’e şöyle buyurdu: ‘Bu iki kulumu Firdevs-i A‘lâ’ya götür.’ Onlar Firdevs’e girince, güzel bir cennet elbisesi giymiş, başında nurlu bir taç bulunan, iki parlak küpe takmış bir hanıma gözleri ilişti. Cennet, yüzünün nuruyla aydınlanmıştı.
Hz. Âdem (a.s) Cebrâil’e şöyle dedi: ‘Ey habibim Cebrâil! Yüzünün nuruyla cenneti ışığa boğan bu hanım kimdir?’ Cebrâil cevap verdi: ‘O, Muhammed’in (s.a.a) kızı Fâtıma’dır; senin soyundan gelecek ve âhir zamanda gönderilecek bir peygamberin evlâdıdır.’
Âdem (a.s) sordu: ‘Başındaki bu taç nedir?’ Cebrâil dedi: ‘Eşi, Ali b. Ebî Tâlib’dir (a.s).’
Âdem (a.s) yine sordu: ‘Kulaklarındaki iki küpe nedir?’ Cebrâil cevap verdi: ‘İki evladı Hasan ve Hüseyin’dir (a.s).’
Âdem (a.s) dedi ki: ‘Ey habibim! Acaba bunlar benden önce mi yaratılmıştır?’ Cebrâil ‘Evet; onlar Allah’ın gizli ilminde, sen yaratılmadan dört bin yıl önce var idiler’ dedi.” [17]
12. İmam Mehdî’nin (a.f) nazarında Hz. Fâtıma (s.a)
Hz. Bakiyyetullah İmam Mehdî (a.f) şöyle buyurmuştur:
“Resulullah’ın kızı Fâtıma (s.a), benim için en üstün örnek ve en güzel rehberdir.” [18]
------------
[1]- Muhammed Abdurrahman Avaz, Dîvân-ı İmam Ali b. Ebî Tâlib (a.s), s. 65.
[2]- Nehcü’l-Belâğa, Mektup: 28.
[3]- Fâtımatü’z-Zehrâ mine’l-mehd ile’l-lehd, s. 609; Ravzatü’l-Vâizin, s. 151.
[4]- Bihârü’l-Envâr, c. 43, s. 81–82.
[5]- Bihârü’l-Envâr, c. 43, s. 123.
[6]- Avâlimü’l-Ulûm, c. 2, s. 178.
[7]- Bihârü’l-Envâr, c. 43, s. 64.
[8]- Medînetü’l-Me‘âciz, Fâtıma ez-Zehrâ, Behcetü kalbi’l-Mustafâ’dan nakille, s. 86; Bihârü’l-Envâr, c. 43, s. 65.
[9]- Bihârü’l-Envâr, c. 43, s. 105.
[10]- Mir’âtü’l-Ukûl, c. 5, s. 315.
[11]- Sefînetü’l-Bihâr, c. 4, s. 295.
[12]- Müsnedü’r-Rızâ, c. 1, s. 119.
[13]- Müsnedü’r-Rızâ, c. 1, s. 141.
[14]- Bihârü’l-Envâr, c. 50, s. 59.
[15]- Usûl-u Kâfî, c. 4, s. 314.
[16]- Lisânü’l-Mîzân, c. 3, s. 346.
[17]- Lisânü’l-Mîzân, c. 3, s. 346.
[18]- Bihârü’l-Envâr, c. 53, s. 180.
tesettürlü escort ,fatih escort ,türbanlı escort ,travesti escort ,taksim escort ,beylikdüzü escort ,çapa escort
halkalı escort ,avrupa yakası escort ,şişli escort ,avcılar escort ,esenyurt escort ,beylikdüzü escort ,mecidiyeköy escort ,istanbul escort ,şirinevler escort ,avcılar escort
