Bugun...



İmam Muhammed Bâkır'ın (a.s) Kişiliğinden Yansımalar

Bismillahirrahmanirrahim

facebook-paylas
Güncelleme: 05-07-2022 12:42:29 Tarih: 05-07-2022 12:38

İmam Muhammed Bâkır'ın (a.s) Kişiliğinden Yansımalar

1- Ebreş el-Kelbî ona şöyle dedi: "Sen gerçekten Hz. Resulullah'ın (s.a.a) oğlusun." Sonra gidip Hişam'a şöyle dedi: Ey Ümeyyeoğulları! Yakamızı bırakın. Şüphesiz o, göklerde ve yerde olanları bilen yeryüzündeki en âlim insandır. Çünkü o, Hz. Resulullah'ın (s.a.a) oğludur.[1]

2- Ebu İshak şöyle demiştir: Onun gibisini hiçbir yerde görmedim. [2]

3- Abdullah b. Ata el-Mekkî şöyle der: Ebu Cafer Muhammed b. Ali b. Hüseyin'in (a.s) yanında olduğu kadar, âlimlerin birinin yanında bu kadar küçüldüğünü hiç görmedim. Bir gün Hakem b. Uteybe'yi -ki halk arasında büyük bir heybete sahipti- onun yanında ders gören bir çocuk gibi durduğunu gördüm. [3]  

4- Hakem b. Uteybe: "Şüphesiz bunda, belirgin insanlar için işaretler vardır." [4] ayeti ile ilgili olarak şöyle demiştir: Allah'a yemin ederim ki, Muhammed b. Ali onlardan biridir. [5]

5- Abdülmelik b. Mervan, Medine Valisi'ne şöyle bir mektup yazdı: Muhammed b. Ali'yi, ellerini ve ayaklarını bağlayarak bana gönder.

Vali ona şu cevabı yazdı: Ey Müminlerin Emîri! Sana bu mektubu yazmamın sebebi, sana karşı gelmek veya emrinin dışına çıkmak değildir. Aksine, senin hayrını istedim ve senin için endişe duyduğum için bu mektup aracılığıyla senin görüşüne başvurma gereği duydum. Sana göndermemi istediğin adam gibi iffetli, zahit, muttaki birisi yeryüzünde yoktur. O, insanların en âlimi, en şefkatlisi, en çok çaba sarf edeni ve en çok ibadet edenidir. Müminlerin Emîri'nin ona dokunmasını istemedim. Çünkü: "Bir kavim içinde bulunduğu durumu değiştirmedikçe, Allah onların durumunu değiştirmez."

Halife Abdülmelik, Vali'nin bu uyarısından dolayı sevindi. Onun kendisine iyi niyetle öğüt vermek istediğini anladı. [6]

6- Hişam b. Abdülmelik ona şöyle demiştir: Allah'a yemin ederim ki, senden bir yalan duymuş değilim. [7]-

Bir keresinde de şöyle demiştir: Kureyş içinde senin gibi birisi olduğu sürece Araplar da Acemler de onların yönetiminde olacaktır. [8]

7- Kutade b. Diame el-Basrî ona şöyle demiştir: Fakihlerin karşısında oturdum. İbn-i Abbas'ın karşısında oturdum. Onların hiçbirinin karşısında kalbim titremedi ama senin karşısında oturduğum zaman, kalbim titriyor. [9]

8- Abdullah b. Ma'mer el-Leysî ona şöyle demiştir: Sizin göğüsleriniz ilim ağaçlarının yetiştiği bir bahçedir. Bu ağaçların meyvesi sizin ve yaprakları da diğer insanlarındır. [10]

9- Şemsüddin Muhammed b. Tolon şöyle der: Ebu Cafer Muhammed b. Zeynelabidin b. Hüseyin b. Ali b. Ebu Talib’in (r.a) lâkabı “Bâkır”dır ve Cafer Sadık'ın babasıdır. Allah her ikisinden de razı olsun. Bâkır, büyük bir âlim ve seyyid idi. Kendisine "Bâkır" denilmesinin nedeni, geniş bilgiye sahip olmasıdır. "Tebakkur" genişleme, "tebkiyr" ise genişletme anlamına gelir.

Şair onun hakkında şöyle der:

Ey takva ehli için geniş ilimlere sahip olan

Ve fıtratı üzere (ilâhî davete) lebbeyk diyen!

10- Muhammed b. Talha eş-Şafiî şöyle der: O, bütün ilimleri yaran ve toplayandır. İlim kılıcını çeken ve bayrağını yükseltendir. İlmin ilkelerini vazeden ve düzene koyandır. Kalbi berrak ve ilmi arıydı. Nefsi pak ve ahlâkı yüceydi. Bütün vakitlerini Allah'a ibadet etmekle geçirirdi. Takva makamına sağlam basmıştı. Allah'a yakın olmanın alâmetleri ve seçilmişliğin temizliği, açık bir şekilde yüzünden okunuyordu. [11]

11- İbn-i Ebi'l-Hadid, "Şerh-i Nehcu'l-Belâğa" kitabında şunları söylüyor: Muhammed b. Ali b. Hüseyin, Hicaz fakihlerinin efendisiydi. İnsanlar, fıkıh ilmini ondan ve oğlu Cafer'den öğrendiler. [12]

12- Ebu Nuaym el-İsfahanî şöyle der: Allah'ın huzurunda olduğundan hiç gaflet etmeyen; sürekli O'nu anan; O'na karşı huzu ve huşu içinde olan; zorluklar karşısında sabredip sebat gösteren Ebu Cafer Muhammed b. Ali Bâkır, peygamberlik sülâlesinden geliyordu. Din ve nesep soyluluğunu üzerinde toplamıştı. İnsanların ihtiyaç duydukları konular ve karşılaşabilecekleri tehlikeler hakkında konuştu. Allah korkusundan ağlayıp, gözyaşı döktü; cedelleşme ve düşmanlık beslemeyi menetti. [13]

13- Ahmed b. Yusuf ed-Demeşkî el-Karmanî şöyle der: Erdemlerin ve övünçlerin kaynağı İmam Muhammed b. Ali el-Bâkır’ın (r.a) “Bâkır” diye anılmasının nedeni, ilmi yarıp derinliklerine inmesiydi. Bazılarına göre “Bâkır” diye anılmasının nedeni, Cabir b. Abdullah el-Ensarî'den rivayet edilen şu sözlerdir: Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: "Ey Cabir! Hüseyin'in çocuklarından birine ulaşacak gibisin. Adı, benim adım gibidir. Bütün genişliğiyle ilmi adeta yaracaktır. (Yani, olanca genişliğiyle ilmi bir pınar gibi fışkıracaktır.) Onu görürsen, benden ona selâm söyle." Kardeşlerinin içinde babasının halifesi ve babasından sonra imamet görevini üstlenen vasisi, o idi.

14- “İbn-i Sabbağ” adıyla ünlenen Ali b. Muhammed b. Ahmed el-Malîkî şöyle der: Sahip olduğu ilim, efendilik, başkanlık ve imamlık vasıflarının yanı sıra, yakın çevresine ve halkın geneline karşı sergilediği cömertliğiyle, herkese karşı son derece kerim olmasıyla ün salmıştı. Kalabalık ailesine ve vasatı geçmeyen malî durumuna karşın, fazilet ve iyilikseverliğiyle bilinirdi. [14]

15- İbn-i Hallikan şöyle der: “Bâkır” lâkabıyla tanınan Ebu Cafer Muhammed b. Ali Zeynelabidin b. Hüseyin b. Ali b. Ebu Talib (Allah hepsinden razı olsun), On İki İmam'dan biridir. Bâkır, büyük bir âlim ve seyyiddi. [15]

16- Ahmed b. Hacer şöyle der: Ebu Cafer Muhammed Bâkır, İmam Zeynelabidin'in ilmini, ibadetini ve zühdünü miras aldı. “Bâkır” ismi, "Bekare'l-Arza" yani "yarıp gizliliklerini çıkardı" ifadesinden gelir. Bu isimle isimlendirilmesi, hükümlerin hakikatlerini, hikmetlerin nüktelerini ortaya çıkardığı içindir. Bunları ancak gözleri kör olan birisi inkâr edebilir. Ya da tıyneti ve karakteri bozuk birinden böyle bir inkâr beklenebilir.

Bundan dolayı onun hakkında şöyle söylenmiştir: "O, bütün ilimleri yaran ve toplayandır. İlim kılıcını çeken ve bayrağını yükseltendir. Kalbi berrak ve ilmi arıydı. Nefsi pak ve ahlâkı yüceydi. Bütün vakitlerini Allah'a itaat etmekle geçirirdi."

Ariflerin makamları ile ilgili bazı hâlleri vardı ki, vasfedenlerin dilleri bunları izah edecek gücü kendinde bulamaz. Seyr-u süluk ile irfan ile ilgili birçok sözleri vardır. Onun için şeref ve üstünlük olarak İbn-i Medenî'den aktarılan şu rivayet yeter:

İmam Bâkır (a.s) daha küçük yaşta iken, Cabir onun yanına gelerek: "Hz. Resulullah (s.a.a) sana selâm söyledi." dedi. Cabir'e: "Bu nasıl olur?" diye soruldu. Dedi ki: "Hz. Resulullah'ın (s.a.a) yanında oturuyordum. Kucağında Hüseyin vardı ve onunla oynuyordu.

Şöyle buyurdu: "Ey Cabir! Onun bir oğlu dünyaya gelecek ve adı “Ali” olacak. Kıyamet günü, bir münadi şöyle 'Seyyidu'l-Abidin (İbadet Edenlerin Efendisi) kalksın!' dediği zaman, onun oğlu kalkacak. Sonra onun “Muhammed” adında bir oğlu olacak. Ey Cabir! Onu gördüğün zaman, benden ona selâm söyle!" [16]

17- Muhammed Emin el-Bağdadî es-Süveydî şöyle der: Hüseyin'in çocukları içinde hiç kimse, dinî ilimler, sünnetler, siyer ve edebî sanatlar alanında, Ebu Cafer'in (a.s) ortaya koyduğunu ortaya koymamıştır. [17]

 

----------------

[1]- el-Menakib, 2/286.

[2]- Eimmetuna, 1/396; A'yanu'ş-Şia, 4, k, 2/20'den naklen.

[3]- Biharu'l-Envar, 11/82.

[4]- Hicr,75.

[5]- Keşfu'l-Gumme, s.212.

[6]- Eimmetuna, 1/396, A'yanu'ş-Şia, 4, Bölüm: 2/85'den naklen. 

[7]- el-Menakıb, 2/278.

[8]- Biharu'l-Envar, 11/88.

[9]- Fi Rihab-i Eimmet-i Ehli'l-Beyt, 3/10.

[10]- Keşfu'l-Gumme, s.221.

[11]- Metalibu's-Suul, s.80; Keşfu'l-Gumme, 2/392; es-Savaiku'l-Muhrika, s.304. Bu kaynaklar arasında ufak tefek bazı farklılıklar vardır.

[12]- el-Medhal İla Atabati'l-Mukaddese, s.201.

[13]- Hilyetu'l-Evliya, 3/180.

[14]- el-Fusulu'l-Muhimme, s.201.

[15]- Vefeyatu'l-A'yan, 3/314.

[16]- es-Savaiku'l-Muhrika, s.305.

[17]-  Sebaiku'z-Zeheb, 72.




Bu haber 110 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EHLİ BEYT Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI