Bugun...



Hz. Hamza'nın Şehadeti

Uhud Savaşı (Arapça: غزوة أحد); Hicretin 3. yılı Uhud dağının eteklerinde vuku bulan, Hz. Peygamber’in (s.a.a) Mekkeli müşriklerle yaptığı meşhur savaşlardan biridir.

facebook-paylas
Güncelleme: 24-04-2024 16:44:05 Tarih: 24-04-2024 16:19

Hz. Hamza'nın Şehadeti

Bedir savaşında yenilen Kureyşli müşrikler, Ebu Süfyan komutasında Bedir’de kaybettiklerinin intikamını alma kastıyla Hz. Peygamber (s.a.a) ve Müslümanlarla yeni bir savaş için hazırlıklara başladılar. Allah Resulü (s.a.a) ile Muhacir ve Ensar büyüklerinin planı, Kureyş ordusunu Medine’de karşılamaktı; ancak Peygamber Efendimizin amcası Hz. Hamza ve gençler Medine dışında savaşılmasını istediler. Neticede Allah Resulü (s.a.a) de şehrin dışında savaşılması kararını aldı.

 

Bu savaşta ilk etapta müşrikler yeniliyorlardı; ancak Allah Resulü’nün (s.a.a) Abdullah b. Cübeyr komutasında, Uhud dağının solundaki Ayneyn dağına yerleştirdiği İslam ordusu okçularından bir grubun zafer kazandıkları zannıyla mevzilerini (dağı) terk etmeleri durumu değiştirdi. Bu durumu fark eden müşrikler de okçuların boşalttığı bölgeyi kullanarak, Müslümanların arka tarafından saldırdılar ve aleyhlerine olan savaşı lehlerine çevirdiler. Bu savaşta Müslümanlar, 70 kişinin şehadeti, Hamza b. Abdulmuttalib’in şehit edilmesi ve Hz. Peygamber’in (s.a.a) yüzünden yaralanması ve dişinin kırılması gibi ağır hasarlar aldı.

 

Hz. Hamza'nın şehadeti

Ayneyn tepesine yerleştirilen okçuların çoğu ganimete tamah ederek yerlerini terk ettiler. Onları dönmeye ve Allah Resulü’nün (s.a.a) emrine uymaya davet eden Abdullah b. Cübeyr’in ısrarları da sonuçsuz kaldı. O sırada Müslümanları arkadan vurmak için fırsat kollayan Halid b. Velid bu durumu fark edince harekete geçti[1] ve İkrime’de ona katıldı. Yerlerinden ayrılmayan ve kendisini durdurmaya çalışan Abdullah b. Cübeyr ile beraberindeki çok az sayıda kişiyi şehit ettikten sonra Ayneyn tepesinin doğusundan ilerleyerek İslam ordusunun arkasına sarkan Halid b. Velid,[2] düşman ordusunu kovalayan Müslümanların üzerine saldırdı. Bunu gören Kureyş ordusu da geri dönüp saldırıya geçti. O esnada birisi “Peygamber öldürüldü” diye bağırdı.[3] Bu söylenti Müslümanların ruhiyesinin zayıflamasına ve dağılmasına ve bazılarının da dağa kaçmasına neden oldu.[4] Bazı kaynaklarda, savaşın ortasında müşriklerden birkaç kişinin Peygamberi (s.a.a) öldürmek için saldırdıkları ve bu saldırı sonucunda Peygamberin (s.a.a) dişinin kırıldığı ve mübarek yüzünün de yara aldığı rivayet edilmiştir.[5] Yara aldığında yanında çok az yareni kalan Allah Resulü (s.a.a),[6] beraberindekilerle birlikte Uhud dağındaki bir kaya aralığına sığındı.[7]

 

Şeyh Müfid, İbn Mes’ud’dan şöyle rivayet etmektedir: Savaş seyrinin değişmesiyle panikleyen Müslümanlar kaçıştılar ve Allah Resulünün (s.a.a) yanında Hz. Ali (a.s) dışında hiç kimse kalmadı. Daha sonra ilk başta Asım b. Sabit, Ebu Dücane ve Sehl b. Hanif olmak üzere birkaç kişi geldi.[8]

 

İki taraftan saldıran müşrikler Müslümanları şehit etmeye başladılar. Hepsinden önemlisi de İslam Peygamberinin (s.a.a) amcası Hamza b. Abdulmuttalib’i şehit ettiler. Cübeyr b. Mut’am’ın kölesi Vahşi, Hz. Hamza’yı mızrakla şehit ettikten sonra karnını yararak ciğerini, babası Bedir savaşında Hz. Hamza tarafından öldürülen Ebu Süfyan’ın karısı Hind’e götürdü ve Hind de Hz. Hamza’nın ciğerini ağzına alarak çiğnedi. Allah Resulü (s.a.a) Hamza’nın şehadetine ve uzuvlarının kesilmesine çok üzüldü ve öfkelendi.[9]

 

Müslümanlar, Peygamber Efendimizin (s.a.a) sayıları 70 veya daha fazla olan[10] şehitlerin her birine tek tek cenaze namazı kıldırmasının ardından şehitleri toprağa verdiler.[11] Uhud dağının yanında defnedilen Uhud şehitlerinin hepsinin isimleri eski tarih kitaplarında zikredilmiştir. Ayrıca Müşriklerden de yirmiden fazla kişinin öldürüldüğü nakledilmiştir.

 

-------------

[1]- Vakıdi, c. 1, s. 229.

[2]- Vakıdi, c. 1, s. 232; İbn Sa’d, c. 2, s. 41 - 42.

[3]- Zuhri, s. 77; İbn İshak, s. 27; Vakıdi, c. 1, s. 232.

[4]- Vakıdi, c. 1, s. 235.

[5]- Vakıdi, c. 1, s. 244; Zuhri, s. 77; Taberi, Tarih, c. 2, s. 519.

[6]- Vakıdi, c. 1, s. 240.

[7]- İbn İshak, s. 230; İbn Hişam, c. 2, s. 83; Taberi, Tarih, c. 2, s. 518.

[8]- Ayeti, Tarih-i Peygamberi İslam, s. 256.

[9]- İbn İshak, s. 329 – 333; Vakıdi, c. 1, s. 285 – 286 ve 290.

[10]- Vakıdi, c. 1, s. 328.

[11]- İbn Hişam, c. 2, s. 97; Vakıdi, c. 1, s. 310; İbn Sa’d, c. 2, s. 44; Belazuri, s. 336.




Bu haber 2789 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI