Bugun...



Ehl-i Beyt’in (a.s) Sîretinde İzzet

Ehl-i Beyt’in (a.s) sîretine hâkim olan temel ilkelerden biri izzet ilkesidir. İzzet, zillet ve nefsin aşağılanmasının karşıtı olup “nefsin sağlamlığı, direnci ve metaneti” anlamına gelir.

facebook-paylas
Tarih: 16-12-2025 16:59

Ehl-i Beyt’in (a.s) Sîretinde İzzet

Bismillahirrahmanirrahîm

 

İzzet, “âzaz” kökünden türemiş olup “yenilmezlik, direnç, sağlamlık ve metanet” anlamlarını taşır. Kazmanın içine işlemediği sert toprağa “arz-ı âzaz” denir. Yani sert ve dayanıklı zemin. Bu ilke, Ehl-i Beyt’in (a.s) sîretinin en temel esaslarından biridir. İzzet, zilletin ve nefsin aşağılanmasının karşıtıdır.

 

Nefsin Zilleti, Bütün Sıkıntıların Köküdür

Bütün bozulmaların kökünü, tereddütsüz bir şekilde nefsin zilletinde aramak mümkündür. İnsanın karşılaştığı bütün sıkıntıların temelinde aşağılık ve değersizlik duygusu yatar. Bu nedenle, İmamların (a.s) rivayetlerinde sıkça şu hususa rastlanır: Hor ve aşağılık kimse, günaha sürüklenir, zulüm ve haksızlığa razı olur.

Şüphesiz zelil olan, zulmeden kimsedir”. [1]

 

İzzetin özü ve temel ilkesi, yenilmezlik, metanet, sağlamlık ve insanın kendisini hiçbir bedel karşılığında satmamasıdır. Kur’an-ı Kerîm de bu hususa defalarca vurgu yapmıştır:

İzzet Allah’a, O’nun Resûlü’ne ve müminlere aittir. [2]

 

Kur’an-ı Kerîm, başka bir yerde bu hakikati genel bir ilke olarak şöyle ifade etmektedir:

Kim izzet istiyorsa, bilsin ki izzet bütünüyle Allah’a aittir. [3]

 

İmam Cafer-i Sadık’tan (a.s) rivayet edildiğine göre, Allah-u Teâlâ hiçbir mümine kendisini hor ve zelil kılma izni vermemiştir. Bir gün Hz. Resul-ü Ekrem (s.a.a) evinden çıktığında, yüksek sesle şöyle bağıran bir kimseyi gördü: “Ey insanlar! Ben itibarımı ortaya koydum; isteyen arkamdan dilediğini söylesin.” Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.a) onu yanına çağırdı ve kendisi hakkında asla böyle bir söz söylememesini istedi. Bu bağlamda İmam Cafer-i Sâdık (a.s) şöyle buyurur:

Bir müminin kendisini hor ve zelil kılması doğru değildir. [4]

Ve yine buyurmuştur:

Allah-u Teâlâ, mümine her şey üzerinde tasarruf yetkisi vermiştir; ancak kendisini hor ve zelil kılma yetkisini vermemiştir. [5]

 

Yukarıdaki hadisler, genel bir kaideye işaret etmekte olup, bu ilkenin her hâl ve şartta mümin için bağlayıcı olduğunu göstermektedir. Nitekim Hz. Zeyneb-i Kübrâ (s.a), esir olarak bulunduğu Yezid’in meclisinde, Yezid’in onu küçük düşürmek amacıyla herkesin huzurunda hâlini sorması üzerine, büyük bir vakar ve izzetle şu cevabı vermiştir:

Ben, güzellikten başka bir şey görmedim. [6]

Ayrıca İbn Ziyad’ın karşısında yüksek sesle şöyle haykırdı:

Ben, senin değer ve makamını son derece düşük görüyorum. [7]

Hz. Zeynep (s.a), tabiatı gereği acziyetle iç içe bir hâli çağrıştıran esaret altında bulunmasına rağmen, nihai bir vakar, azamet ve otoriteyle ayakta durmuş; düşmanlarına son derece sarsıcı ve susturucu cevaplar vermiştir.

 

İzzetin Kazanılma Yolları

İzzetin elde edilmesinin yegâne yolu Allah’a kulluktur. Hatta Allah’a kulluktan yüz çevirenler, zalimler ve zorba yöneticiler dahi, bütün ihtişam ve güçlerine rağmen, zaman zaman şiddetli bir acziyet içine düşmekte ve bu hâllerde Allah’ın salih kullarına sığınma ihtiyacı duymaktadırlar.

 

Harun Reşid’in Hastalığı ve İmam Kâzım’ın (a.s) İnayeti

Bir dönem Harun Reşid hastalanmış ve şiddetli bir karın ağrısına yakalanmıştı. Hekimler ne yaptıysa fayda etmedi. Bunun üzerine çaresizlik içinde ve annesinin ısrarı üzerine, İmam Mûsâ Kâzım’a (a.s) haber gönderildi ve kendisinden yardım talep edildi. Hz. İmam (a.s) geldiğinde, Harun’un karın ağrısının geçmesi için ondan dua etmesi istendi.

İmam (a.s), dikkat çekici bir dua etti ve şöyle buyurdu:

“Allah’ım! Ona, günahın zilletini tattırdığın gibi, bizim itaat ve kulluğumuzun izzetini de göster; ta ki bizim Senin katında aziz ve değerli olduğumuzu bilsin.”

Hz. İmam’ın (a.s) duasının ardından Harun’un karın ağrısı bir anda geçti. Hekimler hayretle, “Efendim, ne yaptınız?” diye sordular. İmam (a.s) ise, “Allah’ı, O’ndan elde ettiğim izzet ve hürmet hakkı için yemin verdim” buyurdu. Şu da bilinmelidir ki, Harun’un annesi, oğlunun ıstırap ve çaresizliğini görünce, Hz. İmam (a.s) için belli bir miktar para adakta bulunmuştu.

Bu durum açıkça göstermektedir ki, Ehl-i Beyt’in (a.s) düşmanları dahi onların yüce makam ve mevkiinin farkındadır. Sonuç olarak izzet ve büyüklük, Allah’tan ve O’na kulluktan kaynaklanmaktadır. Nitekim Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

Kim insanların en izzetlisi olmak isterse, Allah’a karşı takva sahibi olsun. [8]

 

Bir kutsi hadiste ise Allah-u Teâlâ’nın her gün şöyle nida ettiği bildirilir:

Şüphesiz Rabbiniz her gün şöyle buyurur: Ben Aziz’im (mutlak izzet sahibi olanım). Öyleyse iki dünyanın izzetini isteyen, Aziz olana itaat etsin. [9]

 

Masumlardan (a.s) nakledilen rivayetlerde, izzetin elde edilmesi için başka yollar da zikredilmiş olup, bunlar burada kısaca tanıtılmaktadır:

1- Öfkenin Kontrolü: Rivayetlerde bildirildiğine göre, öfkesini yutan ve kontrol altına alan kimseye Allah-u Teâlâ bunun karşılığında izzet bahşeder.

2- Sabır ve Sebat: İmam Muhammed Bâkır (a.s) şöyle buyurmuştur:

Kim bir musibete sabır gösterirse, Allah-u Teâlâ onun izzetine izzet katar. [10]

3- Kanaatkârlık: Emîrü’l-Müminin Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:

Kanaatin meyvesi, izzet kazanmaktır. [11]

4- Günahtan Sakınma: Ehl-i Beyt’in (a.s) izzetinin temel sırrı, onların her türlü hata ve günahtan korunmuş olmalarıdır. Dolayısıyla takva, günahtan kaçınma ve tek kelimeyle “kulluk”, toplum içinde izzet ve onur kazanmanın asli unsuru olabilir.

 

----------

[1]- Bihârü’l-Envâr, c. 75, s. 205.

[2]- Münâfikûn - 8.

[3]- Fâtır - 10.

[4] el-Kâfî, c. 5, s. 64.

[5]- el-Kâfî, c. 5, s. 63.

[6]- Bihârü’l-Envâr, c. 45, s. 134.

[7]- Bihârü’l-Envâr, c. 45, s. 116.

[8]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 27, s. 169.

[9]- Bihârü’l-Envâr, c. 68, s. 120.

[10]- Sevâbü’l-Amâl ve İkâbü’l-Amâl, s. 198.

[11]- Gurerü’l-Hikem ve Dürerü’l-Kelim, s. 328.




Bu haber 440 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EHLİBEYT Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI