Bugun...



İnsanın Varlığında Allah'ın Nişaneleri

İnsanın Varlığında Allah'ın Nişaneleri

facebook-paylas
Tarih: 16-12-2021 17:36

İnsanın Varlığında Allah'ın Nişaneleri

Biz ayetlerimizi hem afakta, hem kendi nefislerinde onlara göstereceğiz; öyle ki, şüphesiz onun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun”. [1]

Sizin yaratılışınızda ve türetip yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır”. [2]  

Sizi topraktan yaratmış bulunması, O'nun ayetlerindendir; sonra siz, yeryüzünün her yanına yayılmakta olan bir beşer oldunuz”. [3]

İlim adamları çeşitli ilimler öğrendiği ve muhtelif dallarda araştırma ve incelemelerde bulunduğu hâlde, insanın kendisi henüz tanınmamış ve meçhul bir varlık olarak varlığını sürdürmektedir. Bu büyük muammanın çözümlenip açıklanması ve her yönünün aydınlanması ise, yılları gerektirmekte olup, belki de insanoğlu bunu hiçbir zaman yapma gücünü elde edemeyecektir.

Doktor Karel yıllarca yaptığı araştırma ve incelemeden sonra şöyle demektedir: "Biyologlar henüz insan vücudunun sırlarının gerçeğine ulaşamamıştır." Karel bu dalda yazdığı kitabına "İnsan Denen Meçhul" adını vermiştir. Burada şunu itiraf etmek zorundayız: İnsanın kendisi Allah'ın azametinin en büyük nişanesi ve alametlerindendir.

Kendini Tanıma

Yüce Allah'ın ilminin, hikmetinin ve tedbirinin en önemli nişanelerinden biri insanın yaratılışıdır. Nitekim insanın kendisini tanıması, Rabbini tanımasına vesile olmaktadır. Bu konuda hadislerde şu ifadeler yer almıştır:

1- Kendini tanıyan Rabbini tanır.

2- Kendisini tanımayanın Allah'ı tanımasına şaşarım doğrusu.

3- Kendini tanıyan, kesinlikle bütün bilgi ve ilimlere ulaşmıştır.

4- Kendini bilme, bilginin en mükemmelidir.

5- Herhangi bir şeyi kaybedince hemen onu aramaya başlayan ama kendisini kaybettiğinin farkına bile varamayan kişinin aklına şaşarım. [4]  

İmam Cafer Sâdık'ın (a.s) dostlarından biri şöyle diyor: Hişam İbn-i Hakem'e (İmam Cafer Sâdık'ın (a.s) öğrencisi) "Allah'ı nasıl tanıdığım sorulduğunda cevabım ne olmalıdır?" diye sordum. Hişam dedi ki: Yüce Allah'ı kendi varlığımla tanıdım de; zira O, bana en yakın olandır; bedenimin muhtelif bölümlerden oluştuğunu ve her birinin özel bir nizam ve tertiple kendi yerinde olduğunu görüyorum. Vücut organlarının terkip ve tertibi muntazam ve nettir; yaratılışları mükemmel ve dakiktir; akla hayale gelmedik bir ressam tablosudur adeta…

Kendime baktığımda göz, kulak, koklama, dokunma ve tatma duygusu gibi çeşitli özelliklere haiz organlarımın olduğunu görüyorum. Aklıselim sahibi herkes, bunca muntazam ve dakik bir düzenin mutlaka bir yaratıcısı olduğunu ve bu kadar mükemmel bir tablonun kesinlikle bir ressamı bulunduğunu anlayabilmektedir. İşte bu hakikat benim varlığımdaki bu mükemmel sistem ve bu mükemmel tablonun yaratıcısını fark etmeme yardımcı olmaktadır. [5]

İmam Rıza'dan (a.s) Allah'ın varlığına dair delil göstermesi istendiğinde şöyle buyurdu: Kendi vücuduma bakınca, bu muazzam sistemin bir yaratıcısı olduğunu anlıyor ve ona inanıyorum. [6]

İmam Cafer Sâdık (a.s) şöyle buyurur: Yüce Allah'ın kullarına gizli kaldığını zannedenin aklına şaşarım. Çünkü yaratılışın işaretlerini ve etkilerini bizzat kendi varlığında görmekte ve bunun böyle bir zannı batıl edip, aklını başından alacak mükemmel sistemine bizzat şahit olmaktadır. Hayatım üzerine yemin ederim ki insanlar şu yaradılış düzeni etrafında biraz düşünecek olsalar, kâinatı kimin yarattığını gayet belirgin delillerle anlayacaklardır. [7]

İnsan Vücudunun Esrarengiz Yapısı

Bilim adamları insanoğlunun özelliklerini anlayabilmek için çeşitli ilimlerin temellerini atmış ve bu yolla insanın esrarengiz yapısının çok az bir kısmını keşfedebilmişlerdir. İnsan vücudunun her organında koca bir dünya tevhit sırları yatar. Burada buna kısaca değinmemizde yarar var:

1- İnsan vücudunu oluşturan hücrelerin esrarengiz yapısı: İnsan vücudu, tıpkı bir bina gibi hücrelerden oluşmuştur. Bu hücrelerin her biri başlı başına birer canlı olup, diğer canlılar gibi yaşarlar; beslenme ve sindirim sistemleri vardır. Boşaltım ve üreme sistemlerine sahiptirler. Normal bir insanın vücudunda kalbin yardımıyla ve kan dolaşımı sistemiyle beslenen bu hücrelerin sayısı 10 katrilyon civarındadır. Bu hücrelerin her birinin özel bir oluşum tarzı ve işlevi vardır. Kimi zaman et, kimi zaman deri olurlar; kimi zaman diş minelerini oluşturur, kimi zaman da gözyaşını meydana getirirler… Böylesine çeşitli işlevlerin çeşitli beslenme yolları ve gıdaları olacağı ortadadır. Bu ihtiyaçları kan vasıtasıyla kalp tarafından karşılanır.

2- Sindirim sistemi vücudun mutfak ve çay ocağı işlevini görür.

3- Kan dolaşım sistemi bu ülkenin (vücut) hızlı gıda dağıtım servisidir.

4- Solunum sistemi, vücudun kanının temizlenip arıtılmasını sağlar.

5- Sinir sistemi ve beyin, insan vücudunun başkomutanının karargâhıdır.

6- Kulak, göz ve burun, beyine bağlı olarak çalışan anlama, algılama ve haber alma teşkilatları konumundadırlar.

7- Vücudun diğer organlarında da benzeri sistemler vardır.

Bu şaşırtıcı sistemlerin her birinin kendine has yapısı, bilge ve kadir olan yüce yaratanın varlığını gözler önüne sermektedir. [8]  

İnsan vücudundaki organların her birinin fizyolojisini ve çalışma tarzını anlayabilmek için binlerce bilim adamı araştırmalarda bulunmuş ve bu konuda binlerce eser kaleme almışlardır.

İnsan vücudunun organlarından her birini tanımak için bunca çaba, zeka ve bilginin bir araya gelmesini normal kabul ediyoruz da, bunların yaratılması için ilim ve üstün bir akla da gerek olduğunu kabul etmiyor muyuz?!

İnsan vücudunun organlarından her birinin sırf çalışma tarzının anlaşılabilmesi için yıllarca yoğun çalışma ve araştırmalar gerekirken bütün bunların bilinçsiz bir faktör (tabiat) tarafından yaratıldığına kim ve nasıl inanır?

Beyinin Şaşırtıcı Yapısı

İnsan vücudunun en önemli ve en dakik organı beyindir. Beyin, vücudun tüm organlarını idare eden kontrol odası konumundadır. Beyin, gerekli bilgileri elde etmek, vücudun farklı organlarının ihtiyaçlarını öğrenmek ve gerekli bütün noktalara icap eden emirleri ulaştırabilmek için, vücudun dört bir yanına muntazam şekilde yayılmış olan ve adına “sinir sistemi” denilen çok ince ağları kullanır.

Kafatasının içinde yer alan ve küçük hacmine oranla çok büyük ve önemli bir işlevi yerine getiren bu muazzam organın çalışma sistemi, onu var eden yüce yaratıcının kudret ve büyüklüğünü gözler önüne sermeye yetmektedir.

İnsan Ruhu Yaratılış Âleminin İnanılmaz Eseri

İnsanın bir başka ilginç boyutu da ruhtur. Gerçekte ruh, varlık âleminin en şaşırtıcı ve en esrarengiz olgularından biri durumundadır. Dahası, bize her şeyden daha yakın olduğu hâlde, hakkında en az bilgiye sahip olduğumuz bir boyutumuzdur aynı zamanda… Bilim adamları ruhun ne olduğunu anlayabilmek için oldukça yoğun çabalar gösterip, ilmî çalışmalarda bulundukları ve bu çalışmaları hâlâ sürdürdükleri hâlde, onun esrarengiz perdesini henüz aralayabilmiş değillerdir. Kur'ân-ı Kerim'de yüce Peygamber'e (s.a.a) şöyle buyruluyor: “Senden ruh hakkında sorarlar. De ki: "Ruh, Rabbimin emrindendir ve size ilimden, çok az bir şey verilmiştir”. [9]

Üstü kapalı olarak verilen bu cevapta, çok anlamlı bir imajla, varlık âleminin bu muazzam olgusunun gizemli boyutuna işaret edilmektedir. İnsanoğlunun bunca az bilgisiyle, ruhun sırlarını keşfedememiş olması, şaşılacak bir durum değildir aslında. Bu muazzam mahlûk, yüce Allah'ın mutlak güç sahibi oluşunun ve varlığının en büyük belirtilerindendir.

İnsan Ruhunun Türlü Faaliyetleri

İnsanoğlunun çok çeşitli ruhî ve fikrî faaliyetleri vardır. Hem bilinç üzerinde ve hem bilinç altında vuku bulan bu faaliyetler, başlı başına incelenecek konulardandır. Birçok kitaba konu olan bu faaliyetlerden birkaçını özetle sıralayalım:

1- Düşünmek: Bilinmeyenleri bilmek ve sorunları halletmek için düşünür.

2- Buluş: Çeşitli ihtiyaçları gidermek ve türlü olay ve hadiselere karşı koyabilmek için, insanoğlu buluş ve keşifler yapar.

3- Hafıza: Duyu veya düşünce yoluyla edinilen türlü bilgileri korur; sınıflandırıp arşivler ve lüzumu hâlinde onların hatırlanmasını sağlar.

4- Olay ve bilgilerin yorumu ve incelemesi: Olayların nedenlerini öğrenip, kaynağını keşfedebilmek için zihnî kavramları birbirinden ayırıp, tekrar birleştirir. Böylece olayların nedenlerini ve sonuçlarını kavramaya çalışır.

5- Hayal: Kimi zaman nesnel karşılığı bile olmayan zihinsel olgular yaratır. Aslında bu, yeni olay veya bilgileri gereğince çözüp kavrayabilmek için yapılan bir ön çalışmadır.

6- Karar ve irade: Gerekli işlerin yapılması veya durdurulması ya da değiştirilmesi içindir.

7- Sevgi, aşk, düşmanlık vb. gibi insanın davranışlarında olumlu veya olumsuz etkilerde bulunan daha birçok duygu. [10]

 

----------------

[1]- Fussilet, 53.

[2]- Câsiye, 4.

[3]- Rum, 20.

[4]- Gureru'l-Hikem ve Dureru'l-Kelim, "arefe" terimi.

[5]- Biharu'l-Envar, c.3, s.50.

[6]- Usul-i Kâfi, Tevhid kitabı, 1. bab, 3. hadis.

[7]- Biharu'l-Envar, c.3, s.153.

[8]- Rah-i Hoda Şinasî (Allah'ı Tanımanın Yolu), Üstat Sübhanî.

[9]- İsrâ, 85.

[10]-Peyam-ı Kur'ân, c.2, Ruh bölümü.




Bu haber 1004 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER AKAİT Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI