İngiliz Gazetesi İndependent’te 7 Şubat 2025 tarihinde “Sünni-Şii ihtilafının temeli hilafet ve imamet konusudur!” başlıklı bir yazı yayınlanmıştır.
Bu yazıda yazar başta kendisini tarafsız, nötr göstermeye çalışsa da Ehl-i sünnet’in imamet inanışına taraftarlık ederek Şia’daki imamet inancını karalamaya çalışmıştır. Söz konusu yazıda konuyla ilgili birçok delilsiz iddialara yer verilmiştir. Biz bu yazıyla ilgili notlarımıza geçmeden önce iki hususu hatırlatalım:
1. Bu yazının Müslümanlar arasında ihtilafı körüklemek ve İslam'a darbe vurmak konusunda malum bir geçmişe sahip İngilizlere ait bir gazete için yazılmış olması çok ilginçtir.
2. Bu yazı metin ve şerh halinde hazırlanmıştır. Farklı fontlarla yazılan metinden sonra “yani” tabiriyle metinin açıklanmasına yer verilmiştir. Bu da gösteriyor ki metin büyük bir ihtimalle oryantalist Yahudi veya Hristiyan biri tarafından yazılmış ve sonra Sayın Yazar onun yazısını şerh etmiştir.
Şimdi yazıda yer alan birinci eleştiriyi inceleyelim:
O şöyle diyor:
“Bu konunun (hilafetin/imametin) hiçbir itikadi esası mevcut değildir ve yine Sünni ve Şiilerin bu konudaki tüm ısrarları hayalden öteye gidememiştir!”
Cevap: İmamet Din'dendir. Kur'an-ı Kerim dinin temel kaynağı olarak imamet ve hilafet Allah’ın tayin ve seçimine bağlı olan bir konu yani dinden olduğunu açıklamıştır.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
"Hani İbrahim'i Rabbi birtakım kelimelerle sınamış, o da bunları tamamlamıştı. (Allah) 'Ben seni insanlara imam yapacağım' demişti." (Bakara, 124)
Yüce Allah, İbrahim'i imtihan ettikten sonra onu “imam” kılmayı kendine isnat ediyor. Ve bunu zalimlere vermeyeceğini açıklıyor.
Yine Yüce Allah şöyle buyuruyor:
"Şüphesiz ben yeryüzünde bir halife kılacağım..." (Bakara, 30)
Bu ayet, her zaman Allah-u Teâlâ tarafından yeryüzünde bir halifenin bulunduğunu göstermektedir.
Allah'ın "kılacağım" fiilini kendisine isnat etmesi, bu makamın beşerî değil, ilahi bir makam olduğuna delildir.
İmametin Allah'ın dilediği kimseye verdiği bir dini makam olduğunu, Hz. Peygamber'den (s.a.a) rivayet edilen şu hadis-i şerif de göstermektedir: "Kim zamanının imamını tanımadan ölürse, cahiliye ölümüyle ölür."
Sahih-i Muslim’de bu hadis “Kim boynunda biat olamadan ölürse” şeklinde nakledilmiştir ki anlam ve sonuç olarak aynı şeyi ifade eder. (Bk. Sahih-i Muslim El İmare böl. C. 3 Hadis no: 1478 bk. Musned-i Ahmet c. 4 s. 96)
Açıktır ki imanının şartını, “zulümle insanlara hükümdarlık etme, öldürme, yağmalama ve münker işler yapan fasıkları tanıma ve biat etme” bilmek mümkün değildir. Buna göre burada açıklanan “İmam” imanın şartı olmaya layık olan masum imamı tanımak ve ona biat etmek yani bağlı olmaktır.
İmametin Dini bir Makam Olduğunu Bütün İslam Alimleri Kabul Eder:
Büyük Ehl-i sünnet kelamcısı Nesefi, İmamet’i şöyle tarif ediyor: “İmamet dini yaşatmak için Resulullah’ın hilafetidir.” (el-Akaidu’n-Nesefiye s. 179)
Ve el-Maverdi, imametin "dinin korunması ve dünyanın yönetimi konusunda nübüvvetin halifeliği için tesis edilmiştir" demektedir. (El-Ahkamu’s-Sultaniye, s. 5.)
Taftazani ise şöyle demiştir: "İmamet, Peygamberin halifesi olarak din ve dünya işlerinde genel bir başkanlıktır..." (Şerh’ul-Mekasid İmamet Böl. c. 5 s. 232)
Kadı Ruzbehan şöyle demiştir: "Eş'arilere göre imamet, dinin ikamesi ve milletin korunması konusunda Resul'ün halifeliğidir ve tüm ümmetin ona uyması gerekir." (Enisü'l-A'lam, c. 6/7)
Fahr-i Razi şöyle diyor: İmamet, dinin en büyük rükünlerindendir. (El-Arbein fi Usul-id-Din, c. 2 s. 277)
İbn-i Haldun diyor ki İmam’ın tayini farzdır. Bunun şeriatta farz oluşu Sahabe ve tabiinin icmasıyla sabittir. (Tarih-i İbn-i Haldun c.1 s. 191)
İbn-i Hazm diyor ki: Bütün Ehl-i Sünnet ve bütün Murcie ve bütün Şia ve bütün Havariç imametin farz olduğunda ittifak etmişlerdir. Yine ümmete Hz. Resulullah’ın (s.a.a) getirdiği Allah’ın hükümlerini uygulayan adil imama uymanın farz oluşunda ittifak emişlerdir. (el-Fasl fi’l-Milel ve Nihal c.4 s. 87
Heysemi diyor ki: Bil ki Sahabeler Allah onların tümünden razı olsun, Nübüvvet’en sonra imam tayin etmenin farz oluşunda ittifak etmişlerdir. Hatta onu farzların en önemlisi bilmişlerdir. Bu yüzden Resulullah’ı defnetmeyi bırakıp imamı tayin etmekle meşgul olmuşlardır. (Es-Sevaiku’l-Muhrika s.7)
Eğer imamet dinden olmasaydı veya dinin furu'larından olsaydı, Hz. Resulullah (s.a.a.), "El-Cem'u Beyne's-Sahihayn" (Hamidi) ve "Şerhu'l-Akaid-i Nesefiyye" (Sa'd Taftazani) gibi muteber kitaplarda rivayet edilen şu sözüyle önemini vurgulamazdı:
"Kim zamanının imamını tanımadan ölürse, cahiliye ölümüyle ölür."
Açıktır ki, dinin furu'larından birini bilmemek, kişinin İslam öncesi cahiliye döneminde ölmüş gibi, dinin aslına bir sarsıntıya neden olmaz. Bu nedenle Beyzavi, imamete muhalefetin küfür ve bid'ate yol açtığını belirtmiştir.
Müslim de Sahih'inde yukarıda da naklettiğimiz gibi İbn-i Ömer'den şöyle rivayet etmiştir: "Kim boynunda biat olmadan ölürse, cahiliye ölümüyle ölür."
İmamet Hayatı Düzenleme Projesidir.
İmamet, sayesinde toplumun inanç, ahlak ve bireysel ameller sistemi belirlenir ve hudut ve diyat gibi toplumsal kanunlar uygulanır. Böylece imamet olmaksızın dinin büyük bir kısmı rafta kalır bu da gösteriyor ki dinin “imamet” konusunu ihmal etmesi düşünülemez ve bu Allah-u Teâlâ'nın hikmetine aykırıdır.
Devam Edecek …
tesettürlü escort ,fatih escort ,türbanlı escort ,travesti escort ,taksim escort ,beylikdüzü escort ,çapa escort
halkalı escort ,avrupa yakası escort ,şişli escort ,avcılar escort ,esenyurt escort ,beylikdüzü escort ,mecidiyeköy escort ,istanbul escort ,şirinevler escort ,avcılar escort
