Bugun...


Murtaza Turabi

facebook-paylas
İngiliz Menşe’li İmamet Eleştirisine Cevap (5. Bölüm)
Tarih: 25-02-2025 13:04:00 Güncelleme: 25-02-2025 13:04:00


Bismillahirrahmanirrahim

 

İngiliz Gazetesi İndependent’te 7 Şubat 2025 tarihinde “Sünni-Şii ihtilafının temeli hilafet ve imamet konusudur!” başlıklı bir yazıda imametle ilgili çeşitli tutarsız iddia ve eleştirilere yer verilmiştir. Biz önceki yazılarımızda yazarın eleştiri ve şüphelerinin birkaçına cevap verdik şimdi Allah’ın izniyle geri kalan şüphelerine cevap vereceğiz. İlk önce onun şüphesini -kendi kalemiyle- aktaralım ve sonra cevabına geçelim:

 

6. Şüphe

 

İndependent gazetesinin yazarı şöyle diyor:

Ayrıca "siyasi yönetim" konusu, "mahiyet ve esas" itibarıyla "din" meselesinden farklı bir konudur.

 

Cevap:

Yazarın bu uzun yazısında sık sık söz konusu ettiği konulardan biri dinin siyasetten ayrı olduğu fikridir.

Bu fikir çeşitli şekillerde söz konusu edilir ve biz bunun İslam’la bağdaşmadığını inşallah açıklayacağız. Ancak işin üzücü tarafı şu ki yazar bu fikri savunurken bilerek veya bilmeyerek inkarcılık ve küfre götüren cümleler kullanmasıdır. Biz kendisini onu küfürden tenzih ediyoruz; ancak gaflet yüzünden kullandığı kelimelerin yeniden gözden geçirmesini tavsiye ediyoruz.

1. Örnek:

Örneğin o şöyle diyor:

“Sürekli olarak "neden Müslümanlar böyle geri kalmışlardır?" denildiğine, şunu söylemek gerek: Bundan sorumlu olan Müslümanlar değil, şeriattır. Yani şeriat, Müslümanları yemek, içmek, hamam, uyku, evlilik vs. gibi şeylerde "helal ve haram" gibi hükümler ile sınırlamıştır. Sürekli olarak "Şu helaldir, bu haramdır" deyip durmuştur.”

 

Bu cümlelerde açıkça Allah’ın helal ve haramları sorgulanarak bunların Müslümanların geri kalmışlığına sebep olduğu ileri sürülmüştür. Yani Allah’ın dini tahkir edilmiştir.

Biliyoruz ki din birtakım şeyleri, örneğin domuz eti yemeyi, içki içmeyi, kumar oynamayı, zina etmeyi, kendi mahremiyle evlenmeyi haram bilir. Şimdi bir insan çıkar da “bu hükümler bana göre uygun değil, Müslümanların ilerlemesine engeldir” derse, o adam dini tahkir ettiğinden kafir olur.

 

Yukarıda yazardan aktardığımız cümleleri cahil bir insan söylerse, ne dediğinin farkında olmadığı için belki onu iman dairesinden çıkarmaz ama diyen kişi kendini alim bilen bir kimse ise, onun bu sözleri Allah’ın dinine dil uzatmak, O’nu küçümsemek olduğundan İslam’dan çıkmış olur.

İmam Humeyni (r.a) İnkılabın ilk yıllarında “Biz şeriat istemiyoruz” diye Tahran’da toplantı düzenleyen İran’daki “Cebhe-i Milli” diye bilinen bir grubu mürtet ilan etmişti. Bu da gösteriyor ki Allah'ın dininin ve şeriatının kutsiyetini korumamak din açısından kabul edilecek bir şey değildir.

 

2. Örnek:

Yine İndependent Yazarı, din ile siyasetin ayrı olduğu fikrini açıklarken şu dehşet verici cümleleri kullanıyor:

Hasılı din ile siyasetin her birinin, kendine has bir işlem ve görevi vardır… Acaba burada gerçekten Allah'ın o reisi ataması doğru olur mu? Şayet Allah'ın reisi tayin etme hakkı olursa, o taktirde "hak" nedir? Allah'ın böyle bir hakka sahip olması doğru olur mu? Yoksa öyle bir hakkı yok mudur? Örneğin Allah bize evlenmemiz için özgürlük iradesi vermiştir! Allah burada bizlere müdahale edip "illa falan ile evleneceksin" der mi? Veya "illa patlıcan alacaksın ama portakal almayacaksın" diretmesinde bulunur mu? Aslında bu tür durumlar Allah'ın salahiyeti dahilinde değildir!

 

Cevap:

Bu sözler de bilinçli olarak söylense, insanın inkarcılık uçurumuna yuvarlanmasına sebep olur. 

Çünkü Yüce Allah’a hak, hukuk, salahiyet tayin etme durumunda olduğunu düşünen ve sonra “Ey Allah! Senin şuna hakkın yoktur” diye küstahlık yapan kimse, İblis konumuna girmiş olur ve imanla alakası kalmaz.

 

Allah'ın Kanun Koyma Yetkisinin Delili

İnsanın bütün varlığı Yüce Allah’ın feyzi olduğuna ve O’ndan geldiğine göre, insanın varlığı kendisinin değil, Yüce Allah'a aittir. O’nun mülküdür ve herkes mülkünde tasarruf yetkisine sahiptir. Bu emir ve yasaklar da Yüce Allah’ın insan ve varlık aleminin mutlak sahibi oluşundan kaynaklanır.

Nasıl olur da bir insan bir mülke geçici ve hakiki olmayan sahipliğinden dolayı kurallar koyma, tasarruf etme yetkisine sahip oluyor da ama Yüce Allah, hakiki mülk sahibi olarak kendi mülkünde tasarruf etme ve kanun koyma hakkına sahip değildir?

Kaldı ki Yüce Allah yarattığının ne olduğunu ve neye ihtiyaç duyduğunu herkesten daha iyi bilir ve ona helal ve haram kıldığı şey onun için en hayırlı olandır.

 

Yaratan yarattığını bilmez mi? İlmi her şeyin inceliklerine nüfuz eden O’dur ve her şeyden hakkıyla haberdar yalnız O’dur. (Mülk Süresi, 14)

Ve O, ihtiyaçsız olduğundan ve her türlü zulümden uzaktır.

Gerçekten Allah zerrece zulmetmez. (Yunus Suresi, 44)

 

Yine buyuruyor ki:

Savaş hoşunuza gitmediği halde size farz kılındı; olur ki bir şey hoşunuza gitmez ama o sizin için hayırlı olur ve olabilir ki siz bir şeyi seversiniz oysa o sizin için şer ve kötüdür. (Bakara Suresi, 216)

 

Yine buyuruyor ki:

İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Bunları aşmayın. Kim Allah’ın sınırlarını görmezden gelirse, onlar zalimlerdir. (Bakara suresi, 229)

Kaldı ki kalıcı olan ahiret hayatına nasıl hazırlanacağımızı aklımızla keşfetmemiz mümkün değildir. Bu yüzden mutlaka vahyin emirlerine boyun eğmeliyiz.

İnsanın ölüm ötesi hayat hakkında bilgisi olmadığından o aleme nasıl bir hazırlıkla gitmenin gerektiğini bilmemektedir. Aklı yalnız bu dünyadaki çıkarlarını idrak edecek güçtedir. Öteki hayatta kötü duruma düşmemek ve azaba duçar olmamak için Allah-u Teâlâ’nın emirlerine boyun eğmekten başka bir seçeneğimiz yoktur. Yüce Allah, yasama ve tasarrufunda insanın ebedi yurdu olan ahiret için hazırlığını da nazara alır.

* * *

 

Kısacası inkarcılık mayalarını içinde barındıran bir yazıyı bir din hocası nasıl yazabilir? Şaşırmamak elde değil.

“Dinin siyasetten ayrılığı” konusundaki onun diğer söz ve şüphelerine gelecek yazımızda genişçe cevap vereceğiz inş.

 

Not: Bu yazıyı Şia’nın onurlu Şehidi Şehit Seyyit Hasan Nasrullah’ın ve onun dava arkadaşı Şehit Safiyyuddin’in defin merasimine Ayetullah Uzma Subhani’yi temsilen katılmak için iki günlüğüne gelmiş olduğumuz Beyrut şehrinde yazmak kısmet oldu.



Bu yazı 1147 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI