Hazır Muharrem ayı gelmişken, "Lebbeyk ya Hüseyin!" feryatlarının bol olduğu bir döneme girmişken şunu da akıldan çıkarmamak gerek:
Hani "İmam Hüseyin adına" çeşitli etkinliklere maddi katkılar yapıp "Ben, elimden geleni yaptım, daha ne olsun?" diyoruz ya... Orada duralım:
Mesela on paket su aldınız ve bunu Aşura programlarında "sevabına" dağıtacaksınız yahut herhangi bir organizasyona bin lira para verdiniz, sizin adınıza bu ve benzeri faaliyetleri onlar yapacaklar... İşte orada durun ve kendinize şu soruları sorun:
1- Ben, bu parayı nasıl kazandım?
2- Helale, harama, kul hakkına dikkat ettim mi?
O paraların tıpkı dere suyu gibi saf ve duru olması gerekiyor ki insanlar faydalanabilsinler. Bulanık suyu kim içer?
Ahkâmı bilen, iman ve takva sahibi kimseleri tenzih ederek kumardan, madde satışından, kul hakkından, yalandan, dolandan, hileden elde edilen paralarla nasıl sevap elde edilemiyorsa, bu ve benzeri yollarla elde edilen paralarla Muharrem ayında da ne ihsan yemeği verilebilir ne de su dağıtılabilir. Hepsi boştur, hepsi hiçtir, hatta vebaldir de... İnsanlara fark ettirmeden bulanık su içirmek gibi bir şeydir, günahtır.
Muharrem ayını canlı ve diri tutmak isteyen bir Hüseynî, Tasua gecesini hatırlamalı. Hani o gece İmam (a.s) etrafındakilere şöyle bir çağrıda bulunmuştu:
"Üzerinde kul hakkı olanlar geri dönsünler!"
Yani şöyle buyuruyordu İmam (a.s):
1- Eğer birinden emanet bir şey almış ve sahibine vermemişsen, yarın burada şehit olduğunda ona teslim edecek biri olmayacaksa şimdiden geri dön!
2- Kazancınla insanların hakkına girmiş, onun bunun hakkıyla yanıma gelmiş ve "Canım sana feda!" diyorsan, benim adımı lekeleme! Çünkü sen haram kazancınla "Kerbela şehitliği" gibi kutsal bir unvanı kirletemezsin; benim adımı ve davamı kötü emellerine alet etme!
3- Benim yanımda yer alabilecek kimselerin özelliği bellidir: Ehlibeyt'i hakkıyla tanımalı, diliyle ameli bir olmalı ve üzerinde kimsenin hakkı bulunmamalı.
O halde davranışlarına dikkat ettiğin gibi kazancına da dikkat et. Su gibi ol; temiz ol, temizleyici ol... Böylece her Hüseynî senin ihtiyacını hissetsin.
Ama o gün Kerbela'da ne yeteri kadar su vardı ne de yeteri kadar su gibi temiz Hüseynîler...
Oraya gelen çok sayıda Hüseynî vardı, ama çokları geri döndüler...
Bu dünya eleğinden geçip İmam Hüseyin'in yanında, yolunda ve yurdunda olabilmek için işte bu ibretli olayları dert edinmemiz gerekiyor. Yoksa Kerbela'ya her gelişimizde İmam (a.s), içi kan ağlarcasına meşaleleri söndürecek ve her yıl bize aynı şeyi söyleyecek:
"Gidin, sizi gözüm görmesin!"
Kazançlarını umursayan, helale ve harama riayet eden ve tertemiz kazancından her türlü hayır programlarına katkıda bulundukları gibi Muharrem ayında da çeşitli etkinlikleri destekleyerek İmam'ın (a.s) yanında yer alan hakiki Hüseynîlere selam olsun...
