Bugun...


Metin Atam

facebook-paylas
Karnını Doyur, Üstünü Giyin!
Tarih: 01-11-2022 16:09:00 Güncelleme: 01-11-2022 16:09:00


Hepimizin bir gurur kaynağı vardır muhakkak... Bazen bir devlet dairesine girersiniz, sıradan insanların 2 günde hallettiği işleri 2 dakikada halledip çıkarsınız. Eşiniz, dostunuz, çevreniz merak edip sorar: "Bunu nasıl başardın?"

Göğsünüzü gere gere cevap verirsiniz: Oğlum orada müdür!..

Bazen bir dalda büyük bir derece elde eder, mesela ülkenin birincisi olursunuz... Herhangi bir yere gittiğinizde insanlar parmakla sizi gösterirler, etrafınızda halka oluşturur, sizden imza isterler.

Göğsünüzü gere gere onlara imza dağıtırsınız!

Bizler böyleyiz; bazen asaletimiz kendimizdendir, bazen bir yakınımızdan... Kiminin asaleti parasından kaynaklanır, kiminin gücünden, kiminin şöhretinden, kiminin koltuğundan, kiminin ilminden, kiminin de şundan veya bundan...

Şimdi aynı ön bilgilerle Kerbela'ya gidelim ve Cevn'i tanıyalım...

95 yaşında siyahi bir köle olan Cevn, bize şunu öğretti ki bir insan hiçbir güce, paraya, şöhrete ve makama sahip olmasa da ve dünyevi asaletlerin en alt seviyesinde bulunsa da şehrinin, ülkesinin ve dünyasının bütün bu asillerinin ulaşamayacağı bir makama ulaşabilir ve tüm zamanlarda parmakla gösterilen ulvî bir değer haline gelebilir.

İşte, özgürlüğün sırrı buradadır...

Cevn, öyle bir makama ulaştı ki size söyleyeyim: Bilirsiniz, her Kerbela şehidinin Ehlibeyt'ten rivayet edilen ziyaretnameleri vardır. Yani kabr-i şeriflerini ziyaret ettiğinizde bir tür dua olan bu ziyaretnameleri okuruz.

Cevn'in ziyaretnamesinde ne yazıyor biliyor musunuz?

Orada biz onu ziyaret ettiğimizde "Anam babam sizlere feda olsun" diyoruz... Yani bu şehide ve tüm Kerbela şehitlerine ruhlar âleminde peygamberler, imamlar (a.s) ve bütün insanlar böyle söylüyorlar. 14 asırdır bütün Ehlibeyt dostları da böyle diyor...

İnsan için bundan daha büyük bir makam olabilir mi?

Bu büyük makam, dünyevi bütün prangalardan sıyrılmış, kimsenin boyunduruğu altına girmeden özgür kararlar alabilen kimseler için mümkün olabilir.

Nitekim İmam Hüseyin ona, "’Sen de diğerleriyle geri dönebilirsin!" dediğinde, Cevn ağlamış, o haliyle şunları söylemişti:

-Beni neden gönderiyorsun ey İmam'ım! Derim siyah olduğu için mi? Yoksa kötü koktuğum için mi? Yoksa kıymetsiz bir köle olduğum için mi? Allah'a andolsun ki kanım sizin kanınıza karışmadıkça yanınızdan ayrılmam!

Bu, ancak özgürlerin alabileceği bir karardı...

Özgürlük işte budur: Yani seni dünyaya bağlayan her şeyi geride bırakmak ve sadece aşkına odaklanmak!

Özgür kimseyi hiçbir tehdit korkutmaz. Onun için en büyük korku, aşkından uzaklaşmaktır.

Azıcık korksa, azıcık uzaklaşsa esir olmaktan korkar. Çünkü dünyanın herhangi bir bağına; parasına, şanına, şöhretine, makamına, servetine, şehvetine ve lezzetine kapılan kimse özgür olamaz. O, bu değerlerin esiri olmuştur ve bu da onun aşkına ulaşmasına engel olur.

O halde Cevn, aşkının yanı başındayken ondan neden ayrılsın? Özgürken neden esir olsun?

Belki de özgürlüğün bir diğer sırrı da İmam Sadık'ın şu cümlesinde saklıdır:

"Bizim takipçimiz, dünyadan ancak karnını doyurabileceği ve bedenini örtebileceği kadarını alır."

(Üstat Daristani'nin "Ne Yapıyoruz?" Adlı Sohbetinden Uyarlanmıştır)

Facebook/Ahlak Kütüphanesi/Ne Yapıyoruz/4. Bölüm

22 Mayıs 2020 Tarihli Yazı Dizisi



Bu yazı 2707 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI