Bugun...


Metin Atam

facebook-paylas
HANGİSİYİZ?
Tarih: 14-03-2022 09:35:00 Güncelleme: 29-03-2022 11:39:00


İnsanlardan öyleleri var ki kendi başlarına hareket etme özelliğine sahip değiller. O yüzden kendilerini daima rüzgârın esintisine bırakırlar. Ne tarafa eserse oraya yönelir, nerede durursa orada dururlar. Hayattan yana yiyip içtikleri, giyip eskittikleri ve eğlenip güldükleri dışında bir hedefleri yoktur. Esenle eser, duranla dururlar. Akıl melekeleri henüz gelişmemiş, hiçbir tecrübe onlara bir şey katmamıştır. Din, onlar için sadece bir meşguliyet; dünya ise kalıcı bir yurttur. Ölüm onları yakalamadığı sürece çok uzak, ahiret varsayım, kıyamet hayaldir. Ne hesap ne kitap ne ateş ne azap onları korkutmaz. Tek kaygıları gelecek, tek idealleri şan, şöhret ve makamdır.

Onların ataları, Peygamber (s.a.a) döneminde (akıllarıyla değil de) aynı rüzgâra kapılarak İslam'ı benimsediler; evlatlarından bazıları da bugün dahi aynı rüzgâra kapılarak İslam dairesi içindeler. Ne hakla batılı ayırt edebiliyorlar ne de bunun için kıllarını kıpırdatıyorlar. En insaflıları, olanları sadece seyredip içsel bir kınamayla kendilerini teskin ediyor, suya-sabuna dokunmadan akılları sıra kılı kırk yaran bir yaşam tarzıyla dini en güzel kendilerinin yaşadıklarına inanıyorlar. Halkı-haksız, yanlı-yansız, çullu-çulsuz herkese mavi boncuk dağıtan ve fakat haklıdan yana hiçbir tutum sergilemeyen bu yeni nesil cahiller, tıpkı ataları gibi dünya konusunda tilkiden daha tilki, ahiret konusunda yobazdan daha yobazlar.

İnanmış gibi görünüyorlar, ama inanmıyorlar.

(Dini) yaşamış gibi görünüyorlar, ama yaşamıyorlar.

Neticede estikçe esen bir rüzgâra kapılmışlar. Hedefleri aynı hedef, kaygıları aynı kaygı. Ne geçmişten ibret almışlıkları var ne de yaşadıklarından ders çıkarıyorlar. Çünkü onlar da tıpkı ataları gibi akletmiyor, hakka hesap sordukları halde batılın şıracısı kesiliyorlar. Sormuyor, sorgulamıyorlar.

Dinden uzaklaşıp dünyada fersah fersah yol aldıktan sonra geride kalan "inanç" onlara ne kazandırabilir ki? Onların misali, azığını evde bırakıp çöle çıkan bedeviye benzer. Uzun bir yol aldıktan sonra çölün ortasında bohçasını açıp yemek yemek istediğinde evdeki yemek onu nasıl doyursun ki? Yolcunun azığı daima yanında olmalı. Daima hazır olmalı. Ama onlar bunu akletmiyorlar. Bildikleri halde ihtiyaç duymuyorlar. Kapılmışlar bir kere... Uçuyorlar da uçuyorlar...

İnsanlardan bazıları da var ki aklı, Allah'ın bahşettiği en güzel ve en önemli bir nimet olarak kabullenmiş, inançla takviye etmiş, tecrübeyle desteklemiş ve öğütle süslemişlerdir. Bu yüzden akıl melekeleri öylesine gelişmiştir ki nerede teslimiyet, nerede sorgulama gerektiğini çok iyi bilirler. Ellerinde kapı gibi belgeler (Kur'ân ayetleri), önlerinde ışık saçan rehberler (Ehlibeyt İmamları) ve onların mektebinde yetişmiş Ehlibeyt hizmetkârı fakihler var. Karşılaştıkları her şeyi onların öğretilerine sunar, akıllarıyla muhakemede bulunurlar. O yüzden değil rüzgâr, Nuh Tufanı da çıksa sarsılmazlar. Azıkları daima yanlarındadır. Güzergâhları bellidir. Hedefleri vardır ve yolculukları orayadır.

Dünya onlar için geçici bir yurt, ahiret ise varılacak en gerçekçi sondur. Bu yüzden kendilerini o sona hazırlar, hayatı bunun için bir hazırlık yurdu kabul ederler. Hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. Kendilerinden ve hedeflerinden emindirler. Sağlam adımlarla o hedeflere doğru sabırla ve azimle yürürler.

İmam Ali (a.s) buyurmuştur ki: İnsanlar, kendi benzerlerine meylederler.

Acaba biz, bu iki gruptan hangisiyiz veya hangisine benziyoruz?



Bu yazı 3480 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
İLAN PANOSU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI